KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.6502 TL
  • 6.3550 TL
  • 7.0801 TL
Kocaeli Zirve
Üçü bir arada: SUZUKİ – DFM - TATA
Üçü bir arada:  SUZUKİ – DFM - TATA
Yaşam
19 Kasım 2010 Cuma 16:47
  • 7472
  • 2

Üçü bir arada: SUZUKİ – DFM - TATA

Sevgili okurlar, bayram telaşının ardından siz okurlarımızla tekrar birlikteyiz. Yükselen Değerler, Kocaeli’nin yükselen yıldızı olma yolunda ilerleme kaydediyor.

Hep dile getirdiğim gibi, bu projeye başladığımda, bu denli ilgiyle karşılaşacağımızı beklemiyordum. Bu anlamda beni yüreklendiren, projemize gözü kapalı olur veren Sayın patronum Güngör Arslan ve Serpil Çolak`a bir kez daha minnetlerimi sunuyorum. Hala tedirginliğimi üzerimden atamamış olmama rağmen, onlar bu konuda daha ileri işler yapacağım konusunda bana güven aşılamaktan vazgeçmiyorlar.

Bizim Kocaeli Gazetesi gibi, okunma oranları hayli yüksek olan bir gazetenin bir biçimde içinde olmanın onorasyonu, inanın üzerimdeki baskıyı azaltmadığı gibi giderek arttırıyor. Sorumluluğumuzun büyüklüğü arada sırada gözümüzü korkutsa da, ekip olarak elimizden gelenin fazlasını yapma gayreti içerisindeyiz. Yükselen Değerler projesinin benzerleri belki bu kentte daha evvel yapıldı fakat yetersiz kaldı çünkü hep bir siyasi zemine oturtuldu. Karşılıklı beklentiler arasında yapılan işlerde de, malumunuz üzere pek istikrar sağlanmaz. Ben de tam bu olaya bakışımdan dolayı formatımı daha farklı tuttum.

İstedim ki, o kişinin siyasi düşüncesi arka planda kalsın. İnsanların karşısına yaptığı hizmetlerle çıksın. Dünya bakışını rahatça anlatsın, ailesine verdiği önemi paylaşsın, sevgisini bu satırlardan dile getirsin, kente kazanımlarından bahsetsin, sektörel sıkıntılarını kamuoyuna anlatsın, yerel basınla ilişkilerini güçlendirsin, istediği zamanda bize ulaşsın ve sevincini, sıkıntısını, yeniliklerini gazetemiz aracılığıyla duyursun. Tüm bunlar olduğunda zaten aile kavramı da kendiliğinden doğacaktı. İşte Yükselen Değerler bunu başardı.

Biz hızla büyüyen bir aile olduk. Çok sık bir araya gelemesek de, kendimizi bu aileye ait hissediyoruz. Gazetemizin bu aileye bakışı da çok sıcak ve samimi. Sürekli bir arada, bu aile için neler yapabileceğimizi konuşup, tartışıyoruz. Geçen yılın başında hayata ‘Merhaba` diyen Yükselen Değerler, bir yılını doldurmak üzere. Çeşitli varyasyonlarımız olacak elbette ama biraz daha ilerleyen günlerde…Tüm değerlerimizi buradan bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

 

Bu haftanın Yükselen Değeri MESUT ÇOBANOĞLU`na gelince; Mesut Bey, çok sakin, sinirleri alınmış, çalışkan ama çok hırsları olmayan, tertemiz yüreğe sahip, güler yüzlü bir iş adamı. İnşaat mühendisliği okuyup, ısrarla otomotiv sektöründe varlık gösteren Mesut Bey, Yükselen Değerler`in ona verdiği önemle çok mutlu olduğunu gizleyemedi. Sürekli dediğim gibi, her şey çok insan çalıştırmakla, çok para kazanmakla ilintili değil. Büyük bir markanın ilimizdeki temsilciliğini yapması, aynı anda iki markayı daha bünyesine katması, Mesut Bey`in bu sektörde tercih edilen kişi olduğunu gösteriyor. Tek eksiği, yapısı itibariyle, kendi çevresi dışında çok sosyal olmaması ama bu eksiğini hep beraber aşacağımıza söz verdik. Çünkü o beyefendi kişiliğiyle bunu hak eden biri. Bu arada bünyelerine yeni kattıkları marka olan TATA`nın otomobillerine bayıldım. Yolunuz Vezirçiftliği tarafına düşerse direksiyona bir oturmadan geçmemenizi tavsiye ederim. Oldukça sakin geçen söyleşimizi buyurun siz de okuyun.

 

Mesut Bey, bize kendinizi tanıtır mısınız?

Aslen Adapazarlıyım. 1968 doğumluyum. O zamanlar İstanbul Teknik Üniversitesine bağlı olan, Sakarya Mühendislik Fakültesinde okudum. 1996 yılında İzmit`te ticarete başladım. Sakarya`da ikamet ettiğimiz için her gün İzmit`e gidip geliyordum. Depremden sonra oradaki evimiz hasar gördü ve Maşukiye`ye taşındık.

 

İzmit`te ticaret yapıyordum derken; Suzuki`nin bayiliğini mi yapıyordunuz?

Hayır, o dönemler İzmit`teki ilk ticari faaliyetim, Kia`nın bayiliğini yapmakla başladı. Adapazarı`nda ise Citroen bayiliğini sürdürüyordum. Depremden sonra Kia`nın bayiliğini bıraktık ve Suzuki`nin bayiliğine başladık.

 

AYNI YERDE ÜÇ MARKA

Suzuki`ye geçişiniz nasıl gerçekleşti Mesut Bey?

Daha önce Kia bayiliğinde beraber çalıştığım bir arkadaşım, Suzuki`ye geçmişti. O geldi ve bana teklifte bulundu. Böylelikle Suzuki`yle bayilik anlaşmamız başlamış oldu. Beş yıldan beri de devam ediyor.

 

Ben Suzuki`nin bu kocaman plazasında başka markalar da görüyorum, doğru mu?

Evet, hali hazırda üç otomobil firmasının bayiliği aynı anda yürüyor. Önce DFM teklifte bulundu. Oranın genel müdürüyle daha evvelden tanışıyorduk ve tekliflerini kabul ettik. Şimdi de, yaklaşık bir ay önce TATA geldi.

 

TATA HİNDİSTAN ÜRETİMİ

Sanki görünüşte bunlar Suzuki`nin ürettiği model isimleriymiş gibi algılanıyor ama aynı plazada üç değişik markayla çalışıyorsunuz…

Tamamen farklı markalar. Üç markanın da distribütörüyüz şu an. TATA, Hindistan üretimi bir marka. Çok önceden beri üretim yapan bir marka ama Türkiye`ye yeni geldi.

Peki, aynı anda üç markayla çalışmak, diğer bir firmanın ahengini bozmuyor mu? Yani yapılan bayilik anlaşmalarına ters düşen bir şey yok mu?

Tamamen plazanın metrekaresiyle alakalı bir durum. Metrekare tutunca sorun olmuyor. En alt katımızda tamir, yedek parça ve bakım servisi, arka tarafımızda kaporta bölümümüz var. Komple satış ve servisi yürütüyoruz diyebilirim.

Türk piyasasına yeni girmiş bir marka olan TATA ile ilgili biraz ayrıntılı bilgi alabilir miyim?

Dediğim gibi burada üretilmiyor. Tamamen Hindistan üretimi bir marka. Herhangi bir fabrikayla anlaşması falan yok. Kendi ürettiği bir marka, her hangi bir taklit yok. Binek araçları var, dizel ve benzinli, çift kabinlisi var, önümüzdeki yıl gelecek olan nano var ki; dünyanın en ucuz arabası diye tabir edilir.

Dünyanın en ucuz arabası kavramının piyasa fiyatlarına göre açılımı nasıl sizce?

Sıfır araç ve 11 bin lira olması gibi bir açılım söyleyebilirim. Aynı şekilde iki yıl ve yüz bin kilometre garantileri var.

 

SUZUKİ`NİN MÜŞTERİ KİTLESİ BELLİ

TATA‘ya ilgi nasıl şu an için?

TATA piyasada daha çok yeni. Distribütör firma Türkiye genelinde yayınlanan reklamlar verdi. Bu reklamlarla beraber ilgi artmaya başladı.

 

Pahalı bir araç mıdır TATA?

Son derece konforlu olduklarını öncelikle belirtmek isterim. Fiyatları 18 bin ila 29 bin lira arasında seyrediyor. Yani piyasanın bayağı altında, ekonomik fiyata satışa sunuldu. Tabii, kredi desteği de var.

 

SUZUKİ çok hoş modeller üretmesine rağmen, sanki piyasada yeterli ilgiyi görmüyor. Veya diğer markalar gibi reklam yapmadığı için çok miktarda piyasada rastlamıyoruz. Tüketiciyle arasına mesafe koymuş gibi bir yapısı var adeta. Sizler burada yetkili bayi olarak bir eksiklik görmüyor musunuz? Ya da size bayiler olarak belli satış kotaları koyulmuyor mu?

Doğru, haklısınız ama SUZUKİ`nin müşteri portföyü genellikle bellidir. Beyaz yaka diye tabir ettiğimiz kesime daha çok hitap ediyoruz. Doktorlar ve avukatlar sabit müşterilerimizdir. Mesela geçenlerde Bolu`da rektör yardımcısına sattık bir adet.

 

Sadece beyaz yakalılara hitap etmek SUZUKİ`yi kurtarıyor mu sizce?

Tabiî ki yeterli değil. Servis hizmetinden absorbe ederiz diye beklentimiz vardı ama o da olmuyor. Çünkü SUZUKİ Japon yapımı bir marka olduğu için, kolay kolay arıza çıkarmıyor. Düşünün, Japonların garantiye harcadıkları oran %2 iken, Avrupa`nın %14‘müş.

 

DFM ÇİN`DEN GELİYOR

SUZUKİ olarak ayda kaç araç satışına ulaşıyorsunuz?

Ortalama ayda 10 araç satılıyor. Bu rakam banka kredilerinin uygunluğuna ya da faizlerin artmasına göre seyir değiştiriyor. Mesela krediler cazip hale gelince öyle müşteriler geliyor ki, şaşarsınız. Cebinde bir lira parası yok, araba almaya kalkıyor. Hatta banka masraflarını karşılayacak parası bile olmadığı halde o yükün altına girmeye çalışıyor. Nerede kaldı bu aracın aylık ödemeleri? Böyle kişilere bu arabalar haram diye düşünüyorum.

 

Bir üçüncü markanız olan DFM hangi ülkenin üretimi otomobiller Mesut Bey?

DFM, Nissan`ın Çin`de üretim yapan fabrikalarından buraya geliyor. Yeni modelleri henüz geldi. Çift kabini bulunan geniş araçlar yapmışlar. Onların fiyatları da 23 bin ila 29 bin lira arasında bulunuyor. Bayram sonrası piyasada epey reklamı çıkacak.

 

Otomobil sektöründe haksız rekabet yaşanıyor mu? Galiba bu konuda çok da sancıları olmayan ender sektörlerden birisiniz…
 
Evet, haklısınız Aysun Hanım. Biz de pek haksız rekabet olmaz. Çünkü aracın fiyatı belli, konacak kar belli, herkes o oranda aracını satmaya uğraşıyor. Ama otomobilde eskisi gibi öyle büyük kar marjları yok. Yani en fazla alan %3 civarında kazanıyor.

 

SUZUKİ`NİN FELSEFESİ YILLARDIR AYNI

Peki, size aylık satış rakamlarında belli kota konuluyordur muhakkak. Bu kotanın altına düşünce sözleşme gereği ana bayiliğin size bir ceza yaptırımı oluyor mu?

Belli bir kota tabiî ki konuluyor. Biz de bu kotayı tutturuyoruz, altında kaldığımız olmuyor. Zaten SUZUKİ`nin piyasadan beklentisi aşağı yukarı bizim satış oranlarımızla örtüşüyor. O kotayı tutturamayanlara bir yaptırım uygulamasına ise hiç rastlamadım. Genellikle bu devirde kimse kimseyi kolay atmak istemiyor. Ama zaten SUZUKİ`nin felsefesi yıllardan beri böyle.

 

Bu felsefe biraz statükocu bir yapıyı andırıyor sanki. Acaba Japonların kendine fazla güveniyle mi alakalı bir durum? Bu değişip de, daha dışa dönük çalışmaları olacak mı?

Bir kere dediğim gibi, araçlar arıza çıkaran araçlar değil. Hakikatten kaliteli otomobiller üretiyorlar. Bu da kendilerine güveni arttırıyor olabilir tabii ama mesela şimdi 2 bin araç daha piyasaya sokmak için belli reklam çalışmaları başladı. Bu ne olur? Kar bırakmaz, yani kazanılan para reklama gider fakat piyasada fazladan 2 bin araç dolaşır ve servis ile yedek parça şeklinde bir dönüşümü olur.

 

İZMİT`TE SUZUKİ`NİN TEK DİSTRİBÜTÖRÜYÜZ

Özellikle bu sektörde reklam çok çok önemli değil mi?

Kesinlikle önemli. Bugün o büyük marka diye tabir ettiğimiz araçlar SUZUKİ`den daha kaliteli araçlar ürettiklerinden dolayı piyasada bolca dolaşmıyor. Reklama büyük yatırım yapılıyor. Doğrusu da bu. İnsanlar ne ürettiğinizi başka türlü nasıl öğrenebilirler ki? Verdikleri reklamlarla belli satış rakamlarına ulaşıyorlar. O reklamları vermeseler, o sayıya da ulaşamazlar. Yani reklam önemli. Kendine güvenmek, kaliteli otomobil üretmek tabiî ki güzel ama onu duyurmak için de bir takım riskler almalı.

 

Kriz döneminde sadece SUZUKİ için sormuyorum bunu, otomobil sektöründe çok geri gidiş yaşandı mı dersiniz?

Yaşandı tabii ama bizim işimiz diğerlerine göre daha kolaydı. Çünkü yurt dışından ithal geliyor. Kriz nedeniyle belli bir miktardan sonra gelişleri durdurabiliyorsunuz. Ama diğerleri ne yapsın? Fabrikası Türkiye`de bulunuyor. Üretim yapmak zorunda, ürettiğini satmak zorunda, işçisine maaşını ödemek zorunda.

 

SUZUKİ`nin Kocaeli distribütörü olarak tek siz mi varsınız?

Burada tekiz ancak Gebze Şekerpınar`da Türkiye`ye dağıtım yapan ana distribütörlüğümüz var. Tek olmamız avantaj fakat İstanbul`a yakın olmamız dezavantaj. Bir de internet ortamı var tabii. Müşteri bize gelene kadar epey bilgi sahibi oluyor. En düşük fiyata alana kadar pazarlığını sürdürüyor. Özellikle ‘sahibinden.com` sitesi bizim işimizi epey zorlaştırıyor. Artık çaresiz, biz bile oraya satış ilanlarımızı veriyoruz. Ama SUZUKİ`nin şöyle bir özelliği var; ikinci elden satışlarda çok az zarar ettiriyor. İnternete verildiği anda satışı iki gün sürmüyor, hemen alıcısını buluyor.

 

PLAZAYI KENDİLERİ YAPTILAR

Asıl mesleğiniz inşaat mühendisliğiydi. Bu mesleği icra etmeyi düşündünüz mü ya da hala öyle bir düşünceniz var mı?

Aslında ben bu işi Citroen bayiliğinden sonra yapmayı düşünmüyordum fakat arkadaşım beni caydırdı ve tekrar başladık aynı işe. Esasında inşaat yapmayı düşünüyordum ama bir türlü nasip olmadı. Şimdi de iki işi aynı anda yapmak istemiyorum. Galiba otomobil işini de iyice benimsemişim ve severek yapıyorum.

 

Peki, hiç inşaat yapmadınız mı şimdiye kadar?

Yaptım elbette. Bir müteahhitin yapacağı kadar inşaat yapmışımdır. İçinde bulunduğumuz üç katlı bu binayı yaptık, KİA bayisinin binasını biz yaptık, kendi oturduğumuz evi yaptık. Şu aşamada devamı gelecek gibi gözükmüyor çünkü bütün enerjimizi mevcut işimize harcıyoruz. Önümüzdeki dönemlerde ne olur bilemem. Ama genellikle Türkiye`nin lokomotifi otomobil ve inşaat üzerindedir. Biz de o veya bu şekilde ikisinin de yakınındayız.

 

Mesut Bey, evli misiniz, çocuk var mı?

1993 yılında evlendim. İki çocuğumuz var. Kızım Ayşenur 13 yaşında, oğlum henüz 6 yaşında. Erkul Kolejine gidiyorlar. Depremden sonra Maşukiye`ye yerleştik, orada ikamet ediyoruz.

 

YOLLAR GÜZEL AMA ŞEHİR İÇİ KARIŞIK

15 yıldan beri İzmit`te olduğunuza göre artık İzmitli sayılırsınız. İzmit`i sevdiniz mi, yoksa Adapazarı daha mı yaşanır bir kent size göre?

Bir kere artık İzmitliyim diyebiliyorum. 15 yıldan beri burada ikamet ediyor olmanın yanı sıra, buranın insanına hizmet ediyorum, buranın insanıyla komşuluk ediyorum. Adapazarı`na göre burası daha büyük şehir. Bir Gölcük, Adapazarı gibi, bir Körfez keza öyle. Değirmendere, Karamürsel, Derince var. Gebze bile buraya bağlı. Adapazarı`na göre epey geniş bir alan.

 

Yerel yönetimlerin yaptığı hizmetler sizce yeterli mi?

Belediyenin yaptığı hizmetler olarak bizler yollardan faydalanıyoruz. Ama şehir içi çok sıkışık. Bankalara gitmek çok zordu ama onları da artık şehrin dışına taşıdılar yavaş yavaş, iyi oldu.

 

Mesut Bey, sosyal bir insan mısınız? STK`lar veya siyasi partilerle yakın ilişkileriniz var mı?

Çok sosyal biri değilim. Öyle o dernek, bu dernek üyeliğim falan yok. Aslında bu ayağım eksik kaldı belki de ama yapım itibariyle öyle olduğu kanaatindeyim. Siyaset olarak da her seçmen gibi, seçim dönemi hangi siyasi partinin fikirleri, çalışmaları bana yakın gelirse gider ona oyumu kullanırım.

 

ARTIK DÖVİZDE BÜYÜK SÜRPRİZLER YOK

Kullandığınız oyla paralel olarak, sekiz yıllık iktidarda istikrarlı bir çizgi görüyor musunuz?

İstikrarı ben yine yaptığım işle ilişkilendiriyorum. Mesela döviz olayı çok iyi oldu. Biz bu konuda çok sıkıntı çekiyorduk. Bankaya gidene kadar döviz kuru değiştiriyordu. İlk defa bu aralar biraz oynama var. Onun haricinde bizi sıkıntıya sokan işler olmuyor. Çünkü bizim ihaleyle işimiz yok, resmi kurumlarla iş yapmıyoruz.

 

Size göre Türkiye`de siyaset kaliteli bir biçimde yapılıyor mu?

Türkiye`de siyaset, sorunların çok uzağında seyrediyor. Herkes dediğim dedik, çaldığım düdük diyor. Ne doğruya doğru, ne yanlışa yanlış diyorlar. Birinin doğru dediğine diğeri yanlış diyor ve hep bir çekişme yaşanıyor. Hiç olmazsa bir yerde birliktelik olmalı, ittifak olmalı. Ama maalesef olmuyor, hep bir kısır çekişme yaşanıyor. O nedenle Türkiye bir adım ileri gitmiyor.

 

Kesinlikle dediğinize katılmakla beraber, Türkiye`de gündem konusunda da halkı bıktıran bir seyir yaşandığını düşünüyor musunuz?

Tabiî ki düşünüyorum. Bir hafta terör konuşuluyorsa, bir hafta türban konuşuluyor. Olmadı başka çekişmeler. Bir hafta gazete okumayın ya da televizyon izlemeyin, gündemden kopmuş oluyorsunuz. Arada bir sürü yaşanmış konular oluyor. Halk olarak nasıl takip edeceğimizi şaşırdık.

 

AİLEMLE OLMAYI SEVİYORUM

Mesut Bey, spora ilgi alakanız ne durumda?

İyi bir izleyiciyim sadece. Fenerbahçe`nin maçlarını kaçırmadan izlemeye gayret ediyorum. Bizim Adapazarı`nda Fenerliler daha ağırlıktadır. O da şundan kaynaklıdır; Sakaryaspor olarak Fenerbahçe`ye çok futbolcu verdiğimiz için, ister istemez bir sempati oluyor.

 

vakitlerinizde neler yapıyorsunuz?

Arkadaş topluluğuyla ara sıra bir yerlere gitmeyi seviyorum. Hafta sonları bir yere çıkmam. Genelde ailemle olurum. Herkesin bir yeşille buluşma özlemi var, oysa biz bütün gün yeşille iç içeyiz. O nedenle Maşukiye`nin dışına çok fazla çıkmıyoruz. Şehir dışında bayilik toplantılarımız oluyor bazen, onlara katılıyorum. Gittiğim yerleri keşfetmeyi seviyorum. Ancak eve düşkün bir kişiyimdir, evde çocuklarımla ailemle olmaktan keyif alıyorum.

Mesut Bey, bu açık, samimi sohbetiniz için çok teşekkür ediyorum. Yükselen Değerler`in yeni bir ferdi olarak aramıza hoş geldiniz diyorum.

Ben teşekkür ediyorum. Benim için ve firmamız için belki de gecikmiş bir buluşmayı sizin sayenizde gerçekleştirdik. Kocaeli gibi basının çok renkli olduğu bir kentte eksiğimizi sizinle tamamlayacağımıza inanıyorum ve projenizi canı yürekten kutluyorum. Bu aileye dahil olmaktan son derece mutlu olduğumu da sözlerime eklemek istiyorum. Başarılarınız daim olsun.

YAZARLAR

Twitter
Twitter

KENT REHBERİ