KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.8286 TL
  • 6.5661 TL
  • 7.5910 TL
Kocaeli Zirve
Tutkulu aşklar acıklı bitiyor
Tutkulu aşklar acıklı bitiyor
Yaşam
03 Aralık 2010 Cuma 17:38
  • 2840
  • 0

Tutkulu aşklar acıklı bitiyor

Henüz 4 yaşındayken keman çalmaya başladı, 15 yılda 11 albüm çıkardı ve albümlerindeki bütün şarkıları kendisi yazıp besteledi…

Karşımızda romantik şarkıların prensini bulmayı beklerken, tam bir sanat prensiyle karşılaştık. Alçak gönüllü kişiliğinin yanı sıra sanatıyla bir o kadar kendine güvenen biri o. Bestelerini yaparken acıdan ve hüzünden beslendiğini itiraf edecek kadar da cesur… Son albümü ‘Aşkın Adı` yaklaşık bir yıl önce, üç senelik bir aradan sonra piyasaya çıktı. Bu süreçte babasının kaybıyla başlayan zor günler geçirdi; yaşadığı hüznü ve acıları son albümündeki şarkılarında işledi.
***
Kendisinden ve sanatından emin ama biraz da kırgın. Haksızlığa uğradığını düşünüyor bazen… Aldığı eğitime ve icra ettiği sanata karşılık, ülkemizde yeterince değer görememenin burukluğunu taşıyor içinde. Teknolojinin bu kadar hızlı ilerlemesi bazen korkutuyor onu; günümüzde aşkların da yapaylaştığını düşünüyor. Biraz buruk da olsa, her şeye rağmen aşka inanmaya devam ediyor, ancak ona göre artık tutkulu aşkların sonu da acıklı oluyor…
***
İstanbul`da, yaşadığı sitenin restoranında görüştüğümüz Suat Suna`yla müzikten toplumun kanayan yaralarına, popüler kültürden aşka uzanan sıcacık bir söyleşi yaptık. 

 

Suat Bey, müzikten başlayacak olursak… ‘Romantik şarkıların prensi` yakıştırmasını hayranlarınız mı yaptı?
Bir dönem gazeteler bu şekilde yazmıştı ve o şekilde de kaldı. Ben aslında iyi seviyede şarkı yazan biriyim ve her türden şarkı da yazabilirim ama öne çıkanlar romantik şarkılarım olduğu için ‘Romantik şarkıların prensi` yakıştırması yapılmış.
Biraz son albümünüz “Aşkın Adı`ndan bahsetmek istiyorum. Üç senelik bir aradan sonra çıkardığınız bu albümün hikayesi nedir?
Albüme de ismini veren ‘Aşkın Adı`, bölüm bölüm yazılmış bir şarkı… Çok uzun zaman önce nakaratını yazmıştım. Bir önceki albümde bile o şarkıyla uğraşıyordum. Son bölümünü de askerde tamamladım. Son zamanlarda söz yazma konusunda bir fikir değişikliğim oldu. Eskiden daha çok şiir düşünerek yazardım, şimdiyse senaryo mantığıyla yazıyorum. Şarkının hikayesinin insanların gözünde canlanmasını istiyorum. Son albümdeki birçok şarkıda bunu yapmaya çalıştım.

‘AŞKIN ADI` BİR YOL ALBÜMÜ

`Aşkın Adı`nda yine ağırlıklı olarak romantik şarkılar bulunuyor… Neden?
Biraz da beklentiye cevap vermek istedim çünkü hep o yönde e-postalar alıyordum. Diğer taraftan, biraz daha akustik bir iş olmasını ve bir yol albümü olarak, uzun yolda sıkılmadan dinlenmesini arzu ettim. İnsanı yormayan, sentetik seslerin olmadığı, akustik enstrümanların etkin şekilde duyulduğu bir albüm oldu. Aslında tam da istediğim gibi, bir yol albüm oldu.
Parçalarınızı yaparken yaşadıklarınızdan, acılarınızdan, üzüntülerinizden mi besleniyorsunuz?
Evet, biraz da o şekilde. Dikkat ederseniz, mutlu şair pek yoktur. Sanatçı ve yazan insanın hayata biraz da olumsuz tarafından bakması gerekiyor. Eğer bu işi yapıyorsanız, genel anlamda biraz mutsuz olmakta fayda var.
Eskiden daha sık albüm çıkarıyordunuz. Albüm aralıkları bundan sonra da uzayacak mı?
O zamanlar çok gençtim ve piyasada çok yoğun bir kaset satışı vardı. Şirketler de daha çok kazanmak için sanatçıları teşvik ediyordu ama şimdiki aklım olsa, o kadar sık albüm yapmazdım. Doğru bir şey değil aslında çünkü ben bütün şarkılarımı kendim yazıyorum ve her sene 10 şarkı yazmak kaliteyi yükseltmek açsından oldukça zor.

BAŞKEMANCI OLMAK İSTERDİM

Türkiye`de sizin yaşınızda bu kadar albüm çıkarıp, bütün şarkıları kendi yazan başka bir sanatçı var mı?
Sanırım yok.
1992 ve 1993 yıllarındaki yarışmalarda elde ettiğiniz başarılar müzik piyasasına girip hızlı bir yükselişe geçmenizde büyük rol oynadı. Eğer o yarışmalarda elde ettiğiniz başarılar olmasaydı müzik piyasasına nasıl bir giriş yapardınız?
Sanırım hayatta bazı yol ayrımları var. Eğer o yarışmalardaki başarılarım olmasaydı, pop müzik yapmazdım. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası`nın başkemancısı olma hayaliyle yoluma devam ederdim. O yarışmaların bana büyük popülarite getirdiği de bir gerçek.
Bugün yaptığınız şarkılarda yine 90`lardaki tat devam ediyor. Ancak, genel olarak günümüzde yapılan popüler müziğe baktığımızda o tadı hiçbirinde bulamıyoruz. Bunun nedeni ne olabilir?
Genç nesilde teknolojiyle beraber gelen müthiş bir gerileme süreci var. Bu da algı eksikliğini yaratıyor. Yeni gençlik Türkçe`den uzak yaşıyor. Dilimizin kullanımını eksik ya da yanlış bilen bir nesil yetişiyor. Bu da onları şarkıları değerlendiremez hale getiriyor. Yeni jenerasyon söz yazarı, besteci arkadaşlarımın yaptığı şarkıların tamamı Türkçe hatalarıyla dolu. İnanılır gibi değil ama bakıyorum ki insanlar o şarkıyı çok sevmişler. Demek ki, kimse dikkat etmiyor. Aslında temelde ilgisizlik ve kendini yeterince geliştirmeme yatıyor. Beğeniler ve zevkler de aşağı çekiliyor. Böylece doğru ile yanlışı ayırt etmek zorlaşıyor.

ATOMU PARÇALAMIYORUZ

Bu, yeni nesil söz yazarlarının yanlış yönlendirilmesinden kaynaklanan bir durum olabilir mi?
Sanmıyorum. İnsanların belli yaşlarda kimseyi dinlememe hali vardır. Sanatçıların günümüzde kendilerini geliştirmeye açık olmadığına inanıyorum. “Ben yazdım, sevildi de… Demek ki ben doğru yerdeyim” şeklinde düşünmek yanlış olabilir çünkü insanlar bazen yanılıp kötü şeyleri de sevebiliyor. Buna bağlı olarak bu sanatçılar ilerleyen zamanda aynı başarıyı yakalayamayacak. Tesadüfen kazanılmış başarılar sürekli olmaz.
Sizin yıllar önce yazdığınız bir şarkıyı bugün de keyifle dinleyebiliyoruz. Peki, bahsettiğiniz ve bugün çok sevilen şarkılar yıllar sonra da hatırlanabilecek mi?
Bunun imkanı yok… Normalde insanların bu şarkılara tepki göstermesi lazım ama bunun için dinleyicinin de kendini eğitmesi gerekiyor. O kadar ağdalı ve ağır bir sanat yapmıyoruz. Sonuçta atomu parçalamak gibi zor bir iş değil. Pop müzik yapıyoruz ve dört dakikalık bir şarkının içinde samimi duygularımızı dile getirmeye çalışıyoruz. Fakat bunu yaparken de şiirin bir adabı olmalı. İnsanlar yapılan kötü şarkıları dinlemeseler, almasalar bu işlerin devam etmeyeceğine eminim.

GERÇEK EMEKÇİLERİ YOK ETMEYELİM

Doğrusu, ben sizin kadar iyimser olamıyorum…
Meslek icabı, ülkemizde birçok yeri geziyoruz. Öyle enteresan farklılık gösteren hayatlar var ki… Bu ülkede hala mağaralarda yaşayan, kız çocuklarının okula gitmesini tartışan bir kesim de var. Onların sanatsal beğenilerini de yargılamamak lazım. Ama şu konuyu sorgulayabiliriz: Örneğin, Amerika`da çok üst düzey sanat yapan insanlar var, diğer yanda alt seviyede işler yapan kişiler de var. Onlar da bazen seviliyor ama teraziyi dengeleyen, iyi şeylerin prim yapması…
Peki, bizdeki problem nereden kaynaklıyor?
Aradaki birkaç kötü işin de beğeniliyor olması çok önem taşımıyor. Fakat bu ülkede Bülent Ortaçgil gibi bir ustayı kimse dinlemiyorken, sahneye çıkacak doğru düzgün yer bulamıyorken diğer yandan bahsettiğimiz insanlar çok büyük paralar kazanabiliyorsa, ortada ciddi bir dengesizlik var demektir. Ben o insanları kimse dinlemesin, beğenmesin demiyorum ama gerçek emekçileri de bu kadar yok etmeyelim. İkisinin arasında bir denge olsa, problem bu kadar büyük olmazdı. Kalitesiz işlerin bu kadar önde ve kaliteli işleri de bu kadar yok olması çok ilginç. Demek ki, bu toplumda gerçekten kaliteli dinleyici problemi var.

BOŞUNA MI OKUDUM?

Bahsettiğiniz durum, sanatınızda tatmin olmanıza engel olmuyor mu?
Çok acıklı bir durumdur ki, kendimi ilerletmeme gerek yok aslında. Bazen yaptığım işin eğitimini gereksiz yere aldığımı düşünüyorum. Halbuki, tam tersi olmalı. Benim kadar bu işe emek vermemiş insanlar bu işi yapıyor. ‘Boşuna mı okudum acaba, boşuna mı emek verdim? Kimse yaptığım işi anlamıyor` şeklinde hayal kırıklığına düştüğüm oluyor… Sonra diyorum ki; bu toplumda yaşıyorsak bu toplumun şartlarına adapte olmalıyız.

MENFAAT ZİNCİRİNDE YOKUM

İç karartıcı bir durum olsa gerek
Biraz Polyanna`cılık oynayabiliyoruz aslında. Ressamların ve tiyatrocuların dertlerini dinlediğim zaman çok daha acıklı bir tablo olduğunu görüyorum. Yine de biz biraz daha şanslı bir kesimiz. Diğer sanat dalları daha çok sıkıntıda olduğundan biraz avunabiliyoruz.
Müzik kanallarında sizin video kliplerinizi pek göremiyoruz, bunun nedeni ne olabilir?
Temelde menfaatlerle ilgili bir durum. Menfaat zincirinin içinde bulunmuyorum; asıl sebep bu. Aykırı durmaya çalışıyorum. Her şeye rağmen işin doğruluğunu bilip beni dinleyecek insanlara ihtiyacım var.
Evinizde ne tür müzik dinlersiniz?
Stüdyolarda çok yüksek sesli ve kulağı yoran müziklerle ilgilendiğim için evimde çok daha sakin müzikler dinliyorum. Ağırlıklı olarak da Klasik Batı Müziği... Evdeki çalışmalarımı da klasik müzik üzerine yapıyorum.

SANATÇI AYKIRI OLANDIR

Müzik okulu açmayı düşünmüyor musunuz?
Aklıma gelmiyor değil aslında ama bunun için biraz erken olduğunu düşünüyorum. Şimdi, aktif olarak daha yoğun çaba göstermem gereken alanlar olduğuna inanıyorum. Belki emeklilik dönemimde yapabileceğim bir iş. Öğretmenliği seviyorum çünkü.
Sanatçı topluma yol göstermeli mi sizce?
Örnek olmak gibi bir algı var ama aslına bakarsak, pek de örnek temsil edilecek bir iş değil yaptığımız. Türkiye`nin hemen akla gelen sanatçılarını düşünürsek, hangi yaşam tarzı örnek alınmalı ki? Yaşamıyla, duruşuyla örnek teşkil edebilecek, bu işi yapan insan var mı acaba? Sanatçı örnek olmaktan ziyade şahsına münhasır olmalı çünkü o zaman toplumdan farklı olabilir. Toplumu ileri götürenler aykırı insanlardır.
Sanatınızda istediğiniz farkı yaratabildiğinizi düşünüyor musunuz?
Ben kendime ait bir müzik yaptığıma inanıyorum. Benim şarkılarımı biraz dinleyen insan, ‘Bunu Suat Suna yazmış` diyebilir. Öyle bir tarz yerleştirdiğime inanıyorum.

 KÖTÜ BİR UYGULAYICIYIZ

Müzisyen bir ailenin çocuğu olmanın ve iyi bir eğitim almanın ne tür avantajlarını yaşadınız?
Ben o açıdan şanslıyım ama benim gibi olmayan insanların da öğrenmeye, kendini geliştirmeye açık olması lazım. Bugün Fransa`ya giderseniz, insanların her ortamda bir şeyler okuduğunu görürsünüz. Bizim ülkemizde insanların kendilerini geliştirmek gibi bir amacı yok. Uyuşturulmuş bir toplumuz sanki.
Nasıl böyle bir toplum yapısına dönüşmüş olabiliriz?
10-18 yaş arasında çok ciddi bir bilgisayar bağımlılığı var. Başka hiçbir şeyle ilgilenmiyor ve en kötüsü asosyal hale geliyorlar. Ondan sonra neden toplumumuz ilerlemiyor diye düşünüyoruz. Hiçbir şekilde ilerlemiyoruz çünkü dışa bağımlı kötü bir uygulayıcıyız. Bu dönem televizyon esaretiyle başladı. Çevreme neden bu kadar çok televizyon izlediklerini sorduğumda aldığım cevap genellikle “Başka yapacak ne var ki?” oluyor. Evde kalınca yapılacak tek şey televizyon izlemekmiş gibi. Genel anlamda sanatçı olarak bundan şikayet etmenin de bir anlamı var mı, bilmiyorum aslında.

HIZLI AÇILIMLARA HAZIR DEĞİLDİK

Toplumsal yaralarımız nasıl iyileşir peki?
Şikayet etmemiz gereken şeylerin farkındayız ama girişimde bulunmuyoruz. Kimse protesto etmiyor istemediği şeyleri. Bütün bunların eğitimle alakası var. Ben üniversite sayısının artmasından memnunum ama yeni açılan üniversitelere yerleştirecek eğitimci kadrosu yeterli değil. Türkiye bu kadar hızlı açılımlara hazır değildi. İşini bilmeyen bir sürü avukat, doktor üniversitelerden mezun oluyor.
Bir roman projeniz olduğunu duymuştum, şu an ne aşamada?
Evet, bir roman projem var. Biraz yavaş olsa da ilerliyor. İnce eleyip sık dokuyorum. Kitabı öncelikle benim beğenmem önemli.
Romanın konusundan bahseder misiniz?
Aslında benden hiç beklenmeyen bir konu. Tabiî ki, aşk var işin içinde ama diğer yandan macera ve polisiye bazı bölümler de var. Her şeyden biraz var aslında, karmaşık bir konu… Henüz yüzde 30`u bitti.    Kış aylarında evde daha çok zaman geçirip kitaba yoğunlaşmayı düşünüyorum.

AŞKA İNANIYORUM

İş dışında neler yapıyorsunuz?
Okuyorum ve çalıyorum… Eğlenen, çok boş vakti olan biri değilim… Hayatımda pek tatil olmadı.
Sizi magazin programlarında görmüyoruz. Nasıl bu kadar uzak durabildiniz?
Görmüyorsunuz çünkü şarkılarımın ömrünün uzun olması için uğraşıyorum. Kendim gündemde olmak için özel bir çaba sarf etmiyorum. Benim amacım iyi şarkı yapmak ve insanlara dinletebilmekse magazine ihtiyaç duymam saçma olur. Birçok sabah programından davet alıyorum ama ben çok geç uyuyan biriyim. Dolayısıyla geç kalkıyorum. Başkaları aynı durumda koşa koşa gidebilir ama ben izleyenlere saygımdan ötürü o şekilde program yapmaktan kaçınıyorum.
Aşka inanmaya devam ediyor musunuz?
Her şeye rağmen aşka inanıyorum… Zamanımızda aşkın pek değerinin kalmadığını düşünüyorum açıkçası. Duygularla yaşadığımız bir çağda değiliz sanki. Eskiden bir erkek bir kadından hoşlandığı zaman çiçek götürürdü. Şimdi bakıyorum da mail olarak çiçek fotoğrafı gönderiyor. İnsanlar çok çabuk vazgeçebiliyor, boşanma oranları artıyor. Bu durumda aşka inanan bir kimliği taşımak kolay olmuyor ama her şeye rağmen inanmaya devam ediyorum.

ÇOCUK İÇİN EVLENEBİLİRİM

"Evlilik aşkı öldürür. İlerleyen yıllarda evliliği tek düzelikten kurtarmak lazım” şeklinde bir söyleminiz olmuştu. Bunu başarabildiniz mi? Ya da sizce bunu başarmak nasıl mümkün?
Ben başarılı bir evlilik yapamadım… Benim gibi bir insanın evlilik odaklı yaşaması pek de mümkün değil. Sanatçının biraz mutsuz olmaya programlanmış bir kafası vardır. Ama genel anlamda evlilikte tek düzelik, aşkı öldüren tek şey bence. Sürekli aynı şeyleri yapan bir çiftseniz, evlilik tekdüzeliğe gider. Ufak tefek de olsa farklılıklar yapmak lazım.
Tekrar evlenmeyi düşünüyor musunuz?
Çocuk sahibi olmak istiyorum ve bunun için de bir evlik düşünebilirim.   Bundan sonra evleneceğim kişinin de hayatımdan çıkmayacak biri olması gerekir. Bu yüzden belki de tutkulu aşklar yerine, artık biraz daha mantıklı hareket etmeliyim.
Bence size Türk filmlerindeki gibi tutkulu bir aşk yakışır…
Daha önce öyleydim ama tutkulu aşklar da, tıpkı Türk filmlerindeki gibi acıklı bitiyor maalesef.  
Suat Bey İzmit`e yolunuz düştü mü?
Geldim tabii. İzmit`te yaklaşık 10 sene önce bir konser vermiştim. 
Kocaeli`yi nasıl buluyorsunuz?
İzmit çok önemli bir sanayi kenti ve çok da güzel. Ekonomik anlamda ülkeye çok büyük katkısı var. İstanbul`a yakın olması da büyük avantaj. İzmit`te yine bir konser vermeyi de çok isterim.

Suat Suna kimdir?

 1975 İstanbul doğumlu.
 Müzikle 4 yaşındayken tanışıp keman çalmaya başladı.
 Saint Benoit Fransız Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı keman bölümü mezunu.
 İlk ulusal başarısını 1992 yılında katıldığı Beyaz Güvercin Şarkı Yarışması'nda ikincilik alarak elde etti. 
 Onu sevenleriyle buluşturan en önemli yıl ise 1993 oldu. PopShow'93 şarkı yarışmasında birinci, ikinci ve dördüncü olan eserlerin bestecisi, söz yazarı ve yorumcusunun adı Suat Suna`ydı…  
 15 yılda, bütün şarkıları kendisinin yazdığı 11 albüm çıkardı, popüler müziğin yanı sıra Klasik Batı Müziği`nde de kendisini sürekli geliştirdi.

Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ