KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 6.0963 TL
  • 6.8043 TL
  • 7.7242 TL
Kocaeli Zirve
Bir tek aşk için vazgeçerim…
Bir tek aşk için vazgeçerim…
Yaşam
02 Aralık 2011 Cuma 16:03
  • 5023
  • 1

Bir tek aşk için vazgeçerim…

Bahçecik’in tepelerinde muhteşem manzarayı karşısına almış sıra sıra kulübeler;

Meyve ağaçları;
Tahtadan yapılmış, rengarenk çaputlarla süslenmiş bir teras;
Ve omuzlarına kadar inan saçları, upuzun sakalları, çoraplarının üzerine giydiği parmak arası terlikleri ve sımsıcak gülen gözleriyle, kendi tercihleri doğrultusunda yaşadığı her halinden belli olan bir sanatkar…
Orhan Özçalık İzmitli bir heykel sanatçısı, aynı zamanda dağ rehberi.
Uzun yıllar Ankara`da yaşadıktan sonra doğduğu topraklara geri dönmüş ve birini atölye olarak kullandığı küçücük evler inşa etmiş.
Özçalık şimdi,  ‘Orhan Baba Tekkesi` diye adlandırdığı, şömineyle ısınan, her türlü lüksten uzak bu evlerde sevgi dolu köpeği Gofi ve sık sık kendisini ziyaret eden dostlarıyla birlikte, bir komün hayatı yaşıyor.
O, yaşamdan beklentisini “O an ne istiyorsam, onu yaşamak” şeklinde tanımlıyor ve kendisini bu hayattan vazgeçirebilecek şeyin AŞK olduğunu söylüyor…
 

Orhan Bey, Kocaelili`siniz değil mi?
Evet, 1961 İzmit doğumluyum. İlk ve ortaokulu İzmit`te okudum. Liseye de burada başladım ama burada bitiremedim…
 

Neden acaba?
Çünkü devrimciydim ve lise hayatım oldukça maceralı geçti. En sonunda beni şehir dışına sürdüler.
 

Liseden sonra ne yaptınız, peki?
İlk yıl üniversiteyi kazandım ama 12 Eylül olaylarından dolayı gitmedim. Ertesi yıl tekrar sınava girdim ve Hacettepe Üniversitesi Felsefe bölümüne kaydımı yaptırdım. Okuldaki ilk yılımda dağcılığa merak sardım, Hacettepe Dağcılık Kulübü`nü kurdum; dağ rehberi oldum. Felsefe bölümünde iki yıl okudum ama mezun olmadım. Bu arada da heykel çalışmalarım devam ediyordu.

GÖRÜŞLERİME UYMADI, OKULU BIRAKTIM

Bir dakika Orhan Bey, çok hızlı gittik… Felsefe eğitimi neden yarıda kaldı? Heykel hayatınıza ne ara girdi, merak ediyorum…
Felsefeye olan ilgim hala devam etse de okulu bitirmedim, çünkü 12 Eylül döneminde tüm kaliteli eğitim kadrosu okuldan atıldı, kalanlar da kraldan çok kralcı oldu. Baktım, görüş olarak bana uymuyor; ayrıldım. Heykele gelince… Benim dedem marangozdu. Yani elimin aileden gelen bir yatkınlığı var heykele. Bir de ilginçtir ki Hacettepe`de Felsefe bölümüyle heykel atölyesi aynı koridordaydı. Gide gele heykele olan ilgim arttı. Yaklaşık 3 sene atölyelerle ilgilendim. Heykel bölümünde okuyan arkadaşlarımın da yardımıyla işi epeyce ilerlettim.
 

Bu arada dağcılık da devam ediyor muydu?
Tabii ki devam ediyordu. Demirkazık`a yeni rota ilk kış çıkışını, Küçük Demirkazık`a yine ilk kış çıkışını gerçekleştirdim; bu arada duvar tırmanışları yaptım.
 

Peki, o dönemde nerede yaşıyordunuz, hayatınızı nasıl kazanıyordunuz?
Ankara`da yaşıyordum, Ağrı Dağı`nda da dağ rehberliği yapıyordum ama 1990`da Ağrı tırmanışa kapatılınca, aç kaldım. Bunun üzerine Akdeniz`de rafting ve bisiklet rehberliği yapmaya karar verdim; bir süre de bu işle geçindim.

YERLEŞİK DÜZENE KARŞIYDIM

Ve İzmit`e dönme kararı aldınız… Neden?
1990`dan önce Ankara`da çok özgür bir yaşamım ve benim gibi yaşayan geniş bir arkadaş çevrem vardı. Yerleşik düzeni reddediyordum. Üç gün bir arkadaşımda, beş gün diğerinde kalıyor, kazandığım kadar yiyordum. Ama sonra yoruldum. Benim gibi yaşayan arkadaşlarım yavaş yavaş azalmaya başladı. Büyükşehir hayatından da iyice sıkılmıştım; 1999`da İzmit`e dönmeye karar verdim.
 

İzmit`e dönünce ilk iş ne yaptınız?
Gelir gelmez şu anda içinde bulunduğumuz evleri yapmakla işe başladım. Amacım, bu küçük evleri pansiyon olarak kiraya vermekti.
 

Ama buranın pek de ticari bir havası yok…
Yok, çünkü ticaretin bana göre olmadığı sonradan aklıma geldi. Hiçbir yerde 15 günden fazla sabit kalamıyorum ki, ticaret yapayım.

Ee, dağ rehberliği sona erdi, ticaret de yapamıyorsunuz; nasıl geçiniyorsunuz?
1998`den beri heykel yaparak para kazanıyorum.

YURT DIŞINA GİDİYORUM

Nasıl heykeller yapıyorsunuz?
Ahşap ve taş yontu heykeller yapmayı seviyorum. Mekanlar için dekoratif heykeller yapıyorum. Daha çok İstanbul`dan sipariş alıyorum.
 

Hiç sergi açtınız mı?
Evet, geçen sene Ankara`da bireysel sergim oldu.
 

Bir ofisiniz, reklamınız, kendinizi göstermek için bir çabanız yok… İnsanlar size ne yolla ulaşıyor?
Çok fazla arkadaşım var. Siparişlerin çoğu arkadaş çevremin vasıtasıyla geliyor.
 

Heykelden kazandığınız para hayatınızı devam ettirmeye yetiyor mu?
Öyle çok para kazanayım diye bir derdim yok. Zaten ne zaman ne kadar kazanacağım da belli olmaz. Bir heykel satıp biraz para kazansam hemen gidip, yurtdışında bir ülke gezerim.

İYİ Kİ OKULU BIRAKMIŞIM

Yaşamdan beklentiniz ne?
Yaşamdan beklentim, o an ne istiyorsam onu yaşamak. Herkes özgürce yaşamalı ama bunun sonuçlarını göze almalı. Her an bir tercih yapmak durumundayız. Benim hedefim tercihlerimi sosyal baskıların ve toplumsal etkilerin altında kalmadan yapmak.
 

Sizce özgürlük nedir?
Bana göre özgürlük, insanın toplumsal yapı içerisinde tercihleriyle yer alması değil, topluma rağmen bir birey, bir insan olarak kendini inşaa edebilme hakkı ve gücüdür.
 

Bugün, okulunuzu yarıda bırakmayı tercih ettiğiniz için mutlu musunuz?
Evet, iyi ki bırakmışım. Birçok arkadaşım okulu bitirdi ama şimdi mutsuz bir şekilde emekliliğini bekliyor.
 

Orhan Bey, ‘Orhan Baba Tekkesi`nin kapılarını bize de açtığınız için çok teşekkür ederiz.
Rica ederim, her zaman beklerim.
 

KOMÜN HAYATI OLUŞTURDUK

Peki, ya hiç kazanamazsanız… 
O zaman yine rehberlik yaparım.
 

Orhan Bey, burada oldukça alışılmadık bir yaşam sürüyorsunuz… Bu tarzı nasıl tanımlıyorsunuz?
Düşünsel olarak anarşist bir yaşam tarzım var. Burada bir komün hayatı oluşturturduk. Burası ‘Orhan Baba Tekkesi`. Pansiyon olarak kullanmayı düşündüğüm bu evlere şimdi arkadaşlarım gelip gidiyor. Kapım hep açıktır; evim hiç boş kalmaz. Eş-dost gelir, mangal-rakı sohbetleri yapılır, keyifli paylaşımlar olur. Sonra biri elektrik faturasını alır gider, diğeri internet faturasını öder…
 

Anlaşılan paradan çok dost biriktirmişsiniz…
Aynen öyle Zeynep Hanım, parayla, pulla, malla, mülkle işim olmaz.
 

Peki, bu hep hayalini kurduğunuz, hedeflediğiniz hayat mı?
Hayalimdeki hayat bu, evet. Ama hedeflediğim bir hayat yok, istediğim yaşam şekilleri var. Bu dönem bunu istiyorum, böyle yaşıyorum.
 

SADECE AŞK İÇİN VAZGEÇERİM

Orhan Bey, bu düzenden ne için vazgeçersiniz? Saçınızı ve sakalınızı size ne kestirir?
Bu düzenden sadece aşk için vazgeçerim.
 

Daha önce böyle bir tercih yapmak zorunda kaldınız mı?
Şimdiye kadar hiç başıma gelmedi, bekliyoruz bakalım. Bu yaşam önce kadınların ilgisini çekiyor ama sonra onu istedikleri biçime sokmaya çalışıyorlar. Orada da aşk bitiyor zaten.
 

Nasıl birisini bekliyorsunuz, acaba? Bu hanım hangi özelliklere sahip olmalı?
Öncelikle 40 yaş olgunluğuna ama 18 yaş görünümüne sahip olmalı. (kahkahalar) Mental olarak da benim gibi özgür düşünen birisi olması lazım.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter
Twitter

KENT REHBERİ