Sibel Gönül
KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.5456 TL
  • 6.2837 TL
  • 7.2835 TL
Kocaeli Zirve
Fasulyenin içinden elma çıkacak
Fasulyenin içinden elma çıkacak
Güncel
31 Ekim 2009 Cumartesi 13:37
  • 1002
  • 1

Fasulyenin içinden elma çıkacak

''Böyle şey olur mu'' demeyin... Başlıktaki ifadenin gerçekleşmesine az kaldı...

CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok'un başkanlığındaki Bilim Yönetim Kültür Platformu`na bağlı olarak çalışan Tarım, Gıda ve Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu GDO'lara ilişkin kapsamlı bir rapor hazırladı.

CHP Parti Meclisi'ne de sunulan 26 sayfalık raporda GDO'ların yol açacağı tehlikeler tüm yönleriyle ele alındı. Raporun kapağına ise GDO'ların yaratacağı sakıncaya vurgu yapan ''fasulyenin içinden çıkan elma'' resmi konuldu.

Nesrin Baytok'un başkanlığını yürüttüğü CHP Bilim Yönetim Kültür Platformu çatısı altında çalışan bir grup siyasetçi, akademisyen ve uzmanın katkısıyla hazırlanan “GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMA (GDO) İÇEREN ÜRÜNLER HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME” başlıklı 26 sayfalık raporda Türkiye`de GDO içeren tohum ve ürünlere ilişkin yeterli düzenlemenin bulunmadığına dikkat çekildi.

DÜZENLEME ŞART


7 Ekim 2009'da PM'ye sunulan raporda, bu ürünlerin olası riskleri ve tüketici kaygıları dikkate alındığında, gerekli düzenlemelerin acilen gündeme getirilmesinin zorunlu olduğu vurgulandı.

GERÇEK GÜNDEM
'in ulaştığı raporda, üzerinde çalışılan bir Biyogüvenlik Kanunu Taslağı bulunduğu, ancak taslağın son şekli ve hangi amaçlara hizmet ettiği hakkında yeterli bilgi verilmediği belirtildi. Şeffaf ve katılımcı şekilde yürütülmesi gereken danışma süreçlerinin olmadığına işaret edildi.

BATI'NIN DA KAFASI KARIŞIK

Gelişmiş ülkelerin GDO`da teknolojiye ve piyasaya hakim durumda oldukları belirtildi ve “Gelişmekte olan ülkeler, potansiyel risklerle GDO`lu ürünlerin kendilerine inandırılmaya çalışılan potansiyel avantajları arasında ikileme düşmektedir. 
Bu nedenle gelişmekte olan ülkelerin GDO politikalarını belirlerken; bu teknolojiye hakim olup olmadıklarını, GDO`lu ürünlerin ihracat potansiyelini, dünya fiyatlarını ve dünya gıda talebine yansımalarını değerlendirmeleri, özellikle bu ürünlere yönelik uygulanabilecek ticari kısıtlamaları hesaba katmaları gerekir” denildi.

Son 30 yıl içerisinde önemli gelişmeler gösteren gen teknolojisinin tanım olarak, bir canlı türüne başka bir canlı türünden gen aktarılması veya mevcut genetik yapıya müdahale edilmesi yoluyla yeni genetik özellikler kazandırılmasını sağlayan modern biyoteknoloji teknikleri içerdiğinin altı çizilerek, şöyle devam edildi:

GIDALARIN GENLERİ DEĞİŞTİRİLİYOR

“GDO içeren gıdalar bitkisel, hayvansal ve mikrobiyolojik kaynaklara genetik modifikasyon teknolojileri ile başka bir canlı türüne ait bir genin aktarılması ile DNA`sının belli bir bölümünde istenilen değişiklik yapılmış ürünler ile bu ürünleri içeren gıdalar olarak tanımlanırlar. Bir başka deyişle, genetiği değiştirilmiş gıda ürünleri; gen teknolojisi kullanılarak kendi türü haricinde bir türden gen aktarılarak veya geni üzerinde müdahalede bulunularak belirli özellikleri değiştirilmiş bitki, hayvan ya da mikroorganizmalar kullanılarak elde edilen gıdalardır.”

GDO'LARA İLİŞKİN TANIM YAPILDI

CHP`nin GDO raporunda, transgenik tarım veya gıda ürünleri de denen bu ürünlerin doğal yollarla oluşması mümkün olmayan ürünler olduğu anlatıldı. Raporda GDO kullanımına ilişkin olarak şu saptamalar yapıldı:

— Örnekler üzerinden bakıldığında, mısır, pamuk, patates gibi bitkisel ürünlerde zararlılara karşı dayanıklılık; soya, pamuk, mısır, kolza, çeltik gibi bitkisel ürünlerde yabani ot ilaçlarına dayanıklılık; patates, çeltik, mısır gibi ürünlerde viral bitki hastalıklarına dayanıklılık; ayçiçeği, soya, yerfıstığı gibi ürünlerde bitkisel yağ kalitesinin artırılması dikkat çekmektedir.

Ayrıca, domates, çilek gibi ürünlerde olgunlaşmanın geciktirilmesi ve aroma zenginleştirilmesi; hayvansal ürünlerde verimin artırılması, süt içeriğinin değiştirilmesi; balıklarda büyüme ve doğal koşullara dayanıklılık artışı için bazı denemeler söz konusudur: Genetiği değiştirilmiş mikroorganizmalar mayalı ürün üretiminde, enzim ve katkı maddesi eldesinde kullanılmaktadır.

— Ticarete konu olabilmiş dört önemli ürün soya, mısır, pamuk ve kolzadır. Diğer ürünlere ilişkin araştırmalar devam etmektedir.

GDO YANLILARI 'ÜRETİM ARTACAK' DİYOR

— GDO yanlısı görüşler GDO`lu tohumların tarımsal verimde artış ve yüksek üretim gelirlerine; daha az kimyasal kullanımına, doğal kaynak kullanımının iyileşmesine, daha besleyici ürünler üretilmesine, gelecekte kuraklığa, tuzluluğa çare üretim teknolojisinin bu yolla geliştirilebileceğine atıf yapmaktadır.

TARIMSAL İLAÇ KULLANIMI AZALMIYOR


— GDO karşıtı görüştekiler ise GDO`ların, çevreye zararlı görülmesi; henüz bilimsel çalışmaların sonucu netleşmeden, risk değerlendirilmesi yapılmadan ticarete konu olması, gıda güvenliğini olumsuz etkilemesi, tohum satan şirketlerin tekelleşmesi, ekonomik olarak dışa bağımlılık nedeni olması, tarımsal ilaç kullanımını azaltmaması, etik sorunlarının bulunması şeklinde gerekçeler getirmektedir.

GDO'NUN YARATTIĞI SAKINCALAR


— Dünyada GDO`lu ürün üretimine önemli tüketici tepkisi gelişmiştir. GDO hakkında ilk çalışmalar gündeme geldiğinden bu yana ABD ve Avrupa`da sivil toplumun tepkileri mevcuttur. Tohum sektöründe tekelleşme, global tohum şirketlerinin yerel piyasaları ele geçirmesi (patent), serbest ticaret anlaşmalarının genetik çeşitlere ve biyoçeşitliliğe zarar vermesi başlıca kaygılar olarak ön plandadır. Etik (insan sağlığına ilişkin doğabilecek olası sorunlar ve dini nedenler) kaygılar ve tarımsal sistemlerin belli ellerce yönlendirilmesinin yaratacağı riskler ile biyo-terörizme yol açılması olasılıkları kamuoylarında değerlendirilmektedir.

GDO TARIM İÇİN BİR RİSK


GDO`lu tohum kullanımı biyoçeşitlilik ve sürdürülebilir tarımsal üretim için ciddi risk olarak görülmektedir. GDO`lu üretimin monokültür tarımı özendirdiği ve doğal kaynakların bu yolla israf edildiği belirtilmektedir. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından temel kaygılardan biri ise, Dünya Bankası ve IMF tabanlı politikalarla desteklenen ‘GDO`lu ürün üretiminin ülkelerin üretim ve ticaretini artıracağı, açların sayısını azaltacağı` propagandasının yarattığı etki ile söz konusu ülkelerin tarımsal üretimlerinde GDO`lu tohumların kontrolsüz kullanımının yaygınlaşmasıdır.

GDO'LAR ALERJİ YAPIYOR

— Diğer taraftan, transgen teknolojisi ile elde edilen ürünlerin insanlarda toksisite ve alerjiye yol açabileceği, çevreye gen kaçışı nedeni ile biyolojik çeşitliliğin ve gen kaynaklarının etkilenebileceği, antibiyotiklere karşı direnç oluşmasına ve zararlılarda direncin artmasına yol açabileceği yönünde bilimsel yayınlar bulunmaktadır. Son dönemde gelişmiş ülkelerin kamuoylarına yansıyan araştırma sonuçlarına göre; GDO`lu yemle beslenen hayvanlarda yavru ölüm oranında artış, kısırlık, bağışıklık sorunları, hızlı yaşlanma, insülin regülasyonunda değişim ve temel organlar ve sindirim sisteminde değişime neden olabilmektedir.

ABD'DEKİ ARAŞTIRMA KORKUTUYOR

Ayrıca, GDO`lu ürünlerle sağlık koşullarının bozulması arasında neden-sonuç ilişkisi kurulmakta ve ABD`de insanların bozulan sağlığının başlıca sorumlularından biri olarak GDO`lu ürünler gösterilmektedir. Alerji, astım ve iltihaplanma vakalarındaki artışla hayvanlar üzerindeki deneylerdeki sonuçlar tutarlı görülmektedir.

Büyük olasılıkla toksin içeren genlerin yarattığı kaşıntı ve bağırsak sorunları nedeniyle hayvan ölümleri gerçekleşmektedir. Bu raporda en tehlikeli olasılıklardan biri: transgenik üründen vücuda alınan genin bağırsaktaki bakterilere geçerek burada fonksiyonunu devam ettirmesi, sindirim sistemi problemlerindeki artışın da bu yönde gelişmelere işaret olabileceği yönündedir.

ABD`de GDO`ların bu yöndeki risklerinden daha önce bahsedilmiş olmasına karşın politikacıların duyarsızlık gösterdiği ve GDO çalışmalarının ticarileştirildiği ve büyük şirketlerin desteklendiği ortaya atılmaktadır. 

Diğer taraftan, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan uzman toplantıları ve bilimsel çalışmalarda; piyasada bulunan GDO`lu ürünlerin insanlarda alerjik reaksiyon oluşturduğu yönünde yeterli kanıt bulunmadığı, GDO`ların işaretlenmesi için kullanılan antibiyotik dayanıklılığını geliştiren genlerin, olasılığı düşük de olsa, insanların sindirim sistemindeki mikroorganizmalara geçiş sağlamasını önleyici olmak üzere bu teknolojinin kullanımından vazgeçilmesi gerektiği ve GDO`lu bitkilerden doğaya gen kaçışı önemli bir risk oluşturabileceği için gerekli tedbirler üzerinde tartışılmaya devam edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

— Dünyada GDO konusunda yeterli araştırma bulunmamaktadır. Ayrıca, GDO içeren ürünlerin potansiyel sağlık riskleri henüz yeteri kadar incelenmemiştir. Dolayısıyla, GDO ile sağlık, çevre ve tarım ekonomisi gibi temel konular arasında net bir ilişki kurulması kolay olmamaktadır.

— Ülkemizde 11 bine yakın bitki türü bulunmaktadır. Bütün Avrupa ülkelerinde o ülkeye özgü (endemik) bitki türü sayısı toplamı 3 bin kadar olduğu halde, ülkemizde bu sayı 3bin 500`e yakındır. Biyolojik çeşitlilik bu anlamda çok geniştir. Tarımsal üretimde yetersizlik gibi bir sorun yaşanmadığı gibi, verimin artırılması için konvansiyonel metotlar henüz tam uygulanmamaktadır. Bu nedenle ülkemiz için GDO`lu ürünlerin verim artışı sağladığı iddiası tartışmalıdır.

Organik tarım ürünlerinde ise ihracat potansiyeli büyümektedir. Çevre kirliliğinin henüz düşük boyutlarda olması bir avantaj olup tarımda ilacın fazla kullanımının daha ziyade bilinçsizlikten kaynaklandığı ve bu soruna GD tohum kullanımı dışında çözüm yolunun bulunabileceği düşünülmektedir.

GDO'YA KARŞI MESAFEMİZİ KORUMALIYIZ


— AB gibi GDO`ya mesafeli, bilinçli bir pazara önemli hacimde ürün satılıyor olması yine ülkemizin GD tarımsal ürün ve nihai ürün üretimine mesafeli durması gerektiğini göstermektedir. Kısacası GDO ülkemiz için bir avantaj oluşturmaz.

GDO'YA KARŞI YASA ŞART


— Çok zengin çeşitliliğe sahip bir gen bankası niteliğindeki Türkiye`yi, tohum aracılığıyla dışarıya bağımlı kılarak, tarım sektörünün ve üreticimizin üzerinde olumsuz etkiler oluşturulmasına neden olunmaması için şeffaf, katılımcı bir değerlendirme ve yasa hazırlığı süreci yaşanmalıdır. Gen kaynaklarımızın korunmasına yönelik çalışmalar etkin şekilde sürdürülmeli, ülke gen kaynaklarımızın devamlılığı açısından yerli tohumlarımız Türk Malı olarak tescil ettirilmelidir. Biyogüvenlik Kanunu ülke çıkarları doğrultusunda hazırlanarak yasalaşmalıdır.

EYLEM PLANI HAZIRLANMALI


Biyolojik çeşitliliği korumak adına GDO`lu ürünlerin araştırmalar dışında tarımsal üretimine izin verilmemesi ve bu tür tohumların ithal edilmemesi için gerekli dış ticaret önlemlerinin alınması gerekir. Gen teknolojisiyle yayılabilecek biyoterörizm tehdidine karşı eylem planı hazırlanmalıdır.
 

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ