KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.2775 TL
  • 5.9531 TL
  • 6.7618 TL
Kocaeli Zirve
Komutan eşleri isyan etti
Komutan eşleri isyan etti
Güncel
24 Kasım 2012 Cumartesi 16:28
  • 2734
  • 9

Komutan eşleri isyan etti

Balyoz Davası'nda hüküm giyenlerin yakınları, Gölcük Donanma Komutanlığı'nın önünde basın açıklaması yaptı
Kamuoyunda 'Balyoz Darbe Planı' adıyla bilinen, aralarında emekli ve muvazzaf amiral ve yüksek rütbeli subayların da bulunduğu 365 kişinin darbeye teşebbüs iddiasıyla yargılandığı, 325'inin ceşitli cezalara çarptırıldığı davada, tutukluların eş ve çocukları, Gölcük'te Atatürk Anıtı önünde pankartlı 'Sessiz çığlık' adı altında protesto gösterisi yaptı. Gösteriye, üzerinde babasının fotoğrafı da bulunan 'Babamı bekliyorum' yazılı pankartla katılan tutuklu Tümamiral Ali Semih Çetin'in 17 yaşındaki kızı Simay Çetin'in, babasına duyduğu özlemle ilgili konuşması damga vurdu. Donanma Komutanlığı Ana Üssü'nün de bulunduğu Gölcük İlçesi'nde Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirilen protesto gösterisine 50 kadar emekli, muvazzaf amiral ile yüksek rütbeli subayların eşleri ve çocukları katıldı. 
 
PANKARTLARLA ANLATTILAR
'Babamı bekliyorum', 'Balyoz zulmüne son', 'Sonuçta biz haklıyız onlar haksız', 'Üç kuruşluk sahte CD ile 18 yıl hapis verdiler', 'Bilirkişi raporları deliller sahte diyor', 'Sahte CD'leri kim üretti', 'Bir gider bin geliriz, bir Cumhuriyet neferleriyiz', 'Dikkat siz de her an adil yargılanabilirsiniz', 'Bir sahtelikle tutuklandılar, bin doğru ile çıkamıyorlar' yazılı pankartlar taşıyan tutuklu ve hükümlülerin eş ve çocukları adına, tutuklu Tümamiral Ali Semih Çetin'in eşi Nilüfer Çetin basın bildirisi okudu. Nilüfer Çetin ayrıca eşinin cezaevinden yazdığı mektubu da kamuoyu ile paylaştı. 
 
SİMAY'IN BABA ÖZLEMİ
Protesto gösterisine elinde taşıdığı ve üzerinde babasının fotoğrafı ile 'Babamı bekliyorum' yazısı bulunan pankartla katılan Tümamiral Ali Semih Çetin'in 17 yaşındaki lise öğrencisi kızı Simay Çetin duygularını anlattı. Şu anda yatılı olarak lisede öğrenim gördüğünü belirten Simay Çetin şunları söyledi: "Her cuma benim arkadaşlarım evlerine dönerken 'Ben babama gidiyorum' diyor. Benim trafik nedeniyle eve gelmem uzun sürüyor. Eve  geldiğinizde de bir aile konsepti yok. Yani düşünsenize evde babanız yok. Bir aileniz varken, evde sadece annenizle başbaşa kalıyorsunuz ve doğal olarak sıkıntıdasınız. Ne kadar belli etmemeye çalıştıysanız da güçlü durmaya çalıştıysanız da bu sizi bir şekilde etkiliyor. Ben açıkçası bu durumun ne derslerimi etkilemesi, ne de sosyal yaşantımı etkilemesine elimden geldiğince izin vermemeye çalışıyorum. Ama sonuçta 2,5 senedir biz bu eziyeti çekiyoruz ve eminim benden çok daha küçük çocuklar da var babalarını bekleyen. Olayları onlara nasıl anlattıklarını ve durumu ne kadar algılayabildiklerini merak ediyorum. Yani bu onların psikolojisini çok daha farklı etkileyebilir."
 
"BABAM ABLAMIN DÜĞÜNÜNE KATILAMADI"
Konuşmasıyla izleyenleri ve katılımcıları duygulandıran Simay Çetin şöyle devam etti: "Geçen sene benim ablam evlendi. Eylül ayının sonunda. Babamızın öyle bir günde yanımızda olamaması çok büyük bir eksiklik. Sadece bir kez yaşayabileceğimiz bir olay ve onun yanında olmasını istiyorsunuz. O gün sonunda biz görüştük. Ama cezaevinde ziyaret etmekle, düğün gününüzde yanınızda olması arasında çok büyük bir fark var. Aynı şekilde ben liseye giriş sınavlarına hazırlanırken, sınava girdiğim gün ya da mezuniyetimde ve kep törenimde ya da okulda katıldığım bir törende, hiç bir zaman yanımda olamadı. Ve bu benim için çocukluğumdan beri yaşadığım bir şey. Sadece tek fark, eskiden yanımda olamıyordu, çünkü vatan için bir seyre gidiyordu. Şimdi cezaevinde tutuklu, bu da aslında bir görev orada bulunmak. Ben bu senenin başında tedavi görmeye başladım. Karar açıkçası bu ülkede ne tecavüzcülere ne katillere 18-20 yıl hapis verilirken, ortada bir delil yokken suçsuz insanlara 20 yıl hapis verilmesi ve aynı zamanda babalık ve eşlik, kocalık haklarının elinden alınması çok büyük bir adaletsizlik."
 
TUTUKLU AMİRALİN MEKTUBU
Nilüfer Çetin'in okuduğu, Ali Semih Çetin ise mektubunda, davanın 325 sanığının birkaç istisna daşında 16-18 ve 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığını, kendisinin payına ise 18 yıl düştüğünü belirterek şöyle devam ediyor: "Vatan sağ olsun. Karar benim için süpriz olmadı. Yargılama süresince hukuku katleden mahkemenin adil bir karar vermesini bekleyecek kadar saf değilim. Dava konusu planda yer alan imzasız dijital belgelerin sahteliğini kanıtlayan 1600'den fazla maddi hata, yurtiçi ve yurtdışındaki güvenilir kurum ve kuruluşlardan alınmış 20'den fazla bilirkişi raporuna rağmen sanıklar cezalandırılmıştır. Böylelikle TSK bünyesinde tarihin şahit olduğu en acımasız tasfiye hareketi, bu alçak komploya dayanarak gerçekleştirilmiştir.
 
“HUKUKLA BİR TANIŞIRSAM…” 
Bunca adaletsizlikten, hukuksuzluktan sonra Yargıtay sürecinden de bir beklentim yok. Hukuka saygılıyız diyenlere artık şu cevabı veriyorum 'Hukukla bir tanışırsam, gereken saygıyı göstereceğim.'  Şiddetle karşı çıktığım bir söylem daha var. 'Bu cezalar da çok ağır olmuş ayrıca herkese aynı ceza verilerek haksızlık yapılmış.' Oysa sanıklar bir gün bile cezayı hak etmemiştir. Dünyanın bütün demokratik hukuk devletlerinde bu dava ilk sorgularla çöker, tüm sanıklar beraat eder, ayrıca mahkeme bu sahte belgeleri hazırlayan, kendi ordusuna tuzak kuran şerefsizler hakkında derhal adli işlem başlatırdı.
 
BALYOZ DAVASI BİR KOMPLODUR 
Tartışılacak yanı kalmamıştır. Balyoz Davası bir komplodur. Aslında bir ihanetin öyküsüdür çünkü güvendiğimiz kişi ve kurumların ihaneti olmasaydı bu komplo başarıya ulaşamazdı. Komplocular sahte belgeleri hazırlarken hiç özen göstermemiş, binlerce hata yapmış neden? Çünkü başarıdan eminler. Bu hukuk ayıbına dur diyebilecek konumda olanların ihanetini öngörmüşler. İnsanın içini acıtanda bu. Yıllarca devlete hizmet etmiş insanlar 'Balyoz Belgeleri düzmece, başka kişilerce suç atmak maksadıyla hazırlanmış' diye haykıracak, ulusal ve uluslararası güvenilir kurum ve kuruluşlardan alınmış onlarca bilirkişi raporu bu tezi desteleyecek, TSK düşmanlığını görev edinmiş bir gazetecinin iddiasıyla bunca askerini gözünü kırpmadan sanık yapan devlet bu iddiaları araştırmayacak olacak iş mi? 
 
SAHTE DAVALARIN MAĞDURLARI
Bugün dünyada sadece 14 ülke büyük savaş gemisi dizayn ve inşa edebilme yeteneğine sahiptir. Türkiye'de bu 14 ülke arasında yerini almıştır. Bu başarıya kimler katkıda bulunmuştur? Bu soruların cevaplarını bulamamışsanız, lütfen Hasdal'a, Silivri'ye, Maltepe'ye bir uğrayın. Ne acıdır ki, tüm bu başarılı faaliyetlerin fikir sahibi ve uygulayıcısı birçok emekli ve muvazzaf subay, sahte davaların mağdurları olarak oralardaki cezaevlerinde yatıyor. Bugün yaşadıklarımızın ödülünü, bizim neslin yarattığı Cumhuriyet tarihinin en güçlü donanmasını emanet ettiğimiz bahriyenin genç kuşakları, nasıl olsa ileride mutlaka verecektir." Nuray Türkmen, Aysın Öz, Saadet Tezcan adlı diğer asker eşlerinin ve açıklamalar yaptığı protesto gösterisi daha sonra kalabalığın dağılmasıyla sona erdi.
 
Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ