Sibel Gönül
KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.5456 TL
  • 6.2837 TL
  • 7.2835 TL
Kocaeli Zirve
En baba aktörlerden daha güzel film çeviririz
En baba aktörlerden daha güzel film çeviririz
Güncel
10 Mayıs 2010 Pazartesi 09:52
  • 1629
  • 13

En baba aktörlerden daha güzel film çeviririz

Namaz ve cenaze sahnelerinde sahte imamlara oranla gerçek imamların görsellik açısından daha başarılı olacağını söyleyen Numan Uysal, film ve dizi yapımcılarına seslendi

Bir zamanlar ‘İmam` deyince hepimizin aklına; uzun cüppeli, takkeli, saçı-sakalı birbirine karışmış, evden camiye-camiden eve giden, hiçbir sosyal yaşantısı olmayan kişiler gelirdi.

Ancak bu profil çok değişti. Artık modern imamlar var. İmamlarımız futbol oynayan, tasavvuf müziği yapan, şan dersi alan, sergi açan, tiyatroya ve sinemaya giden hatta gönüllü aktivitelerde bulunuyor.

Ayrıca gittikçe gençleşen bir imam profili de var. Biz de bu değişimi Türk Diyanet Vakıf-Sen İl Temsilcisi ve Karagöz İşhanı`nda görevli imam olarak görev yapan Numan Uysal`a sorduk.

Özellikle son yıllarda gerek kılık-kıyafetinde, gerekse sosyal yaşantılarındaki büyük değişimle gündeme gelen imamların yaşadığı değişimi konuştuğumuz Uysal, imamların yaşantılarını, değişimin nedenlerini, sıkıntılarını ve taleplerini gazetemize içtenlikle anlattı.

İmalara dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğimiz Uysal, sosyal yaşantılarıyla oldukça dikkat çeken imamların daha da aktif hale gelebilmesi için bazı taleplerde bulundu.

PSİKİYATRİST İMAMLAR

İmamları, “Eğitim almamış psikiyatristler” olarak niteleyen Uysal, imamların çok yetenekli olduğunu ancak bu yeteneklerini kullanamadıklarını söyledi.

“Gerektiğinde en baba aktörden daha güzel film çeviririz” diyen Uysal, film yapımcılarına çağrıda bulundu. Uysal, “Yapımcılar cenaze ve cami sahnelerinde sahne imam oynatacaklarına harbisini çıkarsın. Biz içimizden geldiği gibi oynarız, rol yapmayız. Gerçeği yansıtırız” dedi.

Saçı sakalı birine karışmış imam profilinden tıraşını düzenli olan giyimine kuşamına dikkat eden bir imam profiline geçiş yapıldı. Bu değişim neden kaynaklanıyor?
-Dünya değişiyor. Değişen dünyada da Diyanet İşleri Başkanlığı kendi üzerine düşen vazifeyi yapıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı personelini daha iyi hizmet verecek kapasiteye getirmek için mücadele ediyor. Kocaeli`deki bu değişimde de eski müftümüz Sayın Hikmet Bey`in çok büyük katkısı var. Bize hep “Bir yere gittiğinizde kılık kıyafetinizle karşılanır, konuşmanızla uğurlanırsınız” derdi. Bizim din görevlilerimiz de bu nasihati çok dikkate alarak kılık kıyafetine dikkat etmeye başladılar. Son derece modern hale geldiler. Bu durum bizlerin de görevimizi yerine getirmemizde çok işe yaradı. Mesela; insanlar eskiden olsa bizlerden biraz daha çekinirlerdi. Ama şimdi bizlerle konuşurken, dertlerini anlatırken daha rahatlar. Bu değişim güzel bir değişim.

Peki din görevlileri olarak bu değişimi nasıl karşıladınız?
-Tabi bu değişim birden olmadı. Yani biri çıkıp bize “Değişin” demedi. Kendiliğinden gelişen bir süreç. Büyüklerimizin bu değişimde büyük etkileri var. Hocalarımız kılık kıyafet  konusunda daima tertemiz olmamızı nasihat ederlerdi. Hatta din görevlilerimiz, değişim konusunda başka bir adım atarak eğitim alanında müthiş atağa geçtiler. En ücra köydeki din görevlisi bile üniversite mezunu. Diyanet İşleri Başkanlığı`da bu konuda çok güzel bir adım attı. Görevlendirme yaparken tercihleri üniversite mezunları ve hafızlar arasından seçiyor. Eskiden imalık için İmam Hatip Lisesi mezunu olmak yeterliydi. Ama artık değil. Din görevlisi okuyor artık. Kendisini çağın gerisinde bırakmıyor. Geliştiriyor kendisini.

İMAMLAR AYDIN İNSANLAR

Çağa ayak uydurmak biraz geç olmadı mı?
-Hayır. Bu değişim Türkiye`nin gelişimine endeksli. Biz de bu toplumun bir parçasıyız. Toplumda yaşanan her ne varsa  mutlaka bizlere de sirayet ediyor. İmamlar çağın her zaman önündedir. Aydın insanlar oldukları için insanlara hem İslam dinini anlatırken hem de toplumun gelişimine katkı sunar. İmamlar hayatın bütün alanlarında var. İnsanlar kucağımızda doğar ve kucağımızda defin olur. Doğduğunda kucağımıza alır ezanını okuruz, ilk okul çağında başlarız onların dini hayatına yön vermeye. Cemiyetlerinde, hastalıklarında her zaman insanların yanındayız. Ölüm anında da gider duasını okuruz. Ahiret yolculuğunda da onun yanındayız. Bunları da sadece gönüllülük esasına dayalı yaparız. Hiç bir beklentimiz yok. Vazifemizi severek yaparız.

Peki son dönemlerde imamları sosyal  aktivitelerde de çok görüyoruz. Sanki sihirli bir değnek değdi ve imamlar bir anda sosyalleşti. Artık hayatları cami ve ev arasında geçmiyor…
-Kesinlikle doğru. Din görevlileri artık sosyal hayatın içinde de var. Mesela; Kutlu Doğum Haftası`nda Kandıra`da bir imam arkadaşımız ebruli hat sergisi açtı. Din görevlisi arkadaşlarımız sadece kültürel alanlarda değil sportif alanlarda da faaller. Mesela; her hafta Kandıra`dan Yeşilova`ya gelip futbol oynayan arkadaşlarımız var. Evlatlarını spor okullarına gönderen arkadaşlarımız var.  Bunun yanında Tasavvuf musikisi koromuz var. Arkadaşlarımız bir araya gelirler, ara ara meşk yaparlar.

DEĞİŞİM BİRDEN OLMADI

Bu değişim ne kadardır var?
-Sürekli değişim halindeyiz. Yani bir zaman vermek doğru olmaz. Ama bu değişimin altında yatan sebep şu; eskiden din görevlisi çok azdı. Hatta maaşları bile yoktu. Birisi yarım teneke buğday verecek, diğeri başka bir şey. Hayatını bu şekilde devam ettirecekti. Bu konuda Atatürk milletimize  büyük bir hediye sundu. Genel Kurmay Başkanlığı`na nasıl bakıyorsa Diyanet İşleri Başkanlığı`na da öyle baktı. Bizi emanet ettiği iki gözde kurumdur bunlardır. Din görevlileri maaş almaya başladığından beri gözde olmaya başladı. Bu durum yaşam standartlarına, sosyal yaşantısına etki etmeye başladı.

Cemaatin bu değişime bakışı nasıl oldu?
-Mesela; dini yaşantıları biraz daha rahat olan insanlara yaptığımız ziyaretlerde kılık kıyafetimizi görenler “Biz sizi böyle beklemiyorduk” diyor. Bu sefer ne oluyor hoşlarına giden bir yapıyı görünce onlar da rahatlıyorlar. Hepimizin bir bütün olduğunu hissettiriyoruz. Din görevlisi toplumun çimentosudur. Toplumu bütünlük içinde tutar. Bizim zaten cemaatimizle çok iyi bir diyalogumuz var. Türk milletini bizim kadar tanıyan hiçbir kurum yok. Türk milletinin tahlilini yapmak istiyorsan din görevlisine soracaksın. Bir mahallenin sosyal, kültürel, ekonomik yapısını en iyi din görevlileri bilir.  Neden peki? Camiye gelen de var gelmeyen de var. Bizim işimiz sadece camiye gelenlerle değil biz camiinin dışındaki insanımızla da diyalogumuzu sürdürürüz. Sonuçta sürekli camiye gelmeyebilir ama en azından cuma namazına geliyordur yada bayram namazına geliyordur. Bir imam bulunduğu mahallenin her şeyiyle ilgilenir. Devletin üç ayağı vardır. Güvenlik güçleri, öğretmenler ve din görevlileri. Mesela; bir köye gidersiniz okul yoktur, ama cami mutlaka vardır. Türkiye`nin en ücra köşesinde devletin yegane memuru imamdır. İşte biz bu yüzden cemaatle bu kadar haşır neşiriz. Bir insan bilir ki; derdini cami görevlisine anlattığı zaman çaresi bulunur. Bu yüzden cemaatimiz bizden bir şey saklamaz.

Sırlarını da paylaşıyorsunuz..
-Kesinlikle öyle. Hatta şu konuda iddialıyım biz eğitim almamış psikiyatristleriz. Peygamber efendimizin bize öğretmiş olduğu o güzel ahlakı, insanlara anlatırken bir yandan psikolojik öğretmenlik de yapmış oluyoruz. Yıkılmakta olan bir yuvayı, boşanmakta olan bir aileyi o mahalledeki imam kurtarmıştır. Ahlaki anlamda evladını kaybetmekte olan bir aileye, evladını kazandıran yine imamdır. Biz insanların birbirlerine tahammül göstermesini anlatırız. Efendimizin hayatındaki güzel örnekleri onlara anlatırız. Milletimizin içindeki güzel duyguları ön plana çıkartırız. Bunun yanında işsize iş bulmak da bizim derdimiz. Gelip bizden iş bulmamızı isteyen çok oluyor. Çünkü bizim her kurumla bir ilişkimiz var. Biz siyasetin içinde olmasak da siyasilerle, belediyecilerle, esnafla oturur kalkarız. İç içeyiz onlarla.

Tiyatro, sinema ile aranız nasıl?
-Etkinliklere mümkün olduğunca katılıyoruz. Ama tiyatro konusunda eksikliğimiz var. Bizim din görevlisi arkadaşlarımıza biraz imkan verilsin, en baba aktörden daha güzel film çevirirler. Hatta müzikte de gırtlak anlamında Türk Sanat Müziği sanatçılarına taş çıkartacak arkadaşlarımız var. Tiyatronun en babasını biz oynarız. Çünkü içimizden geldiği  gibi oynarız. Rol yapmayız gerçekleri tiyatroya aktarırız. Kendimizi bu konuda geliştireceğiz. Tabi Diyanet`in atacağı adımlar da önemli. Hatta buradan talep ediyoruz, ‘Bu tür kurslar açılsın, eğitim alalım`.  Film yapımcılarına da sesleniyorum; ‘cenaze ve cami sahnelerinde sahte imalar yerine harbilerini bulup oynatın`.

GENÇ İMAM CEMAATİ DE GENÇLEŞTİRİYOR

Din görevlileri gittikçe gençleşiyor. Bunun dezavantajı ve avantajı nedir?
-Din görevlisi gençleştikçe cemaat de gençleşiyor. Din görevlisi 20 yaşında olabilir ama bilgisi, ahlakı 40 yaşındaki bir insana eş değerdir. Küçüğünü küçük, büyüğünü büyük kabul edecek vasıftadır genç din görevlilerimiz. Hatta bir anımı anlatayım. Hacca gittik geçtiğimiz yıl. Kafilenin başında genç bir görevli vardı. Seyahat boyunca herkes bu genci bağrına bastı. Cemaat genç din görevlisini bağrına basıyor. Genç beyin insanlara hizmet ederken yorulmaz. Daha dinamik daha candandır. Sürekli hizmet aşkıyla çalışırız. Gençler çok daha verimli oluyor. Kocaeli`de bin 500 din görevlisi var bunun büyük çoğunluğu genç kadro.

Din görevlileri için mecliste beklemekte olan bir teşkilat yasası var. Din Görevlileri Teşkilat Yasası`nın din görevlilerine getirileri neler olacak?
-Bu Teşkilat Yasası ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı, müsteşarlık seviyesine çıkacak. Bunun yanında iç bünyemizde bir takım değişiklikler olacak. Camilerde görev yapan arkadaşlarımızın ekonomik kazançları diplomalarına göre belirlenecek. İmam uzman imam, müezzin, baş müezzin şeklinde görevlendirmeler olacak. Yani sınıflandırma olacak. Ona göre maaş alacaklar. Şuan ortamla bin 500 TL alınıyor. Bu yasa biraz sıkıntı yaratacak ama yaşayıp göreceğiz.

İMAMLAR SINIFLANDIRILIYOR

Sınıflandırma imamlar arasında bir rekabete neden olmaz mı?
-İmamlar zaten rekabet halinde şuanda. Zaten çok az bir kısmı hariç, tüm imamlar en az 2 yıllık yüksek okul mezunu.  Bunun yanında konu açılmışken Teşkilat Yasası ile ilgili şu sıkıntımızı da dile getirmek istiyorum; 110 bin personeli var Diyanet İşleri Başkanlığı`nın. Bu 110 bin personelin içinde 5 bin 300 tane din hizmetleri sınıfında çalışan memur, hizmetli, şoför kadrosunda çalışan arkadaşımız var ve bunlara hiçbir hak tanınmıyor. Bu kişilere de hak tanınmasını istiyoruz. Bununla beraber murakıplığın kaldırma düşüncesinnin devam etmesini istiyoruz.

TEŞKİLAT YASASI İÇİN YÜRÜDÜK

Mart ayında sendikalar genel greve çıktı. Uzun bir aradan sonra din görevlileri de ilk kez greve katıldı. Bu hak arama mücadelesinin size katkısı ne oldu?
-Biz o grevde sadece ekonomik koşullarımıza dair isteklerde bulunmadık. Bir teşkilat yasamız yoktu, “Adam gibi teşkilat yasası istiyoruz “ dedik. Din görevlisi arkadaşlarımızın haklarını savunduk. Bunu yaparken de hiçbir camiyi kilitlemedik, boş bırakmadık. Ezanlarımızı da okuduk, namazımızı da kıldırdık. Bize çok para versinler diye yapmadık o grevi. Statümüz belirlensin diye yaptık. Biz ‘İnsanca yaşamak istiyoruz, adil ücret almak istiyoruz` dedik. Tabi bu konuda hükümete yakın sendikalar bazı spekülasyonlar yaptılar. Ezanların susmaması için vazifemizi yaptık. Cemaatimiz bizi anlayışla karşıladı. Hakkımızı almak için yürümek gerekiyorsa yürümeliyiz. Biz o gün eylem yaptık ki bugün teşkilat yasası gündemde olsun. O gün bizi eleştiren, ‘Din görevlisi eylem yapmaz` diyen arkadaşlar da bu yasadan istifade edecek. Teşkilat Yasası`nı sadece Türk Diyanet Vakıf Sen adına değil tüm Türkiye ve yurtdışında görev yapan arkadaşlarımız için istedik.

Türk Diyanet Vakıf-Sen İl Temsilcisi olarak din görevlilerinin örgütlenmesi konusunda ne söylemek istersiniz?
-Ben din görevlilerinin değişen dünyada, değişen ekonomik koşullara ayak uydurmaları ve haklarını savunmaları için örgütlenmeleri gerektiğini düşünüyorum. Ben ilkeli, bilgili, inançlı sendikacılığı Türk Diyanet Vakıf-Sen`in yapacağını düşündüğüm için buradayım. Herhangi bir siyasi kimlik veya bir partinin arka bahçesi olmadan, toplumun menfaatlerini göz önünde bulunduran, Türk milletinin değerlerine saygılı bir yapıya sahip olan din görevlisi arkadaşlarımızı da sendikal mücadelede yanımızda görmek isteriz. Bizim Türk milletinin beraberliğine ve bütünlüğüne kast etmeyen tüm siyasi partilerle mesafemiz aynıdır. Sendikamız hiçbir siyasi partinin arka bahçesi değildir.

İMAM EVİ İSTİYORUZ

Yaşadığınız sıkıntılarınızı ve taleplerinizi anlatır mısınız?
-Öncelikle kendi eksikliklerimizi anlatmak istiyorum. Biz din görevlilerinin en büyük eksikliği kendimizi anlatırken yaşadığımız sıkıntı. Kendimizi ifade edemiyoruz. Bunun yanında yöneticilerimiz bizlerin daha aktif olması için çalışmalarda bulunsun. Mesela; şan dersleri istiyoruz. Kendimizi daha iyi anlatmak için diksiyon eğitimi verilsin istiyoruz. Biz sosyal alanlarda varız, ama kısıtlı imkanlarla varız. Bunun yanında en büyük isteğimiz bir imamevi. Gelen misafirimizi ağırlayabileceğimiz, birlikte vakit geçirip, sosyal etkinliklerimizi yapabileceğimiz bir yerimiz olsun istiyoruz. Büyükşehir Belediyemiz ve İl Müftülüğümüz`ün ortak çalışması sonucu bize böyle bir yer tahsisi edileceğine olan inancımız da tam. Öğretmenevi gibi imamevi istiyoruz. Kendimizi hem mesleki anlamda hem de soysal anlamda geliştirebilmek için bir yere ihtiyacımız var. Kocaeli`de de din görevlileri için bir eğitim merkezi de şart. Bunun yanında Kur`an kursunda çalışan bayan öğreticilerimizin hac görevlendirilmelerinde en önlerde olmalarını istiyoruz. Her kafilede en az bir tane bayan din görevlisi olsun istiyoruz. Görevlendirme yapılıyor ama hem çok az hem de geri hizmetlerde görevlendiriliyor. Diyanet`ten bu konuda adım atmasını istiyoruz.

Maddi sıkıntılar yaşıyor musunuz?
-Biz din görevlisinin maaş sorunu olmamalı. Bu anlamda sıkıntımız olmamalı. Lojmanda oturmayan bir din görevlisi için yaşam zorlaşıyor. Sonuçta çocuk okutuyor, kira veriyor bunun yiyeceği, giyeceği, gideri var. Bu sıkıntıları yaşmamalı diye düşünüyorum. İmkanlarımız biraz daha iyi olmalı. Çocuklarımızı rahatça okutabilmeliyiz. Bizim sadece çıplak maaşımız var. Herhangi bir ikramiyemiz yok. Bu konuda hükümetin daha duyarlı olmasını bekliyoruz. Yüzde 2 buçuk zam gibi komik rakamlarla karşılaşmak istemiyoruz. İmamlar eli açık, cömert insanlardır. Bulunduğumuz ortamlarda çayımızı yemeğimizi biz söyleriz. Cemaatle aynı ortamda olduğumuzda yemek söylenen, çay söylenen değiliz ve olmakta istemiyoruz.

KOCAELİSPOR`U ÇOK SEVERİZ

Din görevlisi deyince ne anlamalıyız? Günlük yaşantınızı da anlatır mısınız?
-Bir din görevlisi adam gibi yaşar. Kesinlikle iyi bir aile babası, iyi bir dost, iyi bir eştir. Ticarette sadakat sahibidir. Borcu harcı varsa vakti zamanında öder. Ahlaki değerlerine saygılı biridir. Din görevlisi daraldığında yanında bulacağınız insandır. 7 gün 24 saat boyunca çalışırız. Çünkü insanın ne zaman hasta olacağı, sıkıntıya gireceği, ne zaman öleceği belli değil. Sadece camide değil görevimiz. Haftanın belirli günleri cezaevinde mahkumlara vaaz da veririz. Bütün gün camide  olmayız. Akraba ziyaretlerine, dost ziyaretlerine önem veririz. Kocaelispor`un maçlarına gideriz. Kocaelispor`u çok severiz. Kale arkasında durup yenilmeyelim diye Yasin-i Şerif okuyan arkadaşlarımız çoktur.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ