KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 6.0857 TL
  • 6.8088 TL
  • 7.7202 TL
Kocaeli Zirve
Onlara paydos zili çalmıyor..!
Onlara paydos zili çalmıyor..!
Yaşam
02 Aralık 2011 Cuma 16:04
  • 6964
  • 11

Onlara paydos zili çalmıyor..!

Yükselen Değerlerin bu hafta ki konuğu, daha doğrusu konukları, ÖZEL ATAFEN KOLEJİ’nin sahibi MEHMET TÜYSÜZ ve eşi İLTER TÜYSÜZ ile kurumun yöneticileri olan kızları BAŞAK ve BURÇAK TÜYSÜZ kardeşler oldu.

Bir solukta hepsini söylemek istedim çünkü her biri bir bütünün ayrılmaz parçalarını oluşturuyor. İki yıldan bu yana yaptığım röportajlarda, daha evvel hiç eğitim kurumunu sayfamıza konuk etmediğimizi geçtiğimiz öğretmenler gününde fark ettim. Bu arzuyla girdiğim düşüncede aklım beni hemen ATAFEN KOLEJİ`ne yönlendirdi. Çünkü kulaktan kulağa yapılan reklamlarda bu kurumun methini sürekli duyarım. Gözümde ulaşılmaz bir yer olarak canlandırdığım ve biraz da çekinerek gittiğim bu yerde tam iki saat kaldım. Sımsıcak bir aile ortamı bulacağımı aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Hal böyle olunca biz okulun kronolojik geçmişi, bugüne dek başarılarından çok, aile içinde ki görev dağılımından, onların ev ortamlarına kadar herşeyi konuştuk. Mehmet beyin büyük kızı Başak hanım özellikle bir noktaya dikkat çekti. Bunu şu sözlerle dile getirdi:
“Biz özel bir iş yapıyor gibi görünebiliriz ama devlet okulları daha iyi olsun, keşke daha iyi hizmet, daha iyi eğitim versin, herkes eşit eğitim hakkına sahip olsun. Biz kendimize yapacak başka bir iş her zaman bulabiliriz. Biz kendi okulumuz dışında dışarıda bir öğrencide yanlış bir şey gördüğümüzde bile, bir müdahale halinde oluyoruz. Eğitim kanımıza işlemiş” diyor.
Mehmet bey çocuklarına rol model olmayı başarmış fakat bu başarı öyle sanıldığı gibi kendiliğinden olmamış. Arkasında her konuda destekçisi olan naif eşi İlter hanımın katkıları yadsınamaz bir gerçek. Düşünün işte; hayatın özel anları dışında, iş ortamında bile sizi yalnız bırakmayan bir eş ve bir anne… son derece keyif aldığım sohbet sonrasında, okulun yemekhanesinde arı kovanı gibi vızıldayan çocukların sesleri eşliğinde yediğimiz keyifli yemek ise, beni okul yıllarıma aldı, götürdü. Başarılarına şaşırmadığım güler yüzlü bu aileye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Huzurlu kalın.


Mehmet bey, eğitim kurumu kurmak nereden aklınıza geldi?
Bu işin kuruluş safhası enteresan oldu. Esasında inşaat mühendisiyim. O zamanlar inşaatlarımız vardı, onlarla ilgileniyordum. O arada da büyük kızım Başak, Kocaeli Kolejine gidiyordu. Şimdi zaten kapanmış durumda. Biz de veli olarak gidip geliyoruz ama memnuniyetsizliğimiz vardı. Başak çokta başarılı bir öğrenciydi.
 

Bu memnuniyetsizlik sizi okul sahibi mi yaptı yoksa?
Onun gibi bir şey oldu. Biz okula gidiyoruz, geliyoruz fakat istediğimiz verimi alamıyoruz. O arada da öğretmen arkadaşlarımızla sıkıntılarımızı paylaşıyoruz. Yine öyle bir sohbet ortamında dediler ki; “siz niçin bir okul açmıyorsunuz?”
 

Ne zaman oluyor bu olay?
Bundan 20 yıl evveldi. Aklıma da yattı. Dedim tamam açalım, benim şurada böyle bir yerim var. Hep birlikte gelip baktık. Karar verdik yapalım dedik.

BİR KİŞİ DE OLSA OKULU AÇACAĞIM

üyük cesaret doğrusu?
Evet çünkü o zamanlar burada yol yok, iz yok. Ben böyle projeleri severim ve karar verdim mi de hemen olsun isterim. Zaman da çok kısıtlıydı. Siz karar verdiyseniz ben yetiştiririm dedim. Sekiz öğretmen arkadaşımızla başladık bu işe. Altı ay gibi kısa bir zamanda okulu eğitim dönemine yetiştirdik. Bir kişi de olsa bu okulu açacağım dedim. Böyle bir sloganımız vardı.
 

Kaç öğrenciyle başladınız peki?
İlk yıl 250 öğrenciyle başladık.O zamanlar ara sınıfları kaydedemiyorduk, sadece hazırlık ve lise birinci sınıflar vardı. Ona rağmen iyi bir sayıyla başladık.
 

Eğitim kurumunun sorumluluğu her işten farklıdır diye düşünüyorum. Bu anlamda risk almaktan çekindiğiniz oldu mu?
Eğitim olayı bize göre farklı bir sektör, farklı bir konseptti. Ancak risk almazsanız da bir iş yapamazsınız.
 

Mutlaka ama yaptığınız yapı konut değil elden çıkarasınız. Dükkan değil satasınız. Bir çiftliğin ortasıymış o zamanlar değil mi?
Evet ne konut ne dükkan değildi. O zaman aklıma gelen şey, spor kompleksiyaparım, Kocaelispor`da yöneticilik yapıyordum, olmazsa Kocaelispor`a tesisler yaparız diye düşündüm. En kötü ihtimalle o olurdu.
 

B planlarınız da hazırmış?
Tabi her ihtimali düşünmek zorundasınız. Sonuçta farklı bir alana açılıyoruz. Ne var ki mahçup olmadık. Beraber olduğumuz arkadaşlarımızla kafa kafaya vererek neler yapabiliriz? Daha önce gördüğümüz eksiklikler nelerdi? Tüm bunları yapmamak ve kaliteli eğitim anlayışıyla yola çıktık ve yirmi yılımızı doldurduk.
 

20 yıl oldu mu gerçekten?
Oldu evet ve nasıl geçti ben de anlamadım. ATAFEN KOLEJİ  kısa bir zamanda yerine oturdu, büyük başarılara imza attı. Gerek SBS, gerek ÖSS de olsun, yüzde yüzlere varan bir başarı oranıyla çalışıyoruz.

BİN ÖĞRENCİMİZ, 200 ÇALIŞANIMIZ VAR

Burada tam bir aile birlikteliğinin, dayanışmanın olduğu ortada. İki kızınız ve eşiniz sizinle beraber işleyişi sağlıyor değil mi?
Evet çocuklar büyüdü, yetişti ve bize yardımcı olmaya geldiler. Eşim İlter hanım; ilkokul bölümü müdür yardımcılığı yapıyor. Büyük kızım Başak, finans ve halkla ilişkiler müdürlüğü görevini sürdürüyor, küçük kızım Burçak, okulumuzun Eğitim Uzmanı olarak bizimle birlikte. Burçak hanım aynı zamanda yardımcı doçenttir. Hepimiz her konuda, her yerde olmaya çalışıyoruz.
 

Mehmet bey, çocuk eğitimi sizce zor bir iş mi?
Riskli bir iş çünkü işin ucunda çocuklar var. Asla hata kabul etmeyen bir iş. Uzaktan kumandayla olacak bir iş de değil. Mesela imalat işinde hata yaparsınız, söker atarsınız. Olmadı yenisini yaparım dersiniz ama bizim işimizin böyle bir lüksü yok. Bazen düşünmüyor değilim. Hakikatten çocuklara bırakılacak bir iş mi acaba? Çünkü riski fazla olan bir iş. Ama güzel taraflarını da görmemek mümkün değil.
 

Nedir mesela o güzel taraflar?
Mesela bakıyorsunuz bizim okulumuzdan mezun olmuş, gitmiş üniversite okuyup gelmiş ve bizde öğretmenlik yapıyor. Böyle 15 kişi var şu anda. Bu da insana keyif veriyor.
 

ATAFEN KOLEJİ, şu anda kaç öğrenciyle eğitim faaliyetini sürdürüyor? Ayrıca çalışan personel sayınız kaç kişi?
İlk başladığımızda 250 iken, şu anda bin civarında öğrencimiz bulunuyor. Ana sınıfından, liseye kadar eğitim veriyoruz. Çalışan kişi sayımız ise 200 kişiyi buluyor.
 

Özel eğitim kurumları arasında iddialı bir kurum olduğunuzu söyleyebilir misiniz?
Tabi ki iddialıyız, iddialı olmasak başarılı olamayız ki! Ben, yaptığım her işte iddialı oldum. Zaten başarılı olamazsak yapmam. Belli bir sayının altına düşersek, bırakalım derim. Öyle sayı giderek düşecekse, anında kapatırım bu okulu.

TAVUK ÇIKINCA İLK BEN YERİM

Dışarıdan duyumlarıma göre ATAFEN KOLEJİ gibisi yok diyorlar. Beni buraya getiren de kulaktan kulağa yayılan başarınız oldu zaten Mehmet Bey?
Çok teşekkür ederim, elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. İnanır mısınız? Burada tavuk yemeği çıktığında bile ilk ben yerim. Aman çocuklara bir şey olmasın derim. Kolay değil, insanların en ulvi varlıkları bize emanet.
 

İlçelerden de öğrencileriniz var mı peki?
Olmaz olur mu? Var tabi. Ta Gebze`den, Darıca`dan, Karamürsel`den, Gölcük`ten, hemen her ilçeden gelen öğrencilerimiz var. Onların servislerinin sağlıklı biçimde işlemesi, servis şoförlerinin itinayla seçilmesi, hepsi ayrı bir özen istiyor. O bakımdan riskli bir iş yapıyoruz.
 

Peki Mehmet bey, “nereden girdim bu işe?” dediğiniz oldu mu hiç?
Bazı anlarda düşünmedim değil hani. Bu kadar riskin karşılığı acaba bu mudur değil midir? Diye. Bir de şu var: Biz ATAFEN KOLEJİ`ni İstanbul`da kursaydık, şu anda ATAFEN`in üniversitesi kurulmuş olurdu.
 

Niçin böyle düşünüyorsunuz?
Çünkü sanıyorum Türkiye`nin en düşük ücret politikasının uygulandığı okul bizimkidir. Düşünün, ayda 700-800TL`ye burada çocuğunuzu okutabiliyorsunuz. Kocaeli`ye baktığınızda gelir seviyesi, hayat standartı çok yüksek bir yermiş gibi görünür ama öyle değil. Bizim veli profiline baktığınız zaman, karı-koca çalışan insanlar, biraz yüksekçe maaş alan işte çalışan insanlardan oluştuğunu görürsünüz.
 

ATAFEN KOLEJİ olarak, kapasite arttırmayı düşünüyor musunuz?
Kafamızda bir proje var aslında. Merkezde çok modern bir anaokulu düşünüyorum. Birkaç küçük problemi aşarsak, büyük ihtimalle önümüzde ki yıl bu proje hayata geçecek.

BEŞYÜZ YILLIK İZMİTLİ BİR AİLEYİZ

İnşaat yapımını tamamen bıraktınız mı yoksa kısmen onu da yapıyor musunuz?
Büyük oktanlarda inşaatlar yapmıyorum. Küçük güzel bir yer bulursam, çoluk çocuğa kalır diye yapıyorum. Hem biraz mesleki açıdan kendimi tatmin etmiş oluyorum. Yoksa eskiden olduğu gibi iddialı bir şekilde inşaatlar yapmıyorum.
 

Güne nasıl başlıyorsunuz? Burada birbirinizi sık sık görüyor musunuz?
Sabahleyin ailemizin işçi grubu servislerle gelir okula. Ben de saat 09:30 gibi geliyorum. Her sabah bir kere bir araya geliriz. Yapılacakları konuşuruz. Ondan sonra herkes görev yerine dağılır. Eşim İlter hanım ilkokul bölümüne geçer, Eğitim uzmanımız ana sınıfından vazifesine başlar, Başak hanım derseniz, her şeyle ilgilenir. Öğleyin de ufak bir toplantımız olur. Ben yemeği mutlaka ilkokullarda ki öğrencilerle beraber yerim.
 

Mehmet Bey, soyadınız Tüysüz ve okulun bulunduğu yer Tüysüzler Çiftliği. O kadar mı öz be öz İzmitlisiniz?
Benim ailem İzmit`in en eski iki-üç ailesinden biridir. Burası da Tüysüzler Çiftliğidir. Bizim eski evimiz Hacı Hasan mahallesinde Tüysüz sokaktaydı. Orada bulunan Tüysüzler Parkını da mahalleye biz hibe ettik. Sokakta bizim adımızı taşır. Orada büyüdük ama burası da çiftliğimizdi. Ekilir, biçilir, harmanlar yapılırdı, adı üstünde çiftlikti. Yani ailemin dört-beş yüz yıllık bir geçmişi var İzmit`te.
 

Fakat şimdiye baktığımızda İzmitliler bayağı azınlıkta kaldık değil mi?
Hemde bayağı bir azınlıktayız. İzmit çok göç alan bir kent. İş sahalarının, sanayinin yoğun olması nedeniyle, cosmopolit bir yapıya büründü.

TORUNUMUZ ELİZ BİZİM HER ŞEYİMİZ

Bu bağlamda hemen sormak istiyorum. Ekonomi sizce nasıl gidiyor?
Ekonomi iyidir falan diyorlar ama ben inanmıyorum. Bizler burada halkla iç içeyiz. Her iş alanından velimiz var. İzmit`te iş yapan birçok arkadaşımla diyalog halindeyim. İşinden memnun olan veya kazanıyoruz diyen, çok az insan var İzmit`te. Benim üzüldüğüm, biz geldik gidiyoruz. Ama çocuklarımıza güzel bir ülke bıraktığımıza inanmıyorum. Kendi kendine yeten bir ülke olduğumuz halde maalesef bir türlü istikrarı yakalayamadık. Bazen düşünmüyor değilim, çocuklara dışarıda yatırım mı yapsak diye ama her şeyimiz burada, atalarımız burada, mecbur mücadeleye devam edeceğiz.
 

Sosyallik anlamında neler yapıyorsunuz? Sizin çok dostunuz vardır mutlaka..?
Eskisi gibi çok fazla aktif değilim. Fırsat oldukça yazın balık tutmayı severim. Haftada bir-iki kez balıkçılara yemeğe gideriz. Kahvehane hayatım olmadı hiç. Toplasanız 15 dakika oturmuşluğum yoktur.Bende biraz hiperaktiflik de var. Bir yerde uzun süre oturamam. Okulun içinde de en az beş yüz tur atarım. O arada da herşeyi görürüm tabi. Öğleden sonraları arada sırada yaptığım inşaatlara giderim. Bir kere hergün mutlaka torunumuz Eliz`in yanına gidiyoruz. Bizim her şeyimiz o oldu. Birkaç saatimizi onunla geçiriyoruz. Her gün mutlaka kırk dakika yürüyüş yaparım. Hafta sonları maça giderim, yemeğe çıkarım, öyle çok fazla sosyal değilimdir. Genellikle evimizde, ailemleyimdir.

EN BÜYÜK ŞANSIMIZ BABAMIZ

Burçak Hanım, daha farklı işler yapmak ister miydiniz, yoksa şartlar mı zorladı?
Ben liseyi burada okudum. Dolayısıyla eğitim hep kanıma işledi. O yaşlarda annemizi babamızı model alıyoruz, hayranlık duyuyoruz. Sonrasında da nasıl katkı sağlayabilirim diye düşünüyorsunuz. Bu nedenle üniversite sınavlarında da tercihlerim hep eğitimden yana oldu. Doğru da bir tercih olmuş. Ama bana yeterli gelmedi ve üstüne bir şeyler katabilmek için, yüksek lisans ve doktoraya devam ettim. Belki yıllarımı aldı, uzun bir eğitim hayatı oldu ama bana çok fazla katkısı olduğuna inanıyorum. Üniversitede hobi anlamında çalışmalarım devam ediyor. Bilimden çok uzaklaşmamak gerekiyor. Çünkü eğitim sürekli değişiyor, bu anlamda yenilikleri sürekli takip etmemiz lazım. sonuçta takip ettiğinizi uyarlamanız lazım ki, bu yarıştan kopmayasınız. Dolayısıyla burada olmaktan son derece mutluyum.
 

Babanız yanımızda diye söylemiyorsunuz bunu değil mi?
Hayır kesinlikle değil, gerçekten burada olmak benim için büyük onur, büyük mutluluktur.


Şimdi de BAŞAK hanımı dinleyelim:
Ben başka bir açıdan yaklaşmak istiyorum. Aslında aile şirketleriyle çalışmak zor bir şeydir. İzmit`te baktığınızda ailesiyle birlikte çalışan, babasının işini devralan çok insan görürsünüz. Ancak biz kendi başına var olan, eğitimlerle bunu destekleyen, nasıl katkı sağlarız? Bu çarkın hangi parçası olabilirz? Anlayışıyla yola çıktık. Eğitim konusunda aldığımız eğitimlerle kendimizi yetiştirdik. Genele baktığımızda aile şirketleri başarıya ulaşmıyor çünkü herkes her şeyi kendine hak gördüğü için, önemli detayları atlıyorlar. Burada bizim en büyük şansımız babam. Onun yönetim anlayışı bambaşka. Babam görev ve yetki verirken, sorumlulukta verir. Ben biliyorum ki, gerekirse tek başıma karar verebilirim. O yetkideyim, o sorumluluğu alabilirim. Ama o hesabı da vermeliyim. İşimizi bu profesyonellikte yürütüyoruz. Bir de görünmeyen kahramanımız var, o da annemdir. Annem okulun yapı taşlarındandır. Arkamızda güvendiğimiz bir dağ gibidir. Biliriz ki takıldığımız yerde annem hemen yanı başımızdadır.
Mehmet bey ve değerli ailesine Yükselen Değerlere konuk oldukları ve sıcak bir ortam yarattıkları için çok teşekkür ediyorum.
İlginize biz teşekkür ederiz. Tanıştığımız için de çok mutlu olduk. Her zaman bekleriz.

MEHMET TÜYSÜZ KİMDİR?

1944 İzmit doğumlu, Yıldız Teknik Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu. Kökleri yüzyıllara dayalı olan İzmitli bir aileden geliyor. Eşi İlter Tüysüz ve iki kızı ile birlikte ATAFEN KOLEJİ`nin yönetim görevini sürdürüyor.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter
Twitter

KENT REHBERİ