KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.8286 TL
  • 6.5661 TL
  • 7.5910 TL
Kocaeli Zirve
Üç kız ve ben…
Üç kız ve ben…
Yaşam
26 Ekim 2012 Cuma 18:03
  • 1485
  • 3

Üç kız ve ben…

Dört kardeşiz… Üç kızın ardından en son ben doğmuşum.
En son çocuk ve tek erkek.  
Üstelik en küçük ablamla aramda 9 yaş fark var. 
Ablalarım kızmasın ancak hal böyle olunca tabii benim durumum biraz farklı olmuş. 
Bana tanınan bazı özel durumları şimdi burada anlatmak istemiyorum, zaten sığmaz da... 
Ancak, eğer bir gün kitap yazmaya karar verirsem elimde gerçekten çok sıkı bir konu var.
Neyse ben konuma döneyim. 
Evde yıllar boyu sürekli arkamı toplayan annem ve üç ablam olduğu için biraz dağınık yetişmiş biri olabilirim. 
Sadece elimdekini oraya buraya bırakma gibi bir huyum yok. Bunun yanında duş yaparken banyoyu olduğu gibi yıkama,
Bornozu top halinde küçük odadaki koltuğun üzerine bırakma, 
Açtığım çekmecenin kapağını kapamama, 
Üzerimden çıkardıklarımı çamaşır sepeti yerine banyoda yere fırlatma gibi bazı alışkanlıklarım da var. 
 
***
 
Tabii evlendikten sonra arkamı toplayanlar benimle birlikte yeni evime gelmediği için bu duruma acil bir çözüm bulmak gerekti.
Üstelik balayından döner dönmez sevimli köpeğimiz Cosby de aramıza katılmıştı. 
Gerçi genel olarak bahçedeki yerinde yaşıyordu ancak ben sürekli onunla oynayıp boğuştuğum için bu durum evin içerisinde de hissediliyordu.
Yazının geri kalanında size sadece bir kişinin ismini vereceğim. Çünkü bu yazıyı zaten ona hitaben yazıyorum.
Evimizde ilk işe başlayan yardımcımız bir hayli sakar çıktı. 
Ancak öyle bir özelliği vardı ki evde kırdığı şeyler asla sıradan değildi. (Duşakabinin kabinini saymazsak) 
Eve her geldiğimde yurtdışından getirdiğim özel kahve kupalarından bir tanesinin kırılmış olduğunu görüyordum. 
Starbucks`lardan aldığım, üzerinde aldığım şehrin isimleri yazan kahve kupaları bir bir gitti. 
Londra, Miami, New York… 
Bu durum artık beni deli eder olmuştu. 
İçimden ‘Off yaa, lütfen bugün normal kahve fincanlarını kırmış olsun… Borcam falan da olur` diyordum. 
Ancak söylediğim gibi mutlaka özel bir şeyleri kırıyordu. 
Eğer kırdığı şey kahve kupası değilse, biblo empire state binası oluyordu. 
Bir kere de ayakkabıları nasıl yıkadıysa bej ayakkabılarım mor olmuştu…
 
*** 
Bir süre yeni bir yardımcı aradıktan sonra sevgili arkadaşımız Serpil Çolak ile (aynı zamanda komşuyuz) bir sistem kurmaya karar verdik. 
Evlerimiz yan yana olduğu için bulacağımız yardımcıyı birer gün dönüşümlü alacaktık.
Sırma ve Serpil kısa süren bir araştırmanın ardından bu yazıyı yazma sebebim olan kişiyle tanıştı: Şaziye Abla… 
Şaziye Abla kısa sürede yardımcıdan çok gerçekten ablamız gibi olmuştu. 
Hem Serpil`in evinin hem de bizim evin tüm kontrolü ondaydı. Tarçın ve Cosby ile de arası çok iyiydi. 
Çok uzun zaman boyunca çok güzel günlerimiz geçti. 
Harika yemekler, mezeler ve tatlılar yapardı. 
İşini bitirdikten sonra buzdolabında gözüne çarpan bir iki ıvır zıvır şeyle minik şaheserler yaratırdı. 
Haftasonu evde benim yaptığım komikliklerde bizimle beraber eğlenirdi. 
Hatta Şaziye Abla bir defasında evde kameraman bile olmuştu.
 
Bir gün evde korku filmi çekmeye karar vermiştim. 
Sırma salonda oturmuş gazete okurken, aslında psiko-manyak olan kocası onu doğrayarak öldürecekti. 
Filmin senaryosunu Sırma`ya ve Şaziye Abla`ya anlatmış, kamerayı ayarlamış Şaziye Abla`ya çekim yaptırtmıştım. 
Bıçaklarımı bileyerek korkunç bakışlarla içeri gelmiş ancak arada komik bir şeyler söyleyip işe komedi katmıştım. 
Sonra da Sırmayı doğramıştım. 
Hatta bu film için öncesinde tam bir ruh hastasının yapacağı tarzda sakal traşı yapmıştım
Şaziye Abla bu işlerin bile sanat yönetmenliğini yapıyordu.
 
***
Sonra Şaziye Ablamız sağlık sorunları nedeniyle işi bırakmaya karar verdi. 
İşin bu yanı gerçekten kötü olmuştu. 
O evden birisiydi, ancak artık yoktu. 
Ben iş için eve gelip en son bu karar alındığından beri onu görmedim. 
Ancak gerçekten o bizim ablamız olmuş. 
En kısa zamanda Sırma`yı da alıp evine ziyarete gitmeyi düşünüyorum.
Bize yardım ettiği zaman boyunca tüm yaptıkları için kendisine tekrar teşekkür ediyoruz.
Ondan sonra da bazı denemeler oldu… 
Dedikoducu, deneyimsiz, doyumsuz, köpekten korkar, istikrarsız derken bir sürü kişiyi eledik. 
Şimdi yeni biri var… Bakalım birbirimize ne kadar dayanabileceğiz.
Yazı bitti. 
Banyoya girmeyi düşünüyorum. 
Savaş alanına dönecek olan o banyodan çıkınca da bornozu top haline getirip koltuğa bırakacağım…
 
 
İyi haftasonları..
 
tolga.tamer@bizimkocaeli.com.tr
Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

Twitter

KENT REHBERİ