KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.7821 TL
  • 6.5692 TL
  • 7.3319 TL
Kocaeli Zirve
SONSUZA DEK BİZİMLESİN!
SONSUZA DEK BİZİMLESİN!
Eğitim
10 Kasım 2010 Çarşamba 08:24
  • 2106
  • 3

SONSUZA DEK BİZİMLESİN!

Bugün 10 Kasım… Kurtuluş Savaşı’nın lideri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Türk devrimlerinin mimarı Ulu Önder Atatürk, bundan tam 72 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı.

Dolmabahçe Sarayı`nda saat 9`u 5 geçe hayata gözlerini yuman Atatürk`ü, bugün bir kez daha saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Bugünümüzü ve geleceğimizi borçlu olduğumuz o büyük insanın gerek Türk çocuklarına, gerek Türk gençliğine bıraktığı kutsal emanetler; bugün yine onlar sayesinde ayakta duruyor. Atatürk`ün 10. Yıl Nutku`nda da belirttiği birçok noktayla, Türk gençliğine hitabındaki derin sözleriyle de onun gençliğe ve ulusuna duyduğu güveni hepimiz biliyoruz. Ancak Atatürk`ün Nutuk`un ardından medyada çok da yer almayan ‘Türk Gençliği`ne Bıraktığım En Kutsal Armağan` başlıklı özel mesajında kendi cümleleriyle  bakın ne diyor:


 “Sayın baylar, sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe mal olmuş bir çağın öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem, kendimi mutlu sayacağım. Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.
Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum….”

Bizler de bu kutsal emanetin sahipleri olarak, sosyal, demokratik ve laik temeller üzerine kurulan CUMHURİYETİ sonsuza dek koruyacağımıza bir kez daha söz veriyor ve yüze insana  “SONSUZA DEK BİZİMLESİN…” diyoruz.

ATATÜRK` den “ders” gibi anılar

KAHRAMAN TÜRK KADINI

1 Mart 1923 Tarsus:
Mustafa Kemal, istasyondan şehre doğru bir süre yaya olarak yürüdü. Onu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsuslular`ın arasından, neşeyle selamlar vererek ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı.
Milli Mücadele'deki çete giysili bir kadın, Atatürk'ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
- “Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!”
Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşı`nda cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar.
Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:
- “Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.”

 


YENİ KELİMELER

Atatürk, yeni kelimeler için şöyle derdi:
“Onları ortaya atmak gerekir. Milli duygumuz hangisinden hoşlanır ve onu kullanırsa, o zaman sözlüğümüze koyalım.”

EN BÜYÜK ADAM ÖĞRETMENDİR

Çankaya'da bir ilkokul açılmıştı. Köşkün çevresinde bulunan bu okulu bir gün Atatürk ziyaret etmiş.
Öğretmen tahta başında öğrencilere ders veriyormuş. Cumhurbaşkanı girer girmez saygı işaretini vermiş, çocuklar ayağa kalkmış ve oturunuz işaretini verdikten sonra yüzünü tahtaya çevirerek derse devam etmiş. Atatürk, beş on dakika ayakta ders dinlemiş ve çıkarken öğretmen yine aynı ses, aynı eda ile çocukları ayağa kaldırmış ve oturunuz işareti verir vermez derse devam etmiş.
Gazi kapıdan çıkarken yanındakilere:
- “Gördünüz mü öğretmeni? Cumhurbaşkanına önem vermedi” demiş ve ilave etmiş:
- “İlk öğretmen vatanın en hayırlı elemanı. Onlar vatan çocuklarıyla o kadar kaynaşmışlardır ki, adeta çocuklaşmışlardır. Onların gözünde en sevgili öğrencilerdir. Bu öğretmen eğer dersini bırakıp saygısını göstermek için yanıma gelseydi ve çıkarken beni merdivenlere kadar geçirseydi, öğrencileri gözünde küçülür, belki prestijini kaybederdi. Öğrenci gözünde en saygılı, en büyük adam öğretmendir” demiştir.

                                                       
YETER Kİ BENİ UNUTMASIN!

Atatürk'ün gömüleceği yer ve toprak: Onun kabri Ankara'da olacaktı. Çünkü onun en son kuvvetli isteği bir an önce Ankara'ya dönebilmekti. Fakat kabri bu şehrin neresinde olacaktı? Biri Büyük Millet Meclisi'nden istasyona inen cadde üzerindeki yuvarlak yer, diğeri Çankaya'daki yeni köşkün mermer havuzu. Bu yerlerden şu nedenle söz edilmiştir: Bir akşam Atatürk'ün etrafında toplananlar arasında, onun vasiyeti konuşulmuş ve özellikle kendisi 1926 suikast girişiminden sonra söylediği cümleyi tekrar etmişti. “Benim naçiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” dedikten sonra “Milletim beni istediği yerde yatırsın, yeter ki beni unutmasın” demişti. Atatürk, meclisin altındaki yuvarlak yeri ortaya atan kişiye ise, “İyi ve kalabalık bir yer, fakat ben böyle bir arzumu milletime vasiyet edemem” diye konuşmuştu. Memleketin bütün sınır boylarından getirilecek toprak üzerinde yatmak. Atatürk, böyle bir fikrin uygulanmasından ancak, ölümlü vücudu için hoşlanacağını ve gurur duyacağını belirtmişti.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter
Twitter

KENT REHBERİ