TANRIÖVEN; TİCARETİN YAZILI OLMAYAN KURALLARI VARDIR
TANRIÖVEN; TİCARETİN YAZILI OLMAYAN KURALLARI VARDIR
Zirve'dekiler
03 Ağustos 2018 Cuma 12:18
  • 13779
  • 0

TANRIÖVEN; TİCARETİN YAZILI OLMAYAN KURALLARI VARDIR

İzmit’in en eski ticaretle uğraşan bir ailenin mensubu.Ticaret ailesinin genlerinde var. Okulunun tatil günlerinde manavcılık yapmış, Pazarda da tezgah açmış. Ankara Caddesi’ndeki ticaret, daha çocukluğunda Geleceğe dair kafasında yer etmiş. İlk şirketini abisi ve iki arkadaşıyla 80 çeyrek altınla kurmuş.

Ticarette var olan mayasının
Yoğurta dönüşmesi ise Empa Kuyumculuk’ta olmuş.
Hayatının dönüm noktası 2000 yılı…
Dünya devi İsviçre firması Robatech ile tanışması o dönem olmuş.
İşte çocukluktan başlayan gerçek bir başarı hikayesi.
O, Robatech Tutkal Teknolojileri Satış Müdürü,
O, Say Sanayi’nin ortağı, O, başarılı bir ticaret adamı,
O, BAŞSİAD Genel Sekreteri,
Ve O, A.U.Hakan TANRIÖVEN…

RÖPORTAJ:TÜLAY DURAN

 

-Hakan bey, kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

1970 İzmit doğumluyum, aslen Selanik göçmeniyiz, rahmetli dedemiz ve babaannemiz 1920’li yıllarda Selanik’ten Kocaeli’ne göç etmişler. Bir kız, dört erkek evladı olan dedem Hacı Salim Tanrıöven, İzmit’e geldiğinde çok hızlı bir şekilde çevre oluşturmuş. Dedemin mesleği manifaturacılıktı ve Fevziye Camii’nin kenarındaki  İzmit Çarşısı’nda dükkanı varmış. Sonra ki dönemlerde dükkanını eski tabiriyle demiryolu caddesine taşımış. Uzun dönemler manifatura dükkanımızı orada işletmiş ve bu süreçte babamlar, amcamlar orada ticarete atılmışlar. O zaman dükkanımızın ismi de Ayyıldız mağazasıydı. Aslında dedem İzmit’in en eski esnaflarındandı. Enteresandır, ailemizdeki tüm bireyler de ticaretle uğraşıyor. Bizim ailemizde , bir yerde çalışan yoktur, belki de genlerden gelen bir dürtüydü.

 

“İZMİT’İN EN ESKİ TİCARETLE UĞRAŞAN BİR AİLENİN MENSUBUYUM.”

Dolayısıyla ben de İzmit’in  ticaretle uğraşan en eski ailelerinden birinin  mensubuyum. İzmit’in eski ticaret erbapları mutlaka soyadımızı duyduklarında; “Sen Hacı Salim’in torunusun, Yalçın’ın oğlusun, Yılmaz’ın yeğenisin” diyorlar. Mesela büyüklerimden duyduğum kadarıyla Hacı Ömerler mağazamızda çalışmışlar, ondan sonra ticarete atılmışlar. Dolayısıyla dedem İzmit’in ilk manifaturacısıydı ve onu da şimdi burada anlatmak bize nasip oluyor. Allah hepsinden gani gani rahmet eylesin. Üç kardeşiz, bir abim ve bir ablam var. Ben ailenin en küçüğüyüm. 1974 yılında hem dedemi, hem de annemi kaybettik. Dolayısıyla üç kardeş olarak küçüklüğümüz ve büyüme dönemimiz, babam ,halam ve amcalar ki; çok geniş bir aile olduğumuz için onların himayesinde büyüdük. Hepsinden de Allah razı olsun, bize çok iyi baktılar ve çok iyi yetiştirdiler. Hepsine teşekkür ediyorum ve ahirete gidenlere de gani gani rahmet eyliyorum. İzmit Ortaokulu ve İzmit Lisesi olmak üzere eğitim hayatıma da devam ettim.

 

“HAYALİM VALİ OLMAKTI AMA AİLEDEN GELEN O GENLER, BENİ TİCARETE YÖNLENDİRDİ”

-Ticaretten gelen bir ailenin mensubuydunuz, lise döneminde bir hayaliniz var mıydı?

Kafamda da hep ticaret vardı zaten çünkü İlkokul, ortaokul, lise olmak üzere biz tüm yaz dönemimizde evimizin altında bulunan manav dükkanında çalışıyorduk. Pazar günleri de pazarda tezgah açarak sebze, meyve satışını yapıyorduk. Amcamlar ise dedemin bıraktığı manifatura dükkanında konfeksiyon işine devam ettiler bazı yaz dönemlerinde onların yanında tezgahtarlık yapıyorduk. Aslında küçüklükteki hayalim vali olmaktı ama ailenin o genleri, ailenin o yaşantı yapısı, ticarete yatkınlığı, çevresi ve ailenin dostlarının da ticaretle uğraşması, bizi bir şekilde otomatikman ticarete yönlendirdi. Eskişehir Üniversitesi Açıköğretim Kamu Yönetimine girdim ki; o dönemler açıköğretime kayıt olanların askerliği öteleme durumu vardı. Bana o zamanlar o durum mantıklı gelmişti ve akabinde 1994 yılında abim ve İzmit’te çok sevdiğim iki arkadaşımla birlikte Merkez İnşaat isminde, 4 ortaklı bir limited şirketi kurduk. Amacımız, o zamanlar İzmit’te olmayan havuz kimyasallarını pazarlamaktı.

 

“TİCARETE DAİR BİR MAYAM VARDI, O MAYANIN BİR YOĞURT HALİNE GELMESİ EMPA KUYUMCULUK’TA OLDU.”

-Bir şirket kurma fikri nasıl doğdu ve süreciniz nasıl ilerledi?
Büyüklerimizin desteği ve artık amcamlara yük olmama adına abim Gürkan ile 20 li yaşlarda ayrı bir eve çıktık. Tabi biz o yaşlarda çalışıyorduk ve elimize de para geçiyordu. Arkadaşlar da hep bize gelip, toplanıp, sohbet ederdik. Orada bir akşam bu fikir doğdu ve dört arkadaş her birimiz 20’şer çeyrek altın koyarak, sermayesi 80 çeyrek altın olan bu şirketi kurduk. Havuz kimyasalları satmaya ve yine aynı zamanda, aynı şirket bünyesinde, profesyonel apartman yöneticiliği hizmeti vermeye başladık. Hatta o zamanlar Kocaeli’nde bu hizmet hiç yoktu. O sırada çok sevdiğim bir arkadaşım Hoşgör’ün karşısında bulunan Empa Kuyumculuk’un eleman aradığını söyledi. Ben de dükkan sahipleriyle tanışmaya gittim. İzmit’in çok değerli ailesidir.  Kemal Kuşkan, bir de ortakları vardı. Kemal abiyle tanıştım ki; ben ona abi derim benim ikinci abimdir. Diğer tarafta şirket ortaklığım devam ederken; kuyumcu dükkanında da tezgahtarlık yapmaya başladım. Orada kuyumculuğu öğrendim. 1994-1996 dönemleri ki; Türkiye’nin kriz dönemleriydi ve Türkiye’de ciddi döviz alış ve satışı oluyordu. O zamanlar döviz büroları yoktu ve bu olay kuyumcular üzerinden dönüyordu. Ticarete dair bir mayam vardı ama o mayanın bir yoğurt haline gelmesi Empa Kuyumculuk’ta oldu.

 

“TİCARETİN YAZILMAYAN KURALLARI VARDIR.”

Ben orada 1994’ten 1998’zin Haziran ayına kadar 4 buçuk sene, tam zamanlı çalıştım. Orada hem kuyumculuğu, hem döviz ticaretini, hem de esnaflığın nasıl dürüst yapılabileceğini öğrendim. Çünkü Kuşkan Ailesi, dürüst ve güvenilir  bir aile, çok ciddi bir çevresi var ve çevresindeki tüm insanlar da çok kıymetli insanlar dı. Ben de o insanlarla tanışma  ve kendimi onlara sevdirme fırsatını buldum. Onlar ve aile de beni çok sevdi ki; oğulları gibi beni sahiplendiler. Böyle bir imkan olunca; hem çevre hem de ticaret açısından sizi besliyor. Ticaretin yazılı olmayan kuralları vardır. Ben onları da orada öğrendim, nasıl dürüst ticaret yapmanız gerektiğini, nasıl dostluk kurup, bunu nasıl yürütebileceğinizi öğreniyorsunuz. 1998’in Haziran ayında da 15 ay sürecek askerlik görevimi yapmaya gittim. Kemal Kuşkan da işlerin eskisi gibi gitmemesinden dolayı iş değişikliği yapıp, aynı yerde konfeksiyon üzerine Kortel isminde giyim mağazası açtı.

 

-Peki, askerlik dönüşü geleceğinize dair bir planlar yapmış mıydınız?

Zaten Merkez İnşaat faaliyetlerine devam ediyordu ki; diğer iki arkadaşımızla olan ortaklığımız da bitmişti. Ama askerliğimin son iki ayında deprem yaşandı. Ben bizzat yaşamadım ama tabi Kocaeli’nin halini biliyorsunuz. Dolayısıyla askerden döndüğümde ticaret durmuş durumdaydı ve şehir tekrar ayağa kalkmaya çalışıyordu. Elimizde sonuçta bir şirketimiz vardı, ne yapabiliriz, ne edebiliriz diye düşünürken, Kuşkan Ailesi’nin vasıtasıyla tanıdığım inşaat mühendisi Yalçın Kayalı o sırada inşaatların güçlendirme projelerini yapıyordu, bize de kolon ve kirişlere epoksi uygulamasında kendisine taşeronluk yapmamızı önerdi. Biz de epoksi uygulamasını  hiç bilmiyorduk, tabi gerekli araştırmalarımızı hemen yaptık. O zamanlar çok komplike olmayan bir makinası vardı ki; hemen yurtdışından onu getirttik ve çalışmaya abimle birlikte başladık. Bir buçuk sene çok iyi bir ivme ile devam ettik ve çok iyi ticaretimiz oluştu.

 

-O dönemler “Bu benim işim” diyebildiniz mi?

Evet, o dönemlerde “Bu benim işim” demeye başlamıştım. Çünkü iş çok hızlı gidiyordu, kazancı da çok iyiydi. Esasında o zamanki amacımız; inşaat üzerine bir şeyler yapmaktı ki; bu çocukluğumuzdan oluşan bir şeydi. Ankara Caddesi’nde halamın eşi, rahmetli Kemal Süzer’in  İkiler Ticaret A.Ş. adında bir şirketi  vardı, ortaokul ve lise zamanlarımızın yaz dönemlerinde, ben orada da çalıştım. Hakikaten Ankara Caddesi’ndeki o esnafları çok iyi tanırdım ve oradaki esnafların ekonomik durumları her zaman iyiydi. Hep inşaat malzemeleri satarlardı ki; ondan dolayı hep kafamızda inşaatla ilgili iş yapmak vardı. Zaten Merkez İnşaat’ın kuruluşundaki temel düşüncede de bu vardı. İşte bu epoksi işinde bir buçuk sene çalıştıktan sonra bir atılım yapmak gerekiyordu. Ticaret olarak abimle aramızda ufak tefek fikir ayrılıklarımız da vardı ama bu ayrılıklar keskin ayrılıklar değildi. Biraz daha farklı bakıyorduk ticarete.

 

“2000 YILI HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI OLDU”

-O zaman bugüne dair adımların atıldığı sene diyebilir miyiz?

Evet, hayatımın dönüm noktası dediğim sene 2000 senesiydi. Halamın eşi ki; İzmit’te çok saygın bir iş adamı olan rahmetli eniştem Kemal Süzer, Ankara caddesinde faaliyetine devam eden İkiler Ticaret’in kurucu ortağıydı. Yetim olduğumuz için sağ olsunlar eğitim hayatımıza kadar bir çok alanda bana  destek olmuştur,  2000 yılının Nisan ayında eniştem Kemal Süzer vefat etti. Eniştem vefat edince; İkiler Ticaret’te işe devam eden eniştemin oğlu Sinan Süzer abime destek olmak için buraya gitmeye başladım sağ olsun Sinan Süzer abimizde bizi çok severdi . Çünkü eniştem Kemal Süzer gerçekten ticaret anlamında Kocaeli’nde ciddi bir yer edinmiş bir şahsiyetti .  Orada onların daha önceden kurdukları bir ortaklık yapısı vardı. Yine ortaklardan Yunus Özden bey , aile dostumuzdur, o şirketin genel müdürlük görevini yürütüyordu. Açıkçası orada tam ne yaptıklarını da bilmiyordum. Tabi şirkete gidip geldikçe İkiler Ticaret’in İsviçre firması olan Robatech Ag’nin  distribütörü olduğunu öğrendim.

 

 

“SANAYİYLE TİCARET YAPILABİLME FIRSATI ELİME GEÇTİ.”

Yunus beyler de makine satmak için çaba sarf ediyorlardı. Ben de oraya gidip gelirken; Yunus beyle birlikte birkaç sefer makine satış görüşmelerine gittim. Tabi ilk defa hayatımda bir fabrika gördüm, toplantı odasına girdim, Yunus bey konuşurken dinledim. İlk başta değişik bir ortam gibi geldi bana. Karşımızda üniversite mezunu satın almacılar, makine mühendisleri, bir şeyler soruyorlar, tabi ben hiçbir şey bilmediğim için sadece dinliyordum. İki görüşmeye gittikten sonra bir şeyler öğrenmeye başladım. Üç dört görüşmeden sonra ben de bir şeyler söylemeye başladım. Tabi uzun süre esnaflık ve ticaretle uğraştığım için satış yönüm de kuvvetliydi. Yunus bey de destek vermemi istedi. Gürkan abimden de olur alarak, asgari ücretle çalışmaya başladım. 2001 yılında hayatımda da ilk defa İstanbul’da ambalaj fuarına katıldım ; benim için apayrı bir dünyaydı. Yunus beyin ve Sinan beyin desteğiyle, sanayiyle ticaret yapılabilme fırsatı elime geçti. Açıkçası ben de bunu iyi kullandım ve şirkette satışa ciddi bir destek verdim. Sağ olsunlar onlar da bana destek verdiler.

 

“2006-2007 YILLARINDA BEN İKİ FİRMADA ORTAKLIĞI OLAN, İŞ HAYATINDA BİR YER EDİNMİŞ OLDUM.”

-O günlerden bugünlere İkiler Ticaret ve Hakan Tanrı öven olarak Robatech firmasında nasıl bir süreç ilerledi?

Ak Parti hükümetinin gelmesiyle ticaretin hızlı bir şekilde ivmelendiği dönemlerdi. Benim de otuzlu yaşların verdiği enerji ve şirketin konumuyla da çok hızlı bir ivmeye girdik. Bir sene geçtikten sonra maaşım biraz daha arttı bana prim vermeye başladılar. Bu arada şirket de büyümeye başlamıştı ki; başladığımızda Sinan bey, Yunus bey, Muharrem  bey ,Yasemin Hanım ve ben olmak üzere 5 kişiydik. Bu büyümeyle şirket elemanlar almaya başladı. Sinan beyle Yunus bey yeni bir şirket kurmaya karar verdiler, orada da bana yüzde 5 bedelsiz hisse verdiler. Yeni firmamız Say Sanayi’de de farklı distribütörlükler aldık. Bir anda İkiler Ticaret’te çalışırken ayrı bir firmada da ortak oldum. Bu çalışma 2004 yılına kadar devam etti. Daha sonra çok iyi bir performans gösterdiğim için Say Sanayi’deki hissem yüzde 15’e çıktı. İkiler Ticaret’te de bana yüzde 15 hisse verdiler. Dolayısıyla 2006-2007 yıllarında ben iki firmada ortaklığı olan bir kişi olarak  iş hayatında bir yer edinmiş oldum. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Robatech kısmında da satış müdürü oldum. Dört kişiyle başlayan şirket şuanda 2018’de    26 kişiye geldi. 2012 yılına kadar bu iş böyle devam etti. Türkiye’de çok iyi bir büyüme sağladık. İsviçre bizi gıpta ile takip etti. İran, Azerbaycan bize bağlandı. Robatech firmasının Türkiye ayağında genel distribütörü olarak iş hayatımıza devam ettik. 2012’ye geldiğimizde hemen hemen 20 kişilik bir yapıya sahiptik, 2010 yılında Çarşıyapı’ya taşındık ve bulunduğumuz binayı işimize uygun dekore ettik. Robatech, 76 ülkede organizasyonu olan büyük bir firma. Bu 76 ülkede 20’sine kendisi sahip, satın almış durumda.

 

“EKİP ARKADAŞLARIMIN DESTEKLERİYLE BÜYÜYEN BU FİRMAYI SATIP, ÜLKEMİZE DÖVİZ KAZANDIRDIK.”

Robatech, 2012 yılında ülkenin de hızlı büyümesini öngörerek, bizden memnun olduklarını  bu ülkenin geleceğini iyi gördüklerini, ülkemize yatırım yapmak istediklerini dolayısıyla şirketi satın almak istediklerini söylediler. Biz de üç ortak satışa olur şekilde karar verdik. İkiler A.Ş.’yi 2012 yılında yüzde yüz hissesine hakim şekilde sattık. Onlar da şirketi alıp sadece unvanını değiştirdiler. Robatech Tutkal Teknolojileri olarak koydular. Ekipte hiçbir şekilde değişiklik yapmadılar, sadece Sinan abim daha yoğun çalışmak istemediğinden dolayı, Say Sanayi’de kalmak istediğini belirtti. Tabi bu kolay bir süreç değildi. Biz bu sürece var olan ekibimizle geldik, ekip olmadan hiçbir şey başaramazsınız. Bu vesileyle diğer çalışma arkadaşlarıma da başta Teknik Müdürümüz Muharrem bey ve Finans müdürümüz Yasemin hanım olmak üzere hepsine çok teşekkür ediyorum çünkü onların destekleriyle büyüyen bu firmayı satıp, ülkemize döviz kazandırdık. Sonuç olarak eskiden sahibi olduğumuz şirkette şimdi çalışan konumuna geldik. Ben satış müdürü görevini üstlendim, Yunus bey genel müdür görevini üstlendi, Muharrem bey teknik müdür görevine devam etti, Yasemin hanım ise hala finans müdürümüz olarak  görevine devam ediyor. Tabi Robatech firmasının gücüyle daha da güçlendik. Daha kurumsal bir yapıya döndük. 2012-2018 yılları arasında geçen bu 6 senede kendi adıma bir şeyler söylemem gerekirse kurumsallık adına kazanımlar elde ettim, aynı kazanımları ekibimiz de etti. İzmir, Adana, İstanbul Avrupa yakasında ofislerimiz var, şu anda toplamda 26 kişilik bir ekibe sahibiz. Ama tabi ki hedeflerimiz var, daha da büyüyeceğiz. Buradaki görevimi yüzde 100 tam zamanlı yürütüyorum. Diğer şirketteki hissem de devam ediyor.

 

“ROBATECH DÜNYADA İLK İKİNİN İÇİNDE YANİ BİRİNCİ LİGTEYİZ”

-Peki Robatech ne yapar?

Robatech, endüstriyel tutkal uygulama ekipmanlarını üreten bir İsviçre firmasıdır. Endüstriyel tutkal dediğimiz zaman en başta ambalaj sektörü olmak üzere otomotiv, inşaat, tekstil, mobilya, matbaa, grafik gibi tüm bu sektörlere baktığımızda mutlaka bir yapıştırma operasyonlarına ihtiyaç vardır. Bu yapıştırma operasyonları dediğimiz endüstriyel tutkallar kimyasallarla yapılıyor. Bu kimyasallar da soğuk ve sıcak olmak üzere ikiye ayrılıyor. Sıcak kimyasallar da 150-160 derecede eritilip, ergitilmiş halde uygulanması gereken kimyasallardır. Dolayısıyla 160 derecede eritilmiş bir kimyasalı bir yüzeye uygulamak için gerçekten özel bir ekipmana ihtiyacınız vardır. Robatech de bu ekipmanları üretiyor. Tabi ki dünyada tek değil, rakipleri var ama çok fazla rakipleri yok. Dünyada bu işi yapan 5-6 tane ana firma var. Biz ilk ikinin içindeyiz yani birinci ligdeyiz. Türkiye’de ağır sanayiyi çıkardığımız zaman geri kalan tüm üreticilerle ilişkimiz var, makinalarımız var çünkü bugün evimizdeki yataktan, mobilyaya, giydiğimiz ayakkabıdan, elbiseye ve aldığımız çantaya kadar kullandığımız her yerde tutkal var. Türkiye’de  1,150’ye yakın cari müşterimiz mevcut. Bunların hepsi aktiftir, bunların hepsi bizden makine almıştır. Zaten 2000 yılında beni de işin bu dinamikliği cezbetti.

 

“BAŞSİAD’LA BİRLİKTE YENİ TİCARETE ATILANLARA BİR ŞEKİLDE DOKUNABİLMENİN HAZZINI YAŞADIM”

-Biraz da özel  ve sosyal hayattan bahsedelim…

2012 sürecinden sonra işim hafifledi ve ben de bu dönemde eşim Pelin hanım ile evlendim. O da benim hayatımın bir dönüm noktasıdır. Aslında 2012 yılı hayatımın mihenk yılıdır. O yıl hem işimde bir çizgi değişikliği oldu, hem de özel hayatımda. 2014 yılında  kızımız Lina dünyaya geldi. 2014-2017 seneleri arasında ufak bir rahatsızlık geçirdim, hayatı biraz daha rölantiye aldım. Genç Kocaeliler Derneği’nde 1995-1996’ larda Hüseyin Erol’un başkanlık yaptığı dönemlerde, yönetim kurulunda görev almıştım, o dönemler çok gençtim. Sağ olsunlar bana öyle bir görev yüklemişlerdi. Orada dernekçiliği biraz tanıdım ama esasen 2016 yılında BAŞSİAD’la tanıştım. Biraz daha sosyal hayata zaman ayırmaya başladım. Öğrendiklerimi, tecrübelerimi arkadaşlarımla paylaşma hevesi doğdu. Ticarete yeni atılanlara bir şekilde dokunabilmek gerçekten haz olarak  güzel bir şey. BAŞSİAD’la birlikte böyle fırsatlar da çıktı ve benim için de çok iyi oldu. Ama iş hayatı da yoğun olarak devam ediyor.

 

 

“GEÇEN SENEYİ ROBATECH TÜRKİYE OLARAK ÇOK İYİ BİR BÜYÜME İLE KAPATTIK.”

-Robatech Türkiye olarak bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Ekibimiz çok güçlü, sağ olsunlar geçen seneyi Robatech Türkiye olarak çok iyi bir büyüme ile kapattık. Bu sene ki; piyasanın kötü olduğu bir dönemdeyiz, bundan 10 gün önce ilk 6 aylık değerlendirme toplantısı yaptık. Yurtdışından arkadaşlarımız geldi, teşekkür ettiler, hedeflerimizin çok üzerindeyiz. Bir de şanslıyız, Türkiye’de bizim işimizi yapan çok fazla firma yok. O da bizi dinamik kılıyor. Robatech olarak Kocaeli’nde Çarşıyapı’da 1600 metrekare bir alanda hizmet veriyoruz. Bunun 800 metrekaresi satış ve ofislerimizin olduğu yer, diğer 800 metrekare alanda da teknik servis ve stok alanımız  mevcut. Bu alanda Türkiye’nin en büyük firmasıyız. Rakiplerimizin böyle bir lokasyonu yok, hizmet ağı yok, o da bizi ön planda tutuyor. Bölgelerde servis elemanlarımız, araçlarımız var, onlar da bize bir ivme kazandırıyor. Bizim bir avantajımız da farklı sektörlerde olmamız. Mesela inşaat sektöründe yaşanan kriz eğer sadece inşaata bağlı bir iş yapıyor olsaydım beni ciddi etkileyecekti. Ama ben inşaatta oluşan krizi ambalaj sektöründe iyi bir ivmelenmeyle kapatabiliyorum. Şuan benim dokuz tane ana sektörüm var. Bunun yanında küçük sektörlerle hemen hemen 14 sektöre hitap edebiliyorum. Dolayısıyla krizler sizi çok fazla da etkilemiyor. Türkiye genelinde net rakamlar değil ama beş bine yakın makinamız var. Bunların hepsine de hizmet veriyoruz. Tabi bunlar kaliteli makinalar, sürekli arıza çıkartmıyorlar, tabi ki oluyor ama 12 tane servis elemanımız var, kaliteli bir ürün de sattığımız için bu operasyonu yönetilebilir hale getiriyor. Büyüme odaklı firmayız ki; 2019’da hedefimiz kadromuza 3 kişiyi daha ilave etmek. Çok kaliteli servis hizmeti verdiğimiz için diğer firmalardan daha pahalı olmamıza rağmen Robatech tercih edilen bir firmadır. Bizi başarılı kılan diğer bir yanımız da farklı noktalara kaymıyoruz. İşimiz bu, başarının en büyük etkenlerden birinin odaklanma olduğuna inanıyorum. Biz şunu da gördük; İsviçre merkezimiz de sadece bu işe odaklanmış. 1975 yılında kurulmuş 43 senelik bir firma, sadece bu ekipmanları üretiyor. Aslında bunu yaparak AR_GE’sini geliştirmiş, kalitesini oturtturmuş, belli bir noktaya getirtmiş, satış ekibini kurmuş ve dünyaya yayılmış. Düşünün 76 ülkede Robatech var ve 24 saat boyunca Robatech satılıyor. Japon kalkıyor Robatech satıyor, Japon yatıp Amerikalı kalkıyor yine Robatech satıyor.

 

“BAŞSİAD, ALT JENERASYONLA KOPARDIĞIM BAĞI GÜÇLENDİRDİ.”

-Ülke gündemini değerlendirebilir misiniz?

Şuan zor bir süreçten geçiyoruz ama geleceği de ülke olarak iyi görüyorum.  Çok karamsar değilim ki; benim öyle de bir yapım yoktur. Tabi ki sıkıntılarımız var ama bunlar aşılamayacak sıkıntılar değil. Çünkü ülke çok kötü bir noktadan bu noktaya geldi. Bu noktaya gelene kadar da tüm vatandaşların katkısı vardır. Hiçbir şekilde parti ayırımı yapmıyorum. Genç arkadaşlara eleştirilerim var ama gıptayla baktığım, keşke bu özellikleri ben de edinseydim, keşke zamanında eğitimime daha fazla zaman ayırsaydım dediğim bir gençlik de var. Ben her şeyi iyi görüyorum ve iyi de görmek istiyorum. O yüzden odak noktamız üretmek ve çalışmak olmalı. Bu ayrıca BAŞSİAD’ın da mottosudur. Üretmek, çalışmak ve işimizde başarılı olmak. BAŞSİAD yapısının içine girdiğim zaman doğru karar verdiğimi hissettim. Yaş olarak BAŞSİAD üyelerine baktığımız zaman, benim 10-15 yaş altı üye sayısı çok daha fazla bir dernek  BAŞSİAD, alt jenerasyonla kopardığım bağı güçlendirdi. Çok genç arkadaşlar ticarette başarılı olmuşlar veya başarılı olmak istiyorlar ama bazı tecrübelerden de eksiklikleri var, ben onlara bir şeyler katmaya çalışıyorum, ben de onlardan enerji alıyorum. Dolayısıyla bu da beni dingin tutuyor, bu dönemde de genel sekreterlik görevini üstlendim. Dernek de hızlı bir ivme ile büyüyor. Yeni binamıza geçtik, orada çok ciddi çalışmalar yapıyoruz. Orada da istiyoruz ki; biz kalıcı değiliz şuan bu görevin içindeyiz yeni arkadaşlar gelsinler BAŞSİAD’I alsınlar, daha iyi yerlere götürsünler.

 

-Gençlerden bahsetmişken, gençlerimize ne tavsiye edersiniz?

Ben gerçekten çok şanslıydım, hep doğru insanlarla bir arada oldum ama çok da çalıştım. Genç arkadaşların hep söylevidir, “Çok çalışıyorum ama elime az para geçiyor”.  Evet, bir dönem böyle oluyor ama o noktada sebahat edip, ben bunu değiştireceğim deyip, işin üzerine giderlerse başarırlar. Allah’a da çok şükür ederim, böyle bir işe sahip olmama imkan kıldı. Tabi ailemdeki büyüklerime, herkese ve özellikle rahmetli Kemal Süzer’e minnet duyuyorum . Ama şu da bir gerçek, ben de hayatımdan çok ödün verdim. Çok çalıştım. Belki de gezmem, başka şeyler yapmam gereken zamanlarda, ben hep çalışıyordum.

 

“70 YAŞINIZA DA GELSENİZ MUHAKKAK BİR HEDEFİNİZ OLUYOR.”

-Son olarak Hakan bey, bireysel ve iş hayatınızı da katarak hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?

Küçük bir kızımız var, ülkemize, vatanımıza, milletimize, yararlı bir fert haline getirmek, onu bir dünya insanı yapmak, iyi bir eğitim vermek, ilk ve ana hedefim . Tabi sağlımızı da gözetmemiz gerekiyor. İşle ilgili hedeflerde de zaten Robatech’teki hedeflerimiz bitmiyor önümüzdeki sene eleman açısından büyüyeceğiz. Yerle ilgili esasında planlarımız var. Çünkü bin 600 metrekare yer de bize yetmemeye başladı, dolayısıyla bu yakın bölgelerde, belki bir iki sene içerisinde 3 bin -4 bin metrekare içerisinde, tek bir çatı altında, daha geniş bir lokasyonda hizmet vermeyi hedefledik. Diğer ortaklığım olan Say Sanayi’de ortaklığım devam ediyor, orada da büyümeyle ilgili hedeflerimiz var. Sağ olsun ekip arkadaşlarımız da özveri ile çalışıyorlar. Say Sanayi’de de birkaç tane yeni distribütörlükle ilgili görüşmelerimiz var. Ben çok fazla insan çalıştıran grupları gıpta ile seyrediyorum, keşke imkanımız olsa yüz kişi, bin kişi çalıştırabilsek çünkü ne kadar çok insan çalıştırabilirseniz, işiniz o kadar daha iyi oluyor.

 

“NE KADAR ÇOK İNSAN ÇALIŞTIRABİLİRSENİZ, İŞİNİZ O KADAR DAHA İYİ OLUYOR.”

O kadar insanın duası, o kadar insanın iyi niyeti, aslında bir şekilde kendileri için istiyorlar ama o dualar size yansımış oluyor. Ben o şekilde bakıyorum. Dolayısıyla istihdamı da artırmaya çalışıyoruz. Özel hayatımdaki hedeflerim de biraz daha kendime vakit ayırmaya başladım, artık  hobilerime yer vereceğim. Bu konuda da aslında kendime kızarım, bir şey isterim ama o isteğime ulaşmak için hamle yapmam, sadece istemekle kalırım. Özellikle bir enstrüman çalmayı öğrenmeye niyetim var, bağlamayı çok severim. Sosyal olarak da BAŞSİAD, olayın içinde tabi ki . Derneği iyi bir noktaya ekip olarak getirmeye çalışıyoruz, arkadaşlarımızla tüm üyelerimizle beraber. İnşallah bunda başarılı olacağız ki; oluyoruz da. BAŞSİAD gerçekten bu şehir için önemli bir kurum. Başkanımız Barış Arat, yönetim kurulundaki arkadaşlar ciddi çabalar sarf ediyor. İşinden, ailesinden zaman ayırıp oraya gidip fayda sağlamaya çalışıyor. Derneği de daha iyi bir noktaya getirebilirsek; birkaç sene sonra iyi bir şeyler yapmışız diyebileceğiz. Bunları hedeflerimin içinde sayabilirim ama hayat devam ettikçe hedefler bitmiyor. 70 yaşınıza da gelseniz muhakkak bir hedefiniz oluyor.

DİĞER HABERLER

BARIŞ ARAT; BİR FİKRİ, PARAYLA BESLEYEMEZSİNİZ.

BARIŞ ARAT; BİR FİKRİ, PARAYLA BESLEYEMEZSİNİZ.

İş hayatına çocukken bir mahalle bakkalında çalışarak başlamış.“Tamam, buraya kadarmış” dediği şeker hastalığı,Aslında hayatının dönüm noktası olmuş.Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği’ni kazandığı ilk günden itibarenÇalışma hayatının tamamen içinde olmuş.Günde maksimum 3-4 saat uyuyarak her gün web sitesi yapıp satmış.Öğrenciyken kurduğu kendi işinin hayalini 60 metrekare bir alanda başlamış.Bugün ise 4 dönüm üstünde uluslararası Hizmet veren bir firma konumunda BARAT Endüstriyel…Hem bağımsız, hem de hedefleri olan, üyelerine, Kentine yarar sağlayabilen BAŞSİAD’ın da başkanı.Ve O, başarılı bir iş adamı BARIŞ ARAT…

KÖŞE YAZARLARI

ANKET

SON YORUMLAR

Alikahyalılar’dan İZAYDAŞ’a karşı maskeli eylem

Yazan: İzmitli

Yorum: Recep Bilal ŞENGÜN dönemi yükselme ivmesi yakalayan İZAYDAŞ düşüşteymiş artık. Embesil İşletme Müdürüde ŞENGÜN yönetimi dönemi kırılan rekorları ekarte etmek için saçma rekor denemeleri ile İZAYDAŞ'a çeşitli zararlar veriyormuş,operatörlerin bu denemelerde patlama yaşatıkları ve ölüm tehlikesi atlattıkları oluyormuş.

Alikahyalılar’dan İZAYDAŞ’a karşı maskeli eylem

Yazan: İzmitli

Yorum: Fikri IŞIK'ın Siyasi kararla oy kaygısıyla provakatörlerden korkarak kapattırdığı Gebze Dilovası Çöp depolama alanıda açılmalı,İZAYDAŞ'taki mevcut Çöp depo alanının yetmediği söyleniyor. Yapılacak olan Evsel Çöp yakma fabrikasıda çorak verimsiz olan bu arazide yapılmalı ,zaten buraya milyonlar harcanarak yeni çöp depo alanları yapılmış kapatılması ile harcanan paralar boşa gitmiş. SARAÇ ve Avanesinin başarısız olduğu söyleniyor zaten fabrikayıda doğru,dürüst işletemiyorlarmış,Recep Bilal ŞENGÜN-

“İZAYDAŞ, halkın gazını almaya çalışıyor”

Yazan: Cemil Karademir

Yorum: Sevgili izaydaş lütfen artık bacanı da al ve git . kelime oyunları kimseyi kandıramazsın.

“Yer gösterilsin okul yaptıracağım”

Yazan: Ersin kurak

Yorum: Tebrikler bunu belediye bile düşğnmemişken şengül hanım ı kutluyorum

 “9 günlük tatil gözden geçirilmeli”

Yazan: İZMİTLİ

Yorum: ne yapalım dini bayramımız kurban bayramını kutlamayalımmı? bunumu demek istiyorsun. tatil yaparak dış güçlere mesaj verilemezmi.. umrumuzda değilsiniz demek olmazmı bu tatil aynı zamanda. tatili iptal etseler bu sefer bayramda tatil olmazmı yaygarası yapmayacağınız ne malum...

“Hamile tutuklular serbest bırakılsın”

Yazan: mehmet çakmaz

Yorum: sayın vekilimizin önergesini doğru buluyorum

Alikahyalılar İZAYDAŞ’a karşı birleşti!

Yazan: İsmail PARLAK

Yorum: Bu fragnandı

Kuzey Marmara Otoyolu’nda iş cinayeti!

Yazan: Isci

Yorum: Kuzey marmara otp yolu eşittir osmangazi köprüsü. O köprüde yapılırken bir çok işçi hayatini kaybetti. Sonra biz size yol yaptık... siz ilk önce halkınızın canını dusunun

Alikahyalılar İZAYDAŞ’a karşı birleşti!

Yazan: Alikahyali

Yorum: Bu kadar yetmez. Bu halk daha fazla şey yapmalı. Alikahya unutuluyor her seferinde... gözler oraya çevrilmeli bir an once

Ülkeyi krize sürükleyenler faturayı ödemelidir

Yazan: Esra aydin

Yorum: Arzu hanım küçük bir partiye göre çok iyi konulara değiniyor. Ancak yazdıkları ve okudukları metinler keşke daha halktan olsa...

KENT REHBERİ