KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.8095 TL
  • 6.6153 TL
  • 7.4129 TL
Kocaeli Zirve
Darıca sandığa farklı bakıyor
Darıca sandığa farklı bakıyor
Siyaset
05 Eylül 2010 Pazar 12:11
  • 2084
  • 1

Darıca sandığa farklı bakıyor

Bugün referandum yolculuğumuzda 10’uncu durağımız olan Darıca’dayız.

İlimizde sahille buluşan en güzel ilçelerimizden biri olan Darıca, ismini sahilden 200 metre kuzeyde bulunan ancak günümüzde sadece bir burcu ayakta kalan Darıca Kalesi`nden alıyor. Ünlü gezginimiz Evliya Çelebi, yazdığı seyahatnamesinde Darıca'dan ‘Daruca` olarak bahseder. Cumhuriyet döneminden itibaren bu isim, halk arasında ‘Darıca`ya dönüşerek günümüze kadar gelmiş. Bizler de yaptığımız çalışmada ilimizin batısında sürdürdüğümüz yolculuğumuza Darıca`yla devam ediyoruz. Sizlere bu ilçemizi belki Evliya Çelebi kadar edebi anlatamayacağız ama, ünlü gezginimizin yaptığı yolculuklar kadar önem kazanan bu çalışmamızda, kendimizi çoğu zaman Evliya Çelebi gibi hissetmedik değil(!)
 

SON SEÇİMDE 5 PUANLIK FARK
Darıca`da çalışma yaparken bu ilçemizin Dilovası, Çayırova`dan farklı kokusu olduğunu hemen anlıyorsunuz. ‘Neden?` diye soracaksınız. Çünkü Darıca`nın merkeziyle büyük bir bölümünün barındığı sahil kesiminde siyasi dengeler oldukça farklı. Özellikle Bayramoğlu tarafında yaşam ve düşünce farklılığı hemen kendini hissettiriyor. Sadece Bayramoğlu değil, Dilovası ve Çayırova`ya göre ilçenin her kesiminde daha modern bir yaşam var. 29 Mart seçimlerinde ilçede bulunan 97 bine yakın seçmenin yüzde 34.8`i AKP`ye, yüzde 29.1 gibi büyük bir oran da CHP`ye oy vermiş. Dilovası ve Çayırova`daki bu fark yarı yarı yarıya olduğu halde, Darıca`da sadece ortalama 5 puanlık bir fark göze çarpıyor. Bu da bu ilçemizde 12 Eylül referandumun oldukça çetin geçeceğini de gösteriyor. Bazı ilçelerde yaşanan ‘kafa kafaya gidiş` nerdeyse bu ilçemizde de yaşanıyor. Yaptığımız çalışmada da biz bunu gördük. Ama bakalım halkımız referandum sandığında verdiği bu ‘evet ve hayır`larına bugünkü gibi de sadık kalacak mı? Bekleyelim görelim.


MARANGOZ FABRİKASINDA SİYASET BIÇAK SIRTI

Çalışmamızda sizlere yaşam adına farklı fotoğrafları sunmak da diğer hedeflerimizden biriydi. İşte bu amaçla ilçe girişinde rastladığımız bir marangoz fabrikasına dalıverdik. Mekanda kesilen ve düzeltilen tahtalar ve tomruklar kadar, bu mekanda siyaset de bıçak sırtı gibiydi. İşyerinin 27 yaşındaki genç sahibi Mehmet Sağlam, sandıkta nedensiz ‘evet` oyunu kullanacağını belirtirken, 23 yaşındaki işçi Halil Kartal ise kendi adına farklı bir bakış açısı getirerek ‘Muhsin Yazıcıoğlu`nun geçmişte çektikleri çile için ‘evet` diyeceğini söyledi. Yine işyeri sahiplerinden olan 44 yaşındaki Yılmaz Sağlam Anayasa Mahkemesi ve HSYK`nın ataması yapılacağı için ‘evet` diyeceğini belirtirken, 50 yaşındaki emekli Mehmet Yılmaz ise ‘hayır` oyu atacağını söylüyor. Sayın Yılmaz`a nedenini sorduğumuzda ise derin bir iç çekerek: “Nedeni çoook!....” diyor.


BİR ÇOK ŞEYİ KABULLENEMİYORUM
Ekip olarak ne kadar seri çalışsak da zaman su gibi akıyor. İftar saatinin iyice yaklaşması nedeniyle Darıca girişinde  yine bir kalabalık gördük ve buranın da bir restoran olduğunu hemen anladık. Çünkü sizlerin de bildiği gibi iftar saatlerinde ya fırınların ya da lokantaların önü çok kalabalık oluyor. Mola verdik ve hemen dükkanın önünde oturan her yaştan vatandaşların bulunduğu grupla sohbet ettik. 65 yaşındaki emekli ve Hollanda`da yaşadığını söyleyen Hamza Şahin “Hiç bilgim yok. Zaten ben bir kez 1977`de oy kullandım, ondan sonra bir daha sandığa dahi gitmedim. Hatta babam 40 sene muhtarlık yaptı ona da hayır dedim” diyerek, kendi adına ülemizdeki seçim sistemini ve bizi yönetenlere sitemini dile getiriyordu. Kendisinden daha belirleyici olmasını rica edince de Hamza Şahin konuşmasını şu cümleyle bitiriyordu. “Çünkü bir çok şeyi kabullenemiyorum.” Aynı grupta yer alan diğer vatandaşlarımıza yöneldiğimizde yine farklı farklı yanıtlar almamız, Darıca`da tercihlerin farklı olacağını gösteren en somut örnekti sanki.
 

‘EVET` VE ‘HAYIR` BİR ARADA
Grupta bulunan 38 yaşındaki işçi kardeşimiz Hayati Şahin  “Kararsızım ama biraz da ‘hayır` taraftarıyım” diyor. “Neden?” dediğimizde ise, “Çünkü iki tarafa da olumlu bakıyorum” diyerek, toplumu gereksiz yere ‘evet ve hayırla bölenlere` sitem ediyordu. Sorumuzu aynı işyerinde şef garsonluk yapan 55 yaşındaki Durmuş Karataş`a  yönelttiğimizde, Başbakan`a olan sevgisini dile getirerek; “Tayyip`i seviyoruz, onun için referanduma ‘evet` diyeceğim” diyor. Mekanın sahibi 38 yaşındaki Abdullah Kaplan ise esnaf olmasıyla birlikte yine de istikrarlı ve kararlı bir şekilde ‘evet` diyeceğini ve bunun nedeninin de hükümete güvenmek olduğunu belirtiyor. Serbest çalışan 64 yaşındaki Efraim Taşdemir ise ‘hayır` demesinin ardından, gerekçe olarak da “Hangi birini anlatayım. Ülkemiz diktatörlüğe gitmedi mi? Yapılanlar güzel mi?” derken, yine serbest çalışan 55 yaşındaki Yılmaz Kanık ise  hiç bir yorum yapmadan sadece vereceği oyun rengini söylemekle yetiniyordu. O da ‘hayır` dı…
 

ELİMİZİN HAMURUYLA ‘ERKEK` İŞİNE KARIŞTIK
Ekipte bulunan arkadaşım Yeliz`le birlikte restoranın içine dalıyoruz. Saat iftar vakti, müşteriler gelmeye başlamış ve çalışanların bir dakikası boş değil. İş yeri sahibi Abdullah Kaplan`ın biraz da olsa sitemli izniyle, onları çok meşgul etmeyeceğimizi belirterek düşüncelerini almak istediğimizi belirtiyoruz. Ancak Sayın Kaplan`ın, bizim çalışanlarıyla sohbet ettiğimize de “kulak misafiri olduğunu” adımız gibi  biliyoruz! Pideci işçilerimizden bize birer top hamur vermelerini rica ettik. Yeliz`le birlikte elimize birer top hamur alarak, bal gibi de ‘elimizin hamuruyla` bu kez ‘erkek` işine karıştık. Bu nedenle oldukça da mutluyuz. 20 yaşında olan iki işçi Öner Kaplan ve Ömer Çiftçi “Her şeye evet” diyerek, biraz da belirsiz iki kelime kullanıyorlar yanıt verirken. ‘Kolay gelsin` diyor ve yanlarından ayrılıyoruz. Yol üstünde minik kamyonetiyle kavun ve karpuz satan baba - oğul bir esnafa rastlıyoruz. Onlara da tercihlerini soruyoruz. 44 yaşındaki baba Mehmet Ay “Bu adam yaptıklarının arkasında durmuyor. Esnaf haklarını yerine getirmedi, onun için ‘hayır` diyeceğim” derken, oğlu Yasin Ay ve arkadaşı Oğuz Altun ise diğer Anayasa`ya göre daha farklı ve daha sivil olduğunu düşünerek ‘evet` diyeceklerini söylüyorlardı.
 

MEŞALE RESTAURANT`DA AĞIRLANDIK
Darıca`nın Bayramoğlu tarafından çalışma yaparken, burda yaşayan vatandaşların merkezdeki vatandaşlarımızdan kısmen de olsa farklı düşüncelere sahip olduğunu gördük. Bu çevreye özellikle yaz aylarında İstanbul`dan da yoğun bir akın olduğunu biliyoruz. Ancak bizler hep yerli halkla konuştuk. Bu arada gecenin bir hayli ilerlemiş bir saati olmasına rağmen, oldukça hareketli bir yaşama sahip olan bu beldemizde de birebir görüşmelerimizi de yaptıktan sonra, son seçimlerde CHP`den Darıca Belediye Başkan aday adayı olan Sayın Tahsin Tarhan`ın da davetini kırmayarak, kendisine konuk olduk. Sayın Tarhan bizi oldukça güzel ve otantik yapısıyla müşterilerine en güzel tatları sunan Meşale Restaurant`ta ağırladı. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyoruz. Bu arada mekanda çalışanların da fikrini almadan duramadık tabii…


ÜÇ FARKLI GÖRÜŞ VAR

Meşale Restaurant çalışanları arasında oldukça demokrat bir ortam yaşandığını gördük.  Çalışanlar arasında hem evet, hem hayır, hem de çekimser olan vardı. 42 yaşındaki Mehmet Gülkaynak 1970`den beri yaşanan olaylara şahit olduğumdan, 37 yaşındaki Eyüp Alkan demokrasiye daha açık bir Anayasa olduğu için,  ‘evet` oyu vermeyi düşünmüşler. 41 yaşındaki Muhittin Aycan ve 19 yaşındaki Mete Soylu ise ‘çekimser` olduğunu söylüyorlar. Nedenini sorduğumuzda da “Çünkü kendi savunduğum partilerimize tepkimiz var” diyorlar. Diğer işçilere yöneliyoruz. 55 yaşındaki Rıza Aydın ‘Maddelerin hiç biri açıklanmadığı ve siyasilerin bunları kendi çıkarlarını düşündüğünü iddia ederek, 30 yaşındaki Fatih Osmanoğlu da 24 maddenin 2 maddesini kabul etmediği için, 27 yaşındaki İlker Aksu ise AKP Anayasası olduğu ve 2 maddenin siyasallaşmasını eleştirdiği için, ‘hayır` diyeceklerini belirtiyor. Restoran işletmecisi 30 yaşındaki Deniz Paydaş ise açık yüreklilikle “Ben CHP`li olduğumdan dolayı partimin fikirlerini savunduğum için ‘hayır` diyorum” dedi.

 

TÜRKAN AİLESİNDEN HAYIR
Sayın Tahsin Tarhan`ın ev sahipliğinde güzel bir akşam yemeğinden sonra, restoranda eşi ve çocuklarıyla birlikte olan herhangi bir ailenin yanına gittim. Bu aile Türkan ailesiydi. Baba İbrahim Türkan, eşi İlknur Türkan ve iki sevimli oğlu Furkan Coşkun ve Mustafa Gürkan Coşkun`la güzel bir akşam yemeğini paylaşıyordu. Gündemi sordum kendilerine. Biraz sohbet ettikten sonra Bizim Kocaeli olarak yaptığımız referandum çalışmasında kendilerinin tercihlerini sordum. Özel bir işyerine sahip olan 55 yaşındaki İbrahim Türkan “Ailece CHP`liyiz. Şu andaki yönetim, resmen diktatörlüğe doğru gidiyor. Önümüze konulan sanki ikinci 80 Anayasası gibi. Yüksek bir oran çıkarsa herkes evine dönecek. Ülkeyi mahvettiler” derken, ev hanımı olan eşi 32 yaşındaki İlknur Türkan da eşinin bütün düşüncelerini onaylayarak, birlikte ‘hayır` diyeceklerinin altını çizdi.
 


Yeliz Koray`ın yorumu

Üstü kaymak altı…

‘`Bütün ümidim gençliktedir``demişti Atatürk.
‘`Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizlersiniz`` diyerek biz gençlere duyduğu güveni anlatmıştı satırlarında.
Araştırmayan, incelemeyen, düşünmeyen, düşündürmeyen tabiri caizse ‘`Sürü psikolojisi`` ile yaşayan bir gençliğin geldiğini bilse sanırım bu kadar önemli bir şeyi gençlere emanet etmezdi!
Aslında her ilçede manzara aynı ama Darıca`da daha çok rastladığım için öne çıkarma gereği duydum!
İftar hazırlığı yapan ve referandumda neden ‘Evet` diyeceğini sorduğum gençlerden biri;
‘`Herkes evet dediği için`` cevabını verdi!
Yani ‘Hadi gel biz aşağı atlıyoruz` deseler uçurumdan atacak kendini!
Ee neden bu millet ‘Evet` diyor hiç merak etmedin mi diyorum!
Tabii ki ‘Hayır` cevabını alıyorum.
Bazı gençler de ‘`Her şey daha güzel olacak`` diyor başka bir şey demiyor!
‘`Anayasa maddelerinin hepsinin değişmesi lazım!``
Diyorum ki hangi maddeden rahatsızdın mesela?
Cevap yok! Derin bir sessizlik!
Kısaca işin özünde değişim isteği var!
Gençler sanıyor ki ‘Evet` dedikten sonra bir sabah kalkacaklar her şey güllük gülistanlık…
12 Eylül`de yapılacak referandumda darbe başlıklı bilboardlar da gençleri o kadar etkilemiş ki sanki o dönemleri birebir yaşamışlar!
‘`Çok çektik`` diyor mesela 20 yaşında bir genç…
Hesapta yanlışlık mı var diye kendimden şüphe ediyorum bir an!
Bir diğeri ‘`Darbeler bir daha yaşanmasın``diyor!
Ne oldu da darbe oldu, o dönem hakkında bilgin var mı?
Yok!
Bırakın darbe yıllarında küçük olmayı doğmalarına daha on yıl olan gençler anlayacağınız darbelerden çok çekmiş!
Sanki içeri girmişler, işkenceler görmüşler, dayak yemişler, idamdan dönmüşler!
12 Eylül`e gençlerin cahil bakışı bir tarafa, o dönemleri yaşayanlardan dinlemek daha keyfli!
Ev azından kendilerine göre haklı sebepleri var.
Mesela Mehmet Amca ve Niyazi Amca…
Birlikte oturmuş sohbet ederken yanlarına yaklaştım. Çok şükür ‘Evet-Hayır` kavgası henüz arkadaşlıklarını bozmamış!
İkisi de o dönemi yaşamış ama farklı düşünüyorlar.
Belli ki o dönemde siyasi olaylara karışmış, dayak yemiş ‘`Aynı şeyi çocuklarım yaşamasın``diyor!
‘Evet` diyor çünkü bir daha darbe olsun istemiyor…
Niyazi Amca da o dönemleri yaşamış ama yukarda bahsettiğim gibi gençlerin yanlış düşüncelerde olduğunu bilen birisi olarak ‘Hayır` diyor. Üstelik iki defa AKP`ye oy vermiş.
Bundan sonra mı? ‘`Asla``diyor sinirlenerek…
Üstelik o da çok çekmiş 12 Eylül`den!
Büyük merakla dinlediğim 12 Eylül 1980 günlerinden bahsederek ‘`Asker mecbur kaldı``diyor.
‘`Her gün insanlar ölüyordu. Madem öyle siviller düzeltseydi.``
Niyazi Amca, AKP`nin bunu kullandığını düşünerek olaya farklı bir bakış açısı getirmeyi de ihmal etmiyor.
‘`Bence asker değil, o günkü sivil yönetim yargılansın.``
Halkın kadın, özürlü, gazi, şehit ve yaşlılara özel ayrıcalık başlıklarına kandığı için ‘Evet` dediğini de hatırlatan Niyazi Amca ‘Üstü kaymak ama altında ne var belli değil` diyerek bir çırpıda açıkladı düşüncesini!
Neyse 12 Eylül 1980`de daha doğmamış biri olarak sadece okuduklarım ve dinlediklerim kadar bilgi sahibiyim!
Ama Darıca`da ‘`Darbeden hesap sorulacak`` bilboardları gençleri o kadar etkilemiş ki yanlış bildikleri çok fazla şey var!
Hatta öyle anlatıyorlar ki bilmeyen biri dinlese bu ülkede hafta başı darbe oluyor sanır!
Aslında bir Türkiye gerçeğinden başka bir şey değil bu. Yontma taş devrini kafamıza kazımaya çalışırken yakın çağımız hakkında kimsenin bir şey anlatmadığını anımsadım şimdi.
Belki de bu yüzden o dönemde birileri mücadele verirken, kimlerin sefa sürdüğünü bilmiyoruz…
Evet birileri bize gerçek 12 Eylül`ü anlatmalı. Hem de hemen!


Cemalettin Öztürk`ün yorumu

Bayramoğlu ‘hayır`cı diye hizmet götürülmüyor…!!!   

Türkiye`de tartışma kültürü ne yazık ki yok… Biz tartışırken kavga ediyoruz. Tartışmada sarfedilen sözleri kabullenemiyoruz, kaldıramıyoruz.   
Tartışırken, istiyoruz ki karşımızdaki insanı bir an önce alt edelim, onu mahçup düşürelim, kıralım, dökelim, ezelim…
O zaman rahatlıyoruz, huzura kavuşuyoruz ‘Ohh olsun ne güzel yaptım” diye…
Tartışamıyoruz, anlaşamıyoruz, ortak paydalar üzerinde buluşamıyoruz. Durum böyle olunca da bölünme, ayrışma, kutuplaşma oluyor haliyle…
Türkiye`de bugün ne yazık ki ayrışmış ciddi bir kutuplaşma var… Güçlünün azınlıklar üzerindeki hakimiyeti, baskısı var…
“Ben güçlüyüm, istediğimi yaparım” rejimi değil demokrasi…
Demokrasi; Farklı düşüncelerin, farklılıkların bir arada, beraberce, uyum içinde yaşama rejimidir…
Referandum seçimi öncesi halkın, seçmenlerin nabzını tutmak için Darıca ilçesine girdiğimde yıllarca önce bu ilçede yaşanan bir tartışma aklıma geldi…
O gün yaşanan tartışmalarda iktidar olan AKP`li belediye başkanı Şükrü Karabacak, muhalefet partilerin, ilçe esnafının ve sivil toplum örgüt ve şehir plancıların bütün karşı çıkmalarına rağmen kendi gücünü kullanıp ilçenin göbeğinde bir meydan oluşturmaya çalıştı…
Dediğini yaptı ve o meydanı yaptı…
İlçeye girdiğimizde meydana uğramadan olmaz dedik. Biraz dolaştık fotoğraflar çektik..
Bu meydan; sadece resmi bayramlarda törenler yapılsın diye yapıldı. Çok yanlış değil mi..?
Kent meydanları çekim merkezi olmalı, enerjinin attığı alanlar olmalı, insan sirkülasyonun çoğaldığı alanlar olmalı, kafeler, oturma alanları çağdaş mekanlar olması gerekmez mi…?
Darıca halk meydanı yuvarlık, tamamen betan kaplama, etrafında farklılık olsun diye kalınca mermer sütunlar konulmuş… Çıplak, ruhsuz bir yapı…
Ve meydanda karşılaştığımız en garip durum ilçeye girerken hava kararmıştı… Darıca halk meydanı tamamen zifiri karanlıktı…
Meydandan ayrıldıktan sonra ilçe merkezine inip esnaf, kahvede oturan vatandaşlarla görüştük…
Darıca`da farklı görüşler var… Tepki gösteren de mevcut düzeni koruyan da çıktı… 
‘Hayır` diyenlerin sayısında biraz fazlalık vardı… Ama ‘evet` diyenler de vardı.
Darıca`da dikkatimi çeken bir diğer konu ise temiz giyimli, bakımlı bayan ve erkeklere tercihlerini sorduğumuzda ‘hayır` demeleriydi.
Nedenini sorduğumuzda ise verdikleri yanıtlar kendilerini ne kadar bilinçli seçmen olduklarını ortaya koyuyordu…
Şunu bir kez daha anladım ki bilinçli seçmenin tercihi genelde baskıcı anlayışa karşı duruştur…
İlçede sokaklarda dolaşırken bir restoranın ön kısmında oturan temiz giyimli, bakımlı 65 yaşındaki Hamza Şahin ile görüştüm…
40 yıldır Hollanda`da yaşıyor. Yaz aylarında memleketi Darıca`ya geliyor…
Halk oylamasındaki tercihini sordum.
“Ben oy kullanmayacağım. 40 yıldır dışarıda yaşıyorum. Böyle bir seçim çalışması görmedim… Avrupa`da böyle bir şey olmaz. Seçim olur herkes gider sandıkta oyunu kullanır. Burada kavga ediyorlar. Birbirlerini yaralıyorlar. Ülkeyi iki parçaya bölmüşler… Yazık, utanıyorum, sıkılıyorum. Oyumu kullanmadan Hollanda`ya gideceğim” diyor…
Avrupa`da yetişmiş, Avrupa kültürü almış insanların hali bir başka oluyor…
Oradan ayrıldıktan sonra Darıca`nın en çok bilinen bölgesi olan Bayramoğlu`na geçtik…
Araplar`a ait özel mülkler, İstanbullu zenginlerin havuzlu villaları, otelleri ve lüks restoranlarıyla bilinen Bayramoğlu`nda en çok karşılaştığımız tepki “Burası demokrat bir bölge olduğu için AKP`li Darıca Belediyesi pek hizmet getirmiyor” demeleriydi…
Bayramoğlu`nu dolaşırken, ilçenin çağdaş yüzü olan bölgenin nasıl cezalandırıldığını, hizmet götürülmediğini kendi gözlerimle gördüm. Bayramoğlu`nun sokaklarını gezdiğimizde gerçekten de sokaklar delik deşik, kazılıp, kapatılmış ama öylece toz toprak içinde bırakıldığına şahit oldum… 
Bayramoğlu bölgesindeki nabız yoklama işimiz uzun sürdü. İşimizi bitirdik ama saat de bir hayli ilerlemişti. Gecenin ilerleyen saatinde Bayramoğlu`nda bizi ağırlayan, konuk eden ve özel bir kebap ziyafeti çektiren iş adamı, sanayici Tahsin Tarhan`a da çok teşekkür ediyoruz…

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter
Twitter

KENT REHBERİ