KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.8112 TL
  • 6.5348 TL
  • 7.5570 TL
Kocaeli Zirve
Tek kişilik ‘dev’ kadro
Tek kişilik ‘dev’ kadro
Yaşam
29 Ekim 2010 Cuma 18:16
  • 5126
  • 7

Tek kişilik ‘dev’ kadro

Değerli okurlarım; Yükselen Değerler projemize başladığımda, kimlerin Yükselen Değer olabileceği konusunda belli kıstaslar koymuştum kendimce.

Bunlardan en önemlisi de, kişinin rüştünü ispat etmesiyle beraber, kendinden başka kişilere istihdam yaratıyor olmasıydı. O nedenle hep işin başındaki isimleri size tanıttık. Bundan son derece de olumlu eleştiriler aldım. Her gün tabelasını gördüğümüz firmaların bugünlerde var oluşunu merak etmek belki çoğumuzun aklına bile gelmezken, bu ropörtaj dizisiyle beraber, kentin en merak edilen sayfası konumuna geldik. Bunu megolamanlık olarak söylemiyorum. Gerek okunma oranları, gerekse bana ve kurumumuza ulaşan destek ve teşekkürlerle anlayabiliyorum.

Özellikle iş dünyasında bireysel çabalarıyla bir yerlere gelen kadınlarımız söz konusu olunca, değmeyin keyfime. Yanlış anlamayın sakın, asla feminist bir yapım yoktur. Bunun adına pozitif ayrımcılık denilebileceği gibi, biz kadınların kariyer yapma konusunda erkeklerden biraz daha meşakatli yol izlediği gerçeğinin payı büyüktür. Çünkü kadının bu dünya sahnesinde rolü hem çok büyük, hem de figürandır. Eminim hemcinslerim ne demek istediğimi çok daha iyi anlıyordur. Tüm bunların bütününde, bu hafta sizlere farklı bir başarı öyküsünü anlatmak istiyorum.

Bu haftanın Yükselen Değeri olarak Ayça Kılıç Hanımefendiyi seçtim. Hanımefendi diyorum çünkü bu terimin hakkını doya doya veren bir kişi Ayça Hanım. O henüz 33 yaşında ve sıcacık ailesinin kucağında, huzurlu bir evlat olarak bugünlere gelmiş. Hani derler ya; boyundan büyük iş yapmış diye, aynı o misal. Belki ofisinde on kişiyi çalıştırmıyor fakat, yaptığı iş bağlantılarıyla komplike düşünüldüğünde, bir sürü insana çalışacak iş sahası açıyor. Bu yaşta oturaklı bir iş kadını görüntüsünde. Ben eminim ki, Ayça Hanım on yıl sonra çok başka yerde olacak. Bunun sinyallerini şimdiden veriyor.

Ayça Hanımı dinlerken, kendimde anlam yükleyemediğim bir gurur duygusu hissettim. Sanki kız kardeşinizle, arkadaşınızla, akrabanızla övünürsünüz ya, onun gibi bir şeydi bu. Kadın Girişimciler Kurulu, bu kentte çok önemli işler yapıyor. Bunun sebebi de duyarlı bir başkan ve yönetiminin iş başında olması. Öyle olmasa, Pembe Arslan, Nurten Canayakın, Yıldız Durul, Özden Şen, Diler Özeren ve Ayça Kılıç bir araya gelir miydi ki? Bu rol modellerimiz artık bu kentin Yükselen Değerleri oldular. Bu kurulda daha nice değerler var tahmin edebiliyorum. Onlar doğru ve güzel işler yaptıkları sürece bu sayfada bayanlarımızın her zaman önceliği olacaktır. Değişik bir yükselişin ayak seslerinin duyulduğu hikayeyi sizlerin beğenisine sunuyorum…


Ayça Hanım sizi tanıyabilir miyiz?

1978 İstanbul doğumluyum. Babam yüksek elektrik mühendisi ve Petkim`de çalışıyordu. İşi nedeniyle ben doğduktan hemen sonra İzmit`e yerleşmişiz. Yani 33 yıldır İzmit`teyiz. Babam daha sonra Tüpraş`a geçti ve geçen yıl da emekli oldu.

Emekli olduğuna göre anne ve babanız tekrar İstanbul`a döndüler mi?

Hayır, hala İzmit`teler, daha çok hobi hayatı sürüyorlar. Yaptığım iş nedeniyle, artık ben İstanbul`da daha sık bulunuyorum.

TECRÜBESİZLİĞİN GETİRDİĞİ CESARET

Eğitim durumunuz nedir Ayça Hanım?

Atafen Kolejinin ilk mezunlarındanım. O yıllarda çok farklı yapıda olan bir fen lisesiydi. Özellikle fen lisesi sınavıyla öğrenci alan ve çok güzel öğretmen kadrosuna sahip bir okuldu. Şimdilerde de öyle olduğunu duyuyorum. Sonrasında Uludağ Üniversitesi ön lisans oldu. Oradan sonra da ilk çalışma hayatım Bursa`da başladı.

İş hayatına nereden başladınız?

Bir firmada altı yıl boyunca, ihracat bölümü yöneticiliğine varan bir konumda çalıştım. O dönemde çok sık yurt dışı seyahatlerinde bulundum ve bir bölümün yöneticiliği bana verildi.

Başarılı olacağınızı o aşamada sezmişler ki, size yöneticilik görevi vermişler. Peki, “ya yapamazsam” diye tedirginlik yaşadınız mı?

Açıkçası biraz bilinçsizce, tecrübesizliğin getirdiği bir cesaretti. Ama yöneticilik teklifini kabul etmemde, çocuk yaşta İngilizce eğitimi almış olmamın ve heyecanlı yapımın da etkisi büyüktü.

İYİ BİR ÇALIŞAN OLDUĞUMU DÜŞÜNÜYORUM

Bursa`daki bu firma ne iş üzerine çalışıyordu?

Bir kauçuk firmasıydı ama yine inşaat üzerine kuruluydu. Kapı ve pencere doğramalarına kullandığımız, “fitil” dediğimiz izalasyon malzemesi. Bana çok yabancı bir üründü. Çok ağır sanayi.

Hem ağır sanayi ve hem de yabancı olduğunuz bir sektörde başarılı olmak hakikaten olağanüstü…

Genç bir beyin tabii. Üzerine bir de büyük sorumluluk verilince motivasyon artıyor. O zaman şirketimiz iki patronluydu. Patronlardan birinin kızı yönetime dahil oldu. O biraz ufkunu açtı şirketin. Çünkü bizden yaşça büyük olanlar yurt dışı pazarına pek gerek duymuyorlardı. “Biz yurt içi çalışarak buralara geldik, memnunuz” diyorlardı ama neticede kriz oldu ve sarsıldılar. Dolayısıyla da dış ticaret eksiği hemen gündeme geldi ve ellerinde de ben vardım.

Sizden evvel daha statikocu yapıyla iş yapıyorlardı öyle mi?

Yurt dışına sıfırın altında satış vardı ama ödeme hiç alınmamıştı. O da komşu ülkelerdi. İnanılmaz bir mücadele verdik. Ekip de gençti, yönetim de tam destek verdi. Ben bıraktığımda %43 seviyelerindeydi. İyi bir çalışan olduğumu düşünüyorum. En azından şirketi dış ticaret konusunda bir yere getirdim.

ALTI YIL SONRA YOLLARIMIZI AYIRDIK

Bu da demektir ki, hem şirket hem siz, dış ticaret konusunda deneyim kazandınız. Deneyimin yanında da başarılı oldunuz?

Türkiye`de mantık olarak, yumurta kapıya dayandığında, o ihtiyaç nüksettiğinde bir şeyler yapılır. Kesenin ağzı da açılır, her türlü destek olunur. Yaklaşık on yıldır bu tabloyu gözlemliyorum. Benim adıma ve şirket adına da iyi oldu. İşin maddi getirisi zaten doğal boyutu, bunun yanında manevi getirileri de oldu. Bu sayede yurt dışında tanınan bir marka oldular.

Peki, ilk yurt dışı bağlantılarınızı nasıl sağladınız, fuarlara mı katıldınız?

Evet, yurt içi ve yurt dışı fuarlara katıldık. İlk olarak 2001 yılında İstanbul`da kifuara katıldık. Oradaki bağlantılarla Ortadoğu pazarına girdik. Avrupa değil de, Ortadoğu`yu hedefledik. O zamanlarda Ortadoğu açtı. Biz de onun meyvelerini yedik. Sonrasında Doğu Avrupa, Rusya, Türki Cumhuriyetleri geldi. Ve altı yıl sonunda firma ile yollarımızı ayırdık.

Başarılı olduğunuz bir firmadan kendi isteğinizle mi ayrıldınız?

Kendi isteğimle ayrıldım çünkü benim için zaman dolmuştu. Yani tecrübeyle orantılı olarak. Devam edebilirdi belki ama biraz idealist bir yapım var. O firmaya verebileceklerimi verdiğimi düşünüyorum. Bunun maddi götürüsü de oldu haliyle.

KOBİ SIKINTILARI VARDI

Mevcut konumunuzdan ayrılmadan önce, başka bir işin alt yapısını hazırladınız mı ya da herhangi bir teklif aldınız mı?

Hayır asla! Bu tecrübeler beraberinde kendine güveni de getiriyor. Ben hiçbir şekilde yurt dışı bağlantılarıma güvenip de bu kararı vermedim. Tamamen kendi kararımdı. Biz profesyoneliz, bizim için her yer o firmadır. Buranın şartları iyi gelmez başka yer olur, daha iyisi olur, daha az olur da başka yönden tatmin eder, bunlar hep olabilecek şeyler. Ben de İstanbul`da bir firmaya başladım ama kısa sürdü. Benzer kobi sıkıntıları orada da vardı.

Nedir kobi sıkıntıları diye nitelendirdiğiniz şeyler?

Orada da patron her şeye çok müdahildi. Bu da sizde idealist bakış varsa sizi rahatsız ediyor. Yoksa sadece çalışan olsanız belki o kadar gözünüze batmayacak ama Türkiye`nin %80`i bu portföye sahip. Her ne kadar genel müdür varsa da son sözü işveren söylüyor. Aynı bakış açısına sahipseniz birliktesiniz fakat farklıysanız yollarınız ayrılıyor.

İYİ Kİ YAPMIŞIM DİYORUM

Şu anda yurt dışına ihracat yapıyorsunuz. Bu işle buluşmanız nasıl gerçekleşti?

Dost seviyesine gelmiş bir arkadaşım tarafından yurt dışından teklif aldım. Eski çalıştığım firmadaki ürünleri senin üzerinden almak istiyoruz şeklinde bir teklifti ve ‘tamam` dedim. Çalışırken olayların içine o kadar dahil oldum ki, sadece ihracat yaparım mantığı bende hiç olmadı. Bunlar beni ister istemez o kadar doldurmuş ki, benden istenen ürünü fazlasıyla sunabildim. Alış fiyatından satış fiyatına, kalitede ne aranır, bunları hep öğrenmişim. Sonrasında nakliyedir, gümrüktür, bunların hepsine hakim olmuşum. Ama bunlar hep bilmeden olmuş, iyi ki de yapmışım diyorum.

Yaptığınız her iş size tecrübe olarak geri dönmüş. Hikayenizi merakla dinliyorum.

Biz ihracatla başladık tabii ama onun da alt yapısını çok önce hazırladık. İki üç ay alt yapı çalışması sürdü. Nereden ne alınır, kime gideriz, sonrasında beklentiler paylaşıldı. Gerekli sözleşmeler yapıldı ve 17 Ocak 2007`de ilk ihracat faturamı kestim. Fizibilite çalışmasını çok sağlıklı yaptığımız için hiç beklemedim.

2007`DE KENDİ ŞİRKETİNİ KURDU

İhracat yapmak zevkli bir iş olsa gerek?

İhracat farklı bir haz veriyor insana. Çünkü yurt dışı piyasasında ülkenizi de temsil ediyorsunuz. O kadar olumlu eleştiriler aldım ki o süreç içerisinde, hem bayan olarak ayrı bir vizyon, hem de genç olarak iyi bir yer edindim. Şu anda izalasyon malzemesi ihracatımız devam ediyor.

Aynı zamanda distribütör müsünüz?

Evet, ilk distribütörlüğüm, bizden ürün almak isteyen, İtalyan menşeili, alüminyum aksesuarları yapan bir firmaydı. Ben herkese bilgi mesajı attıktan sonra onlar da, “Ayça Hanım biz sizi biliyoruz, bizim ürünlerimizi de tanıtabilir misiniz?” dediler. Birbirimizi de tanıyorduk, tamam dedik. Onlar bana başka bir firmayı daha tavsiye ettiler, onlarla da çalışıyoruz. Ama şu an yoğunluğumun %70`ini alan cam firmasıdır.

Evet, nihayet asıl yaptığınız işe geldik. Büyük cam ihracatı yapıyorsunuz bildiğim kadarıyla. Bu sektöre geçişiniz nasıl oldu?

Yaklaşık üç yıldır bu işi yapıyorum. 2001 senesinde fuarda tanıştığım, benim hayatımı değiştiren insan sayesinde oldu. Ona çok şey borçluyum. Hindistanlı büyük bir ticaret adamı kendisi. Maddi manevi çok destek oldu bana. Ailem de destek verdi. ‘Madem Böyle teklif geldi değerlendir` dediler. Serde de varmış girişimcilik, bu noktaya geldim. Bu tekliften sonra 4 Ocak 2007 yılında FOKUS SANAYİ VE TİCARET LTD ŞİRKETİ`ni kız kardeşim Esra ile beraber kurduk.

İSTANBUL`DA BÜYÜK PROJE HEDEFİ

Cam ihracatı yapıyorsunuz, tamam. Fakat bunlar bildiğimiz camdan farklı olsa gerek değil mi Ayça Hanım?

Mimari cam dediğimiz türden camlar. Bir takım performansı olan ve mimarlarca belirlenen camlar. Türkiye`deki en büyük tedarikçisi Şişecam`dır. Buna paralel olarak üç dört tane cam firması daha var. Zor bir Pazar. Bizim çalıştığımız firma da mutlaka ihracata yönelik bir şeyler yapmak istiyordu. Ortadoğu`da çok kuvvetliydi ama bu bölgede çok zayıftı. İki yıl olmadan Türk firması üzerinden gene Azerbaycan Bakü`ye camları biz temin ediyoruz. Oldukça büyük bir proje. Üç tane kuleden oluşuyor. Bizim için önemi, bu bölgedeki ilk proje olması. Çok da güzel gidiyor. İstanbul`da da büyük bir projeye imza atmak istiyoruz.

Nasıl bir proje tasarlıyorsunuz mesela?

Konsepti daha geniş ve prestijli olursa, isim daha çok ön plana çıkar. Dolayısıyla böyle bir çabamız var. Bu bir bayan olarak oldukça zor. Erkeğin hakim olduğu bir sektör.

BAYANIN OLDUĞU YERDE SEVİYE OLUYOR

Bu işte bayan olmak dezavantaj mı diyorsunuz yani?

Bayan satışçı olarak ön planda olmanın, dezavantajı olduğu gibi avantajları da var. Bayan olan yerde seviye hep bir yerde korunuyor. Erkek erkeğe diyalog başka oluyor ama bayan olunca bir farklılık geliyor. O anlamda rahatsız olduğum hiçbir şey olmadı, aksine güzel görüşmelerimiz oluyor. Zor ama keyifli bir iş yapıyorum.

Bundan sonraki büyüme hedefiniz cam alanında mı olacak?

Cam konusunda güzel bir gelecek olduğuna inanıyorum, en azından onun pozitif bir enerjisi var. Camın saydam olması nedeniyle kendi enerjisi var. Gün be gün değişen bir şey cam. Dolayısıyla girdiğim her toplantıda mimar mısınız, inşaat mühendisi misiniz diye bir yakıştırma var ama ikisi de değilim. Demek ki, istedikten sonra zor diye bir şey kalmıyor. İşini çok sıkı takip eden biri olduğum işverenler tarafından söylenir. Uluslararası piyasada en çok aranan şey güvendir. Demek ki o güveni vermişim. Türk mentalitesinde bir yere kadar geldiniz mi, farklı şeyler oluyor. Bende de o yok. İşimi dürüstçe yapmaya çalışıyorum.

Ayça Hanım, evli değilsiniz bunu biliyorum. Pekala, hep kariyer mi yapacaksınız?

Evli değilim, evet. Ama hep kariyer yapacağım diye bir iddiam da yok. Bu işler kısmet işi. Bakarsınız bir iki yıl içinde bir şeyler olmuş. Ama hakikatten çok yoğun tempoda çalışıyorum. Özellikle İstanbul`da iş takip etmek oldukça vaktimi alıyor.

KARDEŞİM İŞİN FİNANSINA BAKIYOR

Anneniz, babanız sizinle gurur duyuyorlardır muhakkak. Bu yaşta yurt dışına iş yapmak her kula nasip olmayacak bir şey. Üstelik kız kardeşinizle beraber çalışıyorsunuz?

Bizimle çok gurur duyduklarını biliyorum. Babam bugünleri görmek için bizi okutmuştur diye düşünüyorum, çünkü onun almak istediği meyve bu. Başarılı bir iş hayatı olan kız çocukları görmek elbette çok güzeldir. Birbirine çok bağlı aileyiz, iki kardeşiz zaten. Esra Uludağ Üniversitesinin maliye bölümünü okudu. Ona otomatikman işin finans yönetimini yıktık. Çünkü ben hiç anlamam. Ancak getirme kısmına kadar yaparım. Dedik ki, `Sen maliye okudun, maliye de paradır, buyur yap.` Doğru mu yaptık, yanlış mı bilmiyorum ama para da herkese emanet edilir bir şey değil. Bir mali müşavirimiz var, onunla birlikte işin finans kısmını hallediyorlar.

Bu işte en büyük destekçiniz aileniz diyebilir misiniz?

Evet, ailem başta olmak üzere, arkadaşlarım çok destek oldular. Bazen çok sıkıldığımda, ‘olmuyor` dediğimde, babam “Hayır olacak, madem girdin başarmalısın” diyerek, gerek maddi gerek manevi destek oldu. Arkadaşlarım da aynı şekilde, her gelişmeden haberdarlar. Onlar da sürekli motive ettiler beni. Özellikle bu üç kule işini aldığımızda çok mutlu olduk. Üç kule Türkiye`de yedi sekiz projeye denk gelir vaziyette. Ama bir şeye de inandım açıkçası. Bir süre ekip, sonra biçeceksiniz.

PROJENİN CEVABI DUBAİ`DE

`Şu anda istediğim yere geldim ya da çok yakınım, geleceğim` diyor musunuz?

Yavaş yavaş oluyor. Böyle büyük bir proje olmalıydı ki, ben bir adım öteye geçebileyim. Şimdi onu kullanarak önümü açmaya çalışıyorum. Ben çok ararken, şimdi aranılan pozisyona geliyorum. Dubai-Türkiye hattını sıkı takip etmeye çalışıyorum. Kulak dolduruyoruz anlatarak ama göz boyamak çok başka bir şey. “Bu proje gerçekten var mı?” nın cevabı, Dubai`de…

Sohbetimizin ilk dakikalarında, ilk firmanızdan misyonunuzu tamamladığınızı düşündüğünüz için ayrıldığınızı ifade ettiniz. Şimdi yaptığınız cam işinde daha ilerisi görünüyor mu?

Temsil ettiğim firmayla aynı bakış açısına sahip olduğum sürece, onlar benden, ben onlardan memnun olduğum sürece, Türkiye`de bu ihtiyaç devam ettiği sürece ve en önemlisi sağlığım olduğu sürece ben tabiî ki olacağım. Bu markayı daha da yaymak için elimden ne geliyorsa yapacağım.

Yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz, peki motivasyonunuzu nasıl sağlıyorsunuz, rahatlama yönteminiz nedir, spor yapıyor musunuz?

Spor hayatımın çok büyük bir parçasıydı. Haftanın dört günü fitness yapıyordum. O zaman bana çok gerekliydi. Gerçekten müthiş bir motivasyon oluyordu. Şu anda vakit ayıramıyorum. Daha çok arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Tiyatro ve sinema vazgeçilmezimdir.

ÜLKEMİZDE İYİ ŞEYLER OLUYOR

Dışarıyı ve içeriyi aynı anda tartabilecek pozisyona sahipsiniz. Karşılaştırma yapacak olursanız, ülkemizin gidişatı konusunda neler söyleyebilirsiniz?

İyiye giden şeyler olduğunu söylememek çok yanlış olur. Ben bir Atatürk çocuğuyum, her zaman onun ilke ve inkılaplarına bağlı olacağım. İnşallah bunlara zarar gelmez, beklentim o. Düşünmüyorum ki aksi bir şey olsun. Çok fazla siyasi gündemi takip etmiyorum ama inşallah hakkımızda hayırlısı olsun, hep birlikte bugünlerin kıymetini bilelim.

Genç ve başarılı bir girişimci bayan olarak, hem cinslerimize neler demek istersiniz?

Girişimci ruhu taşıyan herkesin, bir yerden başlamasını isterim. Bu çok hissedilmiyor. Mesela ben ‘Girişimci olmak istiyorum` diye girmedim. Bazen de önünüze bir fırsat çıkar, onu iyi değerlendirmek gerekir, bana öyle oldu. Başarmanın verdiği güven çok başka şey. Hem kendiniz, hem aileniz, hem ülkeniz için gurur duyuyorsunuz, yaşamak lazım. Dolayısıyla bayanlar bu ruha sahipse durmasın, devam etsinler. Bizler Kadın Girişimciler Kurulu olarak zaten buradayız. Her şeyi fazlasıyla yapmaya çalışıyoruz, her uzanan eli tutuyoruz, hiç boş kalmıyor o eller. Maddi manevi destek geliyor, önemli olan beyin olarak buna hazır olsun bayanlarımız.

Ayça Hanım, Yükselen Değerler Ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Söyleşiniz için çok teşekkür ediyorum.

Arkadaşlarım bu söyleşinin yapılması gerektiğini bana söylediğinde, “Ben Yükselen Değer miyim, daha erken değil mi” dedim. Ama sağolun layık gördünüz, benim için de büyük onurdu. Allah hepimizin yolunu açık etsin.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ