KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.2775 TL
  • 5.9531 TL
  • 6.7618 TL
Kocaeli Zirve
Kesinlikle adayım!
Kesinlikle adayım!
Siyaset
08 Kasım 2010 Pazartesi 09:48
  • 3142
  • 9

Kesinlikle adayım!

Cezaevinden çıktıktan sonra ilk kez gazetemize konuşan İbrahim Artvinli, genel seçimlerde ‘kesinlikle’ aday olacağını açıkladı

İlimizde siyasetin duayenlerinden biri olarak kabul edilen, DYP eski milletvekillerinden İbrahim Artvinli, cezaevinden çıktıktan sonra ilk röportajını gazetemize verdi.
Artvinli,  sohbetimiz esnasında siyasete nasıl başladığını anlatırken beklide pek çoğumuzun bilmediği ilginç bir ayrıntıya da yer verdi.
Artivinli, 1973 yılında olmadığı bir kongrede Adalet Partsi`nin Gölcük ilçe başkanı seçilmesi ile siyasete girdiğini söyledi. Gerek cezaevi anılarından gerekse siyasi yaşamından bahseden Artvinli, 2011 seçimlerinde gençleri teşvik etmek için milletvekili adayı olacağını söylerken, “Gençlerle yarışabilirim” dedi.
Hakkında basında yer alan “Siyaseti bırakıyor”  söylentilerinin doğru olmadığını kaydeden Artvinli, “Siyaseti bıraktım diyen yalan söyler.
Ben siyaseti bırakmadım. Ama bazen insana siyaset yaptırmazlar.
Şu an öyle bir durumdayım”  diyerek DP`de siyaset yapacak zemin bulamadığını söyledi.
Artvinli, konuşması boyunca bir türlü alışamadığı ‘DP` ismini  kullanmak yerine ‘DYP` ismini kullanmayı tercih etti.
ANAP ve eski DYP`nin DP çatısı altında birleşmesini asla kabul etmediğini ve birleşmenin özünde bir ayrılık olduğunu, partide kimsenin birbirine güvenmediğini söyleyen Artvinli, DP`de siyaset yapacak zemin bulamazsa merkez sağda bir partide siyasete devam edebileceğinin sinyallerini verdi. Artvinli ayrıca, Hüsamettin Cindoruk`tan daha iyi genel başkan olabileceğini kaydetti.
İbrahim Artvinli  ile yaptığımız keyifli sohbet ile sizi baş başa bırakıyorum.

BİRLEŞMEYİ DOĞRU BULMUYORUM

Aktif siyasete ne zaman başladınız?
1973 yılında Adalet Partisi`nde Gölcük ilçe başkanlığı ile siyasete başladım. Olmadığım kongrede başkan seçilerek siyasete girmiş bulundum. Kongrede rakibim bile varmış. İzmit`te bir düğüne gelmiştim. Beni aday yapmışlar. Tabi o zaman cep telefonu yok ulaşamıyorlar. Minibüsten indim arkadaşlar beni yakalayıp başkan olduğumu söylediler. Öyle başladık siyasete. Sonra il gençlik kolları başkanı oldum. Evlendim. 1980 ihtilali olduğunda askerdim. Zor bir dönemdi o yıllar. Hep anlatılırya solcular çok ezildi diye. Ben sağcıydım ve onlardan daha fazla ezildim. 1980 darbesi sadece sola karşı değildi, bu milletin içinde ne kadar cevher varsa, halktan yana kim varsa herkesi ezdi.
1980 sonrası neler yaptınız?
Adalet Partisi kapatıldı, Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu. 1985-1987 yıllarında merkez ilçe başkanlığı yaptım. Milletvekili adayı oldum. O süreçte çok büyük çekişmeler yaşandı. Ve milletvekili olamadık. Sonra 1991`de milletvekili oldum.
Peki Doğru Yol ve ANAP birleşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Demokrat Parti henüz çok yeni. Adına alışamadım bile. Bu birleşme değil tam bir ayrışma oldu. Kan uyuşmazlığı olduğu çok açık. Ankara`da da taşrada da teşkilatlar birbirine güvensiz, insanlar samimiyetsiz. Suni bir birleşme oldu ve her gün bir kavga var. Neyin kavgası bu onu da anlamak mümkün değil. Ben buradaki arkadaşlara zaman zaman söyledim; bu kavgayı bitirmenin metodları vardır. Ya işinizi doğru yapın ya da bırakın dedik. Hiçbirini yapmadılar. Neticede 10 sene öncesinin iktidar partisini 30-40 kişi ile kongre yapar hale getirdiler. Bu birleşmeyi doğru bulmuyordum. Çünkü bizim ANAP`la 10 yıl süren bir kavgamız oldu. Bu kavga da az değildi. İki parti arasındaki husumet CHP ile olan husumetten çok daha ileri gitti.

PARAYI VERENİN DÜDÜĞÜNÜ ÇALARLAR

Kocaeli de partinin durumu nedir?
Ben sadece Kocaeli`yi değil de Türkiye genelini değerlendirmek istiyorum. Ben GİK üyesiydim. Benim ilkelerime ters bir yöntemle bu parti çalışmaya başladı. Atanmış il ve ilçe başkanları, teşkilatı fesh ederek yeni teşkilat kurdular. Bunlar normal şartlarda dahi olmaması gereken bir durum. Şimdi yeni bir moda çıkardılar her ilçe ‘benim şu kadar telefon, şu kadar su faturam var, genel merkez ödeyecek.` Biz hiç böyle bir şey yaşamdık. Bir ilçe başkanının cebinde parası olmayabilir. Ama bir araya geldiklerinde ödemek zorundalar. Çünkü bu bir memuriyet değil. Gönüllü yapılan bir şey. Partinin ağababası ya da genel merkez ödeyecek diyorlar. Partinin ağababası olursa görevdekinin ağababası olur. Yani o görevdeki insanlar parayı verenin düdüğünü çalmak zorunda kalır. Partinin genel görünümü bu. Genel merkezden gelen para ile particilik yapan insanların partisi ancak bu karda olur. Bunları gördüğüm için GİK üyeliğinden istifa ettim.
Sefer Ekşi`nin partide bir hakimiyeti olduğu izlenimi var. Siz nasıl düşünüyorsunuz?
Olmaz olur mu, illaki vardır. Parti binası onun, istediği zaman partilileri oradan çıkarır. İç dünyasını bilmek mümkün değil.

PARTİDE ASALAKLAR YAŞAYAMAYACAKTI

İlçe kongreleri yapılıyor. Kimi ilçelerde partinin kapısını kilit vurulmuş durumda. İl başkanını başarılı buluyor musunuz?
İl başkanı nesi ile başarılı olacak. Bir bürokrat arkadaş geldi orda duruyor. Kocaeli`de siyaset yapmak kolay değil. Küçük bir Türkiye burası. Kişisel konulara çok girmek istemiyorum. Birleşme bana göre İzmit`te hiç tutmadı. Yapılan ilçe kongrelerini gördünüz. 30-40 kişiyle kongreler yapılmış. Nasıl bir birleşme bu. Ben bunlara 2008`de bir çağrı yaptım. Gelin benim etrafımda birleşin ben il başkanı olayım toparlayayım partiyi. Hiç kimse yanaşmadı. Ben gelirsem partide parazitler asalaklar yaşayamayacaktı. 
İzmit delegesi olarak yazılmıştınız ama Başiskele`de oturduğunuz için Yargıtay delegeliğinizi düşürdü. Bu sizi üzdü mü?
2007`de yapılan ilçe kongresinde de benim delege yazmamışlardı. Benim delege olup olmamam önemli değil. Önemli olan partiyi kimin temsil ettiği. Köyünde, mahallesinde sevilen kişiler delege yazılmışsa, aday olmuşsa benim için yeterlidir.

 

BANA SİYASET YAPTIRMIYORLAR

Şu an aktif olarak siyaset içinde değilsiniz. Siyaseti bıraktığınız söyleniyor. Neler yapıyorsunuz?
Siyaset yapmak için illa ki il, ilçe başkanı ya da milletvekili olmak gerekmiyor. Vatandaş da siyaset yapabilir. Şu an ben de bir vatandaş olarak siyaset yapıyorum. Beni gören herkesin aklına öncelikle siyaset geliyor. Aslında sürekli siyaset yapıyorum. İktidarı, muhalefeti, sağcısı, solcusu ile hep siyaset konuşuyorum. Duayen siyasetçi olarak görüyorlar bizi. Henüz duayen olamadık ama teşekkür ediyorum herkese. Bunun dışında dostlarım ile vakit geçiriyorum. Dostlarımı çok özledim. Birazda nostalji yapıyoruz. Siyaseti dışarıdan seyrediyorum. Yoksa siyaset bırakılmaz. Siyaseti bıraktım diyen yalan söyler. Ama size siyaset yaptırmayabilirler ve yaptırmazlarda. Şu an böyle bir durumdayım. Siyaset yapacak yer bulsak çok mutlu oluruz.
Peki neden size siyaset yaptırmıyorlar? Bu durum sizi üzüyor mu?
Neden yaptırmadıklarını bilemiyorum. Ama bu durumun beni üzdüğü kesin. Bir siyasetçinin en çok korktuğu şey unutulmaktır. Siyaset yapmadığınızda arada sizin gibi gazeteciler bizleri hatırlayacak. Bu bile az gelir siyasetçiye. Konuşulmak, gündemde olmak güzel şeydir siyasetçi için.

BAŞKA BİR PARTİ OLABİLİR

Başka bir partide siyaset yapar mısınız?
Başka bir siyasi partiye geçmem demiyorum.  Ama öncelikle kendi partimizde o zemini yakalamak istiyorum. Zaman ne gösterir bilemem ama merkez sağda bir partide siyasete devam edebilirim.
Eğer bu zemini bulursanız, yeniden bir milletvekilliği adaylığı söz konusu mu?
Kesinlikle adayım. Kocaeli`nin sorunlarını dile getirmek, bu sorunları bir yerele taşımak, tartışmak, konuşmak; susan Türkiye`den konuşan Türkiye`yi yaratmak için benim de çabam olsun diye aday olurum. Gençleri teşvik etmek için aday olurum. Onlarla yarışabilirim. 

TERCİHLİ SİSTEM YENİDEN GETİRİLSİN

Şimdi siyasi partiler milletvekili adaylarını belirleyecek. Sizce aday belirleme süreçleri nasıl olmalı?
Adayları belirlemekte en güzel sistem tercihli sistem. Hem parti hem vatandaş seçsin. Biz 1991`de uyguladık bu sistemi. Partilinin ve halkın seçtiği insan daha başarılı oluyor.  O dönem ne söz verdiysek hepsini yaptık. Üniversitesinden köy yollarına kadar her şeyi yaptık. Kendisini seçenlere hesap verecekleri için çalışmak zorunda kalıyor. Şimdi ki  milletvekilleri ise genel başkana ne kadar yakın olurlarsa o kadar başarılı sayılıyorlar. Tansu Çiller döneminde de vardır bu. Hatta Tansu Hanım bana, ‘Yaptığımız kamuoyu anketlerinde partimiz yüzde 15 gözüküyorsa sen yüzde 25`lerde gözüküyorsun. Nasıl beceriyorsun bunu` de demişti. Ben de köy köy mahalle mahalle gezdiğimi, tek bir kişinin dahi telefon açıp ulaşamadığı gibi bir durumun olmadığını söyledim. O dönem ne bana ulaşamayan ne de benim ulaşamadığım hiç kimse olmadı. Şimdi nesil değişiyor  Türkiye için proje üretecek daha aydınlık kafalara, çalışkan kişilere  ihtiyaç var.
İlimizin milletvekillerinin Kocaeli`ye katkısı var mı sizce?
Ben hiçbir katkısı olmasa dahi siyasete girdiği için her insana saygı duyarım. Çünkü bu ülkenin aydınları, kendilerini yetiştirmiş insanları siyasetten kaçıyorlar. Siyasetten kaçmayıp da zamanında çoluk çoğuna ayırması gereken her şeyi siyasete ayıranlara saygı duyarım. Beğenmeyen varsa gelsin kendisi yapsın.
Kocaeli siyaseti sizce nasıl?
Olumlu işler yapılıyor Kocaeli`de. Bu kadar paranın geldiği bir şehirde mutlaka bir şeyler yapmak gerekiyor ki güzel işlerin yapıldığına inanıyorum. Mesela Büyükşehir Belediyesi`nin köylere hizmet götürmesi çok iyi. Ben milletvekili iken köylerle çok uğraşıyordum. Şu an köylere yapılanlar yeterli olmasa da yapılıyor. Türk köylüsü hizmeti hak ediyor. Kocaeli`de sanayisinin zehrini yutan insanlara az da olsa bir şeyler yapılıyor.
Peki gördüğünüz eksiklikler var mı?
Bunu seçimlerde konuşalım. Bakarsınız rakip falan oluruz. (Gülümsüyor)

TANSU ÇİLLER GENEL BAŞKAN OLMAZ

Birleşmenin ardından istifalar yaşandı. Genel merkezin yönetim anlayışı eleştirildi. Kimisi Tansu Çiller`i istedi kimisi Hüsamettin Cindoruk`u. Siz genel kurulda kimin seçilmesini istersiniz?
Öncelikle gazetecilere bir eleştiri yapmak istiyorum. Ben parti binasında bir toplantı yaptım.  Orada ‘Hüsamettin bey o koltuğa zorla oturmadı. Biz seçtik, zamanı gelince de  kongrede gidecektir. İyi bir yönetimde sergileyememiştir` dedim. Sanki ben öyle dememişim, hakaretler etmişim gibi yorumlandı bu sözlerim. Bu konuşmadan bir iki gün sonra da Hüsamettin Bey iftar yemeğine geldi. Ben de gittim. Hüsamettin Bey meclis başkanı iken onun ile TBMM`yi yönettim. Partinin genel başkanını karşılamayacak mıyım? Eleştirimde haklıyım. Ama o akşam herkes ‘dün eleştirdi akşamda gitti, ayakta karşılayıp alkışladı` dedi. Şimdi kongre olursa kimi desteklerim sorusuna gelince, desteklemek için öncelikle delege olmam lazım. Onu da yaparlar mı bilmiyorum. Tansu hanımla 2002 yılı öncesi düşmandık, daha sonra dost olduk. 2002 seçimlerinde İzmit`teki en büyük yardımcısı ben oldum. Şu an ise Tansu Hanım`ın partinin başına geleceğini zannetmiyorum. 
Peki neden?
Eşi Özer Çiller`den kaynaklı gelmesi mümkün değil diye tahmin ediyorum. Yoksa hiçbir zorluk yok. Tansu Hanım bugün deseki ‘Ben yarın Ankara`ya geliyorum` tüm Türkiye teşkilatları Ankara`da olur ve delegenin yüzde 99`u Tansu Hanım`ı seçer.

CİNDORUK`TAN DAHA İYİ YÖNETİRİM

Hüsamettin Cindoruk ile ilgili en düşünüyorsunuz?
 Aday olacağını zannetmiyorum. Kendi adını bu kadar düşürmez. Yapmaması gerekir.
Eksiklikleri nedir?
Bu partide 3-5 isim var ve bu isimler Hüsamettin Bey`i istediği gibi yönlendiriyor. Mesela Özden Özbilum gibi birkaç isim daha var. Genel merkez bu isimlerin etkisinde kaldığı sürece parti düzelmez.
Peki kim olmalı partinin başında?
Ben olabilirim mesela. Hem neden olmasın, Hüsamettin Bey`den daha iyi yapardım genel başkanlığı. Süreci daha iyi yönetirim. Yeni dönemde Süheyl Batum aklımızdaydı. Ama oda CHP`ye gitti. Ama mutlaka yeni bir isim olacaktır.

BİR EFSANE BÖYLE BİTMEMELİ

2011`deki seçimlerde beklentiniz nedir? DP ne yapar?
Yaşanan birleşmede ayrılık yaşanırsa parti için daha hayırlı olacaktır. Böyle olursa ANAP`lılar da rahat edecektir.  Bu nasıl bir birleşmedir ki bir koltukta aylarca iki kişi oturdu. Birbirine güven yoksa masayı paylaşmanın anlamı yok. Sonuçta o masaya kimse yapışık oturamaz. Birisi mutlaka kalkacaktır. Bu sistem benim garibime gittiği için parti ile eskisi gibi ilgilenmiyorum. Bir efsane böyle bitmemeliydi. Çünkü DYP çok zor şartlarda, çok büyük baskılar altında kurulmuş, gelişmiş bir parti. Şimdi geldiler onun hatırı, şunun güzel yüzü, bunun parası için bu hale getirdiler. Maalesef üzücü bir durum. Dikkat ederseniz Demokrat Parti diyemiyorum. Çünkü o başka bir şey, alışamadık. DYP`nin içinde Kürt de vardı, Türk de vardı, alevi de sunni de vardı. Biz bir Türkiye ailesiydik. Parti içindeki insanlar birbirine saygıyı sevgiyi kaybetmemişti. 2011 seçimlerine henüz zaman var. Demokrat Parti`nin 2011 seçimlerinde başarılı olup olmayacağı büyük kongresine bağlı. Türkiye`ye kesin ve kesin koalisyon şart.
Neden?
Tek parti iktidarları Türkiye`yi kaosa götürmüşlerdir. Ekonomik açıdan koalisyon iktidarları istikrarsızlık yaratmış olabilirler ama Türkiye`nin birliği, bütünlüğü için kesinlikle şart. Tek parti iktidarları kendilerini fazlası ile hırsa kaptırıyorlar. Demirel`in zamanında da oldu aynı şey. Tek parti iktidarlarının istikrarı sağlamak yerine Türkiye`yi uçuruma götürdüğü bir gerçek. Eskiden Lenin`in, Mao`nun bayraklarını taşıyanlar şimdi ülke bölünmesin diye ayağa kalkıyor, bunlar komünist ülke dışına atın bunları diyenler bölmek için çabalıyor. Her şey birbirine karıştı.
2011 seçimlerinde koalisyon olur mu sizce?
AKP, MHP, CHP, DYP yani DP barajı geçerse olacaktır. CHP`de bir değişim oldu. Bundan sonra halk için siyaset yapacaktır. Entel siyaseti yapmayacaktır. Ayakları yere basan bir siyaset yapmalarını temenni ediyorum.

KARARI HAKLI BULMADILAR AMA CEZAYI DA VERDİLER

Biraz da cezaevi anılarınızdan konuşalım. Ceza kararını öğrenince neler hissettiniz?
Öncelikle yanlış bilenen bir şeyi düzleteyim. Davacı yoktu.  Birisi ‘siz davacı olursanız bu adam milletvekili, para alırsınız` demiş. O adam da sonrasında vazgeçti. Benim hukuken hiçbir sorumluluk taşımadığım bir süreçti. Her neyse geçti gitti her şey. Ama Türkiye`de şu var; HSYK ile ilgili yapılanları eleştiriyorlarya, hukuktan bahsediliyor ama Türkiye`de zaten hukuk yoktu. Ben bu dava ile 10 yıl uğraştım. Hiçbir hakim bana ‘senin için verilen karar doğrudur` diyemedi.  ‘Yazık ya böyle şey olur mu` dediler ama cezayı da verdiler.
6 ay boyunca neler yaşadınız?
Hoş bir şey değil yaşadıklarım. Anlatması da güzel değil. Ama cezaevinde insanların beni ne kadar sevdiğini anladım. Tanıyanlar, oradaki görevliler el üstünde tuttular beni. Herkes elinden gelen çabayı gösterdi üzülmemem için. Ama neticede demir parmaklıklar arkasındasınız. Üzülmemek olmuyor. Cezaevinde biraz daha sabırlı olmayı, hukuksuzluk üzerine acı çeken insanların hep hatırlanması gerektiğini öğrendim. Türkiye adaleti kadar, vurdum duymaz bir adalet yoktur.

EVDE DE VOLTA ATIYORUM

O süreçte kimler yanınızdaydı?
Çok fazla insan vardı. Şimdi bir tane eksik söylersem çok ayıp olur üzülürüm. Mesela İbrahim Saral, İbrahim Aydın,  Adnan Yaman, Ahmet Küçükörs ve daha pek çok isim. Şimdi diğerleri üzülecekler benim adım niye yok diye. 
Yaşadığınız ilginç bir anı var mı? Günleriniz nasıl geçiyordu?
Cezaevinde en çok ‘başkanım` lafını duydum. Bir de eşimin beni görmeye geldiği ilk anı unutamıyorum. Bambaşka bir duygu. Bir sevginin, bir bağlılığın ne olduğunu görebiliyor insan. O parmaklıkların ardındaki her şey çok özel. Her sabah kalkıp spor yapardım. Sohbet ederdik. Atıp tutardık. Atma serbestti. Bir tutuklu ne yapabilirse onu yapıyordum. Anlatacak çok şey yok. Ama mesela cezaevinden kalma bir alışkanlığım var. Orada sürekli volta atardık. Evde de salon geniş olduğu için volta atıyorum.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Dağı, denizi, yeşili, mavisi ile gerçekten güzel bir çevrede yaşıyoruz. Kıymetinin bilinmesi gerekiyor. Kocaeli`ye en büyük ormanı ben kazandırdım. Yazlık Yeniköy`ün üzerinden yukarı doğru çıktığınızda binlerce dönüm, fundalık orman haline geldi. Millet kavak ağacı kavgası yaparken biz ormanları kurduk.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ