KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 6.0857 TL
  • 6.8088 TL
  • 7.7202 TL
Kocaeli Zirve
Asla! “Ben kısırım” demeyin!
Asla! “Ben kısırım” demeyin!
Yaşam
12 Aralık 2009 Cumartesi 10:05
  • 1624
  • 0

Asla! “Ben kısırım” demeyin!

Kadın doğum uzmanı Funda Doğan, kısırlık tedavisinde anne adayının psikolojisinin önemli olduğunu söylüyor, “Ben anne olamayacağım düşüncesini kafanızdan silin. Kısırlık yok, gecikmiş gebelik var” diyor

Çocuk sahibi olmayı her çift ister. Dünyanın en güzel ve en kıymetli duygusudur anne ya da baba olmak. Bir bebeğin çığlığı ile güne başlamak ya da onun gülüşü ile neşelenmek, peşinden koşturmak.
Bir bebeğin konuştuğuna tanıklık etmek, adım atmasını seyretmek bir annenin ya da babanın hayatı boyunca unutmayacağı anlardan biridir. Ama ne yazık ki kimi çiftlere bu duyguyu çok geç tadıyor.
Kimi çevresel ya da hormonal bozukluklardan dolayı çiftler çocuk sahibi olmakta güçlük çekiyor.
Ancak kısırlık günümüzde artık çaresi olmayan bir rahatsızlık değil. Kısırlık tedavisinde pek çok yöntemle çiftler çocuk sahibi olabiliyor.
Özellikle son yıllarda tüp bebek yönteminin halk arasında hızla popüler olması çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere umut oldu.

 

KISIRLIK ARTIŞ GÖSTERDİ
Tabi tüp bebek yönteminin uygulanması kısır kalmayı ortadan kaldırdı mı? Hayır. Özellikle son yıllarda kısırlık git gide artan bir durum haline geldi.
Özellikle beslenme bozuklukları, hava kirliliği, kimyasalların hayatımıza girişi ve sigara kullanımındaki artış kısırlığın en büyük nedenleri arasında.
Normal yollardan gebe kalmayan çiftler için tüp bebek yöntemi her ne kadar çare ise de bizler, günümüzde hızla artış gösteren kısırlık hakkında Özel Cankat Tıp Merkezi Kadın Doğum Uzmanı 31 yıllık Opr. Dr. Funda Doğan ile konuştuk.
Doğan, kısırlıkta kadın faktörünün büyük rolü olduğunu söyleyerek, “Kadında özellikle hormonal bozukluklar kısırlığa neden oluyor” dedi.
Doğan, anne adaylarına seslenerek kısırlık tedavisinde kadının psikolojik olarak rahat olması gerektiğini önemle vurguladı.

 

KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR
Kısırlığı ‘istenildiği halde çocuk sahibi olmama durumu` olarak açıklayan Dr. Doğan, “Kısırlığın erkek tarafından ve kadın tarafından nedenleri vardır. Erkek bakımından spermdeki bozukluklardan kaynaklanan bir durum söz konusu. Ürologlar tarafından tedavisi yapılıyor. Ancak bizler en çok bayan faktörü ile karşı karşıyayız” dedi. Doğan, kadının kısırlığında en çok tüplerin tıkalı olması, yumurtalıkların işlevlerini yerine getirmemesi, yumurtalıkların çok iyi çalıştığı halde dölleme özelliklerinin olmaması gibi durumların etken olduğunu belirterek, şunları kaydetti;

 

KISIRLIĞIN NEDENLERİ
“Tabi bunun yanında kısırlığın psikolojik faktörü de var. Kısırlığa metabolik bozukluklar, beslenme bozuklukları, anatomik hastalıklar, endokrin bozukluklar, trioid hastalığı, ilerlemiş kan hastalıkları kanser, aşırı kilo, aşırı zayıflık, çevresel faktörler, hava kirliliği, çok fazla kimyasalın olduğu yerde çalışmak gibi. Anatomik bozukluklar yani doğuştan ana rahminin küçük olması, ya da olmaması, çift vajen, doğuştan yumurtalıkların olmaması, rahmin ortasında perde olması gibi durumlarda söz konusu.”

 

1 YIL BEKLENMELİ
Doğan, anatomik bozuklukların derecesi büyükse bir şey yapamadıklarını ancak orta düzeyde rahim darlığı gibi durumlarda müdahalelerde bulunduklarını söyledi. 1 yıl içinde korunmamasına rağmen hamile kalmayan kadınların kısır kabul edilmediğinin altını çizen Doğan, toplumda yanlış bilinen bir konuya da açıklık getirdi. Doğan, “Evlendiği günden itibaren bir yıl içinde korunmadan hamile kalmayan kadın kısır değildir. Bir yılı geçmişse problem var demektir. Çünkü yeni evli çiftlerin ancak yüzde 15`i ilk 3 ayda, yüzde 45`i ilk 6 ayda yüzde 85`i ise ilk bir yılda çocuk sahibi olabiliyor. Yani kısır demek için çiftlerin korunmadan bir yıl geçirmesi gerekiyor” dedi.

 

ÖNCE MUAYENE
Kısırlık tedavisi sürecinde kadının jinekolojik muayeneden geçtiğini kaydeden Opr. Dr. Doğan sözlerine şöyle devam etti: “Eğer kadında jinekolojik muayene esnasında patolojik bir şeye rastlanmamışsa erkeğe bir spermiyogram yaptırıyoruz. Eğer baba adayında da herhangi bir rahatsızlık yoksa tüm yönümüzü anne adayına çeviriyoruz. Önce hastamıza yumurtlayıcı hormon tetkikleri yapıyor ve hastayı takibe alıyoruz. Eğer normal yumurtlama varsa tüplerinin açık olup olmadığına bakıyoruz. Eğer tüpler kapalı ise hastaya vakit kaybettirmeden tüp bebeğe yönlendiriyoruz. Yok eğer hormonlarda bir bozukluk varsa ki en çok karşılaştığımız şey.

 

YAŞ FAKTÖRÜ ÖNEMLİ
Hormonal bozukluklar genelde yumurtlamayı engelleyen faktörlerdir. Hormon tedavisi ile hastayı sürekli takip ediyoruz. Hastanın tüpleri açıksa yumurtlama tedavisini 3 ay üst üste uyguluyoruz. Çünkü bu tedaviyle gebe kalma şansı artar. Eğer tedaviye cevap verilmezse hastayı bir süre dinlendirip tekrar başlıyoruz. Ancak tedavilerimizde yaş faktörü önemli. Hasta 35 yaşın üzerinde ise ve ilk tedavide sonuç alamadıysak anne adayına hemen tüp bebek öneriyoruz. Çünkü yaş ilerledikçe riskli gebelik artar. Sağlıklı gebe kalma yaşı 20 ile 30 yaş arasıdır. 20 yaşın altı ve 30 yaşın üstü risklidir. Daun sendromlu ve hasta çocuk doğurmak, düşük gebelik gibi riskler vardır. Annenin gebelik sayısı ne kadar fazla ise sağlıksız bebek doğruma riski artar.” 

 

KORKMAYIN KORUNUN!
Doğrum kontrol haplarının kısırlığa neden olmayacağını söyleyen Doğan, “Dışarıdan verilen herhangi bir ilaç kısırlığa neden değildir. Eğer anne kendi arzusuyla tüplerini bağlatmışsa normal yoldan gebe kalma şansı yoktur. Tüp bebek yaptırma zorunluluğu var. Spiral ile korunma yöntemi ise hiçbir problemi olmayan en iyi ve en çok önerdiğimiz korunma yoludur. Ancak spiralle korunmalarda bizim için en çok sorun olan şey dış gebelik yaratması. Çok nadiren normal gebelik görülebilir. Gebelik önleyici metotların hiçbirisi kısırlık yapmaz. Doğum kontrol hapı kullanan kişi gebe kalmaya karar verirse 3 ay önceden korunmayı bırakmalı. Bıraktıktan ilk 3 ay sonra gebe kalabilir.”

 

KISIRLIK YOK GECİKMİŞ GEBELİK VAR
Bir kadın kısır olduğunu öğrendiği zaman eşinin çok dikkatli davranması ve psikolojik olarak destek olması gerektiğini söyleyen Doğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Psikolojik desteğe büyük ihtiyacı var. Kadın kafasına ‘Benim çocuğum olmayacak` düşüncesini yerleştirirse tüp bebek tedavisi bile çare olmuyor. Psikiyatrik destek mutlaka olmalı. Bunu önemli öneriyoruz. Erkek bir kere bu işin olacağına olmasa da önemli olmadığını ve bütün hayatını berbat edecek bir şey olmadığı kadına anlatılmalı. Kadının üstüne gidilmemeli. Tedavilerine dikkat edilmeli. En başta kadın suçlanmamalı. Kesinlikle kısır kadın yoktur. Gecikmiş gebelikler vardır. Bunu kendilerine dert edinmesinler. 

 

HER KADIN ANNE  OLMAYI HAK EDİYOR
Günümüzde tıp çocuğu olmayanlarla ilgili büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Ben inanıyorum ki yıllar sonra çocuğu olmayan kadın kalmayacak. Ama mutlaka sağlık kuruluşlarına başvurmalı ve ehil ellerde tedavi olunmalıdır. Tüp bebek eskiden çok pahalıydı. Ancak şimdi maliyet düştü. Bence her kadın anne olmayı hak ediyor. Anne olmak dünyanın en güzel şeyi. Belki erkekler bana çok kızacak. 23 yıllık hekimim binlerce bebek doğurttum. Ama benim için en önemli ve değerli olan şey anneliğimdir. Kadın doğum uzmanı olarak bütün kadınlar annelik duygusunu tatmalı. Son dönemlerde kısırlık artış gösterdi. Çevre faktörlerine bağlıyoruz. Tabi besleneme düzensizlikleri, obeziteye bağlıyoruz. Hamile kalan kadının kilo ve boy endeksi orantılı olmalı. 

 

PSİKOLOJİK RAHATLIK ÖNEMLİ
Kısırlıkta son dönemlerde tüp bebek yöntemi çok revaçta. Tüp bebek ve yumurtlamayı sağlayıcı ilaçlar konusunda ilerleme çok fazla. Hayatımızın yarısı geceleri sabahlara kadar hastanelerde geçti. Ama bebeğin ilk çığlığını duymak kadar da güzel bir şey yok. Anne olmayı arzu eden bir kadının anne olacağını duyduğu anki yüz ifadesini hiç kimsede göremezsiniz. Öyle ki 20 sene sonra anne olan kadınları tanıyorum. Mesela öyle bir hastam vardı.  2 defa tüp bebek denedi olmadı. Evlatlık aldı. Ruhsal olarak rahatladı. Sonra bir gün hastayım diye geldi. Ben gebe olduğunu söyledim. O an görmeliydiniz. İşte psikolojik rahatlık bu. Bir çıkmaz kuyuya girmeme, kendisini rahatlatmak tedavinin yarısıdır.”
 

 

TÜP BEBEKTE ÇOĞUL GEBELİK RİSKİ
Tüp bebek tedavisinden de kısa bahseden Doğan, “Anne ve baba adayı değerlendiriliyor.  Gebeliği engelleyici durumun kimde olduğuna yönelik. Erkekte sperm sayılarında bir sorun varsa, azlık ya da hareketsizlilik, annenin yumurtlama takibi yapılıyor. Annede yumurta toplanmaya başlanıyor. Babadan sperm alınıyor. Genetiksel araştırması yapılıyor ki bence yapılmalı çünkü düşünün kadın tüp bebekle hamile kalıyor ve daun sendromlu çocuk doğuruyor. Buna engel olmak gerekiyor. Tabi genetik araştırmasını yapan merkezler var, yapmayan merkezler var. Bunlar biraz pahalı işler. Sperm işlemi yapılıyor ve belli bir ortamda dölleme yapılıyor.




EMBRİYOGLA ÇALIŞILMALI
Bu süreçte mutlaka bir embriyologla çalışılmalı. Dölleme zamanı anneye transfer yapılıyor ve bekleniyor. Tabi bebeğin düşmesini engelleyici bir takım tedaviler uygulanıyor. Kendinden olmayıp da dışarıdan tedaviyle yapılan gebeliklerde gebelik kayıpları daha çoktur. Tüp bebekle anne olma şansı yüzde 35`lerdedir. Ama birincide kalmıyorsa ikincide üçüncü de kalma şansı fazladır. Zaten üç siklus uygulanıyor ve ara veriliyor. Bebek olmamam ihtimalinin olduğu gibi çoğul gebelikte olabilir. Bir tane embriyo transfer edilmiyor ki birkaç tane ediliyor.





KADIN HER ŞEYİ GÖZE ALIYOR
En az iki tane embriyo transfer edilir. Bazen 4 tane transfer ettikleri oluyor. O zaman bakıyorlar kaçı tuttu. İstenilen sayı tutmuşsa diğerlerini fetosit denilen yöntemle yok ediliyor. Bir tane yumurtayla tüp bebek yapmak sağlıklı olmaz ve şansı azdır. Sağlıklı ve bir kaç yumurtayla olmalı. Çünkü sonrasında anne psikolojik ve maddi hüsrana uğruyor. Tüp bebeğin anne açısından en büyük riski verilen ilaçlar yumurtalıkları büyütüyor, akciğer su topluyor, karın su topluyor. Hatta bazen anne kayıpları var. Bu da gösteriyor ki bir kadın her şeyi göze alarak dünyaya bir çocuk getirmeyi tercih ediyor.”




TÜP BEBEK İÇİN İSTANBUL`A TAŞINIYORUZ

Kocaeli`de tüp bebek merkezinin olmadığını sadece Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi`nde uygulandığını kaydeden Doğan, İstanbul`da ise tüp bebek merkezlerinin çok sayıda olduğunu kaydetti. İstanbul`daki tüp bebek merkezleri ise şöyle; Acıbadem Hastanesi Üreme Sağlığı Merkezi, Alman Hastanesi IVF Merkezi, Amerikan Hastanesi Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi, Bahçeci Klinik, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi IVF Merkez, Ferti-Jin Kadın Sağlığı Merkezi, Bebek Jinemed Kadın Sağlığı Merkezi, Kadıköy Şifa Hastanesi, Marmara Üniversitesi IVF Merkezi, Medikal Park Hospital, Memorial Hastanesi, Metropolitan Florance Nightingale Hastanesi, Türkiye Hastanesi, İnternational Hospital Tüp Bebek Merkezi, İstanbul Tıp Fakültesi İnfertilite Merkezi, İsviçre Hastanesi, Zeynep Kamil Hastanesi İnfertilite ve Tüp Bebek Merkezi, Şafak Hastanesi Tüp Bebek Merkezi, Özel Yıldıztabya Bilge Hastanesi ve Tüp Bebek Merkezi. Tüp bebeğin maliyeti ortalama 3 ile 5 bin TL arasında.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter
Twitter

KENT REHBERİ