BARIŞ ARAT; BİR FİKRİ, PARAYLA BESLEYEMEZSİNİZ.
BARIŞ ARAT; BİR FİKRİ, PARAYLA BESLEYEMEZSİNİZ.
Zirve'dekiler
08 Mayıs 2018 Salı 12:58
  • 20850
  • 1

BARIŞ ARAT; BİR FİKRİ, PARAYLA BESLEYEMEZSİNİZ.

İş hayatına çocukken bir mahalle bakkalında çalışarak başlamış.“Tamam, buraya kadarmış” dediği şeker hastalığı,Aslında hayatının dönüm noktası olmuş.Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği’ni kazandığı ilk günden itibarenÇalışma hayatının tamamen içinde olmuş.Günde maksimum 3-4 saat uyuyarak her gün web sitesi yapıp satmış.Öğrenciyken kurduğu kendi işinin hayalini 60 metrekare bir alanda başlamış.Bugün ise 4 dönüm üstünde uluslararası Hizmet veren bir firma konumunda BARAT Endüstriyel…Hem bağımsız, hem de hedefleri olan, üyelerine, Kentine yarar sağlayabilen BAŞSİAD’ın da başkanı.Ve O, başarılı bir iş adamı BARIŞ ARAT…

HAZIRLAYAN:TÜLAY DURAN

 

-Barış bey, kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

1984 doğumluyum ve İzmitliyim. Bütün eğitim hayatımı da İzmit’te geçirdim. Üniversiteyi Sakarya Üniversitesi’nde okudum ve makine mühendisiyim. Evliyim, bir tane de kızım var. Çocukluğumdan beri çalışıyorum.

 

“ŞEKER HASTASI OLDUĞUMU ÖĞRENDİĞİMDE “TAMAM BURAYA KADARMIŞ” DEDİM”

-O zaman çalışma hayatınıza çocukluğunuza dönerek başlayalım. Barış Arat’ın çalışma hayatı nasıl başladı ve bu hikayede neler yaşandı?

 İlk, bir mahalle bakkalında, daha sonra da çarşıda bir çanta mağazasında çalıştım. Anadolu Lisesi’ni okuduğum dönemde depremi yaşadık. 2003 senesinde üniversite sınavına hazırlanırken; birden bire rahatsızlandım, hastaneye yattım ve şeker hastası olduğumu öğrendim. Tabi zor bir hastalık, en kötüsü de kronik ve ömür boyu sizinle olacağını bilmeniz.

 

-Peki, şeker hastası olduğunuzu öğrendiğiniz zaman ne düşündünüz?

Hastalıkla ilgili hiçbir şey bilmiyordum sadece kafamda “Tamam, buraya kadarmış” düşüncesi doğdu. Çünkü artık herkes farklı bir gözle bakıyordu. Şeker hastası olduğumuzda toplumumuzda maalesef bir algı var, bu algıdan dolayı insan ister istemez kendini biraz çekmeye başlıyor. Tabi bir de “Neden ben, neden benim başıma geliyor?” gibi sorular oluşuyor. Bunun da çok büyük etkileri oldu. Bu süreçte kendini aşmak çok zordu.

 

“HAYATIMIN EN KOLAY SINAVINA GİRDİM ÇÜNKÜ KAYBEDECEĞİM HİÇBİR ŞEY YOKTU.”

-Nasıl aştınız?

Sevdiklerimi, ailemi kaybetmeye başlamıştım çünkü o süreçte hep içinize kapanıyorsunuz, hiçbir şey düşünmüyorsunuz, hedeflerinize, geleceğinize ve hayallerinize dair kafanızda hiçbir şey yok. Tabi işin içinde asabiyette var. Sonuç olarak yalnız kalıyorsunuz. Diyorsunuz ki; “Kime yaptım?, kendime, sevdiklerime ve aileme yaptım”. Bu hayatta da mücadele etmeden olmuyor maalesef. Şeker hastalığından dolayı da çok şey kazandım bu anlamda ve “Yapmalıyım” dedim, çünkü artık kaybedecek hiçbir şeyim kalmamıştı.  O gözle bakıyorum hayata. Üniversite sınavına da öyle girdim, dershaneyi bırakmıştım ve son 4 ayda da hiç çalışmamıştım. Öğrencinin en stresli olduğu dönemlerde ben hiç çalışmadım. Hayatımın en kolay sınavına girdim çünkü kaybedeceğim hiçbir şey yoktu.  Allah da yardım ve nasip etti, Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği’ni kazandım. Üniversiteye başladığım gün de işe tekrar başladım. İşim ise; rektörlükte bulunan bilgi işlem dairesinde bilgisayar tamiri ve bakımıydı. İşte orada da internet ve bilgisayarla tanıştım.

 

 

-Daha önce bilgisayar üstüne var mıydı bir merakınız?

 Vardı ama imkanlar da kısıtlıydı. Orada ise her şey vardı ve orası Türkiye’nin en iyi bilgi işlemlerinden biriydi. Yazılımın ne olduğunu yani her şeyi orada öğrendim. Çok güzel bir ortamı vardı, bir de öğrenci olduğunuz için herkes de destek oluyordu size. Hem derslere gidiyordum, hem işlerime bakıyordum. Ayrıca o dönem, benim gibi şeker hastalarının olduğunu düşünerek; onlara destek amaçlı  600 kişilik bir grup kurmuştum. Onlara destek olduk, ilaçlar gönderdik , psikolojik olarak ta destek olmaya çalıştık. Ben işlerden dolayı ayrılmak zorunda kaldım ama o grup hala şeker hastası olmuş çocuklara destek olmaya çalışıyorlar. Bu anlamda çok güzel bir hamle oldu, bu gruptan bende çok şey öğrendim. Bir sürü insanın mücadelesini gördüm, durumu daha kötü olan insanlar tanıdım.

 

“GÜNDE MAKSİMUM 3-4 SAAT UYUYARAK, HERGÜN BİR WEB SİTESİ YAPIP, SATTIM”

-Belki de daha çok hedefinize odaklandınız…

Tabi, o dönemde yapmam gereken şeyler vardı, bu yüzden iş dünyasına biraz daha girmeye başladım. İnternet siteleri yapmaya başlayınca; para kazanmaya başladım ve yavaş yavaş iş dünyası da gelmeye başladı. O dönemlerde çok da öğrencilik yapamadım, maksimum 3 - 4 saat uyuyordum ve her gün bir web sitesi yapıp, satıyordum. Dolayısıyla okulu da 8 yılda bitirdim. Çok örnek alınacak bir durum değil tabi ama; böyle olması gerekiyordu, aynı zamanda birçok tecrübe de kazanmış oldum.

 

-Peki, o dönem sizin hayatınızdaki hedefiniz neydi? Kendinizi ileride nerede görmek istiyordunuz?

Ne olduğu belli değildi ama kendi işimi yapmak istiyordum. O dönem bilgisayar hastanesi, yazılım firması gibi kafamda çok fazla fikir vardı. Biliyorsunuz insanın aklına her zaman değişik şeyler gelir ama uygulamaya geçerken zorlanabilirsiniz ya da bir anda ters dönebilir, mantıksız gelebilir ya da çevrenizden aldığınız etkiler de değiştirebilir. O dönemde birkaç tane dükkan kiralama durumu bile oldu ama olmadı. Sonra bir firmayla tanışıp, plastik sektörüne girdim. Önce onlara gelecekleri vizyonları ile ilgili destek oldum. Ben de çok şey öğrendim, önce işçilik yaptım, işi öğrendim, sonra dünyada neler yapılıyor onlara baktım, ondan sonra da tabi kötü patron iş sahibi yaptı ve 2009 senesinde kendi işimi yani BARAT Endüstriyeli kurdum. Diplomamı da 2011’de aldım.

 

 

-BARAT Endüstriyel ne yapar, şirketinizin açılımını yapabilir misiniz?

Kimyasalların olduğu her alanda agresif ve ağır kimyasalların olduğu her alanda endüstriyel ekipman imalatı yapar. Depolanması, karıştırılması, taşınması, elimine edilmesi, bunların tamamen hazırlanması gibi bütün süreçlerde her türlü enstrümanın imalatını yapabiliyor. BARAT; proje bazlı çalışan ve kendi ARGE’sini yapan bir firmadır.  

 

“HİÇ PERSONELLE VE HİÇ SERMAYEYLE BAŞLADIK”

-Kaç personelle, nasıl bir ekipmanla başladınız ve süreç nasıl ilerledi?

Hiç personelle ve hiç sermayeyle başladık. Hem personelim hem de sermayem yoktu. Sağ olsunlar bu anlamda ailemin çok desteği oldu ama onların da imkanları kısıtlıydı. Tabi ki; burada o geçmişte yaşadığım şeyler önüme geldi. Mesela kendi internet sitemi kendim yaptım. Kişilerin internette neler aradığını bildiğim için, satacağım ürünleri ona göre seçtim, ona göre anahtar kelimeler, fotoğraflar kullandım. Yani BARAT Endüstrinin varlığını önce internette, sanal alemde göstermeye çalıştım. Sadece bir masa ve sandalyesi olan bomboş küçük bir atölyem vardı. Tabi bu uzun bir süreçti, internette işimi nasıl geliştirebilirizi arıyordum.  Sonra ufak ufak telefonlarımız çalmaya, ufak ufak mailler gelmeye başladı. Önce işe gidiyorduk, keşif yapıyorduk, notlarımızı alıyorduk, malzeme listesini hazırlayıp, teklifleri hazırlıyorduk. Tabi onaylanmaya başlayınca, tekliflerde zorlanmaya başladık, çünkü montajı var bu işin. Öğleden sonra da biz tulumları giyip, montaja gidiyorduk. Sonra yavaş yavaş talepler artmaya başladı. Talepler artınca makine ve ekipmana ihtiyaç olmaya başladı. Bizim makinalarımız da özel ve pahalı makinalardır. O dönemde büyük bir iş aldık biz. Büyük derken yani bizim için büyük bir işti.

 

“İŞİMİZE 60 METREKARELİK BİR YERDE BAŞLADIK, ŞİMDİ 4 DÖNÜM ÜZERİNDE BİR YERDEYİZ”

- BARAT’ın dönüm noktası o iş miydi ?

Evet, dönüm noktalarından biri olduğu söylenebilirim çünkü yabancı bir proje, bir Alman firması ve bizim de projeye itirazlarımız vardı. Normalde hiç itiraz etmeden, teklif verip alırsınız projeyi. O dönemde çok zor bir işti yaptığımız ama çok şey kattığına inanıyorum bize. Biz kazandık ve biz aldık işi. O iş bize özgüven anlamında çok şey kattı. Yani biz bir şey söylediğimizde, en azından sözümüz geçecek pozisyona ulaşmış olduk. Tabi şartlar çok zordu, üretilmesi kolay değildi ekipman yok hiçbir şey yok. Firmalar da sağ olsun destek oldular, avans verdiler, o avanslarla makine aldık, eleman aldık ve işimizi yaptık, teslim ettik. Sonrasında bu iş iyi bir referans olduğu için, arkası daha hızlı gelmeye başladı. Bu arada dükkan değiştirmeye başladık. 60 metrekare ile başladık, sonra 120’ye geçtik, çok kısa bir süre sonra 200’e, 300’e 500’e ve şuanda 4 dönüm bir yerdeyiz. Yani aslında o süreci hızlı atlattık. Ama işle büyüdük biz. Yani hiçbir zaman “Hadi biz büyüyelim, yatırım yapalım” demedik. Önce iş aldık, sonra yatırım yaptık. Tabi kazandığımız her şeyi de işimize yatırdık.

 

 

-Şuan BARAT, 4 dönüm üstünde kaç personelle hizmet veriyor?

30’zun üstünde şuan personel sayımız, idari binamızda da mühendis arkadaşlarımız var. 7 yıldır bizimle çalışan arkadaşlarımız var, o yüzden bu anlamda çok mutluyuz. En iyisini, en güzelini yapmaya çalışıyoruz, mutlaka hatalarımız vardır ama en azından yaptığımız işte gerçekten katma değeri yüksek ürünler üretmeye çalışıyoruz. AR-GE konusunda çok hassasız. Dünyada eşi benzeri olmayan bir ürünümüz de var ama bu pazarda maalesef uyum yasalarında sıkıntı yaşıyoruz.

 

“TÜRKİYE’DE YAPILMAYAN NE VARSA YAPMAK İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ.”

-Nedir bu ürün?

Bir tanker yaptık, çok özel bir tanker. Bütün tankercileri dinleyerek, üreticileri dinleyerek,  o tankerle malı alanları dinleyerek, bir iyileştirme projesi hazırladık. Yaklaşık 3 buçuk yıl sürdü testleri, çok başarılı bir ürün oldu, piyasadaki tankerlere göre çok fazla avantajı vardı. 900 kilo daha hafif, emisyonu sıfırladık, normalde bir tanker ayda ortalama 20 bin km yol yapıyor ve hava sıcaklığından kaynaklı çok ciddi bir ürün salınımı var ve sürekli bir gaz çıkışı var, kimyasal buhar çıkışı oluyor, biz bunu sıfırladık, bakımdan kurtardık yani o kadar çok avantajlıydı. Olmadı, nasip değilmiş ama biz yine devam ediyoruz yeni AR-GE’ler yapmaya. Yeni ürün yapmayı seviyoruz, Türkiye’de yapılmayan ne varsa yapmak için mücadele ediyoruz. BARAT’ın böyle bir misyonu da var. Yaptığı her üründe başarılı oluyor çünkü kaybetmekten korkmuyor BARAT, hep aklında şu var; “Zaten yoktu, bunun için kaybedeceksek kaybetmeye hazırız” diyoruz. Ama yaptığımızda bize bir şeyler katacağını da biliyoruz. O yüzdende sürekli geliştirmeye çalışıyoruz.

 

-Bir bakıma bu cümleler BARAT’ın hedeflerini de anlatıyor…

Evet, bu kuruluş amacında da hep bu vardı. BARAT olarak Çin’e, Amerika’ya ürün satmış bir firmayız yani bugün Amerika’da 3 tane çalışan tesisimiz var. Bizim ürettiğimiz Çin’de bir tane özel tankımız var, ihracat yapmış bir firmayız ve bu her firmaya nasip olacak bir şey değil, hala ihracat yapan, yabancı müşterileri olan ve yabancı müşterileriyle işi geliştirmekte olan bir firmayız. Yine uluslararası firmalara proje üretmiş bir firmayız. Hala fabrikamızda üretime devam eden projeler mevcut ve Orta Doğu’da birçok ürünümüz var, yani dünyada birçok ülkeye kendi tesislerimizi, kendi projelerimizi sattık. Yurtiçinde zaten projelerimiz devam ediyor  ve biz sektörümüzde gerçekten hep farklı işler yaptık. Yani hiçbir zaman aynı işi yapmadık. Hem yüksek ürünler hem de kurduğumuz firmalara katma değer sağlayan ürünler. Onların gözünde nasıl olması gerektiğini bilerek çalıştığımız için bu da bizi bir adım daha ön plana atıyor. Her yıl ortalama hedeflerini tutturan, kısa vadede de fikirleri çok hızlı karar verip uygulayan bir firmadır BARAT. Uzun vadedeki hedefi aslında, ülkemizin gelişimi ile birlikte gelişimini sürdürüp,  yurt dışında biraz daha adından söz ettiren projelerini arttırmış bir firma olmak. Maalesef ülke olarak ham madde ihtiyacımız çok fazla ve yurt dışına bağlıyız, bu konularda da neler yapılabilir sürekli araştırıyoruz.

 

“HEM BAĞIMSIZ HEM DE HEDEFLERİ OLAN, ÜYELERİNE, KENTİNE YARAR SAĞLAYABİLECEK BİR DERNEK HAYALİMİZ VARDI.”

-Biraz da BAŞSİAD’tan bahsedelim, kuruluş hedefleriyle birlikte bize BAŞSİAD’ı anlatır mısınız?

Hem bağımsız hem de hedefleri olan, üyelerine, kentine yarar sağlayabilecek bir dernek hayalimiz vardı. Aslında dernek değil de bizim hayalimiz bir birliktelik platformuydu ama bunu resmileştirmemiz, bu anlamda da devletin onayladığı bir kuruluş olmamız gerekiyordu. Biz de o yüzden BAŞSİAD ismini hedeflerini önce önümüze koyup, sonra resmi başvurumuzu yaptık.

 

-BAŞSİAD’nin açılımında bir değişiklik oldu, Başarılı İş Adamları, Başarılı İş İnsanları olarak değiştirildi. Neden böyle bir değişikliğe gittiniz?

Evet, İş İnsanları olarak anılıyoruz, biz bunu aslında kuruluşumuzda da gösterdik. Kadın girişimcilerin ne kadar önemli olduğunu, bu ülkeye ne kadar çok katma değer sağlayacaklarını ve bunun yaygınlaştırılması gerektiğini yönetim kurulumuz ve kurucu üyemize bir kadın alarak bunu gösterdik. Hala da devam ediyor. Şuan bizim yönetim kurulumuzda 2 tane kadın üyemiz var. Bu anlamda da isim değiştirirken güncel olmamız ve gösterdiğimiz değeri ismimize de yansıtmamız gerekiyordu. Biz de ismimizi İş İnsanları olarak değiştirdik.

 

 

-Kaç üyeyle başladınız?

20 – 22 kişi civarındaydı. O kadar kişiyle kurduk, sonra yerimizi yaptık ve hızla yayılmaya devam ettik. Çok hızlı geliştik, çok fazla talep oldu, tabi biz bu taleplerin hepsini kabul edemedik.

 

“FİKRİNİN, ASLINDA BİR VİZYONA SAHİP OLMASI, HEM KİŞİSEL GELİŞİME HEM DE KİTLESEL GELİŞİME AÇIK BİRİ OLMALI.”

-Tüzük gereği mi?

Bizim tüzüğümüz standart bir tüzük yani sadece tüzük bağlayıcı değil. Bütün üyelerimizin fikri bizim için önemli, herkesin uyum sağlayabileceği ve gönül bağı kurabileceği bir dernek olması için uğraşıyoruz. O yüzden maalesef bizde seçici davranmak zorundayız. İlk düşündüğümüz şey, fikrinin aslında bir vizyona sahip olması, hem kişisel gelişime hem de kitlesel gelişime açık biri olmalı. Yan yana oturabilmeliyiz, karşı karşıya oturabilmeliyiz, aynı fikri düşünmemeliyiz, farklı bir fikri olmalı, bir hedefi olmalı, bütün amacımız bu aslında bizim. Bunun için de bu bizim kriterimiz değil de bu bizim derneğimizin hedefi ve bu hedef doğrultusunda ekip arkadaşları seçiyoruz, hedefimiz bu inanın, işinin ne olduğunun bir önemi yok, yeter ki doğru ticaret yapıyor olsun ama fikrinin olması önemli. Biz bugüne kadar kimseye gelin bize üye olun demedik, belki de en büyük artımız bu çünkü bu bizi o hantal yapıdan kurtardı. Çok fazla üye olduğunda hantallaşır dernekler ya da kurumsallaşamayan kurumlardan bahsedeyim çünkü her üye ilgi istiyor, her ilgi ya da her proje ekip arkadaşı demek, bunların hepsi maliyet, gönüllülük esası olan kar amacı olmayan derneklerde bu maliyetlere katlanmak hiç kolay değil. O yüzden de biz küçük küçük devam ederek, hep derdimiz proje üretmek oldu, o yüzden de biraz hızlı hareket etmiş olduk böylelikle. Şuanda 100’ün üzerinde üye sayımız var. Gerçekten BAŞSİAD’a ihtiyacı olan insanlar geliyor ve bu bizi çok mutlu ediyor. Hem BAŞSİAD’a değer katmaya hem de faydalanmaya gelen arkadaşlar var. Bu anlamda da mutluyuz dernek olarak. Üye sayısının aslında çok önemi yok, önemli olan dernek ile üyeler arasındaki köprünün ne kadar sağlam olduğu ve biz bunu kurmaya çalışıyoruz. Yoksa kurulalı 5 sene oldu, üye toplasaydık çok daha farklı sayıları konuşuyor olurduk. Ama BAŞSİAD’ı konuşuyor olur muyduk bilmiyorum. O kadar farklı sektörden arkadaşlar var ki; projenizi masaya yatırdığınızda gerçekten tecrübe konuşuyor. Gerçekten tamamen iş odaklı çalışan bir ekip ve bu ekipten faydalanmak çok kolay samimiyet var, çıkar yok.

 

“KÜÇÜK BİR DOKUNUŞLA NELERİN DEĞİŞEBİLECEĞİNE VESİLE OLDUK.”

-“Oyun ve Etkinlik Evi” projeniz uluslararası basında bile yerini aldı. Dünya bu projeyi konuştu. Bu proje nasıl doğdu?

Biz bu yeni yerimizi yaptığımızda, buranın aslında sadece BAŞSİAD’a ait olmadığını, bütün iş insanlarına açık olduğunu anlatmak istedik. Daha önceki yerlerimizin açılışını hiç lanse etmemiştik ama burası doğru bir yerdi ve lanse etmemiz gerekiyordu. Burası için normal bir açılış yapmamalıydık, bu yüzden bir sürü projeyi masaya yatırdık. Projeleri elerken bu projeyi eleyemedik, herkesin içine sindi, gerçekten çok dokunaklı ve duygusal tarafı ağır basan bir projeydi. Sonrasında mimarlar devreye girdi, bürokratik tarafı bir taraftan devreye girdi, hepimiz imalatçıyız, imalat nasıl yapılır, onlar konuşuldu, bütçeler derken, takır takır her şey yürümeye başladı. Sağ olsun Kocaeli’ndeki yöneticilerimiz de Hatay’daki Valimiz de bu konuda sahip çıktılar, onların da çok büyük etkisi var. Biz bunu sadece savaş mağduru çocuklar için düşündük ama bu sadece onlar için değil. Aslında ihtiyaç olan her bölgede yapılabilecek olan bir şey. Bizim derdimiz şov yapmak değil, öyle olsaydı çok farklı yapardık. Bu aslında diğer tüm sivil toplum örgütlerine, iş insanlarına, yöneticilere örnek olmalı, küçük bir dokunuşla nelerin değişebileceğine vesile olduk. Bu sadece Kocaeli’nde değil, uluslararası basında da çıktı, bu bizi çok mutlu etti. Gerçekten biz iyi bir şey yapmak istedik ama bu boyuta geleceğini tahmin etmiyorduk. Biz de iş insanları olarak buradan ekmek yiyen insanlar olarak iyi bir şey yapmış olduk, bunu da yapmaya devam edeceğiz. Ama biz sosyal yardım derneği değiliz. Bu projenin amacı tamamen savaş mağduru çocukların gelecekleri ile ilgili kaygılarımızdan kaynaklanıyor.

 

“BİR FİKRİ HAYATA GEÇİRİRKEN, KENDİNİZLE BESLEYEBİLİRSİNİZ.”

-Son olarak, genç girişimciler için BAŞSİAD’ ı nasıl konumlandırabilirsiniz?

Tecrübelerini aktaran bir derneğiz çünkü biz yaşayarak edindik hepsini , genç girişimcilerin her şeyi yaşaması gerekmiyor, biraz daha tecrübe sahibi insanlarla fikir paylaşsalar bu süreci daha kolay atlatırlar. Bu yüzden biz destek olmaya hazırız. Maalesef ülkemizde her proje hayata geçecek diye bir şey yok, biz de kendi projelerimizi yapana kadar onlarca yüzlerce konuyla ilgili dükkanlar açtık, paralar kazandık, o hayallerimiz hep oldu ama hiçbir zaman olmadı diye bırakmadık. Yani hayalleriniz bir gün projenin başına geçtiğinde değişecektir, olacaktır bunlar. Bu algıdan biraz kurtulmaları gerekiyor maalesef. KOSGEB bu konuda yardımcı oluyor ama tek başına KOSGEB yeterli olmayacaktır. Bir fikri parayla besleyemezsiniz. Bir fikri hayata geçirirken, kendinizle besleyebilirsiniz. Önce fikrinizin çok sağlam olması gerekiyor, para tabi ki ihtiyaç ama sürükleyen götüren bir şey değil. Parası olan bugün her işe girer, önemli olan imkanlar kısıtlıyken bir şeylere sahip olmak için çalışmak. Zaten daha kıymetlisi de o.

 

“ŞİRKET İMKANLARI YETERLİ OLMAYAN İŞ İNSANLARI DA TOPLANTI ODASINI KULLANABİLİR, MİSAFİRLERİNİ
 AĞIRLAYABİLİR, ÜRÜNLERİNİN LANSMANINI BURADA YAPABİLİRLER.”

 BAŞSİAD ‘ı bu anlamda her zaman kullanabilirler, burası her gün açık burada gelip sohbet edebilirler, yeni insanlarla tanışabilirler, iş dünyasından birçok insan burada onlarla projeler hakkında konuşabilirler, destek isteyebilirler, belki yatırım desteği bile olabilir. Sonuçta proje de fikir de çok önemli. Sadece girişimciler değil mevcutta iş dünyasına adım atmış, hala çalışan, hala mücadele eden insanlar da buraya çok rahat gelebilirler. Burası o anlamda bize göre hem dinlenme, hem çalışma, hem iş geliştirme alanı ve burayı kullanmalarını istiyoruz. Bunun dışında şirket imkanları yeterli olmayan insanlar da toplantı odasını kullanabilir, misafirlerini ağırlayabilir, ürünlerinin lansmanını burada yapabilirler. Burada bizim ikramlarımızda var, ücretsiz bunların  tamamı yani bu destekten yararlanmaları gerekiyor herkese bu imkanı açıyoruz çünkü şu bir gerçek maalesef iş insanları bir arada oturamadığı için işler gelişmiyor, biz bunların gelişmesini istiyoruz. Buradan bir beklentimiz, bir çıkarımız yok. Sadece bu imkanın daha iyi bir şekilde kullanılması taraftarıyız, elimizden ne geliyorsa da yapmaya hazırız.  BAŞSİAD klasik bir makamı olan bir dernek değil, bu algıyı yıkmaları lazım, burası bir kafeterya, burası bir eğitim salonu, burası bir toplantı salonu, burası bir arkadaşlık, dostluk ortamı, abi kardeş ortamı, bu ortamdan faydalanmalarını istiyoruz. İnşallah da sahip çıkacaklar diye de düşünüyoruz.

YORUMLAR

  • Toplam 1 Yorum
default photo

Yazan: Emrah SARI

Barış beyi büyüdükçe küçük kalabilmeyi başarmış bir kişi olarak tanıdım. Kendisini sever, takdir ve tebrik ederim.

0 Beğendim
0 Beğenmedim

DİĞER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

ANKET

SON YORUMLAR

AK Parti İzmit’ten Esnaf Ziyareti

Yazan: Hakan Aydın

Yorum: Ekonomiyi batıran iktidarın temsilcileri hangi yüzle esnaf ziyaretine çıkıyor acaba ?

Çarptıktan sonra öylece ortada bıraktılar!

Yazan: okur

Yorum: hayvanı o halde bırakmayan Ayten hanıma çok teşekkür ederim

Başkan ve yönetimi İSTİFA ETTİ!

Yazan: fethiye cd.

Yorum: zaten bir işe yaramıyorlardı bir görüşleride yoktu... rüzgarı takip eden arkadaşlardı. geç bile kalmışlar...

243 günde devrialem

Yazan: Güven Gök

Yorum: Beni kendine rakip görmen hem sevindirdi hem üzdü suan güneydoğu anadolu bolgesindeyim yarin gebzespor macinda olucam ordanda tura devam edicez ben balkanturunda iken sen turkiye turunu tamamlamis olucaksin

“Kriz sizin kafanızda var”

Yazan: Arif cerıt

Yorum: Gulmeyın başkan yok demeyin kriz bunu yasayan biliyor bence kriz sizin kafanızda yok

4 firmaya haksız kazanç cezası!

Yazan: Isa karaoz

Yorum: Firmaların isimlerinide vermeleri gerekiyor.Vatandaş ona göre tepkisini göstersin.

Yazan: abdullah turk

Yorum: baskan olabılırsın ama ınsan olamamıssın zabıtalara baskı yaparak neyın pesındesın abının hatrı olmasa coktan yıktırırdım o duvarı sen buyuklerımı dua et once ınsan olmak lazım

Yazan: asi

Yorum: *Darbe gecesi şeyhin olduğu iddia edilen “Fazlı Kerem Hoca” denilen zatın dağ başındaki evine kaçtığın doğru mu?

Yazan: Emre

Yorum: Yollarda site inşaatı yapanların arabaları, tuğlaları, biriketleri, iş makinaları, kumları, vs... araçların gelişi güzel iki taraflı park etmeleri netiesinde mahalle sakinleri yoldan geçemez durumda. artık belediyeden nasıl bir imtiyaz kopardılarsa..geçen gün uyku tutmadı.dolaşayım dedim, aklıma yedi yıldız geldi, dolaştım aradım bi tane bile yıldız göremedim.sonra arabam devrildi sandım. meğerse selin sürüklediği inşaat malzemeleri yolda birikinti yapmış, bende üstünden geçmişim.

TANRIÖVEN; TİCARETİN YAZILI OLMAYAN KURALLARI VARDIR

Yazan: Adnan Metin

Yorum: Dediklerine Tamamen Katılıyor ve Seni Tanımaktan Gurur Duyuyorum Sevgili Dostum..Yolun Açık Olsun.Başarıların Daim Olsun..

KENT REHBERİ