Kocaeli Zirve
Madden değil maneven yıprandım: Alay ettiler
Madden değil maneven yıprandım: Alay ettiler
Güncel
Aktan Uslu
11 Ekim 2018 Perşembe 15:47
  • 2534
  • 0

Madden değil maneven yıprandım: Alay ettiler

OHAL sürecinin KHK ile açığa alınan ilk akademisyenlerden Doç.Dr.Candan Badem, “Maddi olarak tabi ki işimi kaybettim… Manevi yanı ise FETÖ gibi düşmanı olduğum bir düşünceyle suçlanmam. İkincisi ilkinden kötü. Alay etmeleri, düpedüz alay etmeleri…

Akademisyen Candan Badem. ÖDP Gebze İlçe eski Başkanı ve kapanmak üzere olan BİLKAR’ın kapanmasının önüne geçen, bir anlamda bugünkü yapısıyla kurucu başkan merhum Cengiz Badem’in oğlu. 7 yıl önce öğretim üyesi olarak gittiği Tunceli’de 15 Temmuz sonrası ilk açığa alınan akademisyenlerden oldu. FETÖ’cülük ile suçlandı. Gebze’deki çevresi, duruşlarının gereği gülüyordu. Şahsında bir ateist, terör örgütüne dönüşen yapılanmanın üyesi olmakla suçlanıyordu…

Tarihçi yazar Candan Badem bir süre önce BİLKAR’ın söyleşi konuğu oldu. Düyun-u Umumiye’yi, Osmanlı’da dış borçlanmayı anlatıp ardından kitaplarını imzaladı. Sonra önce BİLKAR kamerasına BİLKAR’ı konuştu. O yanıtları da bu röportajın sonuna iliştirdik. Bir de süreci sorduk. Bu sürecin maddi manevi yansımalarını. Babasının oğlu… Geçinip gittiğini, eşiyle birlikte açığa alınanlar varken kendisinin yakınmasının ayıp olacağını söyledi. Manevi yanı daha ağır olmuş. Düşmanı olduğu yapılanmanın üyesi olmakla suçlanmayı alayla eşdeğer tutuyor. Anlatırken inceden inceden güldü. Zaten duyulduğunda, Gebze’deki dostları da gülmüştü. Çünkü gülmek, en devrimci eylem biçimi:

 

-Sizin meslekten ihracınız ulusal basında da yazıldı edildi ama biraz hatırlatmanın ardından bugünkü durum nedir?

-Benim dosyam OHAL komisyonunda. Ve ben ilk çıkan KHK’lardan biriyle, 672 sayılı KHK ile 01 Eylül 2016’da kamu görevinden ihraç edildim. Şu anki komisyon güya çalışıyor ama bence bir şey yapmıyor. Oyalama yaptığı iş. Nitekim daha sonra çıkmış olan KHK’larla ilgili bazı kararlar verildi. Ama benimle ilgili, benim gibi başkalarıyla ilgili herhangi bir karar yok. Dolayısıyla komisyon bir şey yapmıyor. Ellerinde hiçbir delil yoksa iyi niyetli bir komisyonun beni göreve iade etmesi lazım. Ama bunlar yapmıyorlar. Çünkü siyasi düşmanlıkları var. Ortada adli bir süreç yok.

 

-Bunun dışında Tunceli Asli Ceza Mahkemesi’nin daha doğrusu Başsavcılığın hakkımda iki yıldır yürüttüğü bir soruşturma var. Orada da hiçbir delil, ortada bir iddianame yok. Normal şartlarda bir savcının, ortada bir delil yoksa takipsizlik vermesi gerekirdi ama onu da vermiyorlar. Hakkımda verilmiş yurtdışı çıkış yasağı var. Dolayısıyla yurtdışına çıkıp yurtdışında da çalışamıyorum. Fiilen ülke içinde de çalışmam mümkün değil. Böylece verilmiş; son derece adaletsiz, düşman hukuku uygulaması var. Sözde iç hukuk tükenmediği için AİHM de başvuramıyorum. Hâlbuki içeride aslında hukuk falan kalmış değil. Yani OHAL sözde bitti ama fiilen devam ediyor. Mahkemelere gidemiyoruz. Komisyon bir şey yapmıyor. Ne OHAL komisyonunun ne de savcılığın hakkımda ne zaman bir karar vereceği belli değil. Böylesi bir oyalama yöntemi var. Osmanlı’dan beri bürokrasinin en sevdiği iş oyalama, savuşturma.

 

-Tam anlamıyla, neyle suçlandınız?

-Direk silahlı terör örgütü üyesi olmakla suçlandım.

 

-İddialarına göre, hangi terör örgütüne üyeymişsiniz?

-Savcılığın soruşturmasında FETÖ deniyor fakat KHK’larda biliyorsunuz, FETÖ yazmıyor. KHK’da, ‘Terör örgütleri ile irtibatı, şusu, busu diyor. Ama savcılık bizzat FETÖ diyor. Başka bir örgüt değil.

 

-Fethullah Gülen/FETÖ dini bir yapılanma. Ama siz “ateist kimliğinizle de biliniyorsunuz?

-Hatta, ‘Ateistim’ demem 15 Temmuz’dan çok öncesidir… 2014 yılında mesela Fethullah Gülen aleyhine paylaşımlarım var. Zaten aslında onlar da biliyorlar. Mesele o değil yani olay tamamen muhalifleri susturma. Zorbalık.

 

 

-Gerekçelerden biri, odanızda Gülen’in kitabının bulunmasıyla galiba?

-Üniversitedeki odamda Fethullah Gülen’in kitabını bilerek, isteyerek tutuyordum çünkü orada altını çizdiğim yerleri insanlara gösteriyordum. Mesela bir yerde hoşgörüden bahsediyor diğer yandan da, ‘Dinden çıkanın cezası ölümdür’ diyor. Ben de onu gösterip onun bir yalancı olduğunu teşhir ediyordum.

 

-Bu ihracın şahsınıza, ailenize gerek maddi gerekse manevi yansımaları ne oldu?

-Maddi olarak tabi ki işimi kaybettim ve başka bir işe de giremiyorum. Özel üniversitelerde teorik olarak çalışabilirim ama hiçbir özel üniversite beni çalıştırmaya cesaret edemez. Manevi yanı ise FETÖ gibi düşmanı olduğum bir düşünceyle suçlanmam. İkincisi, ondan da kötüsü alay etmeleri, düpedüz alay etmeleri.

 

-İhracınız sonrası emsallerinizin yaşadığı gibi, çevrenizden dışlanma sorunu yaşadınız mı?

-Ben çok yaşadım diyemem. Kendi arkadaş çevrem, yaşadığım ildeki demokrat çevreden destek gördüm. Ama üniversitede birçok akademisyen beni aramaktan korktu. Bunu tesadüfen karşıma çıktıklarımda itiraf da ettiler. Seni arayamıyoruz diyenler oldu. Dolayısıyla onları da kısmen anlıyorum. Fakat tabi yani, ‘karaktersiz’ diyebileceğim birkaç kişi de oldu. Ama bunlar zaten üniversiteye rektörün vitrin olarak koyduğu, aslında zaten Hükümet’in adamı olan insanlar. Onlardan zaten bir beklentim yoktu açıkçası.

 

-Komünist başkana 62 kilometre mesafedesiniz. Ovacık’a gittiniz mi demeyeceğim, gitmişsinizdir. İzlenimleriniz nedir?

-Tabi ben Ovacık’taki çalışmayı heyecanla destekliyorum. Fasulye hasadına gidip katılıyorum. Şahsen kendim üretim faaliyeti içinde değilim ama onların, kooperatifin çalışmasını destekliyorum. Ovacık Belediyesi’ni de destekliyorum.

 

-Naçizane ben de gittim. KHK ile açığa alınan dostlarının geçinebilmesi için arıcılık, hayvancılık zemini oluşturduklarını söyledi…

-Ben söylediğiniz türde bir çalışma içinde yer almadım. Ben tarihçiyim. Bundan sonra başka bir iş yapmam hakikaten zor. Ben mümkünse bu işi yani tarihçiliğimi yapmak istiyorum, devam etmek istiyorum.

 

-Koşullar zorlamayacak mı…

-Bu koşullarda bağımsız bir tarihçi olarak, ancak kitap yazarak devam edebilirim.

 

-Hiç mi geçim sıkıntınız olmadı?

-Başka arkadaşları düşününce ben geçimimi sağlayacak işler bulabiliyorum. Onun için maddi sıkıntım yok diyebilirim. Eşim de çalışıyor, öğretmen. Öte yandan karı koca atılmış, ikisi de atılmış arkadaşlar var. Şimdi onlar dururken benim bu konuda sitem etmem hakikaten ayıp

 

-Gebze’de geçen uzun yıllarınızın ardından Tunceli.. Değerlendirir misiniz?

7 yıldır Tunceli’deyim. Küçük ama şirin belde derler ya, öyle bir yer. Gerçi mimari anlamda şirin değil. Doğası güzel ama mimari anlamda her yerde olduğu gibi orada da beton lobisi tarafından katlediliyor. Oranın da kendi müteahhitleri uyduruk apartmanlar dikiyorlar. Dolayısıyla orası da Türkiye’deki kirlenmeden payını alıyor ama demokrat, solcu insanların çoğunlukta olduğu bir yer. AKP’nin de bütün çabasına rağmen, dağıttığı çeşitli yardımlara rağmen alamadığı bir yer.

 

3

 

-Aktif siyaset hiç düşündünüz mü?

-24 Haziran seçimleri öncesi milletvekili adayı olmam için teklif geldi. Hatta ben de (HDP’den) aday adayı oldum fakat aday olamadım. Daha sonra bunun hata olduğunu da düşündüm.

 

-Niçin öyle düşündünüz?

-Öncelikle o seçimin adil yapılabileceğine ve muhalefetin hileye rağmen gerçek oylarını alabileceğine inanmaktı. Halbuki resmen tezgah kurulmuştu ve tezgahta muhalefet ne yaparsa yapsın gerçek oylarını alamayacaktı. Dolayısıyla seçimin kendisi anlamsızdı. Belki de boykot etmek gerekiyordu.

 

-Bugün uzun süre merhum babanız Cengiz Badem’in de başkanlık yaptığı BİLKAR’da söyleşi verdiniz. BİLKAR’ı değerlendirir misiniz?

-Ben son yıllarda Tunceli’de yaşadığım için yeterince katılamadım ama BİLKAR faaliyetlerini sosyal medyadan da olsa izlemeye çalıştım. Gebze, Türkiye’nin en büyük ilçelerinden ama kültür sanat anlamında bir çoraklık var. BİLKAR, Gebze’deki bu boşluğu doldurmaya çalışan nadir yerlerden biri. Sevdiğim bir yer. Güzel çalışmaları var. Tiyatro olsun, müzik olsun, sanat çalışmaları olsun Gebze’de BİLKAR iyi ki var.

 

-Söyleşiden keyif aldınız mı?

-Bu akşamki söyleşiden keyif aldım. Samimi bir ortamdı. Hepimiz gayet rahat, kasılmadan bir sohbet ettik diye düşünüyorum. Benim açımdan çok iyi geçti. Umarım katılanlar da bir şey almışlardır.

 

-İlave olarak…

-Yani…. demokrasi mücadelesi bitmedi, sürüyor. Sonuna kadar sürecek. Bizden öncekiler mücadele etti, sıra bizde.

DİĞER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

ANKET

SON YORUMLAR

Körfezli genç yoğun bakımda

Yazan: Ulaş Mintemur

Yorum: Merhaba bu haberde isim karışıklığı var bu Ömer o Ömer değil kusura bakmayın lütfen düzel tirmisiniz görünce şok olduk

Engin Koyun’dan ne demek istedi?

Yazan: Körfezli

Yorum: Bu mesajla ne demek istiyorsun sende tesadüfen bu makama gelirsen millet ne der düşündün mü Sakın yanlışlık yapıp Bld.Bşk Aday adayı olma AKP Körfez de biter

Karaosmanoğlu; Muhalefet adına üzülüyorum

Yazan: Emre Celik

Yorum: Ya bu adam zamanında bizim öğrtmenimizdi. Yüzüne bakınca içiniz ferahlardı.Cidden nur yüzlü bir adamdı. Şimdi şu resmine bakıyorum. İnsanın yaptıkları hakikaten yüzüne yansıyormuş. Alakası kalmamış.

Cemil Yaman, Erdoğan'la Macaristan'da

Yazan: Dilovası

Yorum: Helal olsun gerçekten büyük başarıdır tebrikler

Baran vatandaşa telefonla ulaşıyor

Yazan: Herekeli

Yorum: Kamuoyunda iyi bir izlenim bıraktığı kesnlikle hikaye, REİS ne demişti benim yanıma bu tanıdım şu akrabam diye kimse gelmesin Baran koşturup dursun boşuna çünkü son çırpınışları ElvEda BLD.BŞK.ğı

“İndirim her alanda yapılmalı”

Yazan: Körfezli

Yorum: Başkan doğru söylüyor İndirim her alanda olmalı Başta KÖRFEZ İZMİT TAM 3,50 TL yerine 2,00 TL Öğrenci 1,00 TL indi - bindi 1,00 TL Ne güzel olur

Genç kadın kurtarılamadı

Yazan: Onur gezen

Yorum: Allah rahmet eylesin.mekanin cennet olsun Neval.

Genç kadın kurtarılamadı

Yazan: Varli

Yorum: Bir insan vefat etmiş,bu haberin ortasında reklam olcak is mi? Biraz daha anlayış biraz daha insanlık lutfen

Baran saha çalışmalarını hızlandırdı

Yazan: Körfezli

Yorum: Baran sözde Saha çalışmalarını hızlandırmış gözüksede Bu Dönem BLD.BŞK. lığına aday gösterilmeyecek

Balıkçı; Herkesin desteğini istiyorum

Yazan: Mehmet yılmaz

Yorum: Güzel insan

KENT REHBERİ