KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.8898 TL
  • 6.6063 TL
  • 7.4152 TL
Kocaeli Zirve
Fikrim geldi!
Fikrim geldi!
Yaşam
15 Ekim 2010 Cuma 13:52
  • 2432
  • 3

Fikrim geldi!

Saçlarım yanımdan geçen trenin rüzgarıyla uçuşmayalı kaç yıl oldu acaba?

Geçen ağır bir yük treni evimizi en son ne zaman sallamıştı?
Benim alışkanlıktan duymadığım ama gelen her misafiri yerinden en az bir kere zıplatmış olan tren sesi, kulağımdan ne zaman silindi?
Kaç çocuk okula gitme saatinin geldiğini, tren düdüğüyle anlamıştır benim gibi?
Benim doğup büyüdüğüm caddede yaşayıp da, trenle yarışmamış; bütün tehlikesine rağmen kapanmış çançanların altından geçmemiş çocuk var mıdır?
***
Doğduğum günden, evlendiğim güne kadar Hürriyet Caddesi`nde, yani şimdiki yürüyüş yolunda yaşadım ben.
Muhtemelen, hayatımda duyduğum ilk ses çançan sesidir.
Yaşantım boyunca yaptığım tren yolculuğu, bir elin parmakları kadar olmasa da,
İstasyonlar bana her zaman kasvetli ve sıkıntılı gelse de
Demiryollarıyla aramda, adı konulmamış bir bağ var.
Çünkü tren demek, çocukluğum demek…
***
Balkona oturup, şimdi trafiğin sinirlerimizi felç ettiği o caddeden geçen tek tük arabaları saydığımı da hatırlıyorum;
Yıllar yılı kapımızın tam önüne kurulan perşembe pazarını da…
Değişimin normal ve hatta gerekli olduğunu kabul ediyorum elbette ama
Çocukluğuma ait renk, ses ve kokulara öyle takılıp kalmışım ki,
Belki de bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bildiğimden,
Yeni uygulamaları biraz zor kabul ediyorum.
Tekel binası yanalı kaç sene olmasına rağmen,
Adres verirken hala “Tekel binasının arkası” gibi, belli bir yaşın altındakilerin anlayamayacağı tarifler kullanmamın nedeni de bu olsa gerek.
Eğer yanmamış olsaydı, İzmit`in bu günkü modern yüzüne hiç yakışmayacağını bilsem de,
Tekel`in ispirtoyla karışık tütün kokusunu çok özlediğimi itiraf etmeliyim. 
***
Özlediğim başka şeyler de var…
Kaç kişi hatırlar bilmiyorum ama
Ulugazi İlkokulu`nun ön bahçesinde bulunan süs havuzlarının içinde yüzen kırmızı balıkları da hiç unutmadım.
O balıklar, her zaman pis olan o suda, ben mezun olana kadar yaşamayı başarmışlardı.
Bugün bahçesi plastik oyun parklarıyla dolu okulları görünce,
Havuzunda balık beslenen bir okul fikri, çok nahif görünüyor gözüme…
***
Çocukluğumun sahnesi, benimle birlikte değişmeye devam ediyor.
Şimdi eski mahallemle ilgili yeni bir proje söz konusu:
Yürüyüş yolu taşıt trafiğine kapanacakmış.
Yeni yeni açılan kafeler ve şık dükkanlarla günden güne daha modern, hareketli bir hale gelen yürüyüş yolu;
Taşıt trafiği derdi ortadan kalkarsa, son derece keyifli bir yer olur diye düşünsem de; fikir bana biraz ütopik geldi. 
Hali hazırda bile sahip olduğu araçları kaldıramayan ve İstanbul trafiğine rahmet okutacak hale gelen İzmit trafiği,
Bu iki cadde de kapatılırsa ne hale gelir hiç tahmin edemiyorum.
***
Söylenen o ki, yürüyüş yolu trafiğe kapatılınca Şehir içi trafiği ring servisleriyle sağlanacakmış.
Yani, İzmit`in doğusundan şehre gelmek insanlar otogardan;
Batısından gelmek isteyenler ise Sekapark tarafından servislerle taşınacakmış.
Özel araçlar içinse merkeze yakın bir yerde çok büyük ve ücretsiz bir otopark yapılacakmış.
***
Konu henüz proje aşamasında ve hayata geçmeden önce, İzmit`te onbin kişilik bir anket yapılıp, halkın görüşleri de alınacak.
Diyorum ki;
Bizim eve gelecek olan anketör arkadaşım hiç zahmet etmesin; ben buradan fikrimi direk söyleyeyim:
Şimdi, bu yürüyüş yolunda evi ve evinin altında otoparkları olan kişiler;
Bu otoparkları sosyal tesis haline getirebilirler. Çünkü duruma bakılırsa, onlar için yapılabilecek pek bir şey varmış gibi görünmüyor.
Ama mesela, yürüyüş yolunda hizmet veren bir sürü kuaför ve onlara gelen birçok gelin adayı var.
Bu gelinler kuaförlere gelmek için ring servislerine mi binsinler?
Yoksa, gelinlikleriyle yürüyüş yolunu boydan boya yürüsünler mi?
Peki, yaşlı, hasta, özürlü, hamile, küçük bebeği olan insanlar için bu sistem biraz zor olmayacak mı?
***
Düşündüm de;
Şu ring servisinin yanında biraz daha şık, romantik hatta nostaljik bir alternatif daha olsa, nasıl olur acaba…
Mesela, çocukluğumuzdaki gibi, yürüyüş yolunda yine rengarenk faytonlar çalışsa…
Hem keyifli kısa yolculukların tadına yeniden varsak,
Hem şehrimize biraz daha renk katsak,
Hem de ülkemizde, birkaç bölge dışında tamamen ölmüş olan ‘faytonculuk` mesleğine elimizi uzatsak…
***
Şöyle bir düşünsenize;
Bir kaldırım kafesinde kahvenizi yudumlarken, kulağınızda nal seslerinin melodisi…
Başınızı çevirdiğinizde faytonun püsküllü, süslü, püslü nostaljik görüntüsü…
Gide-gele ahbap olunan faytoncuların sohbeti…
***
Çok şey mi istedim?
Diğerlerinin geri gelmeyeceğini biliyorum…
Ama belki çocukluğumun faytonları geri gelebilir diye düşündüm.
Hayali bile güzel geldi.
Keşke…

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter
Twitter

KENT REHBERİ