KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.5959 TL
  • 6.2126 TL
  • 6.7892 TL
Kocaeli Zirve
Karakuş: Sendikaların çürümesini istiyorlar
Karakuş: Sendikaların çürümesini istiyorlar
Güncel
10 Aralık 2012 Pazartesi 13:02
  • 1189
  • 2

Karakuş: Sendikaların çürümesini istiyorlar

Türkiye’de emek mücadelesi vermenin giderek zorlaştığını söyleyen Tüm Bel–Sen Kocaeli Şube Başkanı Karakuş, “Hükümet, sendikaların ve sendikacıların çürümesini istiyor” dedi
Bu haftaki sendikacı konuğum Tüm–Bel–Sen Kocaeli Şube Başkanı Erdal Karakuş oldu. Karakuş, eski başkan Bedriye Yıldızeli emekli olunca kongreyle Tüm–Bel–Sen Kocaeli Şubesi başkanı oldu. İki dönemdir de bu görevini sürdürüyor. Erdal genç bir sendikacı. Onu yalnızca sendikal mücadele içerisinde değil kentle ilgili, insan haklarıyla ilgili, demokratik sorunlarla ilgili tüm çalışmaların içinde görürsünüz. Her yerde karşınıza çıkar mutlaka. Bilindiği üzere AKP hükümeti, ülkenin tüm kurumlarında, alanlarında ciddi değişikler yapıyor. 2023`ü hedef gösteren hükümet canhıraş bir dönüştürme peşinde. Ellemediği alan kalmadı. Sanki birilerine söz vermiş ve yetiştirmesi gereken bir insan telaşı yaşıyor. Eğitim, sağlık, ulaşım; tüm bu alanlarda bir piyasalaştırma söz konusu. Hükümetin ciddi değişiklikler yaptığı alanlardan birisi de yerel yönetimler. Yeni yeni yasal düzenlemeler yapılıyor. Bu hafta Tüm Bel–Sen Kocaeli Şube Başkanı Erdal Karakuş`la hem bu değişimleri hem de sendikaların durumunu konuştuk. İşte Erdal Karakuş`un anlattıkları. 
 

İKİ DÖMENDİR BAŞKAN

Biraz kendinizi, biraz da sendikanız Tüm Bel-Sen'i tanıtır mısınız? 
–Ben öğrenci hareketinden geliyorum. Çukurova Üniversitesi`nde okurkan öğrenci mücadelesine dahil oldum. Üniversiteyi bitirdikten sonra 2002 yılında İzmit Büyükşehir Belediyesi`nde işe başladım. İşe başlar başlamaz da Tüm Bel–Sen`in temsilcisi oldum. Daha sonra Tüm–Bel–Sen Kocaeli Şube Başkanı Bedriye Yıldızeli`nin yönetimine girdim. Bir dönem yöneticilik yaptım. Bedriye başkan emekli olunca 2008 yılında yapılan kongreyle şube başkanlığı görevine getirildim. İki dönemdir de başkanlık görevini sürdürüyorum. Tüm–Bel–Sen`in yönetimindeki çok değerli arkadaşlarla, büyük bir keyifle ve sınıf mücadelesine devam ediyoruz.  
 

Tüm Bel–Sen Kocaeli Şubesi`nin kaç üyesi var?
-Tüm Bel–Sen Kocaeli Şubesi, Kocaeli dışında Sakarya ve Yalova`da da örgütlü. Bu illerde de birer temsilciliğimiz bulunuyor. Belediyeler dışında il özel idareleri ve afet acil durum müdürlükleri de bizim alanımızda. Buralarda da örgütlenme çalışmalarımız var. Toplam 510 gibi bir üye sayımız var. 
 

İÇİNİ BOŞALTTILAR 
Üç ilde örgütlenme çalışması yapıyorsunuz. 510 sayısı az bir sayı değil mi?
–Elbetteki az. Hem Kocaeli hem ülkemiz, gerçek emek mücadelesi anlamında ciddi sıkıntılar yaşıyor. Gerçek sınıf mücadelesi veren sendikalar hem yerelde hemde genelde, değişik yöntemlerle baskı görüyor. Hükümet yanlısı sendikaların önü açılıyor. Onlar cilalanıyor. Memurlara, işçilere yandaş sendikanın kapısı gösteriliyor ve hatta dayatılıyor. Bakın bizim Tüm Bel–Sen 2002 yılıdan bu yana 600 üyesini kaybetti. Memur arkadaşlarımıza iş veren başka bir şeyler dayattı. Onları zorladı. Sonuç ortada. Bunun bir benzerini Belediye–İş Sendikası yaşadı. Belediye–İş`in içini boşalttılar. 
 
Ayrılan üyeleriniz hangi sendikaya gitti.
-2002 yılından bu yana 600 arkadaşımızın gittiğini söylemiştim. Giden arkadaşlarımız daha çok Memur –Sen`e bağlı olan Bem–Bir–Sen`e gitti. Aslında buna gitmek demek doğru olmaz. Bem–Bir–Sen bu arkadaşlara dayatıldı. Bu sendikaya AKP`nin yan örgütü gibi çalışıyor demek yanlış olmaz. Düşünsenize belediyede işe alıncak memurun önüne, iş veren Bem–Bir–Sen`in üyelelik formlarını koyuyor. Buradan gerçek sendikacılık çıkar mı? Traji komik bir durumdur bu! Bem–Bir–Sen`in memurların hakkını arama lüksü yoktu. Çünkü iş verene göbekten bağımlıdırlar. Hatta bu iş için gönüllüdürler. 

BEM–BİR–SEN BASKISI

Bu kadar çok üye kaybetmenizi yalnızca memurların başka bir sendikaya yönlendirilmesiyle mi açıklıyorsunuz?
–Tek neden o değil. Ülkemizdeki ve ilimizdeki belediyelere bakarsanız, 2002–2003 yıllarında pekçok işçinin ve memurun emekli olduğunu görürsünüz. Emekli olanların çoğu kendileri istediği için emekli olmadı. İşçilere ve memurlara ‘emekli olun` baskısı yapıldı. Üye kaybetmemizin bir nedeni de budur aslında. Sürgün yöntemi de emekli etmek için önemli silahtır. Bizim üyelerimizin sosyal denge sözleşmesi gereği aldıkları bir ücret vardır. İş verenin can yoldaşı Bem–Bir–Sen emekliliği gelen çalışanların bu sosyal denge sözlemesinden doğan haklarını almasını istemiyor. Amaç memuru emekli etmek. Düşünebiliyor musunuz, memurun hakkını koruması gereken sendika, tam tersine hakların gasp edilmesi için uğraşıyor. 

ŞİFRESİ MÜLAKAT

Emekli olanların yerine yenileri gelmiyor mu?
–Geliyor, gelmez olur mu? Yeni alınan memurları da kendi özel süçgeçlerinden geçirip öyle alıyorlar. Kendi yandaşlarını dolduruyorlar. Yeni memurlar genelde itfaiyeci ve zabıta kadrosundan alınır. KPSS ön koşuldur fakat itfaiyeci ve zabıta alırken mülakat söz konusudur. Bu işin şifresi mülakattır. Mülakatta ya elenirsiniz yada alınırsınız. Daha sonra istedikleri yere memur olarak gönderilsiniz. Kısacası istediklerini işe alıyorlar.

SINAV AÇMIYORLAR 

Belediyedeki memurların en önemli sorunu nedir? 
–Bizim belediye memurlarının en fazla yakındıkları, haklarının yendiği şeylerin başında, memurlukta yükselme sınavlarının yapılmaması geliyor. Bu en temel sorundur. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi`nde 11 yıldır yükselme sınavı yapılmamaktadır. Burada inisiyatif Büyükşehir`e bırakılmış durumda. Sınav açmamasında yasal olarak bir sıkıntı yok fakat, durumun kendisi hiç etik değil. Şefler, müdürler Büyükşehir`in kendi yöntemleriyle belirleniyor. Kocaeli genelinde ise 2000`e yakın memur yükselme bekliyor. 
 
Peki bu yerleri nasıl dolduruyorlar. Şeflik, müdürlük kadroları hiç boşalmıyor mu? 
Yok yok orayı hiç bış bırakmazlar. Örneğin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kendi istediği memurları önceklikle, başkan yardımcılığı, özel kalem, daire başkanlıkları gibi yerlerde istihdam ediyor, bir süre çalıştıkdan sonra da bazı bölümlere şube müdürü olarak gönderiyor. Biraz öncede söylediğim gibi bu yasa dışı değil. Ama hiç de etik değil. Partizanca bir yaklaşımdır bu. Siyasi kayırmacılık böyle oluyor. Kendi adamını kayırma, kadrolaşma bu şekilde vücut buluyor. İşte bu mantığın kendisi de memurların kişiliksizleşmesini, kendi kişiliğinden, fikirlerinden taviz vermesini talep eden bir mantıktır. Bu sebeple belediye çalışanlarının kendi kurumlarına olan inançları yok olur. 
 
 

DANIŞMADAN YAPIYORLAR

En son çıkan yerel yönetim yasasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Bu düzenlemeyle ülkemizde köklü ve çok ciddi sistematik dönüşüm hedefleniyor. Bu süreci dikkatle takip etmek gerekiyor. AKP hükümetinin, ilgili sivil toplum kuruluşu, oda, sendika ve akademik çevrelere danışmadan, görüş almadan kanun yapma hastalığı bu yasada da aynen devam etmiştir. Düşünün ki ülkemizde etkisi en fazla olan, yani yaşayan herkesi bir şekilde etkileyecek olan yerel yönetimler yasası, tamamen merkezi hükümetçe düşünülmüş ve yasaya dönüştürülmüştür. Bazı iller büyükşehir yapıldı. Bu tek tipçiliğin ve otoriterleşmenin en basit belirtisidir. Yerel yönetimlerin üç ayağı vardır. Birincisi hizmeti alan halktır. İkincisi o hizmeti üreten, çalışanlar yani memur-işçilerdir. Üçüncüsü ise belediye yönetimleri ve karar organlarıdır. Bu yasada birinci ve ikinci ayağa dair zerrece gelişme yoktur. Tam tersine yönetimlerin elini güçlendirmiştir.

İHBARCI SİSTEM 

Bu yasa çıkarılırken yerel yönetimlerin güçlendirilmesinden bahsediliyordu?
-Öyle deniyor olabilir ama gerçek o değil. Önemli olan halkın ve çalışanların yerel yönetimlere katılma kanallarının geliştirilip geliştirilmediğidir. Kısaca bu yasada “Süper vali”, “Süper belediye başkanı” var ama “Süper vatandaş” ya da “Süper çalışan yok”. Ülkemizde AKP Hükümeti'nin gelecekte planladığı şey “Başkanlık rejimi” içerisinde güçlü vali ve güçlü belediye başkanı yaratmaktır. Sonuçta yönetenler hep daha güçlü olacak, ama yönetilenler hep daha az karar sahibi olacaklar. Mesele bu kadar basit. Belediyeler bu hali ile yeni kapitalizmin, neoliberal piyasa rejiminin direkt uygulayıcısı olacaklar. Halkın çıkarı değil kar ve zarar kriter olacak. Performans tüm çalışma yaşamında emekçileri birbirine düşman edecek. Bir kuruş fazla kazanabilmek için emekçiler bir birini ihbar etmeye zorlanacak. Amirlere dalkavukluk bir etik değer olacak. Bu durumda zaten sendikal mücadele tarihe karışacaktır. Egemenlerin istediği de aslında budur.

GÖLCÜK VE KARAMÜRSEL 

Sizce Kocaeli'de ki tüm belediyelerde, memurlar ve işçiler baskı altında mı?
-Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve bir çok ilçe belediyesinde, işçi arkadaşların olduğu gibi memur arkadaşların da ciddi sıkınkıları oluyor. Bildiğiniz gibi ilimizdeki tüm belediyeler AKP'li. Fakat biz kimseyi AKP'li olduğu için kötülemiyoruz. CHP'de olsa, başka parti de olsa doğruya doğru, yanlışa yanlış deriz. Bu anlamda Gölcük ve Karamürsel belediyelerinin ayrı bir tavrı olduğunu da söylemek durumundayım. Hem işçi hem de memur arkadaşların en az sıkıntı yaşadığı yerler Gölcük ve Karamürsel belediyeleridir. Onların hakkını yememek gerekir. Mehmet Ellibeş ve İsmail Yıldırım'ı diğer başkanlardan ayıran özellik budur. 
 
 

SENDİKACI VE PARA

Toplumda sendikacılara karşı da bir güvensizlik var. Vatandaş sendikacıların çok para aldığından sürekli bahseder?
-Evet, böyle bir kanı var. Ve insanlar bunu söylemekte pek haksız değillir. Bana kalırsa da doğrudan demokrasiyi işleten oldukça az sendika var. Sendikacı kişiliği, kimliği dejenerasyona uğramış durumda. Bizim dahil olduğumuz konfederasyon olan KESK'te tüm sendika yöneticileri  amatördür. Kimse maaşının dışında para almaz. İşyerinden aldığı maaş neyse odur. KESK Genel Başkanı'nın aldığı para en fazla 2 bin lira paradır. Ama Kamu-Sen ve Memur-Sen'de genel başkanlar tahmin ediyorum 8-9 bin lira para alıyordur. Hele bazı işçi sendikacıların da durum çok daha vahimdir. Yöneticiler gerçekten çok büyük paralar alıyor. Bu utanılacak bir durumdur. Dikkat edin sendikları hiç mali polis basmaz. Hangi para nereye harcanmış fazla kontrol edilmez. Bana kalırsa bu devletin kasıtlı yaptığı bir durumdur. Amaç burada paraya bulaşan sendikanın, sendikacının, çürümesini konlaylaştırmaktır. Çürümüş sendikanın bir sınıf mücadelesi vermesi beklenebilir mi? İşte sendika ağalığı denen şeyler bu tip ortamlarda yeşeriyor. 

UTANÇ TABLOSUDUR

İşlerin kötü gitmesinde çalışanların hiç suçu yok mu?
–Şu anki yerel yöneticiler, memurlara ve işçilere her devrin adamı olmayı dayatıyor. İstiyorlarki çalışanlar bukalemun olsunlar. İstiyorlarki kişiliksiz olsunlar. Bir belediye çalışanı hayatında, emekli olana kadar 7 belediye başkanı görüyor. Kişiliksiz olanın işi kolay, dik duruş sergileyenler ise bunun eziyetini görüyor. Bir de şuna dikkat çekmek istiyorum. Kocaeli'de birtane bile belediye başkanı kadın değildir. Kadınlar yerel yönetimlerden adeta dışlanmış durumdadır. Büyükşehir'de en fazla 2-3 şube müdürü kadındır. Bizim sendikanın bir araştırması vardı. Tüm belediye ve belediye meclislerinin yüzde 2.3'ü kadınlardan oluşuyor. Bu bir utanç tablosudur. Kadının eli yerel yönetimlerden çektirilmiştir. Bu bu konuda Afkanistan'la, Pakistan'la yarışır durumdayız.

SİZDE NASIL YÜRÜYOR

Bazı sendikaları eleştiriyorsunuz. Sizin sendikanızda işler nasıl yürütülüyor?
-Bizim Tüm Bel-Sen Kocaeli Şubesi'nde doğrudan demokrasi söz konusudur. Tüm üyelerimiz yönetimin de doğal üyesidir. Tüm işlerimizde üyelere danışılır. Alınan bütün kararlarımızda oy hakkına sahiptir. Tüm çalışmalarımızı üyelerimize duyururuz. Hepsine mail yollanır. Hiçbir belediye başkanıyla yalnızca yönetim olarak konuşmayız. Çalışanlar, üyelerimiz mutlaka yanımızdadır. Bunun aksini çok tehkikeli buluruz. Tüm Bel-Sen ülke çapında da büyük bir dayanışma içindedir. Bir üyemizin çocuğu başka bir şehirde üniversiteyi kazanırsa ilk gideceği yer o ildeki Tüm Bel-Sen şubesidir. 

BAŞKA BİR TUHAFLIK

Ülkenin genel atmosferini nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Çok ciddi sıkıntıların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Emek mücadelesi ve demokrasi mücedelesi birbirinden ayrı düşünülemez. Paralel yürüyen şeylerdir bunlar. Fakat bugün, bunu üzülerek söylüyorum ki, hem emek, hem de demokrasi mücadelesi dibe vurmuş durumda. Bundan dolayıdır ki bu ülkenin bugün barış sorunu vardır. Hem ülkemizin içinde hemde dışında. Sendikacı arkadaşların, sendika üyesi arkadaşların ilk yapmaları gereken şey kendi sendikalarından başlamak olmalıdır. Bir çok emekçi arkadaşım sendika yöneticilerinin çok para aldıklarından yakınır durur. Ama kongrelerde nedense hiçbiri çıkıp, 'Siz bu kadar para almaya utanmıyor musunuz? Bu sizin hakınız değil' demiyor. Bu da başka bir tuhaflıktır. Ülkemiz gittikçe otoriter ve baskıcı bir rejim olma yolunda ilerlemektedir.Oysa halkların çıkarı tekdir. Daha özgür, daha eşit ve daha onurlu bir yaşam ve ücret mücadelesi hepimizin ortak paydasıdır. Emekçiler kazandıkça halk kazanacak demokrasi kazanacak.

EN BÜYÜK ZORLUK

Yerel yönetimlerde sendikacılığın en büyük zorluğu nedir?
-Yerel yönetimlerde çalışma yaşamında en büyük felaket belediye başkanı ve ekibinin sendikal çalışmalara direkt etkide bulunmasıdır. Oysa bu konu anayasal bir suç olmasına rağmen neredeyse karşımıza her gün çıkmaktadır. Örneğin Yalova Çiflikköy Belediye Başkanı üyelerimizi istifa ettirmek için özel toplantılar yapmıştır. Gene Kocaeli Büyükşehir Belediye'sinde binlerce işçi 4 yıl içerisinde 3 kez sendika değiştirmiştir. Böyle bir yerden bir daha işçi sendikacılığı çıkmaz çünkü işçiler bir kez iradelerini teslim etmişlerdir. Bu yüzden belediyelerde sendikacılık yapmak çok zordur. 
Twitter
Twitter

KENT REHBERİ