Sibel Gönül
KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.4823 TL
  • 6.2239 TL
  • 7.2797 TL
Kocaeli Zirve
Bu kenti üç beş çakala bırakmayız
Bu kenti üç beş çakala bırakmayız
Güncel
11 Ekim 2009 Pazar 17:39
  • 4749
  • 14

Bu kenti üç beş çakala bırakmayız

Ülkemizin bütün kentlerinden göç alan hatta ve hatta artık yurt dışından bile çalışmaya gelenlerle tam bir kozmopolitik bir sanayi kenti haline gelen Kocaeli`nin sahipsiz olduğunu sık sık dile getiririm.

Evet Kocaeli sahipsizdir.
Kocaeli`nin maalesef sahibi yoktur.
Bunlar doğru. Ama Kocaeli sahipsiz dediysek üç beş çakala, üç beş kendini bilmeze, üç beş densize, bir iki tosuncuğa bırakılacak kadar da sahipsiz değildir.
Belki bu kenti tamamen koruyamayız ama en azından üç beş çakala bırakmayacak kadar gücümüz ve yüreğimiz var bizim.
Şimdi öncelikle konumuza gelmeden önce size biraz Bizim Kocaeli Gazetesi`nden ve kendimden söz etmek istiyorum.
2001 yılında kurulduğumuz andan itibaren Bizim Kocaeli Gazetesi bu kentte konuşan değil konuşulan gazete olmuştur.
Evet Bizim Kocaeli Gazetesi sürekli konuşulur. Her hareketi birileri tarafından konuşulur. Hatta Bizim Kocaeli Gazetesi öyle bir hale gelmiştir ki koca koca adamlar sabahları toplantı yapıp Bizim Kocaeli Gazetesi`nde ‘Neler oluyor?` diye saatlerce konuşurlar.
Bu yıllardır böyledir.
Kentin en ücra köşesinde de Bizim Kocaeli Gazetesi konuşulur kentin en elit en büyük kurumlarında da Bizim Kocaeli Gazetesi konuşulur.
Çünkü gündem yaratan, bu kentte tabuları yıkan, yazılamayanları yazan, kimsenin yazmaya cesaret edemediği olayları yazan gazetedir Bizim Kocaeli Gazetesi.
Bu gazeteden bir şoförün bir muhabirin işten çıkması bile günlerce konu edilir. İşte Bizim Kocaeli Gazetesi`nin gücü buradadır.
Biz konuşmayız.
Birileri bizi konuşur.
Biz işimizi yapar başkaları bizim yaptığımızı konuşur ya da bizi taklit eder. Bugün Bizim Kocaeli Gazetesi olmasa inanın bana bu kentte kendisini gazeteci diye gören pek çok kişi yazacak konu bile bulamaz. Yazdıkları günlük yazılar yüzü bile geçmezken benim adımın Bizim Kocaeli Gazetesi`nin adının geçtiği yazılar beş altı yüz tane okunur.
Bizim Kocaeli Gazetesi gücünü halktan ve okuyucusundan alır. Bunun dışında hiçbir güç odağı Bizim Kocaeli Gazetesi`nde etkili olamaz.
Ve Bizim Kocaeli Gazetesi bu kentte devlete bir kuruş borcu olmayan, bir tek gün bile çalışanların maaşlarını ödememezlik yapmayan, SSK`sını günü gününe ödeyen Özgür Kocaeli Gazetesi`nin dışında tek gazetedir.
Evet bu gazetenin inanılmaz bir ticari itibarı vardır. Bugün birilerinin çekleri teker teker yazılırken, birilerinin kapılarında icra memurları sırada beklerken, bankalar bir tek çek karnesi bile veremezken, Bizim Kocaeli Gazetesi`ne bankalar kredi vermek için sıraya girerler.
 İnanın bana bu ağır kriz ortamında bile dev firmalar bankalardan 20 bin, 50 bin TL`lik kredi almak için takla atarken Bizim Kocaeli Gazetesi`nin ayağına gelirler kredi vermek için. Biz banka şubesine bile gitmeyiz herhangi bir kredi için.
Onlar gelir bize evrakları gazete binasında imzalarız. Yani bırakın bir çekimizin, senedimizin yazılmasını bankalar bize resmen yalvarırlar.
Tabi kaşımıza gözümüze değil bu yapılanlar. Hesap kitap işleri bizde dört dörtlüktür. Her şeyimiz şeffaf her şeyimiz düzgündür. Bugün sokakta gazete satan arkadaşlarımızın bile sattıkları gazetenin faturası ceplerindedir.
Ama bütün bunları bildikleri halde bazı yarım akıllı kendini gazeteci gören tipler köşelerinde bu gazetenin devlete 2 trilyon borcu olduğunu yazabilecek kadar kendini aşağalık duruma düşürmüştür. Bu gazetenin değil 2 trilyon devlete borcu 100 TL borcu olduğunu ispatlayana bu gazeteyi hemen teslim ederim.
Bu gazetenin ticari itibarı gazete itibarından çok ama çok yüksektir. Bu gazetenin çekleri bu kentteki en itibarlı çeklerdir. Bizim Kocaeli Gazetesi`nde çek yazıldığı an o çekin karşılığı o saatte bankada hazırdır. Bizim öyle çekin günü geldiğinde parayı toplayalım derdimiz falan olmaz.
Ama bu gazeteye dil uzatmaya kalkışan, ‘Bildiklerimi yazarsam bu kentin sokaklarında dolaşamazsın` diyen yarım akıllı tosuncuğun imzaladığı onlarca karşılıksız çek vardır.
Adam çalışanlarına aylardır maaş ödeyemiyor, işten ayrılan personelin tazminatını aylardır ödeyemeyen yarım akıllı kalkmış klima rüzgarı gibi kabadayılık taslamaya kalkışıyor. Buradan çakallara, leş kargalarına bir kez daha sesleniyorum.
Benim hakkımda, Bizim Kocaeli Gazetesi hakkında bildiğiniz ne varsa yazmazsanız şerefsizsiniz. İsterseniz belden aşağı vurun isterseniz belden yukarı vurun. Hiç umurumda değil.
Bu kentte verilemeyecek hiçbir hesabım yok. 47 yaşındayım ve askerliğimin dışında, 12 Eylül dönemindeki cezaevi yaşamımım dışında bu kentten hiç ayrılmadım.
Bu kentin sokaklarında insanların gözünün içine baka baka aslanlar gibi yürüyorum. Hem de aldığım onlarca tehdite rağmen.
Bana ve Bizim Kocaeli Gazetesi`ne birileri yıllardır çeşitli tehditler savurdular. Hepsine gülüp geçtim.
Bu kentte değil üç beş çakalın, tosuncuğun bana gider yapmasını onların ağa babaları ile yıllarca mücadele ettim ve geri adım atmadım.
Bu kentte alnım açık başım dik geziyorum. 24 saat izlenen, telefonları dinlenen birisiyim. Attığım her adımı devlet takip ediyor.
En küçücük bir yanlışım olsa önce devlet biner tepeme. Bu ülkede iktidara karşı muhalefet yapmanın ne kadar ağır bedellere neden olduğunu herkes bilir. Eğer bir yanlışım olsa önce iktidar defterimi dürer, bitirir beni.
Benim istesem de en küçücük bir yanlış yapma şansım yok. En küçücük bir yanlışımda en küçücük bir çetrefilli işimde anında benim işimi bitirirler. Birisine telefon etsem, birisine iş konusunda bir şey yapsam anında yakarlar beni.
Şimdi gelelim bu yazıları neden ve niçin yazdığıma. Son günlerde bazı çakallar ellerine basın gücünü de alarak ilimizdeki bazı sanayicilere aba altından sopa gösterip ya da aleni tehdit ederek onlardan iş istemeye başladılar.
Arkalarına akrabaları olan belediye başkanlarını da alarak sanayicileri resmen tehdit etmeye başladılar.
Bunu artık sadece ben değil herkes biliyor. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Karaosmanoğlu da biliyor, Sanayi Bakanı Nihat Ergün de, AKP milletvekilleri de, AKP İl Başkanı Zeki Aygün de biliyor.
Çünkü şikayetler onlara kadar gitti. Bu çakallar sanayicilere gidip ‘bu taşıma işini bize vereceksin,` ‘Bu inşaat işini biz yapacağız,` ‘Bu fabrikanın hurda ve yemek işini biz yapacağız` diye tehdit etmeye başladılar.
Sonra bu işleri alıp işi verdikleri kişilerle ortakçılık yapmaya başladılar.
Evet yanlış okumadınız.
Kendilerine gazeteci diyen bu çakallar ilimizdeki sanayicilere resmen musallat oldular. İş aldıkları kişilerle şimdi ortaklık yapmaya başladılar.
 Yani ellerindeki basın gücünü kendi işlerinde kullanmaya başladılar. Komisyon alıyorlar ya da ortaklık yapıyorlar iş aldıkları adamlarla.
Bunlar ayyuka çıktı artık.
İşte bu çakallara birilerinin dur demesi gerekiyor. Benim kavgam burada başladı. Yoksa bu tipler ne benim rakibim ne de bu gazetenin ayarında kişiler.
Ben çevreyi kirleten sanayici için yazı yazıyorum. Ben haksız yere işçi çıkaran sanayiciyi eleştiriyorum.
Ama ne ben ne de Bizim Kocaeli Gazetesi olarak bugüne kadar bir tek sanayici ile ne iş konuştum kendim için ne de bir talebim oldu. Varsa çıksın desin ki ‘Bizim Kocaeli Gazetesi ve Güngör Arslan bizden bir talepte bulundu.`
Bu kadar açık açık söylüyor ve ilan ediyorum.
Sanayicilerle, iş yapan pek çok kişilerle dostlarım için görüşme yapmışımdır. Referans olmuşumdur. Ama bunları sadece dostluk adına yapar en küçücük bir karşılık en küçücük bir menfaat beklemeden yaparım.
Örneğin Genç Tur Sahibi Ali Genç ile yıllara varan bir arkadaşlığım var. Onun için pek çok kişiye referans oldum, pek çok kişiye telefon ettim.
Ama en küçücük bir menfaat beklemeden.
 İşte Ali Genç orada.
Çıksın desin ki Güngör Arslan benden bunlar karşılığında bir kuruş bir talepte bulundu ya da aldığımız işe ortak oldu. O dakika da bu gazeteyi kapatır gider bu mesleği de bırakırım.
Ama birileri gazeteciliği tehdit aracı yapıp karşılığında menfaat sağlıyor.
Ya da müteahhit ortaklarına iş almak için gazetelerini kullanıyorlar. Yok böyle bir şey.
İşte benim kavgam benim çabam bu tiplerin bu davranışlarına.
Yoksa onları gazeteci olarak kendime muhatap bile kabul etmem.
Hele hele onları rakip görme gibi bir düşüncem hiç yok.
Kısacası sevgili okurlar bu kent belki sahipsiz ama çakallara, tosuncuklara bırakılacak kadar da değil.
Bunlar gazeteci falan değil, olamazlar da.
Bunlar olsa olsa kolpacı olur, bunlara dense dense ancak kolpacı denir.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ