Sibel Gönül
KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.5456 TL
  • 6.2837 TL
  • 7.2835 TL
Kocaeli Zirve
İşte yoksul Türkiye gerçeği
İşte yoksul Türkiye gerçeği
Ekonomi
20 Aralık 2011 Salı 10:02
  • 1110
  • 4

İşte yoksul Türkiye gerçeği

TÜİK ‘Zengin ve yoksul makası açılmadı’ dese de vahim tabloyu gizleyemiyor.

Türkiye`deki 12.5 milyon kişi yoksulluk sınırının da altında yaşıyor. 3 kişiden 2`si borç ya da taksit ödüyor. Zenginlerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 50`ye yaklaştı. Bu rakamlar TÜİK`in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması`nın sonuçları ancak uzmanlara göre tablo bundan daha da vahim, yoksulluk her geçen gün artıyor.


Türkiye İstatistik Kurumu`nun (TÜİK) 2010`a ilişkin ‘Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması`na göre, nüfusun yüzde 16.9`u yoksulluk riski altında bulunuyor. Uzmanlar ise Türk-İş`in geçen ay yoksulluk sınırının 3 bin 18 lira 18 kuruş olarak açıklanmasına rağmen TÜİK`in açıkladığı yoksulluk rakamının gerçekleri yansıtmadığına, gerçek yoksul sayısını gizlediğine dikkat çekti.


Türkiye ekonomisi 3. çeyrekte yüzde 8.2 büyümesine rağmen buradaki büyüme sokaktaki yurttaşa yansımadı. Zengin ve fakir arasındaki makas her geçen gün açılıyor. TÜİK`e göre eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirlere göre oluşturulan yüzde 20`lik gruplarda, en yüksek gelire sahip son gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 46.4 iken, en düşük gelire sahip ilk gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 5.8`de kaldı. Bu da bir kez daha zengin ile fakir arasındaki gelir adaletsizliğini gözler önüne serdi. Buna göre, son yüzde 20`lik grubun toplam gelirden aldığı pay, ilk yüzde 20`lik gruba göre 8 kat daha fazla.


Araştırmada şu tespitlere yer verildi:

- Türkiye`de hanehalkı başına düşen ortalama yıllık kullanılabilir gelir 22 bin 63 TL iken, ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelir ise 9 bin 735 TL oldu.


- İstanbul bölgesi 13 bin 382 TL ile ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri en yüksek bölge konumunda. En düşük ortalamaya sahip bölge ise 5 bin 144 TL ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi oldu.


- Maaş-ücret gelirleri yüzde 43.7 ile toplam gelir içerisinde en fazla paya sahip iken bunu yüzde 20.5 ile sosyal transferler ve yüzde 20.2 ile müteşebbis gelirleri izledi.


CİDDİ SIKINTIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ

Kurumsal olmayan nüfusun yüzde 87.5`i (10 kişiden 9`u) “evden uzakta bir haftalık tatili”, yüzde 65.7`si “beklenmedik harcamalarını” ve yüzde 81.7`si “yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını” ekonomik nedenlerle karşılayamıyor. Ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olan nüfusun oranı olarak tanımlanan ve belirlenmiş 9 maddeden en az 4 tanesini karşılayamama ya da mahrum olma durumunu tanımlayan “maddi yoksunluk” oranı ise 2009`da yüzde 63 iken 2010`da yüzde 63.5`e yükseldi.

Kurumsal olmayan nüfusun yüzde 43.8`inin konutunda “sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi vb.” sorunların varlığı belirlendi. Nüfusun yüzde 43.3`ünün oturduğu konutta “izolasyondan dolayı ısınma sorunu” yaşanıyor. Yüzde 61.4`ünün hanesinin ise taksit ödemeleri ve borçları bulunurken bu borç ödemelerinin yüzde 28.3`ünün hanesine çok yük getirdiği belirlendi.


GELECEĞİMİZİ TÜKETİYORUZ

Prof. Dr. Aziz Konukman: TÜİK`in yoksulluk rakamları ve göstergeleri, Türk-İş, Kamu-Sen`in açıkladığı rakamlardan daha iyi de olsa, bu tablo yüzde 9`larda büyüyoruz diyen bir ülkenin tablosu değil. Büyümenin nimetlerini sokaktaki insanın hissetmediği bir yerde başka tablo beklemek mümkün değil. TÜİK`de birtakım istatistiki sorunlar var, yoksulluğu tam olarak yansıtmıyor. En yüksek gelire sahip son gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 46.4 deniyor. Gelir dağılımında anketler üzerinden gidildiği için üst gelir grupları çoğu zaman gelirlerini beyan etmiyor. Aslında zengin kesimin pastadan aldığı pay daha düşük görünüyor. Olumlu göstergelerin arkasındaki noktalara bakmak gerekiyor. Özel harcamalar artıyor mesela. İnsanlar gelecekteki gelirlerini kredi kartlarıyla, tüketici kredileriyle bugünden tüketmeleri sonucunda bu ülke büyüyor. Yoksa insanların reel gelirleri artmadı.


YİNE DE ADALETSİZLİKTE ŞAMPİYONUZ

Ekonomist Mustafa Sönmez: Aileler ile ilgili elde edilen bilgiler, anketöre ailelerin verdikleri bildirimlere dayanıyor. Haliyle, varlıklı ailelerin muhtelif kira, faiz, borsa kazancı vb. bilgilerini samimi olarak açıklamayacakları ortada. TÜİK`e göre, ayda evine 4200 TL girenler en varlıklı yüzde 20`lik gruba giriyorlar. O zaman da iki kişinin çalışanı olan her beyaz yakalı, kalifiye işçi ailesi de yüzde 20`lik varlıklı gruba giriyor. Paylaşılan pasta doğru belirlenemeyince, ortalama gelir de hatalı, yoksul sayısını, onun yüzde 60`ının altında kalanlar diye niteleyip sayıyı nüfusun yüzde 24`ü ve 16 milyon olarak açıklamak da hatalı. Neresinden tutsanız elinizde kalır. Ne kadar çarpıtıp üstünü örtsek de gelir ayıbımız çuvala sığmıyor.


SORUN PİYASAYA HAVALE EDİLİYOR

Prof Dr. Erinç Yeldan: Gelir dağılımında konjoktürel olayların gelişmesiyle birlikte göreceli bir iyileşme olabilir. Ancak mutlak olarak Türkiye`nin bugün 16.9`a ulaşan yoksulluk sınırı OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında oldukça yüksek. Hele hele Türkiye`nin 2002`den bu yana içinde bulunduğu büyüme konjoktürüyle değerlendirildiğinde yoksulluk oranı ve gelir dağılımında kabul edilemez bir çarpıklık söz konusu. Bu kadar yüksek büyüme olan bir ülkenin, hâlâ bu boyuttaki bir yoksulluk ve gelir çarpıklığı içinde olması sorunun aslında bilinçli politikalarla üzerine gidilmediğini ve sorunun piyasaya havale edildiğini gösteriyor.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ