Gymax Fitness Center’ın patronu ESER ÖZCAN “HAYATIMDA HEP MAKSİMUMU, OYNAMAYI ÇOK SEVİYORUM”
Gymax Fitness Center’ın patronu ESER ÖZCAN “HAYATIMDA HEP MAKSİMUMU,  OYNAMAYI ÇOK SEVİYORUM”
Zirve'dekiler
21 Nisan 2018 Cumartesi 16:49
  • 25129
  • 0

Gymax Fitness Center’ın patronu ESER ÖZCAN “HAYATIMDA HEP MAKSİMUMU, OYNAMAYI ÇOK SEVİYORUM”

1983 doğumlu, sanayici bir aileden geliyor.

İlk işletme tecrübesini üniversite döneminde yaşamış.

Hayatında aldığı kesin kararlar da O’nun başarılı adımları olmuş.
O, Kocaeli’nde ilk profesyonel spor salonunu,
Yerin altından yerin üstüne çıkardı.
Bu konuda da oldukça iddialı.
Kocaeli’nde ilk ve tek, hala da iddialı.
İddiasını sadece spor salonunda değil,
İşlettiği 7 işletmede de devam ettiriyor.
“Efsane” kelimesini çok kullanıyor.
Bana göre de efsane yatırımcı ve işletmeci.
O, Gymax Fitness Center’ın patronu
Ve O, ESER ÖZCAN….

 

HAZIRLAYAN: TÜLAY DURAN
FOTOĞRAFLAR:VEHBİ KILIÇ
KAPAK FOTO MEKAN: MAAS GASTROPUB

 

-Eser Özcan kimdir, kısaca kendinizden ve ailenizden bahseder misiniz?

1983 doğumluyum, Abhazız ve aslen Sakaryalıyız. Ablam ve erkek kardeşim olmak üzere üç kardeşiz, hepimiz de burada doğduk.  Sanayideki Özcan Makine ismindeki aile işimiz, babam tarafından 21-22 yıl önce kuruldu ve o zamandan beri de aynı işi yapıyoruz. Özcan Makine olarak, büyük üretim yapan fabrikaların mekanik kısmıyla ilgileniyoruz, kurulumunu, bakımını ve onarımlarını yapıyoruz, daha çok da Sabancı Grubu ile çalışıyoruz. Dolayısıyla orada dönen yoğun bir çark var. Babamın yanına ilk 17 yaşımda gitmeye başladım ama 18 yaşımda da üniversite sürecim başladı.

 

“BABAM, “GİTSİN, KAYDINI
YAPTIRSIN” DİYEREK, O SON
NOKTAYI DA KOYMUŞ OLDU.”

-Üniversite süreciniz nasıl ilerledi?

18 yaşında üniversite sınavına girdim, çok yaramazdım ama bir o kadar da iyi bir öğrenciydim. Eşit ağırlıkçıydım, harika bir matematiğim olmasına rağmen sınavda Türkçe ’den patladım. 1999 senesinde Anadolu Üniversitesi İşletmeyi kazandım.  Tabi gitmek istemedim, Eskişehir o zamanlar Eskişehir değildi. Abhazyalılığın hiyerarşisinden dolayı, gitmek istemediğimi direk babama söyleyemiyordum, anneme söylüyor o da babama söylüyordu, babamdan cevap da bana tabi annem üzerinden geliyordu. Bir süre gidersin, gitmezsin bu şekilde devam etti.  Kayıt zamanı, babamlar da Bodrum’a tatile gidiyorlardı, anneme “Gitsin, kaydını yaptırsın” diyerek, o son noktayı da koymuş oldu. Ben de paşa, paşa giderek kaydımı yaptırdım. Sonrasında bir gün babam geldi, “Sen niye yurtdışında okumuyorsun?” dedi, sonuçta 18 yaşındayım, gencim, hızlıyım, kanım kaynıyor, bir an “Benim öyle bir şansım var da; ben mi gitmiyorum” dedim kendime, tabi ki babama cevabım da “Giderim” oldu.

“BİR BAKTIM BİR
LİMUZİN BENİ BEKLİYOR ,
“TAMAM YA; HAYAT BU” DEDİM.”

Babam her zamanki gibi araştırmasını yapmış ve bana da “Avusturya’daki Viyana Üniversitesi çok iyiymiş, oraya git” dedi. Tam vize işlemlerimi yapıyordum, babam yine geldi, “Sen niye Avustralya’ya gitmiyorsun?” dedi. Avusturya’dan Avusturalya oldu, anlayacağınız babam durmamış, araştırmalarına devam etmişti. Soğuktan da nefret ederim, Avustralya’yı düşündüm, deniz kum, kumsal ve “Tamam” dedim. 10 gün sonra da Avustralya’daydım. Tabi gidişim de çok enteresandı, oradan bir araç beni alıp eve götürecekti, ama bu sırada bende İngilizce sıfır, hatta eksilerdeyim. Amerikan filmlerinde şoförler vardır ya; şoför şapkalı, smokinli gibi takım elbiseli bir adam, elindeki kağıtta da Mr. Özcan yazıyor, adamla işaret diliyle anlaşmaya çalıştık, çıktık havaalanından, bir baktım bir limuzin beni bekliyor , “Tamam ya; hayat bu” dedim.  Endonezya ve Rusyalı çocuklarla aynı evde kaldım.  Bir ay sonra da o çocuklarla yapamadım, 1+0 daireye geçtim ama orada kiralar efsane pahalıydı.

 

“BEN HAYATIM
BOYUNCA HEP
İÇMİMARLIK
OKUMAK İSTEDİM”

-Hangi bölümü okudunuz ve oradaki tecrübelerinizden bahseder misiniz?

Önce bir yıl dil eğitimi aldım. Aslında ben hayatım boyunca hep içmimarlık okumak istedim, bu isteğimi de babama kıvranarak söyledim. Çok da tatlı bir babam vardır ama Abhazyalılıktan dolayı da uzağız, mesela babamın yanında bacak bacağa atmam, hasta olsam bile kalkarım, hala da öyleyizdir. Aslında o kültürün bana kattığı en önemli şey ise saygıdır. Babama içmimarlığı söylediğimde bana  “Sen bilirsin, ama İşletme Yönetimi’ni de çok iyi diyorlar” dedi. Tabi ben de İşletme Yönetimi’ni okudum, bu bölümde bir işletme nasıl olurdan, lojistiğine, analizine ve ileri muhasebesine kadar, direk bölüme özgü dersleri veriyorlar. Oradaki sistemde 24 ay ders alıyorsun. Güzel ve keyifli bir okul dönemim geçti, bitirdikten sonra dönmek istemedim ve babama ikinci üniversiteye başlayacağımı söyledim. Tabi yine içmimarlık gündeme geldi ki; çok istiyordum, bu sefer de babam yine “İşletme Yönetimi’nin üstüne, Satış ve Pazarlama Yönetimi’nin çok iyi olacağını söylüyorlar” dedi ve ben dolayısıyla o bölümü okumaya başladım. Bu arada bir restoran açtım ve ilk işletmecilikle alakalı tecrübemi burada yaşadım.

 

“BİR RESTORAN AÇTIM VE
İLK İŞLETMECİLİKLE ALAKALI
TECRÜBEMİ BURADA YAŞADIM.”

-Peki, orada restoran açmaya nasıl cesaret ettiniz ve konsepttiniz nasıldı?

Aslında öyle bir şans doğdu, “Yapabilir miyim, yapamaz mıyım?” diye düşündüm ve “Yaparım” dedim. Tabi babam karışmasa da, gelenekçidir, en iyi iş bildiği iştir, onun dışındaki işler makbul değildir. Deniz kenarında 130-140 kişilik bir restorandı, orada Akdeniz Mutfağı yaptık, tabi bir çeşit kebabımız, efsane deniz mahsullerimiz vardı. Çok da keyif alıyordum işletmecilikten. Mekan alkollüydü ama biz orada alkol satmıyorduk, Avustralya’da bazı restoranlarda kendi alkolünü kendin getir mantığı vardır ve biz de öyle bir restorandık. Bu dönem ise ikinci üniversitemin son yıllarındaydı. Çok güzel oldu ama yalnızdım, adam çalıştırıyordum, güvenemiyorsun, kira ve çalışanların maliyetleri acayip yüksekti.  Her sabah saat 7’de işe başlıyordum, gece birde de restoran kapanıyordu tabi bu arada okulu da dondurdum.

“HEP HAYATIMDA KESKİN
KARARLAR VERİRİM, BU DA
HAYATIMDA VERDİĞİM KESKİN
KARARLARDAN BİRİYDİ.”

17 ay dayanabildim, zaten fiziksel olarak da bittim. Çünkü Türkiye çok güzel bir ülke, çok da keyifli, mesela işletme sahibi olarak burada bir kabzımalı arayıp  5 kasa domates, 3 kasa salatalık yolla diyebilirsin, orada öyle bir şey yok. Sabah 5, arabana biniyorsun ki sırf bu yüzden pikap almıştım, gidiyorsun hale, kendin seçiyorsun, öyle hamal da yok, kendin taşıyorsun, kendin yüklüyorsun, geliyorsun işe sabah 7’de de işe başlıyorsun.  Aşırı yoruldum, düşünsenize günde 17 saat aralıksız çalışıyorsunuz. Hep enerjik olman gerekiyor çünkü standart müşterilerin var kısacası uzun dayanamadım, çok yorumdum, okulda kalan bir dönemimi Türkiye’ye gelerek uzaktan eğitimle bitirdim. Hep hayatımda keskin kararlar veririm, bu da hayatımda verdiğim keskin kararlardan biriydi.

 

“KÖTÜ SPOR SALONLARINI
GÖRÜNCE, BU İŞİ PROFESYONEL
ANLAMDA YAPMAYA KARAR VERDİM.”

 -Gymax de böyle keskin bir karar mıydı, süreci nasıl ilerledi?

Evet, kesin bir karardı, sanayideki işimiz devam ederken 2011 yılında 4 arkadaş reklam ajansı açtık. Sonuçta işleyen bir işimiz vardı ama farklı dallardan hoşlanıyorum, keyif alıyorum ve o yüzden hep bir arayış içindeydim. Reklam ajansında amacımız bir proje üzerineydi ve büyük bir yatırım gerekiyordu.  Bu proje hala yapılmadığı için ne olduğunu söylemeyeceğim, o reklam ajansında yapılmadığı gibi Türkiye’de de yapılmadı. Bir gün bu projeyi biri yaparsa, gerçekten realiteye döküp hakkıyla yapan olursa, gözünüzün görebildiği her yeri birkaç yıl içinde satın alabilir. Bu kadar iddialı ve büyük bir projeydi. Tabi bu projeyi hayata geçiremeyince dolayısıyla reklam ajansı benim açımdan işlevini yitirdi çünkü normal bir reklam ajansına dönmüştü. İlk ortaklıktan ben ayrıldım. Bu arada arkadaşımla spor yapmaya başladık. O dönemler o kadar kötü spor salonları vardı ki; hatta o zaman hatırı sayılır denilebilecek bir tane spor salonuna, yıllık üyelik için ciddi bir para verdim. Kesinlikle kötülemiyorum ama kötü bir yerdi. Bu kötü yerleri görünce de bu işi profesyonel anlamda yapmaya karar verdim.

 

“BENİM O ZAMAN, O İŞLETMEYE
HARCADIĞIM PARAYI, ŞUAN HALA
KOCAELİ’NDEKİ HİÇBİR SPOR SALONUNDA
BUGÜN BİLE HARCANMAMIŞTIR.”

-Gerçekten keskin kararmış, peki, “Profesyonel” dediniz ama ilk başka bu kadar kompleks bir yer açmayı planladınız mı?

Aslında ilk zamanlarda kendime küçük bir salon açayım, eşim, dostum gelsin, eğlenelim, keyif alalım işletme kendini çevirsin, biz de orada takılalım istiyordum. İşin içine girince öyle olmadığını gördüm. Beyin jimnastiği ile olabilecek metrekareyi çıkarmaya çalıştık. İşte şu makine lazım, onun yanında bu olsun derken metrekare büyümeye başladı, metrekare de büyüyünce o kadar da alet alınınca, duş sayısını, onun paralelinde de dolapları artırmamız gerekiyordu, artırdık, işte bu kadar yaptık, o zaman şu aletleri de alalım, bunlar da işe yarıyor derken minimum metrekareye geldik. Biz minimum metrekareye gelince, bir baktık yatırım maliyeti çok yükseldi,  o yüzden de bu olay artık ticarete dönmüştü. Benim o zaman, o işletmeye harcadığım parayı, şuan hala Kocaeli’ndeki hiçbir spor salonunda bugün bile harcanmamıştır.

“GYMAX’İN İÇİNE
32 KİLOMETRE KABLO
HATTI ÇEKİLMİŞTİR.”

-Gymax’te fazla tecrübem olmamasına rağmen aklımda kalan en önemli şey; benim orada nefes alabildiğimdi, bu spor salonlarında da en büyük sorundur, nasıl sağladınız bunu, Gymax’in detaylarında neler var?

Ben acayip titiz bir adamım, evimde de öyleyim mesela beyaz tişörtlerim bir yerde asılıdır, siyahlar başka bir yerde, renkliler başka bir yerde, gömleklerim de renk tonuna göre asılır. Evin içinde yaşayan 8 aylık Rotvaydır bir köpeğim var, o yüzden her gün o ev temizlenir, ben temizlerim, temizlikçi gelip temizler, öyle tertip, düzen üstüne takıntılarım vardır. Gymax’in içine 32 kilometre kablo hattı çekilmiştir. Aydınlatmaya giden, havalandırmaya giden, kameralara giden, alarm sistemine giden ve aklınızı gelebilecek her şey için. Aydınlatmayı özellikle çok önemsedik. Öyle detaylar hesaplanıp, düşünüldü ki; mesela bench denilen halter kaldırılan sehpalar vardır, halter kaldırmak için kişi o sehpaya yattığında tavandaki ışıkların göz almaması gerekir.

 

“GYMAX’İN 4 METREYE 2 METRELİK
BİR HAVALANDIRMA ÜNİTESİ
VARDIR, O ZAMAN O PARAYLA
BEN BİR EV ALABİLİRDİM.”

Hala beraber çalıştığım ve çok sevdiğim elektrikçim Çağatay’dan bu detayın uygulanmasını istedim.  O zaman led yoktu, sırf insanların gözünü almasın diye 80 küsur ampul getirttim. Gymax’in 4 metreye 2 metrelik bir havalandırma ünitesi vardır, o zaman o parayla ben bir ev alabilirdim. Muazzam şekilde içeri temiz hava basıyor. Ben o kadar detaya takıldım ki; mesela duvarlarda alçıpan kullanmadım, beton panel kullandık. Bununda iki nedeni var; biri bütün duvarlarda beton dokusunu yakalamak diğeri de vibrasyon yapmasın diye çünkü güçlü ses sistemimiz var, şuan an o ses sistemiyle gece kulübü bile açabilirim. Beton panelin maliyeti alçıpana göre 11 kat daha fazlaydı. Yani örneğin 10 bin liraya çözeceğim bir işi, 110 bine çözmüş oldum.

 

“İLK PROFESYONEL SALONU,
YERİN ALTINDAN YERİN ÜSTÜNE
ÇIKARTAN BENİM.”

-Peki, yeni açılan yerlere baktınız mı ve hala Kocaeli’nde ‘Tekim’ diyebilir misiniz?

Hepsine baktım ve kesinlikle Kocaeli’nde tekim. Ama benim en büyük artım, biz tamamen hizmete oynuyoruz. Benim her işletmemde farklı uyguladığım altın kurallarım vardır. O işletmemde müşteriyi kesinlikle memnun edeceksiniz. Ben aslında 2 tane, maksimum 3 tane eğitmenle döndürebilirim benim 10 tane eğitmenim var ve benim eğitmenlerim asgari ücretle de çalışmıyorlar. İki eğitmenimi İstanbul’dan getirttim, buraya yerleştiler ve hala benimle çalışıyorlar. Mesela Kocaeli’nde Spinning’i ilk ben başlattım. İlk profesyonel salonu, yerin altından yerin üstüne çıkartan benim. Hep yeraltı salonları vardı, Arastapark’ın en üst katındayız, hem havadar hem de gün ışığı alabiliyoruz. Camekanımız var efsane büyük ve bunları da devamlı tasarlayarak yaptık. Eğer laf olsun diye salon açsaydım; yarı maliyetinin bile altında açabilirdim, her zaman yeniliklere açığım ki; şuan da hala yenilik içinde tadilat yapıyoruz. Bu tadilatlar da yapılırken salonumuz hizmet vermeye de devam etmektedir.

“PİLATES VE REFORMER DA
KENDİMİZİ BİR KERE TEK GEÇİYORUM,
BİZDE PİLATES DERSLERİ, ZUMBA,
KİCKBOX VE SPİNNİNG ÜCRETSİZTİR.”

-Şuan sunmuş olduğunuz hizmetlerde neler var?

Pilates ve Reformer da kendimizi bir kere tek geçiyorum, bizde Pilates dersleri, Zumba, Kickbox ve Spinning ücretsiztir. Siz sadece yıllık üyelik alıyorsunuz, bu yıllık üyeliğin içinde de hepsi var ve hepsini kullanabiliyorsunuz. Sadece ekstra ücret olarak Personal Trainer’dan alacağınız özel dersler ücretlidir, onun haricinde salonu istediğiniz gibi kullanabiliyorsunuz. Aslında matematiğini yaptığınızda her şeyi yapacağız derseniz; eski sistemimizde 9 bin 800 TL’ye tekabül ediyor, şu anki sistemimizde ise 5’de biri kadar. Şu anki kadrom uzun zamandır yapmak istediğim bir şeydi, İşletme Müdürüm var, Türker Kazan ki; kalbi muazzam güzel, benim elim ayağımdır. Onun altında ben öyle bir sistem kurdum ki; bütün eğitmenler baş antrenörümüz Savaş Bektaş hocaya bağlılar, satışımız komple Eylül Baş hanıma bağlı, ben işletmeyi şuan onlara bıraktım. Gymax’e ben karışmıyorum, sistem çok keyifli yürüyor. Bu arada patron olarak çekilecek kahrım da yoktur, çok detaycıyım ve çok da zorum. Ama insanlara şans vermeyi seviyorum. Herkes hata yapabilir ama suiistimal edilmekten nefret ederim. Çünkü burada çok keyifli bir sistemimiz var ama giriş çıkış saatlerine kesinlikle uyulması gerekiyor, herkes saatinde gelsin.

 

“EĞİTMEN KADROM,
NET KOCAELİ’NDEKİ EN İYİ
EĞİTMEN KADROSUDUR.”

Tabi benim başka takıntılarım da var,  mesela Gymax’te lavaboyu kirli görürsem hala temizliyorum, dünya kadar personelim var ama hala ben yapabiliyorum, çok samimi söylüyorum, bunda da gocunma gibi bir şey yok, sen yapacaksın ki; personelin de yapsın. Patron gerçekten kolay olunmuyor. Şuan kaliteli efsane bir kadrom var ve tamamen birbirleriyle uyumlu. Eğitmen kadrom, NET Kocaeli’ndeki en iyi eğitmen kadrosudur. Mesela sen spora ilk geliyorsun,  ilk önce rezervasyon sistemimiz var, eğitmenimiz ilk önce bir saatini seninle geçiriyor, sonra sana bir test uyguluyor, geçirmiş olduğun hastalıklardan ameliyatlara kadar her detayı analiz ediyor ve o analize göre de program yazıyorlar ki; bu konuda da eğitmenlerim çok başarılılar. Her Pazartesi saat 6 ile 9 arası diyetisyenimiz Merve Tuna hanıma danışabiliyorsunuz. Profesyonel anlamda açılan Kocaeli’nin ilk salonu olan Gymax 4.yılında efsaneyi yaşıyor. Kadro tamamen oturdu, hiçbir problemimiz yok. Bu kadroyu oluşturmak çok zaman aldı. Gymax şuan başarılı mı? Kesinlikle çok başarılı, hatta Kocaeli’ndeki en başarılı salon mu? Bunun cevabı da evettir ama bunun sebebi de verdiğimiz hizmetle, detaylara takılmamızla alakalıdır.

 

“BİZ EFSANELERİ YAŞIYORUZ,
BAYAN ÜYE SAYIMIZ YÜZDE 52’NİN
ALTINA HİÇ DÜŞMEDİ.”

-Spor salonları genellikle erkek ağırlıklıdır, sizde gördüğümüz kadarıyla bayan üye sayınız oldukça fazla, bunu nasıl sağladınız?

Türkiye’de spor salonlarında üyelerin yüzde 8’zi veya 10’nu bayandır, bütün Türkiye’yi baz aldığımızda yüzde 90’nı da erkektir. Biz efsaneleri yaşıyoruz, bayan üye sayımız yüzde 52’nin altına hiç düşmedi. Nedeni şu; ben açık açık net bir şekilde söylüyorum, benim salonumda kimse kimseyi rahatsız edemez, NET…  Senin kim olduğun önemli değil, benim arkadaşım olabilirsin, bunu ne personelim, ne de üyelerim bilmek zorunda değil. O benim arkadaşımı da bir anne baba doğurdu, onun da bir ablası, abisi, kardeşi, kocası ya da sevgilisi var. Fitness’da maalesef şöyle bir durum mevcuttur, çok da dikkat edilmesi gereken bir husustur. Fitness’da tensel temas vardır, sen dambılı tutarken, eğitmen temasla size destek verebilir, hizmet sektörünün hiçbir yerinde tensel temas yoktur ama bizde var, dolayısıyla çok dikkat edilmesi gerekiyor. İşe alırken insanların hiç CV’ sine bakmam, eğitmense zaten baş antrenörüm Savaş’tan geçtiği için inanın ben hiç iş konuşmam. Ben insanları bu görüşmelerde çözmeye çalışıyorum. Gymax’in olayı şudur; kim olursan ol laubali şekilde “Tülay naber yaaa” şekli bize uyan bir şekil değildir. “Tülay hanım hoş geldiniz, nasılsınız?” Güleryüz kesinlikle olacak. Biz hizmet veriyoruz, ben hiçbir şey satmıyorum, sadece hizmet satıyorum. Zaten biz insanları zorla getiriyoruz, spora gelinceye kadar ayaklarınız geri geri gider, orada insanlar pozitif enerji bekliyor, işte o pozitif enerji bizde var.

 

“BENİM SALONUMDA
KİMSE KİMSEYİ RAHATSIZ
EDEMEZ, NET…”

Satış personelim günlük, haftalık ve aylık kotaları var. Ama herhangi bir personelim diyebilir ki; “Sabah 4 kişi gezdi salonu, tiplerini beğenmediğim için üyeliklerini almadım”. Benim için, hesapladığınızda ekstradan para olacaktı, olmasın,  Ayşe’yi, Fatma’yı, Ali’yi, Ahmet’i bu tipler rahatsız etmesin. Benim salonunda mesela halter kaldırırken çıkartılan ıkınma sesleri yasaktır, ben duyduğum an ofisten fırlıyorum, ıkınacaksan veya body yapacaksan body salonları var, benim salonum fitness merkezidir, body değildir, arada fark var. Dolayısıyla o yüzden bayan sayım çok yüksek. Olay saf para kazanıp insanları bel altı vurmak değil, biz de şöyle bir sitem var, parayı verdi, bir ay, iki ay geldi, 15 gün gelmedi, sistem “Tülay hanım 15 gündür parmak basmadı” diye uyarı veriyor. Tülay hanım aranır, “Tülay hanım neden gelmiyorsunuz, bir problem mi var?” sorulur ve gelin deriz. Spor salonlarının en çok sevdiği şeydir parayı verip de gelmeyen üyeler. Biz de öyle bir şey yoktur, aranıp gelmesi sağlanır, gelmiyorsa sebebi öğrenilir, salonda bir şeyi mi beğenmedi, biz ya savunmamızı yapalım, değiştirelim, üyemizi mutlu edelim, ya da mutlu edemiyorsak da son nokta para iadesi yapalım. Hiçbir spor salonunda bizim gibi para iadesi yoktur, sözleşme imzalatmalarının da sebebi odur.

 

“ZİLLY NİŞANTAŞI’NI AÇTIK,
HAR PAZAR GÜNÜ İSKENDER PAYDAŞ
VE TÜRKİYE’NİN EN İYİSİ SEÇİLEN DJ BİZİMLE”

-Sizi farklı sektörde de görmeye başladık, gece kulübü fikri nasıl doğdu?

Eğlence sektörünü çok seviyorum, bu işi İstanbul’da yapan sevdiğim dostlarım da var. Bu dostlarım yazın başında ilk defa Bodrum’da mekan açacaklardı ve bana da teklif getirdiler. Türkbükün’de açılacak bu mekan için gerekli görüşmeleri yaptıktan ve o kadronun da bu işi yapabileceği kanaatinden sonra ortaklık teklifini kabul ettim ama istediğim anlaşmaya göre işletmesine karışmayacaktım, konuk oyuncu gibi gidip geldim. Biliyorsunuz; bir Bodrum depremi yaşandı, o yüzden pek keyifli geçmedi. Ama güzel bir deneyim oldu. Biz aynı marka adı altında yani Chance markası ile İstanbul’da başlayacaktık ki; Zilly Pera ile anlaştık, onlar çünkü Zilly’i kapattılar, bize öyle bir ortaklık ve teklif geldi. Biz de değerlendirelim diyerek; Zilly Nişantaşı adı altında açtık. Şuan çok keyifli geçiyor. Pazartesileri kapalı, 6 gün ise işletme full, ben bu işletmede kendimi pasifize ettim çünkü ben işletmeci olabilirim, ama ben hiçbir zaman gece kulübü işletmedim. Benim ortaklarımın tamamı bu sektörden geliyorlar, bu güven meselesi, tabi kendi kasa personelimi gönderdim, hesaplarda onların personeli de var, benim personelim de var. Kimsenin kafasında soru işareti yok, herkes kartlarını açık oynuyor. Şimdi İskender Paydaş’la anlaştık, her Pazar bizde çıkıyor. Her Salı Türkiye’nin en iyisi seçilen DJ Deeperise and Jabbar çıkıyor. İşletme çok keyifli gidiyor, on birde kapılarını açıyor, sabah dörtte kapanıyor.

-Özcan Makinenin Aksaray’daki işinden bahseder misiniz?


İşlerimin arasındaki Aksarayda’ki işler, en meşakkatlisi ve en sıkıntılısı çünkü yüz milyonlarca dolar yatırılmış bir fabrikayı kuruyoruz, hata şansın yok, datelineların var, mesela 23 Kasım Pazartesi günü gece 12’de bu makine üretime geçecek diye o sözleşmenin altına imzanı da atıyorsun, dolayısıyla orada mazeret yoktur.

 

“7 İŞLETMEM VAR
AMA BENDEN DE
BİR TANE VAR.”

-Bunların dışında bilmediğimiz başka iş alanlarınız var mı?


Medikal işine de girdik, medikal malzemeleri satıyoruz. Dolayısıyla İzmit’te hali hazırda 3 işletmem, Aksaray’da 1, Bodrum’da 2 tane ki sezon bittiği için şuan hizmette değiller, onları da sayarsak İstanbul’la birlikte 7 işletmem var. Ama benden de bir tane var.

 

“BEN HAYATIMDA
YAPTIĞIM HER İŞTE
EN OLMAK İSTİYORUM.”

-Tamam Gymax’de sistem kurdunuz, öbür tarafta ortaklar ve personeliniz var, geriye kalan bu beş işletmeleri nasıl yönetiyorsunuz?

Erkek kardeşimin nişanlısı medikal işindeydi, çok tatlılar, birlikte bu işi yapmak istediler, ben de mutlu olabilecekleri işi yapmaları adına destek oldum, Yahya Kaptan’dan Paşa’ya doğru tramvay yolundan devam ettiğinizde sol tarafta, efsane ötesi iddia ediyorum, Kocaeli’nin, en lüks medikalci nasıl oluyor bilmiyorum ama artık orası var. İsmi de Duru Medikal. Gidip görün zannedersiniz ki; pırlanta satılıyor bildiğiniz mağaza açtırttılar, mutlu olsunlar… Aksaray’da babam var, Allah başımızdan eksik etmesin, Gymax tamamen benim, İzmit Sanayi’deki yerle, tamamen ben ilgileniyorum, İstanbul ve Bodrum tamamen benim. Biz bir aile şirketiyiz, aile şirketi içinde farklı kollarımız da var. Nasıl yetişiyorsun diye sordun, inan ben de bilmiyorum.  Ama hayatımda maksimumu oynamayı çok seviyorum. Bir şey yapıyorsam en iyisi olayım, en iyisi olmayabilirim, ama bunun mücadelesini vermek durumundayım. Ben hayatımda yaptığım her işte en olmak istiyorum.

 

“BENİM EN BÜYÜK HAYALİM
İSTANBUL NİŞANTAŞI’NDA
BİR TANE MEYHANE AÇMAK”

-Peki yeni projeler var mı?

Benim en büyük hayalim İstanbul Nişantaşı’nda bir tane meyhane açmak. Bizim İstanbul’daki mekanımızın yeri Nişantaşı’ndaki Chocolate’ın olduğu yer, alt katında bahsettiğim gece kulübünü işletiyoruz, üst katını da İzzet Çapa’ya kiraya verdik. Ortaklarımla anlaşmak istediğim mevzu şu; ben sizin gece kulübünüze hiç karışmıyorum, meyhane açalım, siz de benim meyhaneme karışmayın. Şuan aslında hedefim, yeni nesil bir meyhane açmak. Ben meyhane için yazın çalışmaya başladım, Ayvalık’da ve Cunda’da ustalarla aşçılarla çok güzel bağlantılar kurdum, gerektiği zaman ustalar aşçılar gelecek, meyhanede DJ olacak, 80 ‘ler, 90’lar Türkçe müzikler, eller havaya, muazzam bir eğlence. İstanbul için tam zamanı, ben şimdi o ortamı yaratmaya çalışıyorum. Nokta atışı yaparak doğru mekanı bulduğumda, Ocak sonunda açmayı planlıyorum. Nasıl ben Gymax için Arastapark’ta doğru noktayı bulduysam ki; terasa çıkın 360 derece bakın, gözünüzün alabildiğince yerleşim var, ben Kocaeli’nde hala tekim. Hiçbir spor salonunun 360 derece etrafında bu kadar yerleşim yeri yok. Orada da doğru noktayı bulmam gerek.

 

“14 DÖNÜM ARAZİ
ÜZERİNDE BİR KOMPLEKS
AÇMAYI PLANLIYORUM”

-Peki son soru olarak, İzmit’le alakalı bir projeniz var mı?

Evet, İzmit’te büyük bir kompleks açmayı planlıyorum. Eğer gerekli izinlerini alabilirsem bu spor kompleksi içinde spor salonu, fitness salonu, squash, hamam, sauna, açık basketbol sahası, tenis kortu, açık crossfit, açık, kapalı, yarı olimpik ve çocuk yüzme havuzu, eğer yine izin alabilirsem turizm ruhsatlı bir restoran, bir tane toplantı salonu olacak. Bunların hepsi bir arazi üstünde, arazi de 14 dönüm, bütün çalışmaları yapılmış durumda, anlaşmak üzereyiz diyebilirim, eğer onaylanırsa karşılıklı ki; şuan mimarım çizim yapıyor, yaz başlamadan açılmış olacak. Tabi restoran derken; herhangi bir restoran olmayacak, iyi bir marka gelecek. Tamamen özel bir alan olduğu için, açık ya da kapalı alanda ayda bir özel partiler düzenlenecek.

 

“SOSYAL PROJELERDE
DAHA AKTİF OLMAYA
ÇALIŞIYORUZ.”

Mesela geçen ayki üyelerimizin hatta haberleri yok, bize senelik üye kaydı yaptıran her üye için, bir ağaç diktirdik Tema Vakfına, sertifikaları birkaç gün içinde verilecek, sanırım röportaj çıktığında da üyelerimize hediye edilmiş olacaktır. Sosyal projelerde daha aktif olmaya çalışıyoruz. Bir projem daha var, 2018’in ortalarında ünlü bir isimle birlikte Kocaeli’ye bir kuaför salonu açacağız. Bunun için de çalışmalarım devam ediyor.

DİĞER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

ANKET

SON YORUMLAR

Başiskele belediyesi sata sata bitiremedi

Yazan: hamdi

Yorum: satın bakalm füzüli ilere harcayın hesap günü gelir birgün ama bu dünyada ama öbür dünyada bu milletin geleceğini ona buna peşkeş çekin bakalım hesap günü gelecek birgün

AK Parti İzmit’ten Esnaf Ziyareti

Yazan: Hakan Aydın

Yorum: Ekonomiyi batıran iktidarın temsilcileri hangi yüzle esnaf ziyaretine çıkıyor acaba ?

Çarptıktan sonra öylece ortada bıraktılar!

Yazan: okur

Yorum: hayvanı o halde bırakmayan Ayten hanıma çok teşekkür ederim

Başkan ve yönetimi İSTİFA ETTİ!

Yazan: fethiye cd.

Yorum: zaten bir işe yaramıyorlardı bir görüşleride yoktu... rüzgarı takip eden arkadaşlardı. geç bile kalmışlar...

243 günde devrialem

Yazan: Güven Gök

Yorum: Beni kendine rakip görmen hem sevindirdi hem üzdü suan güneydoğu anadolu bolgesindeyim yarin gebzespor macinda olucam ordanda tura devam edicez ben balkanturunda iken sen turkiye turunu tamamlamis olucaksin

“Kriz sizin kafanızda var”

Yazan: Arif cerıt

Yorum: Gulmeyın başkan yok demeyin kriz bunu yasayan biliyor bence kriz sizin kafanızda yok

4 firmaya haksız kazanç cezası!

Yazan: Isa karaoz

Yorum: Firmaların isimlerinide vermeleri gerekiyor.Vatandaş ona göre tepkisini göstersin.

Yazan: abdullah turk

Yorum: baskan olabılırsın ama ınsan olamamıssın zabıtalara baskı yaparak neyın pesındesın abının hatrı olmasa coktan yıktırırdım o duvarı sen buyuklerımı dua et once ınsan olmak lazım

Yazan: asi

Yorum: *Darbe gecesi şeyhin olduğu iddia edilen “Fazlı Kerem Hoca” denilen zatın dağ başındaki evine kaçtığın doğru mu?

Yazan: Emre

Yorum: Yollarda site inşaatı yapanların arabaları, tuğlaları, biriketleri, iş makinaları, kumları, vs... araçların gelişi güzel iki taraflı park etmeleri netiesinde mahalle sakinleri yoldan geçemez durumda. artık belediyeden nasıl bir imtiyaz kopardılarsa..geçen gün uyku tutmadı.dolaşayım dedim, aklıma yedi yıldız geldi, dolaştım aradım bi tane bile yıldız göremedim.sonra arabam devrildi sandım. meğerse selin sürüklediği inşaat malzemeleri yolda birikinti yapmış, bende üstünden geçmişim.

KENT REHBERİ