KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.8791 TL
  • 6.5923 TL
  • 7.6070 TL
Kocaeli Zirve
Hadi Özcan’dan korkunç iddialar
Hadi Özcan’dan korkunç iddialar
Güncel
03 Kasım 2010 Çarşamba 23:04
  • 22206
  • 17

Hadi Özcan’dan korkunç iddialar

Kocaeli Çetesi’nin lideri olarak bilinen Hadi Özcan, Sakarya-Yalova-Kocaeli bölgesindeki infazlar için ‘devletin projesiydi’ dedi

Susurluk kazasıyla ortaya saçılan ilişkilerin önemli aktörlerinden Mehmet Hadi Özcan, Taraf‘a konuştu. 2006'da Kocaeli'de uğradığı silahlı saldırının ardından yapılan operasyonda tutuklanarak Kandıra F Tipi Cezaevi'ne gönderilen ve “çete liderliği”nden yargılanan Özcan, 1994-96 arasında 'ölüm üçgeni' olarak bilinen Sakarya-Yalova-Kocaeli bölgesindeki yasadışı olayları, karanlık bağlantıları, mafya-devlet ilişkilerini ayrıntılarıyla anlattı.


ÇATLI`YI ANLATTI

O dönem Abdullah Çatlı`nın özel harekat polislerinin koruması altında dolaştığını, şirket kurup ihalelere girdiğini belirten Özcan, ödeme sorunu nedeniyle aralarının açıldığını ve Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım`ın “Çatlı seni öldürecek” diyerek kendisini uyardığını söyledi. Özcan, başından geçen ve tanık olduğu olayları şöyle anlattı:
 

BİR PAKET SİGARAYA
“Yalova-Karamürsel hattında insan ticareti dahil birçok usulsüz iş yapılıyordu. İçine girdikçe görüyordum ki, askeri bölgelerde komutanları 3-5 bin dolara, devriye komutanlarını bir paket sigaraya bağlamışlar, milyarlar kazanıyorlar kadınların üzerinden. Ne valiler, ne generaller, ne de polis bu işi düzeltmedi, dur demedi.
 

TANIŞMAK İÇİN GELDİ
O dönem Enerji Bakanı'nın torpiliyle BOTAŞ'ın Ceyhan'daki artık petrol işiyle uğraşıyordum. Bir gün Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin'in koruması Alper yanıma geldi ve "Bir misafirimiz gelecek, seni de görmek istiyorlar, akşam yemeği yiyebilir miyiz?" dedi.  Yemekte Alper, Mehmet Özbay (Abdullah Çatlı) ve şirketinin genel müdürü Ahmet Baydar ile birlikte oturduk. Çatlı'yla masaya otururken bana onu 'Mehmet Özbay' diye tanıttılar. Ama 'Ben seni tanıyorum, sen Çatlı'sın' dedim.


PETROL İŞİNİ PKK'DAN ALACAKTIK

Yemekte Çatlı, 'İzmit bölgesindeki benzin-mazot kaçakçılığının PKK'nın elinde olduğunu, askerlerimizi şehit eden örgütü bölgeden temizlememiz gerektiğini' söyledi. Oluşan boşluğu da, ayda 20 bin tonla başlayarak akaryakıt getirip biz, milliyetçilerin doldurması lazımdı. Ben de kardeş dediğim bu kişilerden hiç kuşkulanmadım. Ardından 'Buralarda bayağı kavga-dövüş olacak PKK'lılarla. Polisi ne yapacağız?' dedim.
 

DEVLETİN HABERİ VAR
Alper de 'Devletin bu projeden haberi var, yetkililerin hepsi biliyor. Çatlı hepimizin reisi, İbrahim Şahin'in de reisi' dedi. Ben de 'Bu işe varım' dedim. Daha sonra aradım Çatlı'yı, beni Bostancı'da bir büroya davet etti. Çatlı bana 'Para bekliyorum, dört milyon dolar, hemen başlayacağız, ama o zamana kadar gelen mala depo ayarlayın' dedi.


BENİ ŞÜPHELENDİRDİ

Daha sonra Çatlı`ya Ceyhan işinden bahsettim. ‘Elimde böyle bir iş var, paraya sıkışıksın, bu işi beraber yapalım, paranın yarısını size veririm, onu da siz bana gelecek petrolden ödersiniz` dedim. Çatlı bu teklifi kabul etti ve ortaklığımız başladı. Ankara-İstanbul-İskenderun arasında gidip geliyordum. Çatlı`nın o anki parasız durumuna ‘insanlık hali, olur` diyor, adama altımdaki arabayı veriyordum. Bu sırada mal çekilecek duruma geldi ve Elazığ Şeker Fabrikası`na verilmeye başlandı. Anlaşmaya gore 15 günlük çeklerle ödeme yapılacaktı. Bir gün Çatlı`yla telefonlaştık ve buluşmak için Ankara`ya gittim. Bucaklar`ın yazıhanesinde buluşacağımız söylendi. Bu beni şüphelendirdi.
 

‘KURTULMAK LAZIM` DEMİŞLER
Tarif edilen yere gittim. Beş dakika sonra Çatlı, ardından Sedat Bucak girdi içeri. Belli ki yerde torbada bulunan parayı bana verecekler. İşimin acele olduğunu söyledim. Bucak kaldırdı poşeti ‘Bu sefer bu kadar oldu, sonra helalleşelim` dedi. Ben de kabul etmeyeceğimi ve hepsini birilkte bir dahaki ödemede alacağımı söyledim. MİT`çilerin dediğine gore, daha sonra Eskişehir`de Güven Sazak`ın çiftliğinde Çatlı, İbrahim Şahin, Çiller`in Ahmet isminde danışmanı toplanıp benim için ‘Bu çok uyanık, kurtulmak lazım` demişler.
 

YEŞİL BENİ UYARDI
Bunun ardından İzmit`e gittim eski ülkücülerden, o dönemde MİT'e çalıştığını bildiğim Sami adında arkadaş beni aradı ve Ankara'da buluşmamız gerektiğini söyledi. Ankara'da buluştuk Sami'yle. Bir arabaya bindik. Önde iki kişi oturuyordu. Şoförün Duran Fırat olduğunu, yanındakinin ise Yeşil olduğunu söyledi. Bir restorana girdik. Yeşil'in ismini bir kitapta okumuştum. Yeşil'i çok tehlikeli, sadist, askerin adamı, Kürt düşmanı olarak tanıtıyordu. Yeşil, Çatlı ve Bucak'la yaptığım görüşmeyi baştan sona anlattı, bir iki yerde Duran Fırat tamamladı boşlukları. Yeşil, 'İyi delikanlısın, seni uzun zamandır biliyoruz, ölmeni istemiyoruz, yoksa aklına bir şey gelmesin, seni kazanmak gibi bir şeye ihtiyacımız yok'... 'Pekala, öldürecek olan Çatlı mı?' dedim. 'Evet' dediler ve petrole konmak için bu kararın alındığını söylediler.

AVRUPA TRAFİĞİNİ YÖNETECEKTİK
Birkaç gün sonra Antalya'ya çağırdı, gittim. Karamehmet Lokantası'nda buluştuk. Masada Sami, Yeşil ve tanımadığım genç bir arkadaş vardı. Yeşil 'Bu arkadaşı dinlemem için toplandık' dedi. O arkadaş ve kardeşi 1980'de ülkücülük olaylarından kaçmış ve Almanya'da tekstilcilik yapıyorlarmış. Bir gün Çatlı gelmiş fabrikalarına. Olayın devamını şöyle anlattı: "Eski tanıdığımız ve PAPA davasını bildiğimizden el üstünde tuttuk ama bu bir iki geliş gidişten sonra samimiyet kurdu. Bir gün 80 kilo eroin getirdi. (Bunu biz zulaya koyalım parasıyla devlet kuracağız) dedi. Zaten öl dese ölürdük reisimizdi. İkna kabiliyeti çok kuvvetli, bize uyuşturucu parasından ASALA ve gizli servislerin faydalandığını, bu işin başına geçerek Avrupa'ya giren her uyuşturucudan pay alacağını söyledi. Bir gün geldi malı aldı, beş kiloyu bıraktı (sonra alacağım) diye gitti. Aradan birkaç gün geçti. Polis işyerini bastı. Kardeşim lekelenmesin diye en girdim cezaevine. Ben cezaevindeyken bu işi kardeşim araştırmaya başladı. Gözü karaydı onu da öldürdüler.

ÇATLI'NIN YANINDA POLİSLER VARDI
Hayatım tamamen değişiyordu ve ben zor, parasız bir durumdaydım. Her şeyimi petrole harcamıştım ve belanın büyüğünü almıştım. Çatlı'yı daha derin araştırmaya başladım. Özel harekatçı polisler vardı yanında. O zamanlar Sami'ye ısrar ettim birkaç defa beni İbrahim Şahin'le Ankara'da buluşturdu. Ona durumu anlattım: 'Karşılaşır bir birimize ateş edersek Çatlı'nın yanında senin polislerin var ne olacak o zaman' dedim. İbrahim Şahin'in direktifiyle Çatlı'ya koruma yaptırdığını polislerin çoğu Susurluk'tan sonra öldü. Çoğu cezaevinde şimdi.
 

BEN TUTUKLANDIKTAN SONRA ÇATLI ÖLDÜ
Aradan zaman geçti, Çatlı ne aradı ne sordu. Ceyhan`daki petrol de çekiyorlardı. Çatlı`yı aramak için her yere gittim. Artık son karardı, teslim olacaktım. O sürece iyi hazırlamıştım kendimi. Rize`de bir çorbacıya gittik. Tam çorbalar gelecekti ki, ellerinde keleş, iki sivil girdi. Başladılar avazları çıktığı kadar sesle ‘Hadi yat` diye bağırmaya. Ben de ‘sakin olun, tamam yakaladınız` dedim. Gözaltına alındım. Cezaevindeyken gazetelerde Çatlı`nın Susurluk civarında kaza geçirerek öldüğü haberini okudum.”

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ