Sibel Gönül
KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.4572 TL
  • 6.2237 TL
  • 7.1857 TL
Kocaeli Zirve
Türk gibi başla, Alman gibi bitir
Türk gibi başla, Alman gibi bitir
Yaşam
09 Aralık 2011 Cuma 17:16
  • 6196
  • 4

Türk gibi başla, Alman gibi bitir

Sevgili okurlar, bu haftanın yükselen değeri, MARMARA-SIEGENER GALVANİZ fabrikasının genç kuşak varislerinden CİHAN YILDIRIM oldu.

Cihan Bey henüz 31 yaşında ama temelinden bu yana işin içinde olduğu için birçok şeyi kavramış, ilerisini gerisini görebilen başarılı bir atılımcı. Turizm alanında da deneyimler yaşamış ama artık rotasını tamamen sanayiye çevirmiş gözüküyor.
***
ATİK derneğinin başarılı üyelerinden biri olan Cihan Yıldırım, dernek konusunda bazı noktalara da dikkat çekiyor. Derneklerin kişisel egoları tatmin yeri gibi kullanılmasına karşı olduğunu ifade ediyor. Bu anlamda bulunduğu derneğin doğru yer olduğu vurgusunu yapıyor. Galvaniz işindeki başarıları, onları yeni atılımlara itmiş ve Gebze`de büyük bir tesis kurmuşlar. Her geçen gün kurumsallaşma yolunda mesafe kat eden bu şirkete ve ekibine ilimize sağladıkları katma değerler için buradan teşekkür ediyorum.


Cihan Bey, Marmara Galvaniz çok da eski bir geçmişe sahip değil bildiğim kadarıyla…
Evet, şirketi 2003 yılında kurduk, bir yıl sonra bulunduğumuz yerde imalata başladık.

Burası bir aile şirketi mi?
Doğru, bundan önce Yıltes Elektrik adında bir şirketimiz vardı ve taahhüt işleri yapıyorduk. Babam ve iki amcamla beraberiz, ikinci jenerasyon olarak ben de burada bulunuyorum.

Yıltes Elektrik hala devam ediyor mu?
Devam ediyor. Yaklaşık otuz yıldır elektrik taahhüt işleri yapıyoruz. Orada amcam ilgileniyor işlerle. Aynı sistemde ortaklığımız da sürüyor.

ÇELİĞİN ÖMRÜ UZUYOR

Cihan Bey, şu galvaniz dediğiniz şey nedir?
Galvaniz İngilizce bir terim ve Türkçe`de ‘örtmek` manasına gelir. Çeliği, metali çinkoyla kaplama işini yapıyoruz.

Ne işe yarar bu kaplama?
Çeliği paslanmaya ve dış etkenlere karşı daha dayanıklı hale getirmeye yarıyor. Çeliğin ömrünü yirmi yıl ile yüz yıl arasında uzatabiliyor. İTÜ`de hangi ülkelerde, ne oranda çeliğin galvanizlenmediği için kullanılamaz hale geldiğini, çöpe gittiğini belirten araştırmalar var. Gayri safi milli hasılada epey yer tutan bir oran ortaya çıkıyor. Ne var ki, galvaniz ekonomik döngüsü çok fazla olan bir iş.

Elektrik ve galvaniz çok birbirine bağlantılı işler değil. Nereden aklınıza geldi galvaniz?
Aslında birbiriyle bağlantılı. Biz elektrik taahhüt işi yaparken, ürünümüzü galvaniz kaplatıyorduk. Hadi bu işi deneyelim diye girdik, üç yıllık bir firmayken Almanya`daki SIEGENER holdingle tanıştık. 120 yıldır galvaniz işini yapıyorlar. ‘Ortak olabilir miyiz? Neden olmasın?` gibi bir flört aşaması geçirdik. 2008 yılında MARMARA GALVANİZ olan firmamız, MARMARA SIEGENER GALVANİZ olarak isim değiştirdi.

ALMANLARLA ORTAK OLDUK

Bu ortaklık beklediğiniz neticeyi veriyor mu, peki?
Bir kere SIEGENER GALVANİZ`in çok köklü bir geçmişi var. Dünyanın çeşitli yerlerinde bizim gibi 32 ortaklığı olan bir şirket. Bu da bize olumlu yansıdı ve kapasite arttırmak durumunda kaldık.
 

Nasıl bir kapasite arttırımına gittiniz?
İzmit`teki mevcut yerimiz dışında, Dilovası İMES OSB`de yeni bir tesis kurduk.
 

Yani bu ortaklık yararlı oldu…
Bir hisse satışı oldu belki ama bunu yapmadan önce kendi aramızda analizlerini yaptık. Yönetim ve teknoloji anlamında bizden çok ilerideler. Biz de şirket olarak bir yerinden yakalayalım istedik ve o yüzden bu ortaklığı yaptık.

BAYRAĞI YUKARILARA TAŞIMALIYIZ

Almanlarla çalışmak zor mu peki?
Bizim ortaklarımız, göremeyeceğiniz kadar dürüst insanlar. Bir ürünün tasarlanmasıyla ilgili çok düşünerek iş yaparlar. Yıllardır düşünmüşler. Düşünüp, düşünüp bir kez yapmışlar. Biz yapıyoruz yanlış, bir daha yapıyoruz yine yanlış. Almanya`da hep şunu derler: ‘Türk gibi başlayıp, Alman gibi bitirmek`. O nedenle bu deyimi çok sık kullanırlar.
 

Şirketinizin bu başarısında genç jenerasyonun etkisi var diyebilir miyiz?
İkinci kuşak olarak bizler olmasak ‘bunu da yapalım, şunu da yapalım` gibi ihtiyaçlar da doğmayacak. Bu ortaklık sürecinin başından sonuna içindeyim. Her evresinde görev aldım. Sonuçta hep beraber yaptık. Aile şirketlerinde yeni kuşakların bu anlayışta olması gerekmektedir.
 

Büyüklerinizi incitmemek için kelimeleri o kadar özenli seçiyorsunuz ki, bunu hissedebiliyorum?
Tabi ki öyle… Sonuçta onlar bize bir fırsat verdi, hiçbir şeye sıfırdan başlamadım. Onlar belli bir yere kadar getirdiler. Şimdi kuzenlerimle birlikte bizim bu bayrağı daha yukarılara taşıma zorunluluğumuz var.

YURT DIŞINDA TURİZM EĞİTİMİ

MARMARA SIEGENER GALVANİZ`de kaç kişiyi istihdam ediyorsunuz?
25 beyaz yakalı personelimiz, 110 da mavi yakalı çalışanımız var. Gebze`deki kapasitemizi arttırabiliriz çünkü oraya çok büyük bir tesis, yatırım yaptık. Amacımız galvaniz pazarını büyütmek. Böylelikle Türkiye`de heba olan çelik miktarını da minimize etmeye çalışıyoruz. Bu da ulvi bir görev.
 

Nerelisiniz, Cihan bey?
Aslen Rizeliyiz. Biraz kendimden söz edeyim. 1979 yılında Rize`de doğdum, bekarım, buradan duyurulur. Babam taahhüt işleri yaptığı için Trabzon`da uzun süre yaşadık. Liseye kadar orada okudum. Liseyi, İstanbul Turizm Otelcilik Meslek Lisesinde bitirdim. Özel bir kolejdi, yöneticilik eğitimleri aldım. Daha sonra İstanbul`da bir otelde dört yıl çalıştım.
 

Galvanizden turizme geldik bir anda, şaştım ben bu işe. Sonra otelciliği bıraktınız mı yani?
Çalıştığım oteldeki yöneticilerin takdiriyle beni Amerika`ya yönetici eğitimi için gönderdiler. Amerika Atlanta`da iki yıl bir otelde çalıştım. Bu serüvenden sonra ‘Ben otelciliği bırakıyorum` dedim ve geri döndüm.

TURİZM DÜŞÜNÜLEBİLİR

Peki, neden?
Otelcilik çok zevkli bir meslek ama kişilikle de alakalı bir durum. Bazı yerlere gelmeniz için birçok şeye evet demeniz gerek. Aslında otelcilikte bir takım şeylere evet demeyi öğreniyorsunuz ama o kadar da değil.
 

Döndüğünüzde Yıltes Elektrik`te mi işe başladınız?
İlk olarak Keşan`a gittim. Orada elektrik üzerine şantiyemiz vardı. Akabinde galvaniz işi gündeme geldi. O gün bugündür, temelinden kepçeyle başladık, bu güne kadar geldik.
 

Turizm gibi renkli bir işten sonra, burada olmaktan memnun musunuz? Tekrar turizme yönelmeyi düşünüyor musunuz?
Bir insan yaptığı işin en iyisini yapmalı, ona inanıyorum. Şu anda yaptığımız işin en iyisini yapıp bir yerlere getirme çabasındayız. Bu işin içinde bizler olmadığımız anlarda bile işler çok güzel yürüdüğü zaman, turizm tekrar değerlendirilebilir aslında. Özellikle Türkiye için bu geçerli.

KERVANIMIZI YOLDA DÜZDÜK

Bir otel kursam diye hayal ettiğiniz oldu mu?
Otel değil de, bir restoran kurma hayalim oldu ama artık bu işe yoğunlaştım. Belli bir yaşa gelince hayat size yeni hedefler sunuyor. Siz de o hedefi takip ediyorsunuz. Biz de kervanımızı yolda düzdük açıkçası. Zamana ve çevre etkisine bağlı olarak, belki on yıl sonra bu iş bizim cazip bir iş olmaktan çıkacak. Yani her şey olabilir.
 

Cihan Bey, İzmit`e geldikten sonra sosyal bir çevre edinebildiniz mi?
Evet, edindim tabii. Çeşitli derneklere üyeliklerim var. Bunlardan biri, Galvanizciler Derneği`dir. Türkiye çapında bir dernek ve orada yönetim kurulundayım. İzmit`te ATİK`e (Atılımcı İş Adamları Derneği) üyeyim. Birçoğu samimi görüştüğüm arkadaşlarım. Kimseye karışmıyoruz, ‘O niye böyle oldu? Bu niye böyle oldu?` diyerek çok fazla basında da yer almıyoruz.
 

Yani bunun doğru olmadığını mı söylüyorsunuz?
Bir şey söylenecekse destekli bir şekilde bilgi toplayıp, gerçekten bilgi sunmak gerekir. Şu anda bakıyorum birçok dernek atıyor, tutuyor, kimse arkasında durmayıp geri çekiliyor. Sadece popüler olmak veya onu korumak için bir şeyler yapıyorlar. Öyle bir yapının içinde olmayı tercih etmiyorum açıkçası.

BEKARIM, BURADAN DUYURULUR

Cihan Bey, vakit tamam değil mi artık? Ne zaman evleneceksiniz?
Ben anneme ‘Artık birini bul` dedim ama daha bir şey yok. Şaka bir yana bekar olmakla ilgili hiç derdim yok ama biz beş kardeşiz, en küçükleri benim. Herkes evli. Sıranın bana geldiğini arada sırada hatırlatıyorlar. Kısmet diyelim. Şu an bizi bekleyen bir taliplimiz de yok.
 

Çok genç olduğunuz için kendinize boş vakit yaratıyorsunuzdur mutlaka? Mesela spor yapar mısınız?
Boş zamanlarımın çoğunda arkadaşlarımla buluşuyorum, derneğimizde vakit geçiriyorum. Ailemle birlikte yaşıyorum, onlara vakit ayırmaya çalışıyorum. Off Road sporuyla ilgiliyim. Aynı zamanda İzmit Off Road Kulübü`nün üyesiyim.
 

Zevkli bir spor mu?
Çok zevkli hem de. Doğayı seviyorsanız, daha da zevk alırsınız. Bu sporla zoru başarma duygusu içinize giriyor.

SİYASETİ RANT İÇİN YAPANLAR VAR

İzmit`i seviyor musunuz, yoksa artık el mecbur yaşayacağız mı diyorsunuz?
Ben buraya geleli 7-8 yıl oldu. Çok güzel dostluklarım var, İzmit`i gerçekten seviyorum ama sosyal anlamda vakit geçirilecek yer yok, olanlar da kapatıldı. Değişik bir mozaik var İzmit`te, hala çözmüş değilim.
 

Çok fazla sanayi olmasından kaynaklı, iş umuduyla buraya göç edenlerin etkisi de olabilir…
Biz bir ara dernek olarak Türkiye nerede, ne yapıyor, ne kadar vergi topluyor, bunları araştırmıştık. Bu anlamda ülke çapındaki sıralamada Kocaeli iyi bir yerde ama yaşanabilir şehirler arasında yirmi altıncı sırada bulunuyor.

Siyaset yapıyor musunuz?
Siyaset benim yapıma uygun değil. Hepsinin değil belki ama birçok siyasetçinin rant için bunu yaptığını düşünüyorum. Şu an bakıyoruz, ekonomik anlamda kendisini siyasete girince tamamlamış insanlar var. En nihayetinde siyaset halk için yapılmalı. İleride her şeyi oturttuktan sonra bu ülkeye ne verebilirim diye düşündüğümde, siyaseti belki yaparım…

Genç girişimci iş adamına Yükselen Değerler konuk olduğu için çok teşekkür ediyorum.
Asıl ben teşekkür ederim. Yerel basını takip etmem açıkçası ama arkadaşlarımdan sizin sayfanızı duyuyorum, hatta aralarında size konuk olanlar da var. Bize de kısmetmiş. Şimdiden kaleminize sağlık diyorum.
 

KRİZLERE KARŞI TEMKİNLİ OLMAYI ÖĞRENDİK

Cihan Bey, Türkiye`nin ekonomik durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dünya büyük bir kriz yaşadı ve Türkiye bu krizden nasibini aldı. 2006-2007 yılında bir yükseliş trendi vardı, bu krizle beraber bir düşüş yaşandı ama kimse çok fazla eksiye düşmedi. Bu Türkiye için öyle bir dönem oldu ki, herkes dönüp, ‘Ne yapıyoruz?` diye kendisine baktı. Bir anlamda kendilerini iyileştirme fırsatı buldular. Ben inanıyorum ki, bundan sonra insanlar global krizlere daha hazırlıklılar.
 

Sizi çok fazla etkilememiş ki, galvaniz işine girmişsiniz ve şimdi Gebze`de yeni bir tesis kuruyorsunuz?
Aslında etkiledi ama telafisi mümkün olmayacak biçimde değil. Biz 2009 yılı için 2008`de koyduğumuz hedefleri tutturamadık. Yeni hedefler çizdik, yani kötü senaryoya döndük. 2008`de kötü senaryo diye bir şey yoktu ama şimdi artık bu senaryo da varmış diyoruz.

TÜRKİYE`YE YATIRIM YAPMAK İSTİYORLAR

Türkiye`yi artık krizler ülkesi olarak kabul etmek gerektiğini mi ifade ediyorsunuz?
Türkiye`nin birçok anlamda avantajları olduğunu düşünüyorum. Birçok yabancı firma ülkemize yatırım yapmıştır. Bunlardan biri de bizim Alman ortaklarımızdır. Onların aracılığıyla başka firmaların da Türkiye`ye yatırım yapmak istediğini duyuyorum. İnsanın aklına “neden?” sorusu geliyor tabii…
 

Sizce neden, peki?
Çünkü Türkiye pazarından ziyade, okullarda bize öğretilen Türkiye`nin jeopolitik yapısı akıllara geliyor. Baktığınız zaman Avrupa sanayi anlamında, ekonomik olarak bir doyum noktasına ulaşmış durumda. Ortamları kilitlenmiş ve satış yapmaları gerekiyor. Neresi var diye bakıyorlar. Orta Doğu, Arap ülkeleri hedef pazar haline geliyor ama ürün satmak istedikleri anda nakliye dezavantajı devreye giriyor. Bu da satış fiyatlarında yüklü bir maliyet demektir. Bunu en iyi yapacakları bölge Türkiye oluyor. Hem demokratik bir ülke, hem her şeyi bulacaksınız, hem de yaptırdığınız iş kaliteli olacak. Türkiye bunlara uygun bir ülke.

 

BİLİNÇSİZ ORDU, BİLİNÇSİZ ASKER

Askerliğinizi yaptınız mı, Cihan Bey?
Henüz yapmadım.
 

O zaman bedelli konusuna gelebiliriz?
Bedelli için uygun kriterlerdeyim. Evli olsam hanımın bileziklerini satacağım ama maalesef değilim.
 

Bedelli askerliğin çıkmasına sevindiniz mi?
Tabi ki sevindim. Çünkü ben ve benim gibi birçok kişi var Türkiye`de. Bu şirkette belli bir görevimiz var. Keşke 20 yaşında yapıp bitirmiş olsaydım. Ama şimdi büyük bir engel teşkil ediyor. Bırakıp gideceksiniz, bıraktığınız hiçbir şey aynı yerde olmayabilir. Şirketin yapılanma dönemindeyiz. Bu yapılanma döneminde bir taşın çıkması, şirketin dengesini bozabilir. Baktığınızda 140`a yakın çalışan var, onları da etkileyebilir.

BENDE SIKINTI OLMAZ

Kendim için bir şey istiyorsam ne olayım, misali?
İnanın bende sıkıntı olmaz. Bırakır giderim, benim için güzel bir tatil olur. Sonuçta çalışmıyorsunuz, spor gibi eğitim yapıyorsunuz. Devlete karşı bir sorumluluğunuz var, onu yerine getiriyorsunuz.
 

Sonuçta bu bir spor değil, temel eğitim ama…
Kesinlikle öyle. Her Türk genci bu temel eğitimi almalı ama onun dışında profesyonel askerliğin devreye girmesi gerektiğini düşünüyorum. Fiziksel olarak, psikolojik olarak kendinizi savunmayı bilmeden, çatışmanın ortasında kalıyorsunuz. E, bu asker şehit olmayacak da ne olacak? Şehit olmaması tamamen şans işi. Bilinçsiz bir orduda, bilinçsiz bir asker ne yapabilir ki?

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ