KOCAELİ Kocaeli Hava Durumu
  • 5.3811 TL
  • 6.0965 TL
  • 6.7421 TL
Kocaeli Zirve
O avukat ile o başkan da haberlerimi yalanlamıştı!
O avukat ile o başkan da haberlerimi yalanlamıştı!
Aktan Uslu
Aktan Uslu

Aktan Uslu

aktanuslu@kocaelizirve.com

06 Aralık 2018 Perşembe - 09:15

Yazarın Tüm Yazıları

O avukat ile o başkan da haberlerimi yalanlamıştı!

Hakim İbrahim Gümüş davalı vekillerinin basının mahkeme salonundan çıkarılması talebi üzerine şu ara kararını izah etti: “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK hükümleri uyarınca duruşmaların aleni olduğu göz önüne alınarak, ayrıca taleplerinde iddia edildiği gibi asılsız mahiyette haberler yapılıyor ise bu hususla ilgili tarafların her zaman gerekli hukuki yollara başvurmaları konusunda serbest olmaları da nazara alınarak davalı vekillerinin talebinin reddine karar verildi.”

Bu ara kararın ardından duruşma yine basına da açık olarak devam etti.

 

https://gebzegundemi.blogspot.com/2018/02/medicalpark-davasinda-bilirkisi-atanmayacak.html

 

**

Yukarıdaki örneğim MedicalPark Gebze Hastanesi ve bir doktorunun yargılandığı, halen süre giden bir davadandır. Vakanın ölümcül olmasından sebep doktorun değil ismini açmak, isminin baş harflerine dahi yer vermediğim davadır çünkü burası Türkiye

Bugüne kadar yaptığım haberlere dair hastane tarafından aleyhime dava açılmadığı, suç duyurusunda bulunulmadığı gibi hiçbir haberime yalanlama mahiyetli tekzip dahi yollanmamıştır..

 

Bir diğer örneğim Çayırova Belediye Başkan Yardımcısı Refik Tartar’ın mal varlığına dairdir.

 

Konuya dair yerel, ulusal fark etmeksizin basında çıkan ilk haberdir. Haber kişiyi bağlamakla birlikte Çayırova Belediyesi tarafından yargı marifetiyle habere erişim yasağı getirilmiş, belediye tarafından basına yapılan yazılı açıklamada haber yalanlanmıştır.

Gebze Adliyesi’nin gerek sapalığı gerek yoğunluğumdan ötürü itiraza dahi fırsat bulamadan yayın yasağı kalkmıştır.

Kurumsal kimliğiyle Çayırova Belediyesi yalancı konumuna düşmekle kalmamış, şahsımda basından özür dileme ahlakını bile sergileyememiştir.

Haber doğrudur ve itirazım dahi beklenmeden özgürlüğü yine yargı tarafından sağlanmıştır..

 

https://gebzegundemi.blogspot.com/2018/02/tartarin-mal-varligi-zugurdun-cenesini-yorar.html

 

**

Sadede gelecek olursam..

 

04 Aralık tarihli..

 

CHP Çayırova’da Doktor Mustafa Anaç’ın olası aday adaylığı ve adaylığından çekildiğine dair aleni demecini vermesinden ve devlet memurları için tanınan yasal sürenin de dolmasından sonra kaleme aldığım.

.

AKP’de muhbircilik yasak CHP’de hala çok revaçta” başlıklı yorumuma dair

 

Facebook linkimi yayınlamanın ardından iki olgun, medeni, çağdaş eleştiri aldım. Yerinde durmaktadır.

 

Ama dün akşam saatlerinde bir telefon aldım..

 

İlk sözü, “Mustafa Anaç ile alıp veremediğin ne?” oldu..

 

Daha yanıtımı beklemeden küfretti, hakaret yağdırdı: “Sana bunu kim yazdırdı?”

Şimdi bu yaklaşımın neresi küfür, hakaret diyebilirsiniz.

 

Ancak mesleğin henüz bu derece dejenere olmadığı yılları bilenler muhtemelen bilir.

 

Şahsımda bir gazeteciye yapılabilecek en ağır hakarettir, küfürdür.

 

O sözünü kendisini iade ettim. Baktım, ısrarla tekrarlıyor.

 

Telefonu yüzüne kapattım.

 

O an şahsım adına o zevatla her tür hukukumu bitirdiğim an

olmuştur.

 

Partisinde bu tür hukukumu bitirdiğim çok kişi olmuştur. Kimileri belli makamlardadır. O makamlardan sebep varlıklarını inkar etmemekte, varsa demeçleri haberleştirmekteyim ama “hürmetim” sadece kürklerinedir.

 

Ola ki aynı zevat CHP üyeleri tarafından yine bir yerlere seçilir veya atanırsa, CHP tabanına olan saygımdan, gazeteci sıfatımla elbette tanırım ama ötesi yoktur, olmayacaktır.

 

Ve şunu da belirtirim..

 

Ola ki senden önce göçersem.. Cenazeme gelirsen ş……n!

 

Çayırova’da Doktor Mustafa Anaç vakasına dair daha detaylı bir yorumum, muhtemelen yarın, konuyu bastıran acil bir konu olursa birkaç gün içinde olacaktır.

 

**               

 

“Aktan Bey tamam gazetecisiniz de neye dayanarak 5 kişi başvurdu ama bir kişi oğluyla geldi, izledi yazıyorsun. İsimde yazsaydın da ben de mahkemeye gitseydim. İkimizde çok iyi biliyoruz ki Enver (Aydemir) Bey ile anlaşarak oraya geldiniz. Bu çok açıkta, yazdıklarınızdan belli. Peki Enver Bey’i neden kendi partisindeki insanlara küfür etti, kendi partisini aşağılamak için elinden geldiğini yazıyorsunuz da taraflı davranıyorsunuz. 

 

Ayrıca benim o ihaleye herhangi bir başvurum olmadığı halde sadece izleyici olarak gelmediğimi nereden biliyorsunuz. Elinizde herhangi bir kanıt var mı ve çıkarken, “Enver abi” dediğime varana kadar yazarken konuşmamın devamında, “Sen iyi şov yaptım ama Ali Başkan adaletli, ayrım yapmayan dürüst bir başkandır” dediğimi neden yazmadın. Böyle mi gazetecisin. Seni oraya Enver’in getirdiğini neden yazmadın.”

 

Aha da yazdım.

 

Dilovası Belediye Meclisi’nde dün gerçekleşen şahsımda ilimiz basınından sadece Kocaeli Zirve’nin takip ettiği malum vaka sonrası, haberde ismini vermediğim kişinin Facebook özelden gönderdiği açıklaması

 

Kendisine verdiğim yanıtlara yer vermeyeceğim ama ola ki bir yerlerde yayınlarsa, asla inkâr da etmeyeceğim.

 

Öte yandan.. saatler önce “         Bu bir sohbet mi. Demeç mi?” diye sordum. Yanıt alamadım.

 

Karakterini yukarıda teşhir etti. Kuvvetle muhtemel, “Açıklama gönderdim. Onu yayınlayamadı” türü bir iftiraya da başvuracaktır. Demeç olarak kabul ettim.

 

İsmini yazmam için çok tahrik de var ama yine de yazmayacağım. Yargı hiçbir zaman tehdit unsuru olarak kullanılamayacak derecede hassas ve asil bir merciidir. Varsa yargılık bir durum kişi sözünün eri olur. “Yargıya gideceğim” diye tehdit savurmaz. “Yargıya gittim. Git savcıya hakime anlat” der.

 

Kendisi Dilovası’nda bilinen bir aktif siyasetçinin akrabasıdır. Haber yayına girmeden önce görüşünü almak için Facebook özelden aramasını istedim. “Görmemiş” ve aramamıştır.

 

Sözünü ettiğim akrabası siyasetçiyi de aradım. Birkaç saat sonra, haber yayına girdikten sonra döndü. Kendisine söyledim: “Akrabana söyle. Mecliste oturanların bölümünü çekerken yüzünü sakladı. Gerek yoktu. ‘Fotoğrafımın çekilmesini istemiyorum’ deme hakkı vardı. Bir de bu bir ihale değil. Bu gibi durumlarda girişimcinin isminin yer almamasını isteme hakkı da var’ dedim.

 

Haber yayınlandıktan sonra aynı zevata haber linkini yine Facebook özelden de gönderdim.

 

Haber öncesi kendisine ulaşma mesajımı “görmedi” ama diğerini görmüş.

 

**

Çok değil 24 saat içinde yaşadıklarımdan esasla şunu belirtmek isterim.

 

Gerek şahsıma ait Gebze Gündemi haber bloğu, gerekse Kocaeli Zirve’deki haber ve yorumlarımdan ötürü mahkemelik olmadım.

 

SEDAŞ’a dair bir haberime açıklama gönderildi.

 

Bir de AKP Dilovası Belediye Başkan Aday Adayı Kübra Turan; Facebook sayfası üzerinden bir haberimi “yalanladı” ama resmi hiçbir girişimi olmadı.

 

AKP Dilovası İlçe Gençlik Kolları Başkanı Emre Sarıca’nın bir sosyal medya paylaşımıma tepkisi olmuştu. Ataşehir Belediye Başkanı görevden alınırken hakkında Cumhurbaşkanlığı’na şikayet giden ve soruşturma açılan Dilovası Belediye Başkanı Ali Toltar’ın halen görevde olduğunu sadece hatırlatmış, adaletteki tezatlığa işaret etmiştim.

 

Ağırlığı Toltar’ın hemşerisi ve belediye çalışanı olmak üzere, sadece belgeyi haberleştirmeme ve suçlamada bulunmamama rağmen sosyal medyadan bombardımana tutulduğum dönemdi ve Ali Toltar’ın kendisi suskundu. Yargıya da gidemiyordu çünkü o şikayet doğruydu ve haberleştirdiğim şikayetti.

 

Bir doğruyu “yalanlayanlar”.. biri dahi.. biri yahu.. özür dileme ahlakı ve nezaketi dahi sergileyemedi.

 

Onlardan biri toprak olduğunda da sosyal medyadan hakkımı helal ettiğime dair paylaşımım oldu.

 

Sebep olana aynı tavrı sergiler miyim..

 

Şu anki ruh halimle ola ki bugün, ola ki şu an benden önce gitse, asla olmaz.

 

**

 

Sözün özü şu ki..

 

AKP tabanına şunu söylemek mümkün.

 

Daha birkaç ay öncesine kadar iktidar yanlısı basın gözbebeğinizdi. Ancak zamanla o basının iktidarın da iktidarından yandaş olduğunu yaşayarak gördünüz.

 

Ondan sebep Facebook’taki takipçilerimde AKP’li oranı, her geçen gün daha da yükseliyor.

 

CHP tabanına da şunu söylemek mümkün.

 

Şahsımda bir gazeteci, yorumcu.. Altına imza attıysa kendi yazısıdır. Hür iradesidir.

Diğeri yani tetik habercilikte zaten imza falan olmaz.

Her haber ve yorumun pozitif negatif yansımaları elbette olacaktır.

Adabıyla, ahlakıyla yapılan hiçbir yazılı sözlü eleştiriyi en ufak bir sansüre tabi tutmaksızın yazdığım yayınladığım da bilinir.

Ama işine gelen haberde yorumda alkış..

İşine gelmeyende hakaret iftira küfür..

Kalıbınızdan utanın ne diyelim..

 

Her iki tabana birden…

 

Basının içinde bulunduğu durum malumda..

 

Şahsım, kurumum, birileri direniyor.

 

Bu kadar şevk kırıcı olmayın.

 

Birilerine şirin gözükmek, bir yeri edinmek için, nokta kadar menfaat için virgül şeklini alırkene hiç olmazsa çamur iftira atmayın.

 

Az biraz ahlaklı olun.

 

Bir de “özür bekleriz” diye de atarlanmak kolay.

 

Bir kere de, siz dilemeyi öğrenin..

1929 defa okundu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları
Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

ANKET

Twitter

KENT REHBERİ


Yağız Kebap
Okşin Beçet
Almila
Davetiyem
Reis Döner
Volka Proje
Akkurt İnşaat
KKG
Polis Marketim
Bekiroğlu