KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 6.0600 TL
  • 6.7614 TL
  • 7.7239 TL
Kocaeli Zirve
Muayene borcu olan artık ilaç alamayacak
Muayene borcu olan artık ilaç alamayacak
Güncel
26 Ekim 2009 Pazartesi 10:25
  • 1799
  • 4

Muayene borcu olan artık ilaç alamayacak

Muayene borcu olan artık ilaç alamayacak Sağlıkta dönüşüm programının nimetlerinden biri(!) daha ortaya çıktı. Geçmiş döneme ait muayene ücretini ödemeyen hastaya bundan böyle ilaç yok

1 Ekim 2008`de yürürlüğe giren sağlıkta dönüşüm programı, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu bir yılını doldurdu. Emek çevrelerinin defalarca uyarmasına ve yasanın sağlıkta dönüşüm değil yıkım yaratacağını vurgulamasına rağmen yasa yürürlüğe girdi ve bir yılını doldurdu bile. 1 yıl içinde onlarca genelge yayınlandı, yasa pek çok kez değişikliğe uğradı. Bu süre zarfında meslek odaları, sivil toplum örgütleri ayağa kalktı. Bu yasa belki de en çok eczacıları yıktı. Çünkü hükümet hastanelerdeki kuyrukları kaldıracağını vaat etti. Nitekim kuyruklar kalktı. Ama tüm yük eczanelerin üzerine yıkılarak. Eczacılar tüccar olarak görülmekten ve o şekilde görev yapmaktan bir hayli şikayetçi iken hastalar son günlerde ilaç alamamaktan şikayetçi. Neden mi? Çünkü sağlıkta dönüşüm programının yarattığı sıkıntı ile eczanede muayene parasını ödemeyen hastaya artık indirimli ilaç yok.



Sayın Korkmaz, soruma şu günlerde vatandaştan aldığımız bir şikayetle başlamak istiyorum. Hastanın borcu çıktı ama borcunu ödemeyi kabul etmedi ya da ödeyecek gücü yok. İlaç veriliyor mu?
Şimdi hastanın borcu var. Ben ilaç verirsem o muayene ücreti benim cebimden çıkacak. Sizden o parayı almışım gibi benim paramdan kesilecek.  Niye vereyim ki. Ama vatandaş şunu yapıyor; 100 lira muayene ücreti birikmiş orada. Aldığı ilaç 5 lira.  Bana diyor ki reçeteyi işleme koyma bana ücreti neyse o fiyattan  ilcamı ver diyor. Veriyoruz bizde. İlaç vermiyoruz diye bir şey yok. Sadece reçeteyi işleme koymuyoruz. Hastanın muayene ücretini eczacı ödemek zorunda değil. Böyle bir mantık olamaz.

Bu   ücretleri hastadan anında talep ediyor musunuz?
Eğer sisteme düşmüşse evet. Ama hasta muayene oldu ve hemen yakında ki bir eczaneye girip ilacını aldı diyelim. Yani aradan kısa zaman geçmiş ve muayenesi sisteme düşmemişse parayı alamıyoruz. Sisteme düşmüşse biz parayı alıyoruz. Yoksa her gelen reçeteden şu kadar para vereceksin demiyoruz. Biz reçeteyi giriyoruz  hak sahibi midir? Değil midir?   Bunu bilgisayarda öğreniyoruz. Bilgisayar hemen arkasından bir evrak çıkartıyor. Varsa  katkı payı ki bunu çalışanlardan yüzde 20 emeklilerden yüzde 10 olarak alınıyor. Katkı yani katılım payı her vatandaşın ödemesi gereken bir şey. Varsa farkı ve muayene ücretini alıyoruz.

Yasa çıktıktan sonraki hasta muayeneleri kapsayan bir  uygulamamı  bu? Eski yıllara dair bir ücret talebi mi?
5510 sayılı yasa yani Sosyal Güvenlik Kurumu Yasası 1 Ekim 2008`de yürürlüğe girdi. Onunla beraber muayene ücreti dediğimiz ücretler geldi. Muayene ücretlerinin eczaneler üzerinden tahsil edilmesi gündeme geldi. Çünkü hiç Kaçmayan bilgisayar ortamında çalışan  bir iş koluyuz. İlk zamanlar bize ve çevremizdekilere bu uygulama antipatik geldi. Vatandaş 3 kere hastaneye gidiyor. Tabi  unutuyor ne zaman gittiğini  6 ay sonra yeniden gidiyor. 2008`e ait muayene ücretleri çıkıyor. Eski borçlarla alakalı bir durum değil. 1 Ekim 2008`den  sonrasına dayanıyor. Herkesi kapsayan bir uygulama.

Vatandaş ve eczacı arasındaki sıkıntı ne zaman başlıyor?
Bir örnekle açıklayayım bunu. Vatandaş ilk muayenesinden  6 ay sonra  bir daha kontrole gidiyor. İlk muayenesinde sisteme düşmediği için muayene ücreti alınmamıştı. Ama eczaneye ikinci kez geldiğinde o muayene  ücreti çıkıyor. İşte orda başlıyor kavgalar. İnsanlar yemin billah ediyorlar ‘Ben hastaneye gitmedim` diye. Ama sistemde düğmeye bastığınızda hangi sağlık ocağına, hangi hastaneye gittiği yazıyor orada. Tabi barış imzalanıyor işin sonunda ama. Her seferinde bir münakaşa yaşanıyor. Bu yüzden eczacıların çoğu teskin edici ilaçlara kullanıyor.

Randevuya gitmeyenden  muayene ücreti alınıyor
Mail yolu ile randevu sistemi hayatımıza girdi. Mail ile randevu alıp randevuya gitmeyen hastadan da muayene ücreti alındığı doğru mu?
Tabi alınıyor. Mesela bir bölümden mail yolu ile randevu aldınız. Ama gitmediniz. Başkasının muayene olmasına engel olduğunuz için  muayene olmuşsunuz gibi işlem yapılıyor. Çünkü başka bir hastanın gelemsini  engellemiş oluyorsunuz. Mesela hasta 6 ay sonra muayene gidiyor. Ama öncesinde pek çok kez randevu almış. Gitmemiş. Muayene ücretlerinin fazla çıkmasının sebebi de bu.

Devlet neden muayene ücretlerini eczanelerin üzerine yıktılar?
Ah bir bilsek onu. Hastanelerde  muayene ücretleri toplansaydı 3 bin kişinin istihdam edilmesi gerekiyordu. İktidar hastanelerden kuyrukları kaldıracağız dedi. Eğer  orda bir para kuyruğu olursa bunu yapmamış olacaklardı. Orada ki kuyrukları kaldırdılar. Ama  buralarda başladı. Tabi ben eczacıları çok yalnızlaştırılmış buluyorum şu süreçte. Bu sağlıkta dönüşüm programının en büyük yükünü eczacılar çekti. Bütün  uygulamalar son nokta olan eczanelere aktarıldı. Muayene ücreti gibi. Bu yasa çıktığı zaman sağlık ocakları, aile hekimliği ve çocuk diş muayeneleri para ödemiyordu. Ama yasa tam bir yılını doldurunca şimdi onlarda da bir miktar para alınıyor. İkişer lira alınıyor.  Ama bunlar muayene ücreti olarak değil de katkı payı olarak isimlendiriliyor. Devlet  hastanelerinde 8 lira özel hastanelerde 15 lira alınıyor.

Fiş kesme zorunluluğumuz yok
Peki bu ücreti alınca fiş kesmek zorunda mısınız?

Uygulamada bu nokta da karışıklık var.  Şimdi bu 8 lira  ikiye bölünüyor.  5 lirasını hastane  muayene ücreti olarak alıyor. 3 lirasını katkı payı olarak eczanelerde topluyor.  Ama o 5 lirayı da bize toplattırıyor. Devlet memurları, emekliler hangi kurumdan  emekli olursa olsunlar bu para o kurumun maaşından kesiliyor. Onun muhatabı biz değiliz. Sadece 3 lirayı topluyoruz. Ama sigortalı ve Bağkur`lu çalışanlardan kesilmediği için o 8 liranın tamamının biz alıyoruz. Biz bu parayı kendimize aldığımız için muhasebe yönünden bakınca fiş kesmek durumunda değiliz. Bizim paramız değil ki o. Emanetçilik yapıyoruz ve angarya bir iş.

Bunun yarattığı sıkıntı nedir?
Pek çok sıkıntı var.  Ama en önemli sıkıntı şu. Yurttaş gelip diyor ki benim param yok kredi kartından çek. Kredi kartından çekersem  bu işi muhasebeleştirmek için bir evrak vermeme lazım. O zamanda ben almadığım paranın vergisini ve katma değer verdisini vermek zorunda kalmış oluyorum. Böyle bir açmazımız var. Dolayısı ile nakit istiyoruz bu parayı. Ama mesela anlaşmalı olduğumuz kurumdan bir hasta geldi diyelim ki. Reçetesindeki ilaçları veriyoruz. Katılım payı 5 lira mesela biz bunu almıyoruz. Ama fişini kesiyoruz. Çünkü onun  maaşından kesilip bizim hesabımıza yatırılıyor.  Ama bunu takip ediyor musunuz derseniz. Mümkün değil bunu takip etmek. Yatırırsa ne ala. Birde özel hastaneler le ilgili sıkıntı yaşıyoruz. Hasta gidiyor anlaşmalı hastaneye muayene ücretini orada ödüyor. Ama katkı payını eczanede. Katkı payının isteyince hasta başlıyor söylenmeye ‘Oraya 10 lira yatırdım ben sen niye alıyorsun` diye. Çıkın işin içinden çıkabilirseniz.

Sosyal hukuk devleti bypass edildi
Sağlıkta dönüşüm neler yarattı?

Biz eczacılar eskiden beri sağlık hizmetlerinin tek elde toplanmasını ve SGK`nın da tek tip olmasını istiyorduk. Şuan ki SGK gibi bir kurumda istemiyorduk. Anayasamızın ikinci maddesi diyor ki “Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokratik, laik, sosyal , hukuk devletidir.” O sosyal hukuk devleti bypass edilmiş gibi geliyor bana. Bu benim şahsi görüşüm. Bu sosyal güvenlik  havuzuna onun kendi pirimleri  yetmediği zaman hazineden  para katılır sosyal devlette.  Ama şimdi bunu apayrı bir kurum haline getirdiler. Kendi yağı ile kavrulan bir kurum. Ama Türkiye`de  12 milyon civarında yeşil kartlı vatandaş var. Şimdi onlara hazineden veriliyor. Yarın işsizlik sigortasına benzer bir şey yapacaklar. Yeni yasanın belirtilerinin ortaya çıkması zaman alacak bir şey. Mesela eskiden kız çocukları evleninceye kadar babasının, annesinin sigortasından yararlanabiliyordu. Ama şimdi yaş 18`e düştü. Yani birkaç sene sonra emekli olanlar kız çocuklarına 18 yaşından sonra bakamayacaklar.

Yasanın  az da olsa iyi  tarafı yok mu peki?
Var tabi. Her yanı kötü diyemeyiz.  18 yaşına kadar olan çocukların hepsine bakıyor. Erkek kız  fark etmiyor. Anne babasının sosyal güvencesi olsun olmasın herkese bakıyor. TC numarası ile bakılıyor. Tabi bu da son günlerde zorlaştı. Artık sistem girince çocuğun kaydı isteniyor. Yani gideceksiniz SSK ya da Bağkur`a  benim borcum var. Ama benim 18 yaşından küçük çocuğum var diyeceksiniz. Anayasaya göre devlet halkın sağlığını korumakla görevlidir.

İnsanlar bize tüccar gözü ile bakıyor
Sağlıkta dönüşüm yasası eczacılar  ile hastayı karşı karşıya getiren bir uygulama değil mi sizce?

Evet asıl sorun bu zaten. Biz bu yüzden 21 Aralık 2008`de 32 bin kişi Ankara`ya yürüdük. Bu yasa ile eczacılar darı danesi gibi bir sağlık bakanlığının  bir çalışma banklığının ve halkın arasında kaldı. Ezilip gidiyor. Çünkü herkes üstüne gidiyor. Sürekli yasa değişiyor. Bunların içinde bilimsel olanları da var. Ama olmayanları da çok eylem hanım. Mesela SGK ilacı yazan hekime göre ilacı ödüyor ya da ödemiyor. Yani mesela şu ilacı dahiliye yazarsa öderim yoksa ödemem diyor. Ama öyle bir şey yok. Doktor her ilacı yazar. Ama parayı ödeyen şart koşuyor. Niçin? Daha az para ödemek için. Şimdi bir de eşlenik ilaç diye bir şey getirdiler. Genelge geldi. henüz resmi gazete de yayınlanmadı.  Basitçe anlatayım bunu. Mesela aspirinin içindeki  hammaddeyi içeren  ilaç var. Aspirini niçin kullanırız? Ağrı kesici olarak. Ama sistem diğer ağrı kesicileri de aynı şekilde görüyor. Siz hekime gittiniz hekim size Novalgin yazdı. Ama iki gün önce de başka bir hekim size aspirin verdi. Biz sisteme girdiğimizde o aspirini görüyoruz. Ve elinizde bir ağrı kesici var. O bitmeden bu ilacı alamazsınız diyoruz. Yani aspirin sizin midenize dokunuyorsa mideniz ağrıya ağrıya onu içeceksiniz. Ya da cebinizden ödeyeceksiniz.

Yasanın ardından halkla ilişkiniz şuan ne durumda?
Eczacıların en açmaz noktası para ile ilişkilendirilmeleri oldu. biz sağlık hizmeti veriyoruz. Ama tüccar muamelesi görüyoruz. Artık hastalarımız bize ilacın nasıl kullanılacağını sormuyorlar. Pazarlık üzerinde duruyorlar. Yaşamanın anlamı sağlıklı mutlu bir yaşam sürmek.  Varsa ortak bir bütçemiz herkes oraya katkı sunmuştur. Ve herkesin oradan yararlanma hakkı vardır. Bence sağlık devlet tarafından ücretsiz verilmeli. Bu yasa da giderek şunu ödemem bunu ödemem diye bir gidiş var. Şimdi öyle değil. Ama bir yurttaş olarak bu yönde korkularım olması normal. Bugün elimiz ayağımız tutuyor. Ama yarın ne olacak? Bu yasa halkın aleyhine. Çünkü içinde popülizm var.Biz bu yasanın sağlık hizmetlerinde  sarfiyata neden olacağını, harcamaları arttıracağını söylüyorduk. Büyük bir türk büyüğü çıkıp, ‘Size ne yahu. Siz mi vereceksiniz` ama şimdide tasarrufun bedeli eczacıya çıkartılıyor. 3.3 milyar dolar sarfiyatı azaltmak için bir düzenleme yapılıyor. Ama bunun altında eczacılar kalıyor ve 24 bin eczacı bu yasa ile 530 milyon TL kaybedecek. 
 

AÇILIŞ 6 KASIM'DA

Kongreniz yeni bitti. Yeni binaya taşındınız Açılış ne zaman?
6 Kasım saat 14:00`da açılışı yapacağız. Bekirpaşa Yenişehir Mahallesi Yılmaz Sokak 2/1

Yeni binanızda neler var?
Binamız 5 katlı. Her şeyden önce 10 yıldır hayalini kurduğumuz bir kütüphane olacak. Son katımızı, 90 metrekarelik alanı kütüphane yaptık. Kitaplar yakın zaman da gelecek. 180 metrekarelik dinlenme salonu, 40 kişilik seminer salonu, arşiv odamız, 155 kişilik ki çok önemli bizim için konferans salonumuz ve  yönetim odamız var.

2. dönem başkan oldunuz. Hedefleriniz nelerdir? Bahseder misiniz?
 İnsanların dışa dönük olması gerekiyor. Ama şimdi biz sabahtan akşama kadar bilgisayara başında acaba genelge değişti mi diye sürekli bekliyoruz. Eskiden genelge yürürlüğe girmende 45 gün önce haberimiz olurdu. Ama şimdi 2 gün önceden haber veriliyor ve hemen yürürlüğe giriyor. biz nasıl insanlar duyuracağız. Nasıl anlatacağız bunları. Böyle şeylerin yaşandığı bir yerde ne yapılabilir bilmiyorum. Hedeflerimden biri burada edebiyat günleri, şiir günleri, felsefe günleri gibi günler yapıp insanların en azında n şu ortamdan kurtulup sosyalleşmesini kafalarının rahatlamasını istiyoruz. Eczacıların birbirlerini rakip değil de dert ortağı olarak gördüğü bir ortam yaratmak çabasındayım. Felsefe toplantılarını çok önemsiyorum. Eczacılar halkın çoğu zaman özelini bilen insanlardır. Meslektaşlarımın akıl sağlıklarını koruması için başka şeylerle ilgilenmesi gerekiyor. 

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter
Twitter

KENT REHBERİ