Sibel Gönül
KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.4725 TL
  • 6.2109 TL
  • 7.2622 TL
Kocaeli Zirve
Türkiye'ye baleyi sevdiren adam
Türkiye'ye baleyi sevdiren adam
Yaşam
30 Aralık 2011 Cuma 15:52
  • 2975
  • 5

Türkiye'ye baleyi sevdiren adam

5 yıldır İzmit Sanat Merkezi'nde bale ve dans eğitimi veren ünlü baletle buluştuk ve baleden özel hayatına, İzmit Sanat Merkezi’nden jüriüyesi olduğu ‘Yok Böyle Dans’ programına kadar çok keyifli bir söyleşi yaptık.

Tan Sağtürk, baleyi geniş kitlelere sevdiren Türkiye`nin en önemli ve hatta bu kategorideki tek baleti. Elbette başarılı olmuş bir çok bale sanatçısı vardır ancak Tan Sağtürk kadar alıp başını gideni, marka haline geleni, benim bildiğim kadarıyla  yok. Bu yazdıklarıma tepki gösterecek birinin olduğunu da düşünmüyorum. Sanırım herkes benimle hemfikir olacaktır.

***

Bir süredir Tan Sağtürk`le gerçekleştirmek için beklediğim röportaj, tam yılın son gününe denk geldi. En sonunda, 5 yıldır İzmit Sanat Merkezi'nde bale ve dans eğitimi veren ünlü baletle buluştuk ve baleden özel hayatına, İzmit Sanat Merkezi`nden jüriüyesi olduğu ‘Yok Böyle Dans` programına kadar çok keyifli bir söyleşi yaptık.



Tan Sağtürk baleyle nasıl tanıştı?
Ben İzmirliyim. İzmir Devlet Konservatuarı`nda sınav açılmıştı. Oradan bir hoca, sınavı aileme söylemiş. Ailem de bana iletti. Evimizde televizyon bile olmadığı için balenin ne olduğunu, ailemin bana anlattığı kadarıyla hayalimde canlandırdım ve kabul ettim. 10 yaşımda mesleki kariyerim için karar vermiş oldum.


Her çocuk bale yapabilir mi?
Hobi olarak olabilir ancak profesyonel anlamda yapamaz. Çok ince elemelerden geçiyoruz.


Türkiye`de Mardin, Diyarbakır, Kayseri gibi pek çok ilde okullar açtınız. Bu okullarda nasıl eğitimler veriliyor ve kimler yararlanabiliyor?
Okullarımızda klasik bale eğitimi var. 4 yaşından itibaren öğrenci alabiliyoruz. Biraz daha büyük çocuklarımız için modern dans eğitimlerimiz, büyükler için de latin dansları ve yine modern dans dersleri veriyoruz. İlgili olan herkes okullarımıza kontenjanlar doğrultusunda kayıt olabiliyor.

İSM`DE SİSTEM OTURDU

`Yok Böyle Dans` programında yapmış olduğunuz yorumculuk ve jüri üyeliği dans okullarınızın kayıtlarında ekstra bir artışa sebep oldu mu?
Muhakkak oluyordur ama televizyonda olmadığım zaman da aynen devam ediyoruz. Zaten bir ‘kemik öğrenci` kitlemiz var. Eylülde kapıları açtığımızda zaten geliyorlar. Yani bu anlamda, televizyonu hiç yapmasak da olur.


İzmit`te bale adına işler nasıl gidiyor, merak ediyorum…
İzmit Sanat Merkezi`nde sistemimiz oturmaya başladıktan sonra her şey çok iyi gelişti. ISM`nin kurulduğu günden bu güne kadar bu gelişime hep birlikte şahit olduk. Kurduğumuz sistemin eksiksiz islemesi için çok çaba sarf ediyoruz. Ancak açık yüreklilikle şunu söyleyebilirim ki İSM ve Nurhan Hanım'ın sisteminize direk katkıları olmuştur. Nurhan Hanim, var olan sistemi koruyan bir yapıya sahip olmasının yani sıra sistemi geliştirmek için de çok çaba sarf ediyor. Bu onun karakteristik yapısı. Uyguladığımız yöntemlerde kendisin de bir çok payı bulunuyor. İzmit Sanat Merkezi, yöntemlerimizin en sistematik ilerlediği okullarımızdan birisi. Türkiye`deki 17 okulumuz arasında bu anlamda örnek teşkil ediyor.
 


İzmit Sanat Merkezi`ne hangi zaman aralıklarıyla geliyorsunuz, derslere giriyor musunuz?
Ragıp Savaş benim arkadaşım. Beni aradığında tereddütsüz kabul ettim bu okulu. Bu yıl İSM ile beşinci eğitim sezonumuz. Sezon boyunca tatilleri düştüğümüzü varsayarsak hemen hemen 4- 5 haftada bir geliyorum. Sınıfların genel gelişimini kontrol edip, etütlerimi yapıyorum ve eğitmenlere gerekli direktifleri veriyorum.

ALTIN BİLEZİKLERİ OLACAK

İzmit`teki merkezinize gelen çocukları, İstanbul ve diğer illerde bulunan okullarınızdaki çocuklarla kıyaslarsanız, ne söyleyebilirsiniz?
İzmit`teki çocukların özel çocuklar olduğunun farkına vardım. Buradan Serhan ve Tuana gibi bazı arkadaşlarımızı özel olarak İstanbul`a davet ettim. Şimdi Tan Sağtürk Bale Akademisi`nde eğitimlerine direk benimle beraber devam ediyorlar. Herhalde İSM İstanbul`a yakın olduğu için hemen hemen İstanbul ile aynı çizgide gidiyor. Diğer şehirlerden iyi olduğunu söyleyebilirim. İstanbul`un bir kolu gibi aslında burası.


Baleyi hep, özellikle de kız çocuklarının belli yaşlarda yaptığı ve sonra bıraktığı bir sanat olarak algılıyorum. Bu hep böyle midir?

Alternatif çok fazla. Bir anda çocuğu ata binerken, buz pateni yaparken ya da bambaşka birşeyle uğraşırken bulabiliyorsunuz.  O yüzden çocukların sürekliliğini sağlayabilmek için ailelere, yaptıkları işin ne kadar iyi ve doğru olduğunu anlatabilmemiz gerekiyor.  Burası, Milli Eğitim Bakanlığı`na bağlı bir kurum. Yani aslında buraya bir meslek kursu gibi de bakabilirsiniz. Buradan mezun olacak çocukların, ailelerin tabiriyle altın bilezikleri olmuş olacak. Okul kurabilme, eğitim verebilme hakkına sahip olabilecekler.

ZOR OLAN SIRAYA SOKMAK

Yani direk meslek sahibi oluyorlar, öyle mi?
Elbette, bu bana göre Türkiye şartlarında çok özel bir durum. İşsizlik, ekonomik zorluklar, dünya krizleri gibi bir sürü şeyden bahsedilirken, böyle bir şey o kız çocuklarının kendi ayakları üzerinde rahatça durabilmelerini sağlayacak. Bunun dışında müthiş bir disiplin getiriyor. Bu sebeple hayatlarının belli dönemlerinde yapıyorlar gibi görmüyoruz bu meseleyi.



Balenin çocuklar üzerinde, kişisel gelişim adına ne gibi faydaları oluyor?

Çocuklarının baleye başladıktan sonra yatağını toplamaya başladığını, oyuncaklarını daha dikkatli kullandığını, daha disiplinli bir kişiliğe büründüğünü söyleyenler çok fazla.
Zaten bizim çıkış noktamız matematiktir. Hep sayılarla çalışırız, buna bir de disiplin eklenir. Türkiye`de anne – babalar hep çocuklarının sıra dışı olmasını isterler ama esas zor olan sıraya sokabilmektir. Zannediyorum ki bale bunu çok iyi yapabiliyor. Öncelikle sıraya sokuyor sonra sıra dışı kalmasını sağlıyor.

BU MESLEĞİ YAPABİLİRSİN

Peki ya erkekler…
Balede her zaman erkekler daha azdır. Aslında bana kadar bunun tam neticesini görebildiğimiz emsaller yoktu. Şimdi ben, Tan Sağtürk olarak ‘Sen bunu meslek olarak yapabilirsin` diyorum. Ancak bunun o kadar da kolay bir iş olmadığını söylüyorum. Kesinlikle dünyanın en zor mesleklerinden bir tanesi. Fiziksel ve mental olarak çok kuvvetli olman gerekiyor. Şimdi sayının gözle görülür bir şekilde arttığını görüyorum.


Türkiye`de bunu tek başınıza sağlayabileceğinizi düşünüyor musunuz?
Ben ve ekibim bunu tek başımıza sağlayamayız. Kültür Bakanlığı`yla, Milli Eğitim Bakanlığı`yla, devlet stratejileriyle yapmalıyız diye düşünüyorum. Bu önyargının kırılması Müslüman bir ülkede hiç kolay değil. Bize ‘Müslüman mahallesinde salyangoz satabiliyorsunuz` diyorlar.


Ben ikici bir balet tanımıyorum. Bildiğim tek kişi sizsiniz. Alternatifinizin olmamasını neye bağlıyorsunuz?

Benim açımdan bu noktaya gelirken biraz da tesadüflerin rol oynadığını söyleyebilirim. Çok büyük hesaplamalar yapmadık. Türkiye`de Tan Sağtürk denilince akla bale, bale denilince de Tan Sağtürk geliyor. Aynı piyanoda Fazıl Say örneğinde olduğu gibi.

AĞAÇ İŞLEMESİ YAPIYORUM

Biraz özel hayattan bahsedelim mi? Tan Sağtürk boş zamanlarında neler yapar?
Kilyos tarafında, şehrin biraz dışında doğayla iç içe bir evimiz var. Bir şekilde boş bir zaman yakalayabilirsem evimde ailemle birlikte oluyorum. Kızım Ada ile vakit geçiriyorum. Bahçede kendime  ağaçtan bir ev yaptım; orayı seviyorum. Dışarıda pek vakit geçirmem. Bazen işle ilgili toplantılar için yine bizim evde toplanırız. Ağaç işleme işiyle uğraşıyorum. Evimin bazı mobilyalarını kendim yaptım. Bahçedeki ağaç ev de  Bağdat Caddesi`ndeki Vakko mağazasının mini bir kopyasıdır.


Ne tarz müzik dinliyorsunuz?
Çok ciddi bir Jazz arşivim var. En çok dinlediğim müzik Jazz olabilir. Tabii klasik müziği zaten söylememe gerek yok herhalde.


İstanbul`da pek çıkmıyorsunuz anlaşılan… Peki ya tatiller?
Evet, tatiller benim için çok önemli. Tüm dünyayı dolaşarak international dalış turlarına katılıyoruz. Türkiye`de zaten birçok bölgede sürekli dalış yapıyoruz. Tatil benim için bir nevi dalış demek oluyor.

TAN SAĞTÜRK KİMDİR?

• 1969 İzmir doğumlu.
• Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Yüksek Bale bölümü mezunu.
• Fransız Genç Balesi Le Jeune Ballet De France, Fransız Devlet Balesi Ballet National De France Baş Dansçısı, İstanbul Devlet Opera ve Balesi baş dansçılığı gibi ünvanları var.
• Türkiye`nin bir çok ilinde açtığı bale ve dans okullarıyla  sanat ve dansı ülkenin en uç noktalarına kadar taşıdı.
• Tan Sağtürk, diğer çalışmalarının yanında Acun Ilıcalı`nın prodüksüyonu olan ‘Yok Böyle Dans` programında juri üyeliği ve yorumcu olarak görev alıyor. 


 

TV BANA GÖRE DEĞİL

`Yok Böyle Dans` programı hakkında ne düşünüyorsun?
Bu yarışma bana ülkemizde çok gizli yeteneklerin olduğunu gösterdi. Bu güne kadar şarkılarıyla ön planda olmuş insanların ne kadar iyi dans edebildiklerini gördük. İşte bunu gördüğüm  anlarda içimden hep ‘Niçin müzikal yapamıyoruz` diye düşünüyorum.


Televizyon ve dans programındaki misyonunuz sizin için ne anlam taşıyor?
Aslında o meselenin çok uzağındayım. Televizyonda gerçekten çok fazla heyecanlanıyorum. Benim yuvam sahne, televizyonda kendimi evimde gibi hissetmiyorum. Hem yaptığı işin gereği olarak hem de psikolojik olarak sürekli ekranlarda olmak isteyenler var. Ancak benim için öyle değil. Hatta belki bu seneki program bu konseptteki son çalışmam olabilir.


Bu seneki yarışmada favoriniz kim ?
Aslında dansla bu güne kadar çok içli dışlı olmamış kimselerin bu derece düzgün işler çıkarabiliyor olması beni genel olarak etkiliyor. En güzel örnek, Aşkın Nur Yengi diyebilirim.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ