KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.8446 TL
  • 6.5735 TL
  • 7.5946 TL
Kocaeli Zirve
İşportacılıktan mağaza zincirlerine
İşportacılıktan mağaza zincirlerine
Yaşam
08 Ekim 2010 Cuma 18:48
  • 5697
  • 4

İşportacılıktan mağaza zincirlerine

Kocaeli’nin Yükselen Değerlerinde bu hafta, İzmit’te bulunan N CITY Alışveriş merkezinin ve KİMLİK Mağazalarının sahiplerinden olan NECMETTİN KAYATÜRK’ü konuk ettik.

Necmettin Bey, doğulu ve kalabalık bir ailenin çocuğu. Doğu insanının çalışkanlığı onda da mevcut. Yoksa öğretmenlik gibi güzel fakat tek düze bir mesleği terk etmek, herkesin kolay verebileceği karar değil. Ticarette sürekli üretkenlik yaparak yükseldiğini görmenin keyfi, bir memuriyette olamayabiliyor. Tabii, öğretmenlik gibi kutsal bir mesleğin hazzının hiçbir meslekte bulunamayacağı da net bir gerçek. Öğretmenlik ve ticaret arasındaki keskin çizgide hiç zorlanmadan ticareti seçmiş Necmettin Bey. Belli ki, bu onun tutkusu. Öyle olmasaydı eğer, günümüzde yok olmaya yüz tutmuş bir alışveriş merkezini, tekrar cazibe merkezi haline getirebilir miydi?
Bu ancak heves ve azimle yapılacak şeydir. Eski adıyla bildiğimiz Gulfstar, şimdiki adıyla N City, tekrar Kocaeli halkına geri kazandırılmış şık görüntüsüyle göz dolduruyor. Kocaeli gibi yüzölçümü bakımından küçük fakat potansiyel olarak büyük bir kentin çok fazla alışveriş merkezine boğulduğunu düşünsem de, N City, şehrin merkezinde iyi bir kazanımdır. Alışveriş merkezlerinin fazlalığı nedeniyle, yenilikleri çok çabuk eskittiğimizi, tükettiğimizi düşünüyorum. Bu nedenle sürekli yenilenmek gerektiği fikrimi Necmettin Beyle de paylaştım. Ancak o kendinden ve yaptığı işten son derece emin şekilde, N City`nin kalıcı olacağını ifade ediyor.
İçimizden “Kim bu eski alışveriş merkezini hayata döndüren” diye soranlar için, tüm sorulara cevap aradık. Tatminkar cevaplar aldık. Zaten yapılan iş de ortada. Umarım ilimiz için kalıcı kazanım olma yolunda hızla ilerleyen bir yer olur. Genç iş adamı Necmettin Bey`e tekrar “ilimize hoş geldiniz” der, N City`nin ışıklarının sonsuza dek sönmemesini dilerim.

 

Necmettin Bey, sizi tanıyabilir miyiz?
Biz kocaman bir aile şirketiyiz, kökenimiz Van`dır. 1977 yılında doğdum. Yedinci sınıfa kadar Van`da okudum. Köyümüzde okul olmadığı için Van`da merkeze bağlı yatılı okulda okuduk. Sekiz kardeşiz; beş kız, üç erkek. Hepimiz üniversite mezunuyuz. Aile şirketiyiz ama sadece kardeşlerden ibaret değil ailemiz. Amca çocuklarımızı da kardeş görürüz. Küçük kız kardeşim hariç, hepimiz evlendik.
Çocuğunuz var mı peki? Nerede ikamet ediyorsunuz?
Üç tane kızımız var. Büyük kızım Ankara doğumlu 10 yaşında adı Beyza, ortanca kızım Rübeyda Bursa doğumlu, küçüğün adı Dilara o da Kocaeli doğumlu. Memur değiliz ama işimiz gereği dolaştığımız için çocuklarım da farklı illerde dünyaya geldi. Şimdi Kullar`daki, Kolaylı sitesinde oturuyoruz.

İNŞAATÇILIK KADERİMİZ OLMASIN

Van`dan ne zaman ve niçin ayrıldınız?
İş imkanımız pek olmadığı için, 90`lı yıllarda Van`dan ayrıldık. Ankara`ya geldik. Doğudaki insanların iyi inşaat ustası olması gibi bir olgu vardı. Ama biz dedik ki, “İnşaatçılık bizim kaderimiz olmasın. Biz ticaretle uğraşacağız ama nasıl olacak?” Derken, işportacılığa başladık.
Bu işin mayasını işportacılıkla tuttunuz öyle mi?
Evet, ilk olarak imkanlar nedeniyle okuyamamış üç beş tane ağabeyimiz inşaatlardaydı, ayrıca işportacılık yapıyorlardı. Biz de özellikle yaz tatillerinde onlara destek olmak amacıyla yanlarına İstanbul`a gidiyorduk. Daha sonra Ankara`da pazar yerlerimiz olmaya başladı. En büyük sermayemiz, birlik ve beraberliğimizdi. 5, 6 tane amca çocuğu bir araya geldik. Kimi üç, kimi dört kardeş, çok ciddi bir beraberlik ve dürüstlük vardı. Halen de öyledir. Pazar ortamında birkaç yerimiz, sonra panayırlar, daha sonra kıyı kenar mağazası derken epey yol aldık.

TÜRKİYE`DE 32 KİMLİK MAĞAZASI VAR

Pazar ortamından mağazacılığa geçişiniz nasıl oldu peki?
1997 yılında ‘Tiffany` mağazaları batmıştı. Biz onların Ankara`da birkaç tane yerini aldık. Böylece mağazacılık anlayışına başladık. Sonra 1999 yılında Ankara`da ‘Vakko`nun bir yeri vardı. Orayı boşaltınca biz aldık. Asıl profesyonel mağazacılığımız orada başladı.
Bugüne kadar sadece Ankara içinde mi varlık gösterdiniz?
Biz 2004 yılında Ankara dışına açılma kararı aldık. İlk olarak Bursa`da otuz bin metrekare üzerinde yekpare bir KİMLİK mağazası açmıştık. Ailemiz beni oraya uygun gördü ve oranın başına geçtim. Orada çok güzel bir noktaya geldik ve hala en iyi mağazalarımızdan bir tanesidir.
KİMLİK tamamen sizin ailenize ait bir marka mıdır? Başka nerelerde KİMLİK mağazanız bulunuyor?
Tamamen bize aittir. İsim olarak da, mağaza olarak da. Hiç kimseye bayilik de vermedik. 2008 ile beraber global bir kriz yaşandı. Türkiye`de bu krizden haliyle nasibini aldı. Biz o yıl hiç yatırım yapmadık. 2004`te Bursa`da mağaza açtıktan hemen sonra, Malatya, Antalya, Eskişehir, Kayseri, Gaziantep, Şırnak Silopi, Kars, Bingöl, Batman, Erzincan, Diyarbakır, Erzurum`a açtık. 2006`da N City`de Kocaeli`ye açtık. Türkiye`de 32 tane KİMLİK şubemiz mevcut.

KUZEY IRAK`TA DOKUZ ŞUBE

Yurt dışına açıldınız mı peki?
Evet, 2008 yılında Kuzey Irak`a yatırım yapma kararı aldık. Orada Erbil, Süleymaniye ve Dohuk`ta dokuz tane mağaza açtık. Oradaki adı MAXİMAL idi. Hiç bir mağazamız beş bin metrekarenin altında değil.
Niçin başka bir yer değil de, Kuzey Irak`a yatırım yaptınız?
Kuzey Irak`ta ciddi bir yatırım açığı vardı. Şu anda bile birçok Türk iş adamı orada yatırımlar yapıyor. Türkiye`ye göre avantajları da var. Yani bir KDV problemi yok, gümrük yok, post cihazı yok, nakit ciddi bir tüketim vardı. Biz oradan gayet memnunuz.
Siz Kuzey Irak`ta işin başında bulundunuz mu Necmettin Bey?
Şimdi biz aile şirketi olduğumuz için, 2009 yılında bir yılda 9 tane büyük mağazamız oldu. Türkiye`de 20 yıldır çalışıyoruz, ancak daha 20 mağazamız var. “Kuzey Irak`a seni vermek zorundayız” deyip beni kandırdılar. Tabii, şirkette görev verilince itiraz şansımız yok. Öyle uygun görülmüşse, gidip gereğini yapmak lazımdır. Gittim ve 10 gün dolaştım, fizibilite yaptım. Fakat Kocaeli`deki N CITY ile ilgili gelişme olunca tekrar buraya geldim.

N CITY`NİN TAMAMINI ALDIK

Ne oldu N CITY`de, şimdi niçin buradasınız?
N CITY`nin yarısı bizim, diğer yarısı ortaklarımızındı. Burada yönetim de onlardaydı. Ciddi bir uğraş vermişlerdi. Ankara`da bir alışveriş merkezi açmışlardı. Sonra dediler ki, “Ya arkadaş biz yapamıyoruz, burayı satacağız”. Çok da iyi insanlardı. “Madem satıyorsunuz biz alalım” dedik ve aldık. Aile bu sefer dedi ki, “Burada çok büyük bir alışveriş merkezi var, güzel bir nokta, sen oranın başına geçeceksin dediler ve buradayım şimdi.
O zamanki görüntüsünden eser kalmamış görüyor. Büyük emek verildiği belli?
Ben ilk geldiğimde büyük hayal kırıklığına uğradım doğrusu. Alt yapı çok kötüydü. Krizle beraber alışveriş merkezinin yüzde otuzu boşalmıştı. Esnafın morali çok bozuk, sinemalarda çatılardan sular akıyor… Önce kendimi tanıtmadım esnafa. “Ya burayı KİMLİK grubu almış, Necmettin adında biri geliyormuş, çok gaddarmış” falan diye konuşuyorlar. Tabii, ben kendimi tanıtınca daha çok moralleri bozuldu. Herhalde yaşımın genç olmasından kaynaklı idi. “Bu mu burayı düzeltecek” demişler. Ben de çok iddialı sözler verdim. Bir yıl içinde olacak farkları anlattım ama onların yüz ifadesi, çok abarttığım yönündeydi, haklıydılar da. Çok sözler verilmiş ama hiç biri yapılmamıştı.

ÜNLÜ MARKALAR N CITY`DE

Şimdi epey ünlü markalar N CITY`de yerini almış gözüküyor. Bunu nasıl başardınız?
Nasıl ki, bir eve gittiğimizde ilgimizi çeken ilk yer mutfak ve WC ise, burada da ilk onlardan başladım. Çatısını falan yeniledim. Ciddi masraf yaptım. Bir gün dahi izin yapmadan çalıştım. Epey efor sarfettim ama meyvelerini almaya başladım. İzmit`in İstanbul`a yakın olması nedeniyle bazı markalar buraya gelmiyor. Benim hedefim de markayı İzmitlinin ayağına getirmekti. Çünkü potansiyel olarak Türkiye`nin önde gelen şehirlerinden. İlk olarak, e-bebek mağazasını, Çağrı Hipermarketi, Kent Elektroniği getirdim.

KIZIMIZI ALIN DEDİM

Tam da bunu soruyorum aslında. Burası “Gulfstar” adıyla İzmit`in ilk alışveriş merkeziydi. Yani İzmitlinin ilk göz ağrısıydı. Depremle beraber yok oluş sürecine girdi. Ardından diğer alışveriş merkezleri açıldı ve burası unutuldu. Şimdi tekrar nasıl cazibe merkezi olabildi?
Biz Anadolu insanıyız. Mesela kızımız kaç yaşına gelirse gelsin, “Burada kızımız var, gelin alın” diyemeyiz. Tabiri caizse, ben bu tabuyu kırdım. Benim gözümde burası bir kız ve ben bu kızı vermek istiyorum. Eş adaylarını beklemedim, bizzat ayaklarına gittim ve kızımızı gösterdim. Telefon konuşmaları ve ziyaretlerle bunu sağladım. Bu insanlar da güvendiler. Çok da kuralcı davranmadım. Adil Işık`ın yanı sıra, Polo, Rodi Mood, Pierre Cardin gibi markalar yerleşti. Ayrıca, yerel markalara da yer vermek zorundaydım. Engin kuyumculuğu getirdim. Buraya çok şık bir dükkan açtı. Özsar iskenderi getirdim. Ticaretin dili, dini, ırkı yok, herkesi kucaklamalı deyip, Tekbir giyimi getirdim. Temizlik firmamızı da derhal değiştirdim. Alt yapısını düzelttik, engelliler için yollar, kapılar yaptık.
Hali hazırda yeni gelen mağazalar olduğunu duyduk. Bu devam edecek mi?
Tabii, devam ediyor zaten. Mesela İzmit`te ilk ÖZSÜT`ü biz getirdik. Cosmo Store, Simit Sarayı, altı boyutlu sinema getirdik. Esse mutfak ve Sabir Özel mağazası gelecek. Bu arada terası açtık ki, insanlar Körfez manzarasında rahatça oturup dinlensinler. Geriye baktığımızda, “Attığımız taş kuşa değiyor mu?” dediğimizde, para kazanmadığımızı söyleyebilirim. Tam tersi, varımızı, yoğumuzu yatırdık. Kazanacaksak ilerde kazanacağız, evvela burayı yapmamız lazımdı.

CEM ŞAKOĞLU`NDAN KENT SOFRASI

Yeni duyduğum kadarıyla “Kent Sofrası” adında bir restaurant N CITY`de hizmete girecekmiş, doğru mu?
Doğru, şu anda yapımı tamamlanmak üzere. İzmit`te geniş kesim tarafından tanınan Cem Şakoğlu`na ait lüks bir yer olacak. Cem Bey, kaliteli yapısıyla hakikaten buraya çok şey katacaktır.
N CITY`de yapacaklarınız bitti mi, başka yenilik olacak mı?
Şu ana kadar çok şey yaptık. Baktığımızda ziyaretçi sayısında ciddi artış var, bu mağazaların cirolarına da yansıdı.  Yapacaklarım daha bitmedi. Yılbaşında tavan değişecek, zemin komple değişecek, dışarıya palmiyeler getirilecek. İstiyorum ki, önce burada faaliyet gösteren firmalar kazansın. Onun için kira fiyatlarımızı da esnek tuttuk. Sonra biz kazanırız. Onlar gülmeyince biz gülemeyiz.

2043 YILINA KADAR N CITY BİZİM

N CITY`de kaç tane dükkan bulunuyor? Kaç kişiye istihdam sağlıyorsunuz?
100 tane dükkan var ve tamamı dolu. Mesela sırada Zara, Mango, Boyner gibi markaları buraya getirmek var. Boyner ile ciddi dirsek temasındayız. Yer bulamazsak, “KİMLİK mağazasına yer aç” deriz. Türkiye`deki KİMLİK mağazaları olarak baktığımızda iki bin civarında insan çalışıtırıyoruz. N CITY`deki tüm dükkanları saydığımızda sekiz yüz kişinin çalışmasına aracılık ediyoruz diyebilirim.
N CITY`nin size aidiyetlik prosedürü nedir, yap-işlet modeli mi yoksa devren kiralama mı, yani ne kadar zaman buradasınız?
Depremden önceki belediye başkanı Sefa Sirmen kazandırmış burayı halka. O zaman ki adı Gulfstar`dı. Depremle beraber işler geriledi, dükkanlar boşaldı. Burası adeta terkedilmişti. Gulfstar olarak açılan bu yer, yap-işlet devret modeliyle 49 yıllığına o zamanki sahiplerine verilmiş. Biz de aynı şekilde onlardan devraldık. Yani kullanım süremiz 2043 yılına kadardır.

EDEBİYAT ÖĞRETMENİYDİM

Necmettin Bey, ‘İlköğretimi yatılı okudum` dediniz ama araya bir sürü şey girdi. Eğitim düzeyiniz nedir?
Biz ailece okumaya çok önem veririz. Yol yoksa kağnıyla gidip gelirdik. Yatılı okudum ben. Allah devletimize zeval vermesin, tüm eğitim ihtiyaçlarımızı karşılıyordu. Hatta harçlığımıza kadar veriyordu. İki ayda bir evimize giderdik. O zamanki öğretmenler çok idealistlerdi. Bir anne-babanın yapamayacağı fedakarlıkları yapıyorlardı. Hepimiz okuduk şu anda ailemiz içinde elektrik mühendisi, inşaat mühendisi, tıpçı, fizik, tarih, kimya okuyan var. Ben de Gazi Üniversitesi Edebiyat Öğretmenliği mezunuyum.
Ne diyorsunuz Necmettin Bey? Bunu şimdi mi söylüyorsunuz bize?
Evet, ilk olarak 2000 ve 2005 yılları arasında edebiyat öğretmenliği yaptım. Beş yıl kadar sonra memuriyetten ayrıldım.

TİCARET AĞIR BASTI

Öğretmenlik çokta kutsaldır. Öyle hemen bırakılası bir meslek değildir. Siz bu zor kararı nasıl ve niçin verdiniz?
İşin açıkçası iki şey vardı önümde o zamanlar. Ticaret mi, siyaset mi? O anlarda siyasete meraklıydım. Hep şuna inanırdım. İyi bir siyasetçi, iyi bir bürokrattan oluşur. Önce bürokrasiyi öğrenmek istedim ve bunun için devlette çalışmak istedim. Öğretmen olarak başladım, müdür muavini olarak devam ettim. Hatta Milli Eğitim Bakanlığı`na uzman olarak çağırıldım fakat gitmedim.
Demek ki ticaret olgusu daha ağır basmış sizde?
Ticaret ağır bastı doğru. 2005 yılında Bursa`daki mağazamız açılınca, ailem orayı idare etmemi istedi ve istifamı verdim.
Az önce ticaret mi, siyaset mi dediniz. Siyaset işine açıklık getireceksiniz umarım?
Siyasette her hangi bir partiye bağlılığım ya da üyeliğim yok. Ama siyaset yapmak istiyordum. Siyaseti hizmet etmek için istedim. Bunun için doğru yer neresidir? hiç oraya gelmeden ticareti seçtim. Memuriyeti de bilhassa bürokrasiyi öğrenmek için yaptım. Ama kısa sürdüğü için bürokrasiyi tam çözemedim.

SİYASETİ İLERİDE DÜŞÜNEBİLİRİM

Peki, bundan sonra siyaset yapmayı düşünür müsünüz?
Sanmıyorum. Ticaret gayet iyi.
Siyaset bir iş değil ki, ‘Ticareti seçtim` diyesiniz. Aksine, ticarette güçlüyseniz, siyaset daha rahat yapılıyor diye biliyorum?
Yani büyük lokma ye, büyük söz konuşma demişler. Şu an bir siyasi partiye üyeliğim yok ama yarın öbür gün biz de gidip ”Sizinle çalışmak istiyoruz” diyebiliriz. Ya da bir partiden bize teklif gelirse o anki kararımız ne olur bilemiyorum.
Bir ticaret insanı olarak, hakikatten Türkiye söylendiği gibi krizler ülkesi oldu mu?
Bizim sorunumuzun tamamen psikolojik olduğunu düşünüyorum. ‘Kriz var, kriz var!` diyerek kolaya alışıyoruz. Kısa yoldan köşeyi dönmenin peşinde olanlar var. Böyle bir şey yok. Benim felsefemde başarılı olmanın üç kriteri vardır. Bunlardan biri çok çalışmak, ikincisi, yenilikçi olmak, üçüncüsü ise mütevazı olmak. Bunlar olunca başarı kesinlikle vardır.

EKONOMİK KRİZLER PSİKOLOJİK

Ülkemizin şu anki gidişini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Baktığımız zaman hakikaten bir terör sıkıntısı var. Ekonomimize de çok ciddi zarar veriyor. Beterin beteri vardır derler ya; dışarı baktığımda şu anda Türkiye`de olmaktan mutluyum. İnşallah daha güzel günler gelir. Bunun için de çalışmak ve çalışmak lazım.
Siz çocuklarınıza erken yaşta çalışmayı öğretecek misiniz peki?
Elbette öğrenecekler. Bunun güzel de bir örneğini gördüm. Bursa`da Özdilek mağazalarının sahibi Hüseyin Bey vardı. Onun çocuğu okuldan gelir, mağazada temizlik yapar, personelle yemek kuyruğuna girerdi. Paranın nasıl kazanıldığını öğrenmesini sağlardı Hüseyin Bey. Yoksa o çocuk her şeyi çok kısa sürede tüketir. Hatta Rus bilim adamının bir sözü vardı. Diyor ki; “Dede iş adamı, oğlu playboy, torun dilenci” Hakikatten öyle. Dede çok çalışıyor, ter döküyor kazanıyor. Ama kendisinden sonraki nesline oğluna bunu anlatamıyor. Oğlu har vurup harman savuruyor. Ondan bir sonraki kuşak olan torun, dilenci konumuna geçiyor. Buna çok dikkat etmek lazım. Bu da bir eğitimdir,  hem de çok ciddi bir iştir.

BİZİM KOCAELİ MEMNUN EDİYOR

Kısa süredir ilimizdesiniz ama kalıcı olma yolundasınız. Artık Kocaeliliyim diyecek misiniz?
Henüz bir yıldır buradayım. Doğduğun yer değil, doyduğun yer demişler. Burada olduğum müddetçe Kocaeliliyim. Kocaeli`ye katma değer olarak üzerime düşen neyse seve seve yaparım. Halkını seviyorum. Sevgiye layık şirin bir il olarak görüyorum. Yoğunluğumdan dolayı çok gezemedim fakat harika yerleri olduğunu duydum.
Söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Söylemek istediğiniz sözleriniz var mı Necmettin Bey?
Öncelikle Bizim Kocaeli Gazetesini çok iyi bir medyacılık anlayışı yaptığı için takdir ediyorum. Güngör Arslan, ağabey kadar sevdiğim bir insan. Yakinen tanışıp, görüşüyorum. Hakikatten çok iyi bir hizmet veriyor. Türkiye`de üç tane zor iş vardır. Biri ticaret, biri siyaset, biri de medyacılıktır. Her bir mesleğin ilgi alanı insandır. İnsanı memnun etmek de kolay değil. Bu memnuniyeti Bizim Kocaeli çok iyi sağlamış durumda. Öncelikle onları ve sizi tebrik ediyorum.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ