KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.8898 TL
  • 6.6063 TL
  • 7.4152 TL
Kocaeli Zirve
İzmitli müzisyenlerin korkulu rüyasıyım
İzmitli müzisyenlerin korkulu rüyasıyım
Yaşam
10 Temmuz 2010 Cumartesi 13:29
  • 3649
  • 9

İzmitli müzisyenlerin korkulu rüyasıyım

İzmit’te yaşayıp da, onu tanımayan çok az. ‘Gece hayatı’ deyince, neredeyse akla gelen ilk isim MALİ...

Doğma büyüme İzmitli olan ve gençlik yıllarından itibaren müzikal anlamda kendisini yetiştirerek, ilimizin önemli mekanlarında kendisine sağlam bir yer edinen Mehmet Ali Öztürk, sahne performansı ve müziği konusunda  ‘‘İzmit`teki müzisyenlerin korkulu rüyasıyım`` diyecek kadar kendinden emin. Aynı zamanda İzaydaş`ın halkla ilişkiler bölümündeki görevini de yürüten başarılı müzisyenle ilgili merak ettiğimiz herşeyi kendisine sorduk...
İlgiyle okuyacağınızı tahmin ediyorum.


***Mehmet Ali Bey, sizi tanıyabilir miyiz?
1974, İzmit doğumluyum. İzmit Lisesinden sonra iki senelik Halkla İlişkiler bölümünden mezun oldum. Aynı zamanda üç yıl belediye konservatuarına devam ettim, Erol Sayan`dan dersler aldım.

***Ailenizde sizden başka sanatla uğraşan var mı?
Hayır, benden başka hiç kimse sanatla ilgili değil.

***Peki, siz nasıl başladınız müzik hayatınıza?
Çok ilginçtir; ben sahneye ilk adımımı tiyatroyla attım. Liseye başladığım yıl, Milli Eğitim Müdürlüğü okulumuzdan İstanbul`un fethi ile ilgili bir oyun sahneye koymamızı istedi. Ben de o oyunda rol aldım. 60 kişilik oyuncu kadromuzla, Çevre Tiyatrosunun sanat yönetmenliğini yapan Sedat Hoca`dan profesyonel destek almaya karar verdik. Sonra beni yetenekli bulup, birlikte çalışmayı teklif ettiler.

TİYATRODAN SAHNEYE
***Tiyatroya ne kadar devam ettiniz?

Sedat Hoca`yla bir buçuk sene kadar beraber çalıştık. İlk deneyimim oydu. Bana göre sahne sanatlarının temeli tiyatrodur.

***Tiyatrodan müziğe geçişiniz nasıl oldu?
O sene, Sedat Hoca`yla birlikte Kocaeli Fuarının Güneş sahnesinde oyunlara çıkıyorduk. Oyun içerisinde birisinin şarkı söylemesi gerekiyordu. Şarkıyı söyleyince çok büyük alkış aldım. O akşam orada, klavyeci olan bir ağabeyim beni dinlemiş ve beğenmiş. Bana sahneye çıkıp şarkı söylememi teklif etti, ben de kabul ettim.

***Aileniz müzisyen olmak istemenizi nasıl karşıladı?
O dönemde, benim annem ve babam ayrıldı, babam Çanakkale`ye taşındı. Annem tam destek verdi ama zor günlerdi. Tam da benim buluğ çağıma denk geldi. Hep bir sorumluluğum oldu, hep çalıştım. Gençlik günlerimim sıkıntılı geçtiğini söyleyebilirim. O günleri hatırlamak bile istemem, çok hüzünlendiriyor beni.  

SADECE BEN
***İlk olarak nerede sahneye çıktınız?
Hiç unutmuyorum, ilk defa İzmit Öğretmenevinde sahne aldım ve sadece 4-5 tane şarkı biliyordum.

***Sahne, tiyatrodan daha mı ağır bastı?
İşin müzik kısmını çok sevdim çünkü tiyatroda ekip halindeydik ama sahnede sadece ben vardım. Herkesin sadece beni seyretmesi hoşuma gitti ve müzisyen olmaya karar verdim.

***Ve sonra konservatuara devam ettiniz?
Evet,  müzikte karar kılınca ‘Kendimi nasıl geliştiririm?` diye düşünürken konservatuar eğitimi almamı tavsiye ettiler. Ben de konservatuara devam ettim. Şu anda gitar ve pianoda fena değilim. Akor, armoni ve solfej bilgim vardır.

***İlk profesyonel deneyiminiz nerede oldu?
Kızılay Pasajının üzerindeki, Kızılay Kafkas Düğün Salonunda üç sene çalıştım. Orası benim için gerçek bir okul oldu. Ondan sonra da İzmit`te çalışmadığım mekan kalmadı.

METİN ÖZÜLKÜ`YE VOKAL
***Hiç İzmit dışında çalışmayı düşünmediniz mi?
Bir dönem İstanbul deneyimim oldu. Birçok program ve ekstraya gittim hatta Kadıköy`de bir barda çalıştım. Genç Kocaelililer Derneğinin bir gecesinde Metin Özülkü`yle tanışmıştım. Çok güzel bir dostluğumuz oldu, bana birçok konuda destek olmak istedi. Bazı albümlerinde kendisine vokal yaptım.

***Ne tarz şarkı söylüyorsunuz?
Onu tam olarak adlandıramıyorum… Ne Türk sanat müziği, ne pop, ne de caz. İstanbul kültürüne yakın, Etiler tarzı diyebileceğimiz bir tarzım var. Sahnede özgün de okuyorum, halk müziği de, sanat müziği de.

***Siz tasavvuf müziği de yapıyorsunuz değil mi?
Evet, alt yapım Türk sanat müziği olduğu için, tasavvuf müziği de yapabiliyorum. O da şöyle gelişti: Bir Ramazan akşamı Fevziye parkında, o dönemin belediye başkanı Halil Vehbi Yenice`yle karşılaştık. Bana tasavvuf müziği yapıp yapmadığımı sorunca, o yönde bir talebi olacağını anlayarak, daha önce hiç okumadığım halde ‘Evet` cevabını verdim. Bana, Ramazan akşamlarında Fevziye parkında ilahi söylememi teklif etti ve hazırlanmam için üç gün süre verdi. İki gün boyunca, Saadettin Şahin Hoca`nın kapısında yatarak on tane ilahi öğrendim ve harika bir program yaptım. Bu programlar üç yıl sürdü.

RAHAT BİR İNSANIM
***Bu kadar uzun sürdüğüne göre çok beğenilmiş olmalı…

Evet, çok beğenildi hatta tasavvuf müziği yaptığım duyulunca özel cemiyetlerden de teklif almaya başladım. Kimseye ‘Hayır` diyemeyen bir insan olduğum için, kabul ettim ama epeyce de tuttu.

***İzleyicilerinizle aranızda çok sıcak bir iletişim oluyor. Bunu nasıl sağlıyorsunuz?
Ben çok rahat bir insanım. Öyle hava atmaya meraklı, burnu havada bir yapım yoktur. Sahnede kendim de çok eğlendiğim için, izleyicilerimle aramda güzel bir elektrik oluşuyor. Çok şükür yıllardır hiçbir sorun yaşamadım.

***Başarınızı neye bağlıyorsunuz?
Benim canlı ve insanlara samimi gelen bir sahne performansım varsa bunun sebebi, yıllarca çok iyi gözlem yapmış olmamdır. Her mekanda, bir çok sanatçı dinledim. Herkesten bir şeyler aldım, üzerine de kendi birikimlerimi ekleyerek kendi tarzımı yarattım. Başarımda, menajerim ve dostum Bekir Yıldız`ın da payı büyüktür.

İYİ MÜZİSYEN YETİŞMİYOR
***Sahneyle ilgili prensipleriniz var mı?

Anlamak ve anlaşılmak çok önemli. Bu duyguyu paylaşabileceğim yerlerde sahne almak istiyorum. Sosyal sınıf ayırımı yapmıyorum ama hitap edebileceğim kitleyi seçmeye çalışıyorum. Kaliteden taviz vermeyi sevmiyorum. Sahnede canlı performans sergiliyorum. Bana eşlik eden müzisyen arkadaşlarıma daha az para vermek için 10 numara müzisyen varken, 7 numara olanla çalışmıyorum. 

***İzmit`te, sahne almaktan en keyif aldığımız mekan hangisi?
Zor bir soru. Mekanların hepsi güzel. İçerideki atmosferin sıcaklığına bakıyorum. Thenes ve Carmenta`da bu var.

***İzmit`teki gece hayatını nasıl buluyorsunuz?
İzmit`te müzik biraz ayağa düşmeye başladı. Çok fazla profesyonel, iyi müzisyen yetişmiyor. İnsanlar iyi müzik yapmaktan çok, popüler mekanlarda sahneye çıkıp isim yapmak, para kazanmak derdinde. Bir de piyasada bir savaş var. Müzisyenler iyi yerlerde sahneye çıkabilmek adına çok ucuz fiyatlara çalışıyor.

MÜZİSYENLERİN KORKULU RÜYASIYIM
***Kendinizi İzmit gece hayatının neresinde görüyorsunuz?
Ben İzmit`teki müzisyenlerin korkulu rüyasıyım. Bu işin bir müzik kısmı var, bir de duruş kısmı var. İzmit`te şu anda benim jenerasyonumda solist yok. Bir tek, yaşı ilerlediği halde Bülent Tamer var. İdol olmuş birisidir, kendisini çok severim.

***Kendinizi geliştirmek için mesleğinizle ilgili neler yapıyorsunuz?
Her çeşit müziği dinlerim, dediğim gibi çok gözlem yaptım. Artık birşeyler yerine oturdu. Bundan sonra öğreneceklerimin de faydası olacaksa da sahne hayatımı çok değiştirmeyecek. İşimi çok seviyorum ama ticari olarak düşünürsek, ben bu işten para kazanıyorum. Bu bakımdan toplumun talebine göre müzik yapmaya çalışıyorum. İnsanları mutlu etmeye çalışıyorum.

***Mesleki hedefiniz nedir?
Bir aile babası ve İzaydaş gibi kaliteli bir kuruluşta çalışan biri olarak hedefime ulaştım. Müzikal anlamda da İzmit`te, zirveye ulaşmış bir müzik hayatım var.

ŞÖHRET NASİP İŞİ
***Ülke çapında şöhret olmak istemez miydiniz?
Bu biraz da nasip, herkes şöhret olacak diye bir şey yok. Şöhreti, 16-17 yıllık emeğimin karşılığını ticari anlamda kazanmak için isterim. Şöhret olmak için hiçbir kural ve sınırınız olmamalı. İstanbul`daki müzik piyasasının yüzde 80`i gay ve bir şekilde o ortama ayak uydurmak zorundasınız. Bu bana uygun bir durum değil.

***Siz aynı zamanda İzaydaş`ta da çalışıyorsunuz değil mi?
Evet, İzaydaş`ın halkla ilişkiler bölümündeyim. Türkiye`nin lisanslı ilk ve tek atık bertaraf tesisi. İzaydaş`ın sayesinde ciddi bir çevrem de oldu.

***Hem fabrika hem sahne… Pek alışık olduğumuz bir durum değil doğrusu.
İzaydaş`a girişim de müzik sayesinde oldu. Antikkapı`da program yaparken İzaydaş`ın bir organizasyonunda sahneye çıktım. O dönemki İzaydaş genel müdürü Recep Bilal Şengün beni masasına davet etti ve halkla ilişkiler mezunu olduğumu öğrenince, bana İzaydaş`ta çalışmayı teklif etti. Nasip oldu, orada işe başladım ve dört yıldır çalışıyorum.

ÖNCE MÜZİK
***İki işi bir arada yürütmek zor olmuyor mu?
Gündüz bir yerde çalışıyorsanız, beyninizi ve ruhunuzu oraya vermeniz gerekiyor. Müzik de, bir çocuk gibi sürekli ilgi ister. Müziğe gereken zamanı ayıramadığım bir dönem düşüş yaşadım. Ayrıca, 2007`nin Ağustos ayında çok iyi işler yaptığım bir dönem, motorsiklet kazası geçirerek bacağımı dört yerden kırdım. Altı ay yürüyemeyince, o sezon öldü. Bu piyasada ortada olmazsanız, insanlar sizi çok çabuk unutur. 2009`da tekrar toparlandım ve bu sezan da gayet güzel geçiyor.

***Sizin asıl işiniz hangisi Mehmet Ali Bey?
Müzikten asla vazgeçemem çünkü ben onu ellerimle büyüttüm. Acı tatlı çok şey yaşadım.

***İzmit`te yaşayan biri, bir yan gelir olmadan, sadece müzik yaparak hayatını kazanabilir mi?
Çok zor. Belki, yılın belli dönemlerinde düğün, dernek, cemiyetlerde çalışarak olabilir ama İzmit`in oturmuş bir eğlence kültürü yok ve şu son iki yıldır da insanlar İstanbul`a gitmeyi tercih ediyorlar.

***Mehmet Ali Bey, keyifli sohbetiniz için çok teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.


Zeynep AKAR
Fotoğraflar Büşra KILINÇASLAN


 

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter
Twitter

KENT REHBERİ