KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.8603 TL
  • 6.5681 TL
  • 7.3457 TL
Kocaeli Zirve
Rektör adayları değişim istiyor
Rektör adayları değişim istiyor
Güncel
12 Ekim 2010 Salı 11:08
  • 5549
  • 15

Rektör adayları değişim istiyor

Kocaeli Üniversitesi Rektör Adayları’ndan Prof. Dr. Recep Tarı, Prof. Dr. Nurettin Abut ve Prof. Dr. Faik Budak üniversitede değişim istiyor

Kentimizin en önemli bilim yuvası olan ancak kentle bir türlü bütünlük sağlayamayan Kocaeli Üniversitesi için yeni bir dönem başlıyor.
 Kocaeli Üniversitesi akademisyenleri 21-22 Ekim`de rektörünü seçmek için seçime gidecek.
2006 yılında 9 rektör adayının kıyasıya yarıştığı seçimlerin aksine bu seçimlerde 4  bilim insanı akademisyenlerin oyuna talip.
Mevcut rektör Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu`nun da aday olduğu seçimlerde ilk kez rektör adayı olan İktisat Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Recep Tarı,  Elektrik Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Nurettin Abut ve ikinci kez aday olan, 2006 yılında yapılan rektörülük seçimlerinde de Prof. Dr. Komsuoğlu`nu  zorlayan tek isim Prof. Dr. Faik Budak kıyasıya yarışacak.
Prof. Dr. Recep Tarı, Prof. Dr. Nurettin Abut ve Prof. Dr. Faik Budak ile yaptığımız söyleşide üniversitede “Değişim” istediklerine tanık olduk.
Sözü fazla uzatmadan rektör adaylarına bırakıyorum.

 

BÜYÜK DESTEK VE GÜVEN VAR

Neden rektör adayı oldunuz?
--Yasaya göre üniversitelerdeki  her profesör aday olabilir. İnsan bir iş yaparken kendini tartarak yapmalı.  “Ben” diyerek  rastgele aday olmadım. Salt bir heves değil benim adaylığım. Üniversitenin ne beklediğini gördüm ve burada güzel bir iklim sağlamak için adayım. Çevremdeki dostlarımın kuvvetli istekleri, telkinleri ve şartların olgunlaşması beni aday olmaya itti. Beni tanıyanlar üniversitenin özlediği güzel iklimi sağlayacağımı düşündükleri için aday olmamı istediler. Bu görevi yapacağıma inandım.
Üniversitenin istediği, beklediği ortam nedir?
--Üniversitenin istediği herkesin sakin ve huzurla çalışacağı bir ortamdır. Benim adaylığımı bu beklenti ortaya çıkardı. Beni tanıyanlar insanlarla olan ilişkilerim dolayısı ile kişilik yapımın ve kendi fakültemdeki yönetim tarzımın özlenen tabloyu  oluşturmaya müsait olduğunu söylediler. Kimseye kin tutmadım. Beni sevenin de sevmeyenin de yöneticisi olmuşumdur. Üniversitedeki dostlarım mikro bazda uyguladığım yönetim tarzımı üniversitenin tamamına yaymamı istediler. Bizim çok güzel mekanlarımız, pırlanta gibi hocalarımız, çok sayıda donanımımız var. Ama işimize  yoğunlaşamıyoruz. Demek ki bir takım gerginlikler, huzursuzluklar var.  Rektör olduğumda beni seveninde sevmeyeninde kafası rahat olacak. Bir anne baba evlatlarını nasıl kucaklıyorsa bir yönetici de çalışma arkadaşlarını öyle görmeli. Üniversitenin kaynaklarını ihtiyaca göre dağıtacağım. Bırakın bir yanlışlığı, haksızlığı şaibeden bile korunmak için korkarım ki kendi fakülteme haksızlık yapayım.
Peki diğer adaylar karşısında şanslı mısınız?
--Üniversitemizde en fazla öğretim görevlisi Tıp Fakültesi`nde var. Bu sebepten dolayı sanki rektör adayı tıp fakültesinde olmalı gibi bir izlenim oluşmuş. Ama her gittiğim yerde şunu söylüyorum; benim ne siyasi ne de okul taasubum var. Tıp Fakültesi`nde yaptığım görüşmelerden de olumlu tepkiler aldım. Üniversitenin her köşesinde şahsıma yönelik büyük bir ilgi, destek ve güven var.

ÜNİKENT” İLE KENT VE ÜNİVERSİTE BÜTÜNLEŞECEK

Nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?
--Benim adaylığım haziran ayı başında olgunlaştı. Ben KOÜ Rektörlüğü`ne aday olduğumda hocaların ilgisi ve desteği benim için önemliydi. Ama sadece bunun yeterli olmadığını biliyordum. Bu kararımı kentin sivil toplum örgütleri ile paylaştım. Bir sahiplenme oldu.  En son hükümet, YÖK ve köşk ile görüştüm. O günden beridir de harıl harıl 3 koldan çalışıyorum.  Bütün akademisyenlerimizle yüz yüze görüşüyorum. Web sayfası üzerinden ulaşmaya çalışıyorum. Bir de ekibim eşliğinde akademisyen arkadaşlarımla çalıştaylar yapıyorum.
Nasıl bir üniversite hayal ediyorsunuz? Projeleriniz neler?
 --Ben projelerimi eğitim ve araştırma projeleri, kent ve bölge ile bütünleşme projeleri, dünyaya açılım projeleri, altyapı ve donanım projeleri  ile sosyal projeler olmak üzere 5 başlıkta topladım. Özetle birkaç projemden bahsedeyim. Bir kere bir takım temel hedefler belirledik. 3 tanesini özellikle belirtmek istiyorum. Bunlardan ilki; ki bu sadece benim arzum değil üniversitenin hasret kaldığı bir şey, Kocaeli Üniversitesi`ni arzu ettiği güzel bir ortama taşımak. Rektör olduğumda seçimi geride bırakıp herkesin rektörü olarak bunu yapacağım. Çünkü akademisyenler ancak böyle bir ortamda çalışarak üretebilirler.  İkincisi; artık Kocaeli Üniversitesi büyümesini bir noktaya getirdi. Bundan sonra akademik çalışmalarda derinleşmeliyiz. Üniversitenin iki görevi var. Birincisi eğitim-öğretim ikincisi akademik çalışma. Fakat bizim öğrencimiz fazla, mekanlarımız ve kadrolarımız sınırlı. Dolayısıyla hocalar derse girip çıkıyor, sınav kağıdı okuyor. Öğretmenlik yapar olduk. Akademik yönümüz zayıfladı. Bu yüzden akademik kadroları güçlendireceğiz ve mekan, zaman anlamında şartları geliştirip olgunlaştıracağız. Üçüncüsü ise; bir “Kocaeli Üniversitesi Ailesi Kimliği” oluşturmak. Bir aidiyet sağlamak istiyorum. Herkesin sevinçlerini, üzüntülerini paylaşacağı ortak buluşma alanları oluşturacağız.
Kentle bütünleşmek adına ne yapacaksınız?
--Benim iki sevdam var. Birisi röportajımız boyunca dile getirdiğim üniversitede hasret kalınan çalışma ortamını yaratmak ikincisi de herkesin beklediği ve bir türlü gerçekleşemeyen arzu;  kentle bütünleşmek. Buna benim İzmitli oluşum, heyecanım müsait. Sivil toplum örgütleri ile yaptığım temaslarda herkes üniversiteyi şehirle kucaklaşmış olarak görmek istiyor. Kentle bütünleşmek için sivil toplum örgütleri hazır zeminlerdir. Üniversite içerisinde kentle bütünleşmek için bir takım birimler oluşturacağız. Şu anda üniversitede bazı hocalar bireysel çabaları ile şehirle iş yapıyorlar. Biz ciddi bir çalışma yaparak “ÜNİKENT” adında bir birim kuracağız. Üniversitemizde kim nerede ne üretiyorsa, kiminle ne paylaşacaksa, kentin neye ihtiyacı varsa bu birim ile oluşacak zeminde buluşacaklar. Sanayi, ticari, kültürel, sanatsal alanlarda  köprüleri “ÜNİKENT” ile kuracağız.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
 --Hocalarımız her şeyin farkındalar. Üniversite ne istediğini biliyor. Seçimde hocalarımızın yapacağı tercih, kendilerini, üniversiteyi, kenti yakından ilgilendiriyor. Kararları önce üniversite, sonra kent ve ülkemiz için şimdiden hayırlı olsun.

Prof. Dr. Recep Tarı kimdir?

--1959 İzmit doğumluyum. 1980 yılında Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesi`nde mezun oldum. 1985 yılında ekonometri alanında doktor ünvanını aldım.1987`de yardımcı doçentliğe atandım. 1991`de Atatürk Üniversitesi`nden ayrılarak Konya Selçuk Üniversitesi`ne giderek 3 yıl görev yaptım. 1994 yılında Kocaeli Üniversitesi`ne geldim ve  iktisat bölümünün kuruluşundan bu yana görev yapıyorum. 1999 yılında burada profesör ünvanı aldım. İktisat Fakültesi`nin kuruluşundan itibaren bölüm başkanlığı yaptım. Paylaşımcı bir insan olduğum için zaman zaman başkanlığını başkalarına bıraktım. Fakat görev yine döndü dolaştı beni buldu. 3 dönemdir de üniversite senatosunda İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi`nin seçilmiş senatörüyüm.


KİMSEYİ ÖTEKİLEŞTİRMEYECEĞİZ

Neden aday oldunuz?
--Adaylığımın gerekçesi süreç içerisinde yaşadıklarım. Ben kurucu rektör Prof. Dr. Atıf Ural hocanın hem öğrencisi oldum hem de asistanlığını yaptım. Ve gördüm ki eğer üniversiteler evrensel değerler çerçevesinde yönetilemezlerse bilimsel performansları düşük olur. Dolayısıyla yaklaşık 30 yıllık deneyimimi üniversitenin daha iyi yönetilebilmesi, daha iyi bilim üretilebilmesi, bilim adamlarının ideolojiden, siyasi gerekçelerden bağımsız huzurlu bir ortamda bilim üretebilecekleri bir yapıya kavuşmasını arzu ediyorum. Ötekileştirme mantığı olmaksızın, gerçekten akademik ve kurumsal kimliğe sahip etik değerler çerçevesinde bir yönetim anlayışı oturmalı. Biz büyük bir grup olarak ortaya çıktık. Hatta bu grubun içerisinde rektör adayları Prof. D. Recep Tarı ve Prof. Dr. Faruk Budak da vardır.  Ve ben onların da önerileri ile aday oldum. Sonra onlar da aday olmak istediklerini söylediler ve buna hakları var. Biz de saygı gösterdik.
Sözlerinizden üniversitenin bir değişim istediğini anlıyorum. Değişimden kastınız nedir?
--Eleştiri mantığı üzerine oturmayan bir yönetim anlayışı istiyoruz. Bizim yapmak istediklerimiz var. İdeoloji, dini inanç, cinsel ayrımcılık yapmaksızın eşitlikçi bir paylaşım ve demokratik bir anlayışla akademik kurallar çerçevesinde bir yönetim arzu ediyoruz. Akademik kurallar çerçevesinde öğretim üyelerinin akademik yükseltmelerinin, görevlendirmelerinin bilimsel ve objektif kriterlerle yapılmasını arzuluyorum. Eğer akademik yükseltmelerde, görevlendirmelerde kesin ölçüleri öncenden ilan edersek öğretim üyeleri hem daha mutlu hem de geleceklerinden emin olarak  bilim üretecekleridir. Yani rektörün ya da rektörün yakınlarının kişisel istekleri doğrultusunda ahbap çavuş ilişkisi içinde değil, objektif kriterlerle, donanımları ile değerlendirilen akademik ve idari çalışanlar istiyoruz. Değişim dediğimiz budur.
Üniversiteye dair projeleriniz neler?
--Üniversite içerisinde yapmak istediğimiz projelerin büyük bir kısmı bilimsel projelerdir. Üniversiteler hem bilim üreten hem de akademik insan yetiştiren kurumlardır. Üniversiteler ürettiği bilimi sadece sanayi alanlarına değil sosyal alanlara da aktaran, topluma yön gösteren, önder olan fikirler üretmesi gereken kurumlardır. Üniversitelerin öğrenci sayısı büyük üniversite olmaya yeterli değildir. Biz bölgemizin yoğun nüfuslu illerinden biriyiz. Ve Kocaeli`de yaşayanlar sanayileşmenin getirdiği dezavantajları yaşıyor. Bir İTÜ ya da ODTÜ olmak zorundayız. Bu yüzden ulusal ve uluslararası düzeyde stratejik alanlarda fen-mühendislik, sağlık ve sosyal bilimler alanlarında birer Ar-Ge, inovasyon ve uygulama üssü kuracağız. Bilimi teorik olarak üretip raflarda bırakmak yerine, üretilebilir bir düşünceye dönüştürmek amacımız. Hayata geçireceğimiz bilimsel projeler ile ilk 10 üniversite arasına gireceğiz. Dünyada en azından ilk 1000 üniversite arasına girme hedefini koyuyoruz. Ayrıca kentten kopuk bir üniversiteyi kent ile iç içe hale getireceğiz.

TIP FAKÜLTESİ YETERİNCE HİZMET VEREMİYOR

Bunu nasıl yapacaksınız?
--Üniversitemizi kentin sosyal dokusu, sanayi ve ticari kuruluşları ile bütünleştirmek istiyoruz. Birçok rektörümüzün şu ana kadar söylediği “Üniversite sanayi işbirliği” kelimesinin içi boş bir kelime olduğunu düşünüyorum. Slogan üretmek yerine bütünleşmeyi arzu ediyoruz. Çok ciddi projelerimiz var. Bölgemizde bulunan pek çok sanayi kuruluşu teknik ve sosyal danışmanlıklarını Kocaeli Üniversitesi dışındaki üniversitelerden sağlamaktadır. Bu üniversitemiz için büyük bir eksiklik. Halbuki çok sayıda bilim adamımız mevcut, bunları kentin dinamikleri ile birleştirdiğimizde kentle birlikte ortak projeler yapabiliriz. Bir diğer husus da üniversitemiz tıp fakültesidir. Büyük bir potansiyeli olan üniversite hastanesi bölge insanına yeterli hizmeti verememektedir. Daha kaliteli bir sağlık hizmeti vermek istiyoruz. Halkın ihtiyaçlarını bilen ve bu doğrultuda çalışan bir yönetim olacağız.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
--Üniversite de bir kavga ortamı olsun istemiyorum. Aynı fikirlerde değilsek bunu açık yüreklikle ifade edebilmeliyiz. Ve kırılmadan karşılamalıyız. İnsanların katılmadıkları konularda açık bir şekilde fikirlerini ifade edebildikleri ve bunu yaptıkları için zarar görmedikleri bir akademik ortam istiyoruz. Eğer bu yok ise hocalarımız değerlendireceklerdir. “Köşk ve YÖK beni istiyor nasılsa atanacağım. Siz oy vermezseniz de gelirim” anlayışını doğru bulmuyorum. Şunu açık yüreklilikle söylemeliyim ki, bana oy verenler vermeyenler, benden olanlar olmayanlar diye ötekileştirme yapmayacağız. Kişilere ideolojileri, kişilikleri ile değil yaptığı çalışmaları ve donanımları ile bakacağız. Yaptığı bilimsel çalışmaları akademik ölçütlere uymayan hiç kimseye hak etmediği ünvanı ve görevi vermeyeceğiz. Hocalarımızın oyları önemlidir. Çok büyük bir destekle Ankara`ya gitmek istiyorum. 

Prof. Dr. Nurettin Abut kimdir?

--1963 yılı Van doğumluyum. 1983 yılında Yıldız Üniversitesi`nden elektrik mühendisi olarak mezun oldum. Aynı üniversitesinde 1985-1988 yıllarında master-doktora öğrenimimi tamamladım. Doktoramın son aşamasında Almanya`da bulundum. Kocaeli Üniversitesi yeni kurulmuş bir üniversite olmasına rağmen Kocaeli`de 1976 yılında kurulmuş Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi adı altında akademi olarak öğretim yaptı. Sonra Yıldız Teknik Üniversitesi`ne bağlandı. Ve size kamuoyunun bilmediği ve sizlerle birlikte öğreneceği bir bilgi vermek istiyorum. Beni Yıldız Üniversitesi mezunu olarak biliyorlar ama ben Kocaeli Üniversitesi mezunuyum. O dönem Kocaeli Üniversitesi adını taşımıyordu. Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi iken eğitime başladım ve Yıldız Teknik Üniversitesi`ne bağlandığında mezun oldum.

 

ÖĞRENCİ SAYISI AZALTILMALI

İkinci kez rektör adayı oluyorsunuz, neden?
Kocaeli Üniversitesi`nde rektörlük seçiminde bir “Üniversite duruşu”  gösterilmesi gerektiğine inandığımdan dolayı aday oldum. Üniversite`de 12 yıldan beri süren bir yönetim anlayışı var. Bu 12 yıllık yönetici statüsünü Kocaeli Üniversitesi yönetimi 16 yıla çıkarmayı arzulamaktadır. Bu talep hem ülkemiz hem kentimiz hem de üniversite açısından demokrasiyle çelişiyor. Ayrıca Kocaeli Üniversitesi`nde bugüne kadar süre gelen yönetim anlayışının faydalı olduğuna inanmadığımdan dolayı aday oldum. Adaylığımda beni heyecanlandıran bir diğer nokta da yaşadığım kent oldu.
Mevcut yönetim anlayışından rahatsızlık duyduğunuz noktalar nedir?
--Bir yönetim kendisini uzun süreli kılmaya çalıştığı zaman kendisinin getirdiği baskıcı ve hatta şiddete varabilecek bir ortam yaratıyor. Bakın dekanlıklar da üçer dönmelik olmaya başladı. Ben programımda bu yönde de bir çalışma yaptım. Bir dönem dekanlık, o da seçimle. Yani fakülte kendi dekanını kendisi seçsin. Üniversite de sonuçta bir kamu kuruluşu. Ben 12 Eylül 1980`den beri YÖK ve YÖK aracılığı ile rektörlerin üniversitelerin özgürlüğünde, bağımsızlığında ve öz güvenin de onarılmaz derecede sorunlar yarattığını bilmekteyim. Ve akademisyenlerin bir kamu kuruluşunda bu kadar uzun süre görevde kalması şık değil. Tüm bunlar yönetim elitinin kendisini sürdürmek istemesinden kaynaklanıyor. Ben tüm bunlara karşı koymaya üniversite duruşu diyorum.
Üniversitede nasıl bir değişim hayal ediyorsunuz?
--Üniversitelerin 3 önemli görevi vardır; eğitim-öğretim, araştırma ve hizmet. KOÜ`nün 60 bin öğrencisi var ve yeni kurulmuş bir üniversite bu kadar öğrenci ile sorunlu bir eğitim vermektedir. Sınıflara bakarsanız çoğu öğrenci ayakta ders dinliyor. Çok öğrenci alınmaktadır, çünkü bütçe çok oluyor. O bütçe ile de binalar yapılıyor. Bu akıl akademik bir akıl değil. Bu akıl şova yönelik bir akıl. Bu anlamda ilk etapta öğrenci sayısını kendi mekanlarımıza uygun tarzda düşünmeliyiz. Öğretim üyeleri büyük bir eğitim yükü altında. Bu durum kendilerinin akademik gelişimlerini, araştırma yapmalarını engelliyor. Hizmet alanına gelince akademisyenler kentin sorunlarına yönelik araştırma merkezleri, enstitüler olmadığı için araştırmalarını soruna, çözüme yönelik yapmamaktadırlar.
Bahsettiğiniz sorunlar karşısında projeleriniz neler?
--İlk 6 ayda KOÜ`de öncelikli alanları belirleyeceğiz. Mesela Kocaeli bir deprem bölgesi, üniversitenin öncelikli alanı deprem olacak ve bu alanda bir enstitü kuracağız. Bunun dışında Türkiye`nin yüzde 74 petro-kimya sanayisi burada. Ve üniversitenin  bir Petro Kimya Enstitüsü ile bölgeye yardımcı olması lazım. İlimizdeki çevre kirliliğinden bahsediyoruz. Bunu izleyen sorunları sürekli inceleyen bir Çevre Enstitüsü olmalı. Sadece diploma dağıtan bir üniversite olmayacağız. YÖK`le tüm bunları konuşacağız ve öğrenci sayımızın azaltılmasını sağlayacağız.

REKTÖRÜN ADAYLIĞI SEÇİMLERE GÖLGE DÜŞÜRDÜ

Bunların dışında neler yapacaksınız?
--Sosyal bilimler alanında Kadın ve Çocuk Liderlik Okulu gibi projelerimiz var. Kentle beraber bu tip çalışmalar yapmak istiyorum. Öğrencileri toplumsal duyarlılık projeleri yapmaları konusunda teşvik edeceğiz. Bu sayede yoksulu gören, sorunların içinde olan, toplumun içinde olan öğrenciler olacak ve diplomalarını alırken de toplumsal duyarlılık projelerine katılım belgelerini alacaklar. Dünya da yeni bir trend haline gelen ODTÜ ve İTÜ`de başlayan ve Kocaeli`de de olması gereken “merkez labaratuvar” ve “merkez atölyeler” ve  bunun üstünde “mükemmeliyet merkezleri” kurmayı hedefliyorum. Böylece proje temelli endüstri üniversite işbirliği sağlanacak. Bu projeleri düşünürken de iki alanı Vinsan ve Seka`nın boş bırakılmış fabrikalarını gözüme diktim. Böylece üniversite ve kent iç içe olacak. Bir de üniversite de çoğu akademisyen yurtdışını görmedi. En az 6 ay kendi alanları ile ilgili yurtdışına göndereceğim.
Nasıl bir yönetim anlayışı düşünüyorsunuz?
--Kocaeli Üniversitesi`nde demokratikleşme ve özgürleşme adına bir dönemliğine rektörlüğe adayım. Uzun süreli yöneticilik anlayışının üniversiteye hatta üniversite seçimlerinin akademisyenlere dahi zarar verdiğini gördüm. Kocaeli Üniversitesi`nde korku imparatorluğu yaratıldı. Bölüm başkanlıkları, ana bilim dalı başkanlıkları, dekanlıklar 15 yılı geçkin aynı kişilerce yönetilmekte. Bu da bir bürokratik kültürü getiriyor. Birer dönem yöneticilik ile üniversitelerde var olmaması gereken bürokratik kültür yerine demokratik kültürü geliştireceğiz. Bir diğer anlayışımız da kurumsallaşmak olacak. Kurumsallaşmanın karşılığı stratejik planlamadır. Bir kurumun dekanı değişir, bölüm başkanı değişir ama 5 yıllık bir planı olur. Bizim üniversitemizde bu yok. 4 yıldan beridir Sezer Hanım`ın rektörlüğü döneminde idare mahkemesine onlarca dava açıldı. Bunun yanında hukuk kararları uygulanmıyor. Niye uygula mıyorsunuz? Hani Yargı kararlarına saygınız vardı.
Akademisyenlere ulaşmak için nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?
--Hiçbir ekip kurmadım. Geçen dönem rektör adayı olduğumda gayet de eleştirisiz bir süreç izlememe rağmen, gelecekte muhalefet olacağım düşünülerek  benimle beraber yürüyen arkadaşlarımdan profesörlükleri gelenlere kadro   verilmedi, doçentlikleri gelenler yapılmadı. Ve insanlar korkmuş vaziyette. Bu seçimde çok yüksek oy alacağım. Ama düşünün böyle bir kişiye oy veriyorlar ama yanına gelemiyorlar. Yönetim eliti kentin dönem dönem değişen siyasal güçleri ile kentin medyası ve kentin sermayesi ile ilişkiler kurmuş bu ilişkiler zamanla hatır ilişkilerine dönüşmüş. Kendilerini sorgulanmaz, eleştirilmez ve görünmez hale getirmiştir. Ben birinciliği hedefledim. Üniversitemden ve kentimden istediğim bir şey var.  Bu üniversitede bir değişim gerekiyor. Bu değişimi bilgiye, emeğe, beceriye endeksleyelim. Rektörün adaylığı üniversite seçimlerine gölge düşürdü. Rektörün bazı avantajları var. 12 dekanı, dekan yardımcıları, 24 tane meslek yüksek okulu müdürü, yardımcıları, 3 enstitü müdürü, müdür yardımcıları, başhekimi, başhekim yardımcıları, rektör yardımcıları… Yani kısacası nereden bakarsanız bakın 150 oyu var. Ama benim arkamda kimse yok. Tek başıma çıktım.  

Prof. Dr. Faik Budak kimdir?

--Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi`nde öğretim üyesiyim. 1995 yılında KOÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı`na doçent olarak geldim. 1999 yılında profesör oldum. KOÜ Tıp Fakültesi`nde 8 yıl dekan yardımcısı olarak görev yaptım. 2006 yılında rektör adayı oldum. Adaylığımı ikinci sırada 174 oy ile tamamladım. 

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter
Twitter

KENT REHBERİ