KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 6.1454 TL
  • 6.8452 TL
  • 7.7628 TL
Kocaeli Zirve
Kocaeli’nin dört yapraklı yoncası
Kocaeli’nin dört yapraklı yoncası
Yaşam
23 Aralık 2011 Cuma 14:31
  • 3442
  • 9

Kocaeli’nin dört yapraklı yoncası

Bir ev düşünün… Tam içeriye girip koltuğa otururken, kocaman açılmış bir çift meraklı gözün masanın altından size baktığını fark ediyorsunuz.

Bir başka bebek kıvır kıvır saçlarıyla sehpanın altından çıkıveriyor, diğer ikisi ise koridorda son hızla emekleyerek size doğru yarış ediyor…
En sonunda dördü bir araya geliyor ve şenlik başlıyor!
Biri ağlıyor, biri gülüyor; biri oyuncağı çekiştiriyor, diğeri bağırıyor; biri kucağınıza tırmanıyor, öbürü fotoğraf makinesinin peşinde…
Polis memuru Gökhan Kaplan ve henüz 25 yaşındaki güzel eşi Özgül Hanım`ın, 11 aylık dünya tatlısı dördüzlerinden bahsediyorum.
Bir solukta ülkemiz nüfusuna hatırı sayılır bir katkı sağlayan bu güzel aileyi ve bebeklerini o kadar çok sevdim ki,
Haber yapmak için gittiğim evlerinde, vaktin nasıl geçtiğini anlamadan akşamı ettim; yine de onlara doyamadım…
İşte, Kaplan ailesinin evinde 4 yapraklı yonca gibi açan Muhammed Ali, Hüseyin Ali, Hasan Ali ve Zehra Nur`un sıra dışı hikayesi…


 

Özgül Hanım, kaç yıllık evlisiniz?
4 yıllık evliyiz. Ben Iğdırlı`yım; eşim polis memuru, Iğdır`da şark hizmetini yaparken tanışıp evlendik.
 

Ve 3 sene sonra da bebekleriniz oldu… Tedaviyle mi hamile kaldınız?
Hayır, tamamen normal yolla hamile kaldım.
 

4 bebeğe birden hamile kaldığınızı öğrendiğinizde büyük bir şok yaşamış olmalısınız…
Ailemde ikiz bebekler olduğu için ben de ikizlerim olabileceğini düşünüyordum. Aslında şokun büyüğünü doktorum yaşadı. Beni muayene ederken birden çığlık atmaya başladı ve diğer doktorları odaya çağırdı. Ben bebeklerin ikiz değil dördüz olduğunu sonradan anladım.

SAYILARINI AZALTMAYI KABUL ETMEDİM

O anda tam olarak ne hissettiniz?
Doğrusu, pek sevinemedim çünkü doktorlar bunun pek de iyi bir şey olmadığını, çocukların özürlü doğma ihtimalinin yüzde 99 olduğunu söyledi. Normal yolla hamile kalınan dördüz bebeklere, 500 binde bir rastlanıyormuş. 
 

Bildiğim kadarıyla bu tip çoğul gebeliklerde, bebeklerin bir ya da bir kaçının yaşamına anne karnında son veriliyor. Doktorlarınız size bu ihtimali söylemedi mi?
Tabii ki söylediler ama bu benim kabul edebileceğim bir şey değildi. Hangisini, nasıl öldürebilirdim ki… Allah`a çok şükür hepsi de sağlıklı dünyaya geldi.
 

Bu arada, hamile kaldığınızda Iğdır`da yaşıyordunuz değil mi? Yolunuz nasıl İzmit`e düştü?
Iğdır`da yaşıyorduk ama kontroller için sık sık İstanbul`a geliyorduk. Ancak uçakla geliş-gidişler ve özel hastane masrafları bizi çok zorluyordu. Hamileliğimin 4. ayında rahatsızlandım. Bir erken doğum halinde Iğdır`da kuvöz de yoktu. Baktık olmayacak, eşim orada kaldı, ben İzmit`teki bir akrabamın yanına gelerek kontrollerime burada devam ettim. Eşimin İzmit`e tayini, ancak bebeklerin doğumundan sonra gerçekleşti.

HEPSİNİN HAYATİ RİSKİ VARDI

Bebekler kaç aylık doğdu? Doğum zor oldu mu?
7 aylık doğdular. Epidural sezeryanla dünyaya geldiler. Doğumun pek zor olduğunu söyleyemem ama sonrası zordu. Bu arada yeri gelmişken doktorlarım Kazım Gündoğdu ve Erdinç Gözcü`ye de teşekkür etmek istiyorum. Bana gerçekten çok yardımcı oldular, psikolojimin bozulmaması için ellerinden geleni yaptılar.
 

Doğumdan sonra hemen eve gelebildiniz mi?
Tabii ki gelemedik. Bebekler çok küçüktü ve hepsinin hayati riski vardı. Hemen kuvöze aldılar; en az kuvözde kalan bebeğim, 1 ay kaldı. Hüseyin Ali`yi ise tam 124 gün sonra evimize getirebildik.
 

Yani lohusalığınız hep hastanede geçti…
Aynen dediğiniz gibi oldu Zeynep Hanım… Saçıma bir kırmızı kurdele bağlayıp lohusa yatağında yatamamak, içimde ukde kaldı. 4 bebek dünyaya getirdim ama hiçbirini doya doya emziremedim. Sıkıntılı günlerdi…

EŞİM BİLE YANIMDA DEĞİLDİ

Bebekler kuvözden aynı anda çıkmadıklarına göre, eve de tek tek geldiler, değil mi?
Evet, hepsi sırayla geldi ama Hüseyin Ali`ye çok hasret kaldık. O eve geldiğinde, bebekler 4 aylık olmuştu.
 

Özgül Hanım inanın, dördü de eve geldikten sonra bakımlarını nasıl sağladığınızı sormaya korkuyorum…
Aslına bakarsanız, bebekler eve teker teker geldiği için ben de yavaş yavaş duruma alışmıştım. Önce bir çocuğa, sonra iki çocuğa, sonra üç ve en son dört çocuğa birden bakmayı öğrendim.
 

Yanınızda size yardımcı olacak hiç kimse yok muydu yani?
İlk 3 ay eşim bile yoktu; henüz İzmit`e tayin olmamıştı. Ailelerimiz doğuma geldi ama onlar da çok yaşlı ve bakıma ihtiyaçları var. Doğumdan sonra evlerine döndüler.

‘KALK BORUSU` HİÇ SUSMUYOR

Eşiniz bile yanınızda değilken, bu kadar çocukla nasıl başa çıktınız, Özgül Hanım?
İnanın, çok zor oldu. Düşünsenize, evde üç bebek var ve biri de hastanede. Evdekilere bakmak bir derece ama Hüseyin Ali`yi görmek için hastaneye giderken 3 çocuğu ne yapacağımı bilemiyordum. Her ne kadar sağlıklı doğmuş olsalar da normal bebekler gibi değillerdi, tabii… Mesela, mama yerken ya da ağlarken bir anda nefesleri kesilebiliyordu. O zaman hemen hastaneye gitmek gerekiyordu. Çok sıkıntılı zamanlarım oldu…
 

Ama şu anda son derece sağlıklı, zeki ve çok sevimli görünüyorlar. Yaşıtlarından bir farkları yok gibi…
Çok şükür, iyiler. Evet, akranlarıyla aralarındaki fark da kapanmaya başladı. 
 

Bir gününüz nasıl geçiyor, Özgül Hanım?
Biz de ‘kalk borusu` hiç susmuyor. Odaları askeriye koğuşu gibi. En geç sabah 05.00`te uyanmaya başlıyorlar. Ya mama istiyorlar, ya sevgi, ya da oyun… O saatten itibaren de hiçbiri aynı anda uyumuyor. Sonra bütün günüm mamalarıyla, alt değiştirmekle ve ihtiyaçlarını gidermekle geçiyor. 

3 SAAT UYURSAK, MUTLUYUZ

Biri ağlasa, onun sesine hepsi uyanır… Onları nasıl uyutuyorsunuz?
Hepsi sallanarak uyuyor. Birini ayağımda sallarken diğerini salıncakta uyutuyorum; bu arada öbür ikisini de yanımda oyalıyorum. Sonra sıra onlara geliyor ama en son bebek uyuyana kadar, ilk uyuyan uyanmış oluyor. Bu güne kadar dördünün birden uyuduğu hiç olmadı…
 

Gecede kaç saat uyuyorsunuz?
Eğer hiç uyanmadan 3 saat uyursak, mutluyuz; o gece çok uyumuş oluyoruz.
 

Peki, onlarla dışarıya çıkabiliyor musunuz?
Bu imkansız gibi bir şey… İki tane ikiz bebek pusetimiz var. Hem onlar, hem biz hem de dört çocuk arabaya bile sığmıyoruz. 2-3 ayda bir, en fazla alışveriş merkezine gidebiliyoruz ama onda da biri ağlıyor, öbürü acıkıyor,  diğeri altını pisletiyor. Anlayacağınız, bebeklerle dışarıya çıkmak pek de eğlenceli olmuyor.

TEK YARDIMCIM, EŞİM…

Eşiniz çocukların bakımı konusunda size yardımcı oluyor mu, peki?
Tek yardımcım o. Kısa süre öncesine kadar eşimin gece mesaisi de vardı. Hiç uyumadan eve gelip, yorgun argın çocuklarla ilgileniyor, çok yoruluyordu. O bana acıyordu, ben ona… Ama şimdi Sayın Valimiz, eşimin sabah 08.00, akşam 17.00 saatleri arasında bir göreve geçmesini sağladı; biraz rahat ettik diyebilirim. En azından akşam saatlerinde çocukların yükünü biraz hafifletebiliyor.
 

Özgül Hanım, bebeklerin bakımının sizi en çok zorlayan yanı ne?
Uykusuzluk ve yorgunluk. Bazen gerçekten tükendiğimi hissediyorum. Yine de onlar için psikolojimi düzgün tutmaya çalışıyorum. Çünkü sadece bakıma değil, sevgi ve ilgiye de ihtiyaçları var.

Yardımcınız da yok… Bebeklere bakarken ev işlerine yetişebiliyor musunuz, peki?

Benim, ‘dördüzlerim var, ev işlerini yapamıyorum` demek gibi bir lüksüm yok çünkü prematüre doğdukları için çocuklarımın bünyeleri hassas. Solunumla ilgili sıkıntılar yaşayabiliyorlar. Bu yüzden de evin her zaman temiz ve tozdan arındırılmış olması gerekiyor. 

YANLIŞLIKLA ZİLİM ÇALSIN

Bazen bunaldığınız olmuyor mu? Aileniz yanınızda olmasa da görüştüğünüz arkadaşlarınız, komşularınız var mı?
Hayır, hiç kimsem yok. Zeynep Hanım, inanın bazen birisi yanlışlıkla bile olsa zili çalsın da, bir insan yüzü göreyim diye dua ediyorum. Ne ben dışarıya çıkabiliyorum, ne de bana arkadaşlık edecek, dertleşebileceğim biri var. İnsan bazen, biriyle konuşup saçmalamaya bile ihtiyaç duyabiliyor. İzmit`te çok yalnızım. 
 

Özgül Hanım, bebeklerinizle ilgili hayalleriniz neler?
Onlarla ilgili ilk hayalim, 5 yaşına geldiklerini görmek. Çünkü o zaman hiç olmazsa tuvalet eğitimlerini almış olacaklar ve yemeklerini kendileri yiyecekler. İlerisi içinse hepsinin okuyup meslek sahibi olmasını istiyorum.

 

Dördüzlerin babası Gökhan Kaplan:

1 KİŞİ GİTTİM, 6 KİŞİ GELDİM

Gökhan Bey, hayatın insana neler hazırladığı hiç belli olmuyor. Dördüzler olmasaydı, yolunuz İzmit`e düşer miydi?
Herhalde düşmezdi… Ben Iğdır`a 1 kişi gittim, İzmit`e 6 kişi olarak geldim.
 

Dördüz babası olmak nasıl bir duygu? Özgül Hanım, kendisine çok yardımcı olduğunuzu söylüyor…
Zorlukları çok olsa da, harika bir duygu… Bizim burada hiç kimsemiz yok. Çocuklar doğduktan sonra Özgül çok hırpalandı. Ben çalışıyorum ama evden sonra iş yeri bana tatil yeri gibi geliyor. Eve gelince de onun yükünü hafifletmek istiyorum. Zeynep Hanım, hayatta her şeyi boş verebilirsiniz ama çocuklara ilgi göstermezseniz olmuyor.

KREDİ TAKSİTLERİNE YETİŞEMİYORUM

Gökhan Bey, yanlış anlamazsanız sormadan edemeyeceğim; millet bir çocuğa zor bakarken siz bir tek polis maaşıyla 4 çocuğa nasıl yetişiyorsunuz?
Yetişebiliyorum dersem, yalan olur. Masraflar bebeklerin dördüz olduğunu öğrendiğimiz andan itibaren arttı. Zaten daha yeni evliydik, borçlarımızı bitirememiştik. Üzerine Özgül`ün İstanbul kontrolleri, doğumu, çocukların hastane masrafları da eklenince çok zorlandık.
 

Nasıl altından kalktınız?
Kalkabildiğimi söyleyemem. Sürekli kredi çekmeye başladım. Bir bankadan çekip, diğerini kapatmaya çalıştım ama artık taksitlere yetişemiyorum. Ekonomik olarak epey zorlanıyoruz.

SAYIN VALİM İÇİMİ RAHATLATTI

Bu durum sizin de psikolojinizi etkilemiştir mutlaka…
Çok karamsardım ama geçtiğimiz günlerde Kocaeli Valisi Sayın Ercan Topaca bebeklerimizi ziyarete geldi. Bizimle çok nazik bir şekilde ilgilendi, bir baba gibi konuştu ve ekonomik olarak destek olacağını söyledi. O günden sonra içim o kadar rahatladı ki, bebeklerimi şöyle gönül rahatlığıyla ancak sevebiliyorum.
 

Dördüzlerin aylık masrafı ne kadar, Gökhan Bey?
Bir kere mama masrafları aylık bin 500 TL. Haftada 100`den fazla da bez tüketiyorlar. Aldığımız her şeyden 4`er adet alıyoruz. 4 beşik, 4 yürüteç, pusetler… Doktor masraflarını, giyimlerini hiç söylemiyorum bile…

 

KEŞKE BİR SPONSORLARI OLSA…

Çocukların bakımının yanında, ekonomik zorluklar da yoruyor Kaplan Ailesi`ni. Gökhan Bey şikayet etmekten imtina ediyor ama kredi taksitlerinden onu çok bunaldığı belli. Kocaeli Valisi Sayın Ercan Topaca`nın verdiği yardım sözü onu epeyce rahatlatmış ancak eksikler bitmiyor. Çocukların hepsinin kıyafete ihtiyacı var, ikisinin yorganı olmadığı için Özgül Hanım pikeleri üst üste örterek ısıtıyor bebeklerini. Hiç değilse mama ve bez giderlerini karşılayacak bir sponsorları olsa, Kaplan Ailesi çok rahatlayacak.
 

DÖRT BEBEKLE BAŞ BAŞA…

Kaplan ailesinin evinden döndükten sonra, tanıdığım bütün yeni annelerine aynı şeyi söyledim: “Sakın bir daha ‘Bebek beni yoruyor, uykusuzum, çok sıkıldım` demeyin.” Çünkü ben de dahil olmak üzere, çocuk büyüten hiçbir kadının Özgül Hanım kadar zorluk çekmediğine adım kadar eminim. Hayatında hiç bebek bakmamışken, birden bire prematüre doğan dördüzleriyle baş başa kalan bu gencecik annenin verdiği mücadele, gerçekten de insanüstü.
 

HEPSİ BİRDEN UYUDU!
Özgül Hanım`ı uykusuzluk, yorgunluk, ekonomik zorluklar bir yana, en çok yalnızlık bunaltmış. Birisiyle sohbet etmeye o kadar hasret ki, beni bırakmak istemedi. Benim de zaten gitmeye niyetim yoktu… Önce çocukları doyurup uyuttuk. Gökhan Bey`le beraber, üç kişi olunca hepsini aynı anda uyutmayı başarabildik. Bu bile onun için inanılmazdı. Koltuğa oturdu, etrafına baktı ve “Biliyor musunuz, Zeynep Hanım…” dedi,  “İlk defa hepsi aynı anda uyuyor.” 
 

HADİ, PİKNİK YAPALIM!
Tam gidecekken, Özgül Hanım “Bir de kahve içseydik” diye ısrar etti. Evden hiç çıkmadığını bildiğim için “Hadi o zaman” dedim, “Babaları beklesin, biz kahvelerle kurabiyelerimizi alıp aşağıdaki kameriyede piknik yapalım.” Gözlerindeki ışıltı ve kahveleri yaparken eşine, “Gökhan, heyecandan elim ayağım titriyor; dışarıya çıkacağım” deyişi, içimi burktu. Kapının önüne inmek, onun için büyük bir eğlenceydi.
 

“ÖZGÜL, EVE DÖNMEYİ UNUTMA”
Tepsimizi alıp aşağıya inerken, Gökhan Bey`in arkamızdan, “Özgül, eve dönmeyi unutma!” diye seslenişi bizi kahkahalar boğdu. Yaşadıkları tüm zorluklara rağmen birbirine destek olmaktan hiç vazgeçmeyen bu sevgi dolu çifti ve evin içinde çil yavrusu gibi bir dağılıp bir toplanan 4 meleği tanımaktan çok mutlu olduğumu özellikle belirtmek isterim.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter
Twitter

KENT REHBERİ