KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.8712 TL
  • 6.5766 TL
  • 7.3814 TL
Kocaeli Zirve
“Avukatlar buradayken dilekçecilerle dava açmayın!”
“Avukatlar buradayken dilekçecilerle dava açmayın!”
Güncel
21 Aralık 2018 Cuma 08:11
  • 5361
  • 2

“Avukatlar buradayken dilekçecilerle dava açmayın!”

Kocaeli Barosu’nun ilk kadın başkanı Avukat Bahar Gültekin Candemir kongre sonrası ilk röportajını Kocaeli Zirve’ye verdi. Hukuka dair hemen her konuyu konuştuğumuz Candemir vatandaşı çok net uyardı: “Asla dilekçecilerle dava açmasınlar. Çok ciddi hak kaybına uğruyor ve sonunda yine bir avukata geliyorlar.”

Kimi röportajlar vardır. Konuşur, ses kaydını yine dinler, yazar, redakte eder, girizgâhını hazırlar, yayına hazırlar ve bir noktada tıkanır kalırsanız. Saatlerce röportaj size bakar, siz röportaja: Bu röportajda başlığa hangi konu çıkmalı. Kocaeli Barosu Başkanı Avukat Bahar Gültekin Candemir ile röportajımızda o tercihi halkın istisnasız tüm kesimlerini hatta belki avukatları bile ilgilendirenden yana kullandık.

Hani olmaz ya, ama olur ya..” misali; Candemir halkın tüm kesimlerine yönelik mesajında, uyarısında ola ki hukuka başvurmaları gerekirse davayı asla dilekçecilerle açmamaları konusunda uyardı. Candemir, “Asla dilekçecilerle dava açmasınlar. Çok ciddi hak kaybına uğruyorlar ve sonunda yine bir avukata geliyorlar. O aşamada gittikleri avukat maalesef o hak kaybını ortadan kaldıracak bir çare üretemiyor, üretemez de. Mümkün değil. Tüm vatandaşlarımızı hukuki uyuşmazlıklarını mutlaka bir avukata danışması yönünde uyarıyor, siz basından da vatandaşı buna sevk edecek çalışmalar yapmanızı istiyoruz. Yapmasınlar. Gitmesinler” diyen Candemir’in bu çağrısına kayıksız kalmadık. Başlığa bu konuyu çıkarttık.

Kocaeli Barosu’nun ilk kadın başkanı Avukat Bahar Gültekin Candemir ile bugün yayınladığımız bu röportajın sözünü, kongre sürecinde Gebze’deki bir saha çalışması esnasında, Eskiçarşı’daki Birlik Lokantası’nda aldık. Destekçilerinden, 24 Haziran seçimlerinin CHP Kocaeli Milletvekili adaylarından Avukat Çiğdem Canbaz’ın da tanıklığında.. Kongre sürecinde ekip kararı gereği hiçbir yerel gazete, site veya televizyona röportaj vermeme kararı aldıklarını belirtip, “Ama başkan seçilirsem ilk röportajı size (Kocaeli Zirve) vereceğim” taahhüdünün ardından bizi bir süre önce Kocaeli Barosu’nun, “PVC Adliyesi” diye de tanımladığı Kocaeli Adliyesi’ndeki yerinde ağırladı. Candemir; Bigman Çakman ve Aktan Uslu’nun sorularını yanıtladı:

 

ADLİYELER ULAŞILABİLİR YERLERE KURULMALI

  • Bir süre önce Gebze Temsilciliği’ne atanan, henüz röportajını yayınlamadığımız Avukat Fahri Öztürk, Gebze Adliyesi’nin yeni binasında noter ve Vakıfbank Şubesi ihtiyacı olduğunu söyledi. Adliyenin yeni yeri, Lokasyon olarak da çok tartışılıyor?
  • Gebze Adliyesi binası ilimizdeki adliyeler arasında en uygun fiziki şartlara sahip bir bina. Yeni yapıldı. Lokasyonu çok kötü. Bence adliyelere ve hastanelere insanların en kolay şekilde ulaşabiliyor olması lazım. Uzak bir yere inşa edildi fakat onun dışında fiziki koşulları çok güzel. Tabi bir takım eksikleri vardır. Bu anlamda temsilcilerimiz çok duyarlı. Binadaki o eksikleri gidermek için elimizden geleni yapacağız.
  • Adliyelerden konuya girmişken, ya diğerleri?
  • İzmit’teki Kocaeli Adliyesi’nin fiziki koşulları çok kötü, yetersiz. ‘PVC Adliyesi’ne dönüştü. Hem yargıç ve savcı, hem de avukat meslektaşlarımız görevlerinin gereklerini yerine getirmekte sıkıntı çekiyor. Bilindiği üzere Köseköy’de adliye yeri tahsis edildi. Projesi ihale edildi. Umarım en kısa sürede biter.
  • Körfez İlçe Adliyesi’nde de fiziki koşulların yetersizliği ortada. Körfez Adliyesi ile ilgili olarak da gerekli girişimlerde bulunup yetkililerle görüşeceğiz. Geçenlerde Adalet Bakanımız Abdülhamit Gül ile de görüşme yaptık. Bu ihtiyaçlarımızı yazılı ifadeyle kendilerine teslim ettik. Bakanımız olağanüstü ilgi gösterdi. İlimiz adliyelerindeki eksikliklerin bir an önce giderilmesini umut ediyorum.

 

SİYASETTEKİ HUKUKÇULAR SÖYLEMİ DAHA NİTELİKLİ HALE GETİRECEKTİR

  • Önümüz yerel seçim ve çok sayıda meslektaşınız çeşitli partilerden aday adayı ve hatta aday? Hukukçu belediye başkanı nedir, kente nasıl bakar?
  • Öncelikle çeşitli siyasi partilerden belediye başkanı aday adayı olan, aday gösterilen tüm avukat arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Hukuk ve siyaset bilim dalları aslında birbirine paralel bilim dalları. Hukukçuların elbette en temel değerleri hukukun üstünlüğü, evrensel değerleridir. Bu anlamda kentlerdeki hukuka aykırılıklar konusunda muhakkak daha çok söz söyleyeceklerdir. Siyaset içinde olan hukukçuların çok başarılı olacağına, siyasete renk getireceğine, siyasetin lafız anlamı dâhil başka maceralara kaymasına da engel olacaklarına, siyasetin söylemini dahi daha nitelikli hale getireceğine inancım tam. Dolayısıyla gerek siyasi partilerin başkanlık ve yönetimlerinde yer almalarını, gerekse belediye başkanlığı ve meclis üyeliklerine adaylıklarını çok anlamlı buluyorum. Hepsine başarılar diliyorum.

 

TOPLUMLA HUKUKU BULUŞTURACAĞIMIZI SÖYLEDİK

  • Seçim kitapçığınızı inceledik. Tüketici hakkına hiç rastlamadık?
  • Barolar öncelikle meslek ve meslektaşın sorunlarıyla alakalı olurlar. Bilindiği üzere barolar avukatların üyeliğinin zorunluğu olduğu, kamu kurumu niteliğindeki meslek odaları. Öncelikli görevimiz bu. Hukukun üstünlüğü anlamında gayret göstermek zorundayız. Bu minvalde özel ve spesifik (çok özel / özellikli) hukuki sorunları o kitapçıkta bulmanız mümkün değildir. Ama biz seçim sürecinde de, görevi devraldıktan sonra da hep şunu söyledik. Hangi mecrada hukuka ihtiyaç varsa, toplumla hukuku buluşturacağımızı söyledik. ‘Gerekli söylemde bulunacak, gerekli tavrı alacağız, eksik kurum ve kuruluşlar hakkında da gerekli girişimlerde bulunacağız’ dedik. Onun için spesifik hususlar üzerinden gitmenin çok doğru olduğunu düşünmüyorum çünkü bu bir meslek odası seçimiydi.
  • Şiddete karşı etkin bir tavır alacağımıza dair söylemimizde her tür şiddetin karşısında olacağımızı söyledik. Bu çevre olaylarını da kapsar. Doktorlara, kamu çalışanlarına, hayvanlara, kadınlara, çocuklara olan şiddeti de kapsar. Biz, ‘Şiddete karşı etkin ve güçlü bir tavır alacağız. Güçlü bir ses vereceğiz’ dedik. Aynı zamanda şiddeti önlemeye yönelik gerekli tavırların alınması noktasında da çalışmalar yapacağımızı söyledik. Şiddet geniş kavramlı bir konu ve kitapçığımızda da geniş kavramlı yer verdik.

 

AVUKATLARIN İSG KANUNUNU BİLMEDİĞİ TENKİTİNE KATILMIYORUM

  • Gebze’de ekim ayında gerçekleşen İSG panelinde İstanbul Barosu’ndan Avukat ve Yazar Hüseyin Numan Bilir avukatlar dâhil yargı camiasının İSG’ye dair kanunu bilmediğini öne sürdü?
  • Bu eleştiriye tamamen katılmam mümkün değil. İş cinayetleri ile iş kazaları ve meslek hastalıkları bu ülkenin ciddi sorunlarından biri. Bu konuda önleyici tedbirleri almak devletin vazifesi. Bu konuyla ilgili bakanlıklar ve daire müdürlükleri var. Biz hukukçular yıllardır bu kazaların artmasının önlenmesini sesli bir şekilde dile getirdik. Dolayısıyla avukatların konuya ve yasaya dair bilgisizliği olduğunu zannetmiyorum. Ben bunu ilgisizlik olarak görüyorum. İlgi gösterip tedbir alması gereken kurumların yeteri kadar mücadele etmediğini, gerekli tedbiri almadığını görüyorum. Dolayısıyla camiamıza yönelik bu tenkite katılmam mümkün değil.

 

HAKSIZ REKABET ORTAMINDA REKLAMI DOĞRU BULMUYORUZ

  • Kongrede yarıştığınız Avukat Nuri Almaz’ın seçim kitapçığındaki vaatlerini incelemişsinizdir.
  • Elbette inceledim. İnceledik. Ekip halinde, bir emek verilmiştir. Kıymetli meslektaşımla bir hizmet yarışı yaptık, onu belirtmek isterim. Dolayısıyla tabi ki kendisinin de öne sürdüğü projelerden, meslektaşlarımızla tartışarak, doğru bulduklarımızı hayata geçirebiliriz. Bunda beis yok. Başkanlık dönemimde girmiyorum ama ben de hala duruşmalara giren bir avukatım. Kendisi de öyle. Ama öne sürdüğü projeler arasında yüzde 100 örtüşen de var, örtüşmeyen de var.
  • Ortak vaatler de var ama siz de yer almayan vaatlerde var. Bir bütün halinde baktığımızda, ‘Uygularız’ dedikleriniz var mı.. Bir de Sayın Almaz, reklam yasağı mevzuatı ve TTB meslek kurallarının güncellenmesini de savunmuş.
  • Örnek verdiğiniz için söylüyorum. Reklamla ilgili kısmı ben ve çalışma arkadaşlarım, teşvik etmiyoruz. Öncelikle genç meslektaşların mağduru olduğu bir haksız rekabet ortamı var, bunu önleyici tedbirlerin alınması lazım. Mevzuatımız gereği de reklam yasağımız var. Dolayısıyla ortam buyken reklamla ilgili değerlendirmeleri çok doğru bulmuyorum.
  • Sorunları ortadan kaldırmak bizim vazifemiz. Haksız rekabeti ortadan kaldırmak için, bu minvalde örtülü reklamı, gençlerin iş alması konusunda bu büyük engeli ortadan kaldırmak anlamında projelerimiz olacak.
  • Bizim önceliğimiz mesleğin ciddi problemlerin ortadan kaldırılmasıdır. Bu süreç içinde uygun gördüğümüz projeleri hayata geçiririz. Kitapçık üzerinden değil. Kitapçıkta yazdıklarımız var, yazmadıklarımız var. Türkiye’de her gün yeni problemler yaşanabiliyor. Bu minvalde, ‘ O benim kitapçığımda değil. Yok’ tutumu söz konusu olmaz. Zaten o kitapçığı bir çalışma grubuyla hazırladık. Diğer aday arkadaşımız da bir çalışma grubuyla hazırladı. Biliyorsunuz, kıymetli meslektaşımın listesinden de şu anda yönetimde olan arkadaşlarım var. Demokratik teamüller içinde bir araya geldik. Biz bundan sonra baromuzla birlikte hizmet edeceğiz. Müşterek olan olmayan, hepsi hayata geçirilecektir.

 

TABAN ÜCRETİN ÇOK ALTINDA ÜCRET TALEP EDENLER VAR…

  • Haksız rekabet ortamı dediniz. Nedir, nasıl oluşuyor. Konuyu biraz daha detaylandırır mısınız?
  • HMK (Hukuk Muhakeleri Kanunu) değişikliğinden sonra yargı masrafları çok arttı. Örneğin, peşin alınan yargılama giderleri var. Bunlar adil yargılama önünde de ciddi bir engel. Gençler ekonomik anlamda tam bir bütçe edinememişken bazı meslektaşlar bu masrafları, ‘Kendim ödeyeceğim’ taahhüdüyle iş takibi yapıp davaları alıyorlar.
  • Avukatlık asgari ücret tarifemizde bizim tavan ve taban ücretlerimiz belirlenmiştir. Bu tavan ücretlerinin üstü veya taban ücretlerinin altında ücret alma yasağına tabiyiz. Ama sırf rekabet etmek adına taban ücretlerinin çok çok altında dava takip eden meslektaşlarımız var maalesef.
  • Ya da değişik kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde, örneğin iş kazaları sonrası iş kazasına uğrayan aileye elinde kartıyla koştura koştura gidip, ‘Davanıza ben bakayım’ diyen avukatlar var. Bu örneklerimin hepsi genç meslektaşlarımın önünde ciddi bir engel. Meslek yasamızda bunlarla ilgili yaptırımlar var. Bu yaptırımların hayata geçmesi için etkin mücadele vereceğiz, veriyoruz da.
  • Arzuhalciler var. Hasar şirketleri var. Bunlar için yasal başvuru süreçlerini işletiyoruz. Biz gençlere staj eğitimlerinde mesleğe dair uymaları gereken kuralları anlatıyoruz. Ve emin olun gençler, dikkatle uyguluyorlar. Tabi ki gençlerin dışındaki meslektaşlarımızın büyük çoğunluğu da Allah’a şükür uyguluyorlar. Bu sorunlar spesifik ama ekonomik anlamda iyi durumda olan biz yaştaki meslektaşları etkilemiyor. Mesleğe yeni başlayanları etkiliyor. Ücret politikaları var… Var, var, var… Bir sürü sorun var ve biz bunlarla ilgili olarak da ciddi projeler ürettik. Şu an çalışma gruplarımız konunun üzerine ciddiyetle gidiyor. Umarım yakın zamanda da olumlu sonuçlar alacağız.

 

SERMAYE HER DÖRT KATLI BİNADA HUKUK FAKÜLTESİ AÇTI

  • Türkiye’de çok sayıda hukuk fakültesi var ve mesleğinizde nitelik çok tartışılıyor…
  • Biz meslekte bu durumu tartışıyoruz tabi ama mezun olan gencecik meslektaşlarımızı da haksızlık ediyoruz. Onlar iyi niyetleriyle, gelecek planları dâhilinde hukuk okuma idealiyle çeşitli fakültelerden mezun oldular. Biz barolara bu aşamada düşen görev genç meslektaşların nitelikli birer avukat olmaları adına staj eğitimlerini en iyi şekilde, nitelikli şekilde vermektir, bu zorunluluktur.
  • Ama şöyle bir gerçeklikte var. Türkiye’de ihtiyacın üzerinde hukuk fakültesi açıldı. Akademik kadroları olmayan hukuk fakülteleri var. Sermaye her dört katlı binada hukuk fakültesi açtı. Hukuk fakültelerinin araç gerece ihtiyacı yok ki, tıp fakültesi gibi değil. Sermaye bunu bir gelir kapısı olarak görüyor ve hukuk fakültesi açıyor. Biz bu durumu yetkililere bütün barolar olarak, Barolar Birliği olarak da iletiyoruz. Bu kadar çok hukuk fakültesi açmaya, mesleki enflasyonu arttırmaya gerek yok. Nitelikli hukukçular yetiştirmeye ihtiyacımız var. Bugün yargının problemlerinden birisi de nitelikçi hukukçuların yetersizliği.

 

YAKINDA YARGIÇLIK, SAVCILIK VE AVUKATLIĞA ERİŞİM EŞİTLENECEK

  • Bu arada dikkatinizi çekerim. Hep avukatlar tartışılıyor ama mevcut durum bir tek bizim mesleğimiz için geçerli değil. Yargıçlar, savcılar da bu işin içerisinde. Dolayısıyla bu politikalar doğru değil. Mesleğin itibarını aslında olumsuz etkileyen unsurlardan biri de bu kadar çok hukuk fakültesinin açılarak mesleğe kolay erişimin sağlanması. Süreç içerisinde Adalet Bakanlığı ile birlikte yapılan, ‘Yargıda şeffaflık’ projesi kapsamında biz dahil baroların ve barolar birliğinin Adalet Bakanımıza ilettiği üzere bir sınav talebi Yakında yargıçlık, savcılık ve avukatlığa erişim eşitlenecek.
  • Aslında öyle bir sınav geçmişte varmış ve 2007’de iptal edilmiş…
  • 2007 yılında Anayasa Mahkemesi’nin bir iptal kararı var. Öte yandan yasada bir boşluk var. Biz bu boşluğun ivedilikle doldurulmasını istiyoruz. Genç meslektaşlarımız da istiyor bu arada. Yani bu belli bir yaş ve tecrübe grubunun değil gençlerin talebidir. Bizler de aynı şeyi düşünüyoruz. Çünkü hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra sadece avukat olmak isteyen arkadaşlarımız var. ‘Hakim, savcı olmazsak avukat olurum’ şeklindeki söylem onları da rencide ediyor. Yani bu bizim camiada tüm hukukçuların talebi. Erişim eşitlensin. Çünkü yargıç ve savcılar, avukatların sınavsız kazanılan bir meslek olması itibariyle bir ‘öteki’ görüyorlar Bize rağmen yargılama sürecini sürdürüyormuş gibiler. Hâlbuki bizler yargılama sürecinin asli unsuruyuz. Demokratik hukuk devletlerinde savunmayı temsil eden avukatlar yargı sürecinin merkezidir. Olması gereken budur. Bunun olması yönünde çalışmalar yapacağız tabi ki.
  • Kitapçığınızda; ‘Hukukun üstünlüğünü toplum adına korumak adına etkin bir çalışma yapacağız?” derken neyi kast ettiniz?
  • Her türlü, hukuka aykırılığın karşısında olacağız. Gerek yargılama sürecinde, gerek toplumun yaşadığı hukuka aykırılıklarla alakalı söz söyleyeceğiz. Proje üreteceğiz. Biz bunu zaten baro olmanın gereği olarak görüyoruz. Öncelikli görevimiz meslek ve meslektaşların sorunu ama toplumun yaşadığı hukuka aykırılıklarda da çözüm önerileri üreteceğiz. Yaşanan hukuka aykırılıkları yüksek sesle ifade edeceğiz.
  • Yasa izleme komisyonu, meslek sorunları izleme kurulu, olmayan birkaç komisyon daha…
  • … Kurmaya başladık. Örneğin yasa izleme komisyonu kuruldu. Meslek sorunları masasının oluşumu içindeyiz. Baro akademiyi oluşturuyoruz. Dolayısıyla kitapçıkta yazdığımız vaatleri yerine getirmekle birlikte kitapçıkta yazmayanları da hayata geçirmeye başladık. Bütün çabamız baromuzu iyi bir noktaya, daha kurumsal bir yapıya kavuşturmak.
  • Kitapçıkta yazmadığınız diğer projeler nedir?
  • Onları hayata geçirdiğimizde paylaşırız.
  • “Daha gerçekçi duruşma saatleri” yazmışsınız. Örneğin 5 Nisan Avukatlar Günü’nde Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu da duruşma saatleriyle çakışıyor ve fotoğraf karelerine de yansıyan zayıf bir görüntü söz konusu?
  • Çelenk koyma saatini genelde belirleyebiliyorsunuz ama değiştirmek pek uygun değil. Genelde hep sabah saatlerinde konulur. Duruşma saatleri içinse; bazı mahkemeler sabah 09.00’da duruşma saati veriyor ama 40 dosya varsa 40’ına da aynı saate veriyor ve biz avukatlar sıramızı bekliyoruz. Akşam 17.00 – 17.30’da duruşmalara girebiliyoruz.
  • Bu durumda 05 Nisan törenlerine katılım az olmuş. Haklısınız ama ben bu konuda meslektaşlarımın hassas olduğunu biliyorum. 05 Nisan törenlerinde komisyon başkanlarımızdan, hâkim ve savcılarla birlikte yargının diğer unsurlarından destek almayı düşünüyoruz. Süreç içinde aşmayı umut ediyoruz.

 

KAMUYA AİT CADDELERmKAR AMAÇLI DEVRERİLEMEZ

  • Otopark kentimizin çok genel bir sorunu. Siz adliyelerde nasıl çözeceksiniz?
  • Adliyelerdeki otopark sorununu çözmek zorundayız. Biz hâkim ve savcılarla meslektaşız. Avukatlar bu anlamda, mesela Gebze Adliyesi’nde de bu sorun yaşandı ve bir önceki temsilcilik yönetimimizin üstün çabalarıyla aşıldı. Yeni yapılacak Kocaeli Adliyesi’nde de bu sorunu aşacağız.
  • Belediye başkanlığına aday olan hukukçu arkadaşlarımız da bu soruna parmak basacaktır. Devletin yolu kamunundur, vatandaşındır. Dolayısıyla kamuya ait bu yerlerin üçüncü kişilere kar edilmesi amacıyla bırakılmasının karşısında olduğumu ifade edeyim.

 

KÖSEKÖY’E BARO BİNASI

  • Yeni baro binası yapacağınız da yer alıyor kitapçıkta…
  • Yeni baro binasını en kısa sürede hayata geçireceğiz. Kocaeli Adliyesi’nin yeni binasının yapıldığı Köseköy’de beş dönümlük bir arazi tahsis edildi. Onun üzerinde çalışmalar devam ediyor. İhtiyacımız var çünkü. Biz Türkiye’nin dokuzuncu büyük barosuyuz. Meslektaşlarımızın itibarına yakışır bir bina inşa edeceğiz.

NİTELİKLE EĞİTİM TOPLUMUN GENEL BİR PROBLEMİDİR

  • Sizi üzen bir konu ama mesleğinizde niteliği yükseltmek adına neler yapmayı planladığınızı detaylandırır mısınız?
  • Öncelikle şuna inanın. Mezun olan arkadaşlarımız mezuniyetlerinin ardından o eksikliği tamamlamak için çok çabalıyor. Hep bizim eğitim seviyemizden bahsediliyor. Şunu ifade etmekte fayda görüyorum. İnanın en itibarlı kurum şu an hukuk, hukukçular. Barolar. Emin olun ki toplumdaki pek çok meslek grubundan daha nitelikl Bize soruyorlar, ‘Nitelikli hukukçu. Nitelikli hukukçu…’ Toplumun bir parçası olarak bizler de nitelikli mühendisler, bilim adamları, öğretmenler istiyoruz.
  • Hep bizim üzerimizden gidiliyor ama Türkiye’nin genel problemi eğitim. Ben bize yönelik eleştirilerde bu kadarını kabul etmiyorum. İnanın çok çabalıyor bizim meslektaşlarımız. ‘Akademik kadrosu olmayan okullardan mezun’ diyoruz ama o gençleri görün, pırıl pırıl. O gençler şimdi bizim komisyonlarımızda çalışıyor. Onlardan çok şey öğreniyor ve onlara yapılan bu eleştirileri de çok haklı bulmuyorum. Evet. Fakülteler azaltılsın. Mesleğe bu kadar kolay erişilmesin ama çok da kaliteli gençlik var. Nitelikli eğitim, toplumun genel problemi. Genç meslektaşlarımız fiili hayatta ne eksikleri varsa gidermek için olağanüstü çaba gösteriyorlar ve biz o çabayı görüyoruz. Bizlerle iletişim halindeler. Kocaeli Barosu olarak bizler seminerler düzenliyoruz. Eğitim seminerleri ve panelleri ile öncü barolardan biriyiz. Bu geçmiş yıllarda da böyleydi. Şimdi de elimizden geleni yapıyoruz. Göreve geldikten 15 gün sonra eğitim düzenledik. Ocak ayı yine eğitim sempozyumları ile dolu…

KİMSE MERAK ETMESİN İYİ HUKUKÇULARIZ

  • Yargıda hep avukatlar tartışılıyor ama hakimler, savcılar da bütünün parçası değil mi?
  • Problem şu: Avukatlığın önemini topluma kavratmamız gerekiyor. Hukukçuların ğitimi şusu busu tartışılıyor ama vatandaşın adil yargılanmasının tek temennisi Yargı sürecini tartışsın insanlar. Örneğin, işe iade davalarında niye iki yılda adalete ulaşamıyorlar. Bunu tartışalım. Bu konuda hukuk avukatları daha gayretli. Yargının çok ciddi problemleri var. İstinat mahkemeleri kuruldu. Yargıtay’dan üç yıl içinde dava dosyaları gelmiyor. Yeni Adalet Bakanımız bu konuda çok ciddi önlemler getirmeyi düşünüyor. ‘Adalette 100 gün’ projeleri var. Ümit ediyorum, bunlar çağrı olur. Hem vatandaş hem hukuk adına çok mücadele ediyoruz. Dolayısıyla ben bu eğitim meselesinin bile eğitimle ilgili sorun yarattığını düşünüyorum. Biz o eğitimi baroda tamamlarız, öyle bir eksiğimiz yok. Ama evet, ‘Şunlar şunlar eksik’ diyoruz. Öneren sıfatımız var. Ama kimse merak etmesin, iyi hukukçularız. Memlekette hukuku savunmaya devam edeceğiz.

 

ARABULUCULUK GÜVENCEDE AMA UZLAŞTIRMA RİSK ALTINDA

  • Memlekette herkes her işi yapıyor ve avukatların yaptığı işleri yapan başka meslek grupları da var..
  • …Yapmamalı. Yapılmaması yönünde her türlü önlem alınmalı. Mesela uzlaştırma; avukatlar hukukçular dışında da açık. Uzlaştırma da yargı sürecinin bir parçasıdır. Uzlaştırma; hukukun üstünlüğü konusunda temel eğitim almış, hukukun evrensel ilkelerine hâkim ve hukuku içselleştirmiş kişiler tarafından yapılmalıdır. Arabuluculuk ile alakalı böyle bir tehlike yok. Adalet Bakanımız arabuluculuğun üçüncü bir meslek grubuna açılmayacağını bizatihi kendisi de ifade etti. Ama doğru söylüyorsunuz. Dilekçeciler ile hasar şirketleri konusunda lütfen aracılığınızla vatandaşlara seslenelim. Asla dilekçecilerle dava açmasınlar. Çok ciddi hak kaybına uğruyorlar ve sonunda yine bir avukata geliyorlar. O avukat maalesef o hak kaybını ortadan kaldıracak bir çare üretemiyor, üretemez de. Mümkün değil.
  • Tüm vatandaşlarımızı hukuki uyuşmazlıklarını mutlaka bir avukata danışması yönünde uyarıyor, siz basından da vatandaşı buna sevk edecek çalışmalar yapmanızı istiyoruz. Vatandaşlarımız bu yanlışı yapmasınlar. Oralara gitmesinler. Hukuki uyuşmazlığı çözecek olanlar hukuk eğitimini almış kişilerdir. Dava vekilliği Tanzimat Dönemi öncesinde kaldı. Yapmasınlar. Üzülüyorum sonra o vatandaşlara ve mesela bizim çok avukat arkadaşımız vatandaştan danışma ücreti almaz. Arzuhalciler yazılı danışma ücreti alıyor. Yazdıkları dilekçeler emin olun, hiçbir hukuki yanı olmayan dilekçedir. Lütfen birlikte mücadele edelim. Sizler de (basın) bizlere destek olun. Vatandaşa hep birlikte seslenelim. Yapmasınlar, gitmesinler. Hukuki durumlarda kesinlikle avukatlardan destek alsınlar.

 

BU SINIRLAMA ORTADAN KALDIRILMALI

  • Giderlerinizin ödediğiniz vergi meblağından düşürülememesi gibi problemleriniz de var…
  • Bu konuya dair kitapçıkta çok detaya girmedim. Vergi Usul Kanunu ve Katma Değer Vergisi mevzuatında ciddi değişikliklere ihtiyacımız var. İşimizle alakalı pek çok giderimizi vergisel anlamda gider olarak gösteremiyoruz. Bu sınırlama ortadan kalkmalı. Adalet Bakanlığı’na yazılı sunumda bulunduğum metinde de vardı. Barolar Birliği’nin müşterek çalışmasında da dile getirildi. Bunun çözümüne ilişkin mali önlemler alınacağını, Maliye Bakanlığı nezdinde de ifade ettiler.
  • Mesela biz de KDV’ye tabiyiz. Özel eğitim ve özel sağlıkta KDV oranı, sadece Bakanlar Kurulu kararı ile yüzde 8. Bize dair; Anayasa’da vücut bulan, savunma hakkının tek temsilcisi olduğumuzdur. Avukatlık Kanunu’nda mesleği tanımlarken, ‘Kamu hizmetidir’ tanımını yaptığı dikkate alındığında yaptığımız iş, yargının zorunlu unsuru olmamızdan ötürü de kamu hizmetidir. Kamu görevlisiyiz biz. Hangi kamu hizmetinden yüzde 18 KDV alınıyor. Hangi kamu hizmeti bu kadar olağanüstü gelir vergisine tabi tutuluyor. Bizde gelir vergisi oranı yüzde 35. Kazandığınız her 1000 TL’nin 540 TL’sini KDV ve diğer vergi kalemleriyle birlikte vergi olarak ödüyorsunuz ve gider gösteremiyorsunuz.

 

ADALET BAKANIMIZIN O SÖYLEMİ BENİM İÇİN BÜYÜK BİR UMUTTUR

  • Bu sorunun ivedilikle çözülmesi lazım. Benim önerim şuydu. Yasal değişikliğin yapılması yönünde çalışma yapılmasını önermiştim. Bizim işimiz de bir kararname ile çözülüyor, yapılabilir. Türkiye Barolar Birliği’nde Adalet Bakanımız ve milletvekillerimiz ile bir araya geldik. Onlara da tane tane anlattık. Birlik başkanımız da bu konuda çok gayret gösterdi. Bence ileriye dönük çok önemli bir toplantı oldu. Ciddi bir toplantıdır. Adalet Bakanı, tüm hukukçu milletvekilleri ve tüm baro başkanlarının bir araya geldiği bir toplantı olmuştur. Benim Sayın Bakan’dan Kocaeli Barosu adına bireysel olarak ilettiğim yazılı metinde yer alan öneri Barolar Birliği tarafından olgunlaştırmış bir şekilde iletildiği gibi sözlü olarak da konuştu. Benim çok hoşuma giden bir şey oldu. Adalet Bakanı, ‘Ben şu an Bakan olarak hizmet verebilirim ama ölene kadar avukatım. Dolayısıyla bu görevdeyken avukatlığın ekonomik ve sosyal bütün problemlerini yok etmeye yönelik projeler üretmeye çalışacağım’ dedi. Benim için büyük bir umuttur. Bütün barolar aynı şeyi düşünüyor. Bu umudumuza yönelik çalışmaların yapılacağını düşünüyorum.

 

15 TEMMUZ SONRASI YARGI DA İTİBAR KAYBETTİ

  • Biraz bizim mesleğimize dönecek olursak.. 15 Temmuz sonrası yargı ile birlikte basın olarak biz de galiba çok kötü bir sınav verdik…
  • Bu sadece gazeteciler için değil ama gazetecilerin ciddi anlamda bir ifade ve basın özgürlüğü sorunu var. O süreç maalesef kötü bir süreçti. Yargı kötü bir sınav verdi. Niye? Gözaltına alınan herkes ifşa edildi. Bunların içinde hâkimler, savcılar, avukatlar da var. Bir gün önce görev yaparken ertesi gün gözaltına alınıyorlar ve kelepçeyle adliye içinden geçiriliyorlar. Basında fotoğrafları yayınlanıyor. Haklarında yargılama olmamış, kesinleşmiş bir hüküm verilmemiş kişilerin bu şekilde ifşası öncelikle temel özgürlükler anlamında aykırı. Olmamalı. Yargının da itibar kaybına neden oluyor, olmuştur.

 

BASINA DA BU ŞEKİLDE YANSIMAMALIYDI

  • Sorunuzda yansıttığınız sizin özeleştiriniz ki kendi çalıştığınız sahayı daha iyi biliyorsunu Basına bu şekilde yansımamalıydı. Biliyorsunuz. Gözaltına alınanlar; daha sonra, haklarında hiçbir dava açılmaksızın görevine iade edilenler oldu. Yargılama sürecinde o dönemde ciddi anlamda sıkıntılar yaşandı. Bizim adliyemizde de gözaltına alınan hâkimlerden hemen göreve iade edilenler oldu ama burada çalışmak istemediler. Bir kere, ifşa edildiler. Çoğu gitti. Geçenlerde kaybettiğimiz Kocaeli Barosu eski Başkanı İlter Yılmaz Bey’in cenazesine geldi onlardan biri. Özlem giderdi. Sevdiğimiz bir abimdi. Gözaltına alındıktan sonra salınıverdi. Hiçbir soruşturma da açılmadı. Görevine de devam ediyor şimdi. Olmamalıydı. Biz sergilememeliyiz insanları. Bir kere toplum vicdanında suçlu ilan etmemeliyiz. Zaten ceza hukukunun temel prensibidir bu. Masumiyet kaidesi vardır. Onlar şüpheli oldukları aşamada sanık gibi lanse edilmemeli. Bunlar toplum vicdanında yaralıdır.
  • Toplumun önemli kısmı, ‘Yalan haber’ konusunda yargıya gitmeyi biliyor ama basın üzerindeki haklarını, en azından yanıt hakkının olduğunu dahi bilmeyen önemli bir kesim var…
  • Bu anlamda çok kısa cevap vereceğim. Çünkü bu sorunuz hukuki danışmaya da girebilir. Direk avukatlardan bilgi alsınlar. Şu an baro başkanı sıfatıyla bu röportajı gerçekleştiriyoruz. Gerekli hukuki bilgilendirmeyi meslektaşlarımız yaparlar ama şunu söyleyebilirim. Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti böyle bir çalışma yaparsa biz de kurumsal kimlikle gereken desteği
  • “Şiddete karşı mücadele hakların özünü ve meşruiyetini kaldırmamalıdır” yazıyor kitapçıkta. Burada vermek istediğiniz mesaj nedir?
  • Şiddetle her yerde mücadele etmeliyiz. Sözde, söylemde, sözünü ettiğiniz gibi çevre olaylarında ama hukuka uygun mücadele etmeliyiz. Temel hak ve özgürlükleri, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer iç hukuk mevzuatı gereğince hakların özünü ortadan kaldıracak şekilde şiddetle mücadele edilmemeli. O mesaj odur.
  • 18 yaşından küçük çocuk cinayet dahil hangi suçtan hüküm giyerse giysin, ‘Suçlu mu’ demeliyiz. ‘Suça itilen çocuk mu’ demeliyiz…
  • O çocukların suça sürüklenmemesi için gerekli politikaları üretmek zorundayız. Onlar bizim geleceğimiz. Çevre faktörü ise bunun önüne geçmeliyiz, aile faktör ise bununla ilgili tedbiri almalıyız. Eğitimse, bu çocukların eğitim hakkını savunmalıyız. Çalışan çocuk ise bu çocukların insan haklarına uygun ortamlarda çalışmaları için elimizden geleni yapmalıyız. O noktada da bir sorun varsa barolar gerekli tedbirleri alacaktır. Çalışmalar yürütecektir. Bize yansıyan her türlü kötü problem üzerine çalışırız ama bizim için çok önemli çocuklar… Çocuklar, kadınlar, toplumda şiddet gören herkes. Çalışanlar da olabilir. Onun için baro olarak, hukukçu olarak bunu çok önemsiyoruz.
  • Alo şiddet hattı vaat ettiniz, ne durumda?
  • En kısa süre içinde kuracağız. Bakanlık da kurdu. Bizim 1994’te vardı. Çocuk Hakları Komisyonu da vardı o zaman. Sonra işletilmedi bu hat. Bunun çalışmasını yapıyoruz. Paralellik arz eden uygulamalar bunlar.

 

AVUKATA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI DA 24 SAAT NÖBETTEYİZ

  • Öte yandan; değinmeden edemeyeceğim. Avukatlara da çok şiddet uygulanıyor. Bu sosyal olabiliyor, fiziki olabiliyor. Bununla alakalı olarak da bizim sürekli, 24 saat nöbet sistemimiz var, bütün meslektaşlarımızın ulaşabileceği. Sizin kanalınızla onu da söyleyeyim. Avukata karşı uygulanan şiddetle de büyük bir hassasiyetle mücadele edeceğiz.
  • Vatandaş şunu bilmeli. Biz varsak adil yargılanabilirler, adalete erişebilirler. Biz onlar için, biz bu toplum için varız. Vatandaş, hakim ve savcıyla rahatlıkla görüşemeyebilir ama biz avukatlar birlikte yaşıyoruz. Bu halkın birer unsuruyuz. Dolayısıyla biz onlar için adaleti koruyacağız. Onlar da bu anlamda, bize karşı yöneltilen her türlü itibarsızlaştırmanın karşısında durmalılar. Çünkü biz itibar kaybedersek onların adil yargılanma hakkı büyük zarar görür. Ortadan kalkar. Olmaz, mümkün değil. Avukat olmadan adalet olmaz. Bunu herkesin bilmesi gerekir. Biz bu vatana, bu millete hizmet etmeye devam edecek olan unsurlarız. Bunda da kararlıyız.

 

BİREYİM. CUMHURİYET KADINI BİR ANNEYİM

  • Kocaeli Barosu’nun ilk kadın başkanı olarak cinsiyetiniz sizde baskı unsuru oluyor mu?
  • Hayatımı bir kadın olarak değil, öncelikle birey olarak devam ettirmiş bir insanım. Tabi ki bir anneyim. Onun ötesinde Cumhuriyet kadını olmam sebebiyle de Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e en derin şükran ve saygılarımı sunmak üzere, geçen biliyorsunuz Anıtkabir’de resmi bir tören düzenledik.

 

MESELE KADIN ERKEK DEĞİL MESELE İNSAN OLMAK

  • Hemcinslerim adına bir misyon üstlendiğimi tabi ki düşünüyorum. Gerek meslekte gerekse diğer STK’lar ve toplumda bu tür konumları önemsiyorum. Eğer bugünkü görevimin buna faydası olacaksa da ne mutlu bana ama hemcinslerim için söylüyorum. Mümkün olduğunca, hemcinsim olan meslektaşlarımın bu görevlere gelebilmesi için elimden geleni yapacağım. Toplum bize de eşit yurttaş olarak bakmalı. Biz pozitif ayrımcılık değil eşitlik istiyoruz. Fırsat eşitliği istiyoruz. Artık toplumda meslekler ve bu tür makamlar için liyakat esas alınması gerekiyor, kadınlık erkeklik meselesi değil liyakata önem vermemiz lazım gelir. Bu görevi yapabilecek liyakata sahip çok kadın meslektaşım var. Ama dediğim gibi mesele kadın erkek olmak değil mesele insan olmak. İyi hukukçu olmak. Benim gözümde o.

 

BUGÜN İTİBARİYLE TEK İDEOLOJİM HUKUKTUR

  • Kocaeli Barosu seçimleri size rağmen çok politize edildi ve gözlemlerimize göre zaman zaman çok kızdınız…
  • Baro seçiminin politize edilmesi hiç doğru olmadı. Baroya siyaset bulaştırılmaya çalışıldı. Ben birey olarak gereken cevabı veririm ama o süreç sırasında çok önemli bir göreve, hizmete adaysınız. Dolayısıyla ben o süreç içerisinde tüm meslektaşlarımıza şunu söyledim: Lütfen siyaset üzerinden gidip de baroya siyaset karıştırmayın. Ben ideolojimi gizlemedim ki. Tabi ki bir ideolojim var ama o göreve aday olduğum süreç içerisinde ve bugün benim tek ideolojim var. O ideolojim hukuktur. Başka hiçbir şey değil.
  • Baronun tüm siyasi ideolojilere karşı bağımsız ve tüm siyasi ideolojilerin üstünde olduğunu her defasında dile getiriyorum. Ve bu doğrultuda hareket edeceğim. Ve bundan sonra da bu hassasiyeti siz kıymetli basın mensuplarından talep ediyorum çünkü sizin de herhangi bir hukuki aykırılığa uğramanız durumunda biz olacağız yanınızda. Ben her ideolojiden olan insanın hukuki güvencesi için bu hizmeti yapacağım. Dolayısıyla baroya kimse siyaset bulaştırmasın. Baronun kurumsal yapısını, itibarını tartışma konusu haline getirmesinler. Doğru değil. Hassasiyetim budur, başka bir şey değil. Yoksa her insanın ideolojisi vardır. Farklılıktır bu. Ben birey olmaya çalışan bir insanım. Gerek özel yaşamım ve meslek yaşamım, gerekse bu görevdeyken bu üst ideoloji yani hukukun üstünlüğü ideolojisi doğrultusunda hareket ediyorum, etmeye de devam edeceğim. İnsanların da bu konuda hassasiyet göstermesini temenni ediyorum.
  • İlave olarak…
  • Ben sizlere çok teşekkür ediyorum. Biz üreteceğiz, sizler duyuracaksınız. Bizi toplumla asıl basın buluşturacak. Her çalışmamızda sizleri görmek isteriz. Bir arada olmak isteriz. Biz bu yola çıkarken de dedik ki meslek ve meslektaşın sorunlarına çözüm üreteceğiz. Toplumu hukukla buluşturacağız. Bunu yaparken de tek bir ideolojimiz var, hukuk. Bu alanda mücadele etmeye devam edeceğiz.

YORUMLAR

  • Toplam 2 Yorum
default photo
hadi oradan
Yazan: hadi ordan

avukatlara taşeron çalışan olarak sendika aracılığı ile gittik. Sonra davalardan vazgeçersek kadroya alacağını söylediler. Davalardan vazgeçtik . 400 lira masraf yapan avukatlar 4000 lira aldılar bizden. Kanımızı emdiler. 1000 lira neyinize yetmiyodu. Haram zehir zıkkım olsun. Çoluğundan çocuğundan çıksın haram para. Baro başkanı da anlatsın hikaye

0 Beğendim
2 Beğenmedim

beddua da sahibine döner ayrıca :)

YILMAZ

Bu ülkede düzenli yaşayabiliyorsak hukuk ve hukukçular sayesinde . Boş insan boş söylemlerde bulunur.Kimsenin çoluk çocuğundan çıkmasın ama sizin kanınız emilebilir belli ki hak etmişsiniz. Bahar hanım da konuşsun güzel konuşuyor ;hikaye anlatırsa bir gün biz onu da dinleriz merak etmeyin.At gözlüklerinizi çıkarıp da etrafı görebilirseniz hayat güzel.Nefret etmeye değil sevmeye geldik.

1 Beğendim
0 Beğenmedim

DİĞER HABERLER

Kocaeli iş dünyası, ticaretin itici gücü  ‘Kefalet sigortasıyla’ tanıştı

Kocaeli iş dünyası, ticaretin itici gücü ‘Kefalet sigortasıyla’ tanıştı

Kocaeli Ticaret Odası’nın, Quick Sigorta işbirliğiyle düzenlediği Finansal Sigortalar Toplantısı’nda, Kocaeli iş dünyası özellikle özel sektörün teminat ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına hayata geçirilen ‘Kefalet Sigortası’yla tanıştı. Türkiye’de bir ilk olarak firmalar ihalelere katılırken teminat mektubu yerine Quick Sigorta Kefalet Sigortası kapsamında düzenlenen kefalet senetlerini sunabiliyor.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter
Twitter

KENT REHBERİ