Yozlaşma
 Yozlaşma
Taylan Katak

Taylan Katak

taylankatak@kocaelizirve.com

06 Temmuz 2018 Cuma - 09:13

Yazarın Tüm Yazıları

 Yozlaşma

Son zamanlarda öyle acı olaylar yaşıyoruz ki toplumda infial yaratması kaçınılmaz. Kadınlara ve çocuklara yönelik taciz, tecavüz ve şiddet olaylarında ciddi bir artış var. Sadece kadınlara ve çocuklara değil, hayvanlara yönelik şiddet, işkence ve tecavüz vakaları da bir hayli fazla. Bu ülkede damacanaya tecavüz eden yaratıklar bile var. Böyle yaratıklarla aynı toplumda yaşıyor, aynı havayı soluyoruz.

 

Jupiter’den, Mars’tan gelmedi bu yaratıklar. Bu toplumun içerisinden çıktılar. Aramızda yaşadılar. Onların yaptıklarını lanetlesek de bu toplumun içerisinden çıktıkları gerçeğini değiştiremeyiz. Gerçeklerden kaçarak sorunlarımızı çözemeyiz.

 

 Ülkemizin kadına şiddetle, tecavüzlerle, çocuk istismarlarıyla, hayvanlara işkenceyle anılması duyarlı her yurttaşımızı incitiyor. Ülkemiz ve milletimiz bunu hak etmiyor. Tarihte ve günümüzde içerisinden çok değerli insanlar çıkartan necip milletimiz son yıllarda artan bu acı olaylardan dolayı son derece rahatsız.

 

 Sohbet etme imkanı bulduğum insanlar, siyasi görüşleri ne olursa olsun, korku ve tedirginlik içinde. Sordukları ortak soru ise şu: Biz nasıl böyle bir topluma dönüştük?

 Yurttaşlarımızın ortak aklı sonucu ortaya çıkan bu soru, yaşadığımız toplumsal travmayı aşmak için de son derece kritik bir soru bence. Bu sorunun cevabını cesurca ve kendimizi kandırmadan verdiğimizde aşmamız gereken yolları çok daha kolay aşabiliriz. Zira içinde bulunduğumuz yozlaşmadan kurtulmak için aşmamız gereken yollar var.

 Tarihimizle ve ecdadımızla övünmeyi çok seven bir milletiz. Bu nedenle bugünümüzü geçmişimizle kıyaslamanın faydalı olacağını düşünüyorum. Çanakkale Savaşı’nda yaralı düşman askerini sırtlayıp sipere taşıyan kahramanlar çıkaran bir toplumdan bugün bu kadar çok sapkın ruhlu insanın çıkması son derece düşündürücü. Bu durumun büyük bir yozlaşmanın ürünü olduğu aşikar. Birdenbire olan bir durum da değil üstelik bu. Eğitimin, kültürün, manevi değerlerin ve ahlaki erdemlerin yeni nesillere aktarılamamasıyla gelişen, bir kartopu gibi büyüyerek çığa dönüşen bir durum.

 

 Çocuklarla evliliğin caiz olduğunu söyleyen, bir kereden bir şey olmaz diyen, küçüğün de rızasıyla yapılmış işler ifadesini kullanan kişilerin olduğu bir ülkede cinsel istismar olaylarının artması kaçınılmaz sonuç. Topluma örnek olması gereken kişilerin yanlış söylemleri psikolojisi bozuk insanları suça teşvik edebiliyor.

 

 Cinsel istismar olaylarının artışıyla ilgili olarak bazı kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşları hem kamuoyunu hem de halkımızı uzun zaman önce uyardı. Fakat bu konuyla ilgili ne ülkemizi yönetenlerde ne de halkımızda ciddi bir hassasiyet oluşmadı. Son yaşanan olaylar sonucu caniliğin, vahşetin ve ahlaki çürümenin ayyuka çıkmasıyla birlikte nihayet toplumda bir tepki oluştu. Keşke bu tepki ve farkındalık bu kadar evladımız istismara kurban gitmeden önce oluşsaydı… 

 

 Bu konu ile ilgili analizler yaparken bastırılmış cinsellik olgusunu görmezden gelemeyiz. Ülkemizde yaşanan acı olaylara benzer olaylar pek çok Orta Doğu ülkesinde yaşanmakta. Kapalı toplumlarda baskılanan dürtüler çok farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. Bilhassa tecavüz olaylarının artmasında bastırılmış cinsellik olgusunun büyük bir payı var. Cinsel anlamda bastırılmış duygulara sahip olan insanlar bozuk psikolojilerinin etkisiyle sapkın duygulara yönelebiliyorlar.

 Konu ile ilgili yapılan araştırmalar taciz, tecavüz ve işkence gibi insanlık dışı dürtülere sahip olan kişilerin büyük bir çoğunluğunun geçmişte maruz kaldıkları şiddet, işkence, taciz ve tecavüz olayları sonucu bu duruma geldiklerini gösteriyor.

 Kadına şiddet, kadına taciz ve tecavüz, çocuğa şiddet, çocuğa taciz ve tecavüz, hayvana şiddet ve işkence, hayvana tecavüz, cinayet, gasp, çocuk kaçırma…

 Herkes, hepimiz bu olayları kınıyoruz. Ama hiçbirimiz bu olaylara kurban giden kadınların, çocukların, masum insanların ailelerinin çektiği acıyı onlar kadar hissedemeyiz. Bu acının tarifi yok… Ateş düştüğü yeri yakar. Allah onlara sabır versin. Bu konuda toplumsal duyarlılık kasan bazı kişilerin samimiyetten uzak, hamaset konan kınama mesajları yeterli değil. O ailelerin acılarını dindirecek yaptırımların ve bir daha kimsenin bu acıları yaşamayacağı önlemlerin alınması için çaba harcamak gerekiyor. Gerçek duyarlılık budur. Hayatını kaybeden insanlara ve onların acılı ailelerine olan vefa borcumuzu toplum olarak ancak böyle ödeyebiliriz.

 Toplumsal infial hallerinde ortaya radikal söylemler çıkabilir. Ülkelerine ve halklarına gelecekte vereceği zararları düşünmeden duygularıyla hareket edebilir insanlar. Öfkenin sağlıklı düşünmemize engel olmaması lazım.

 Son günlerde gündemde olan idam cezasının geri getirilmesi konusunda toplumun ciddi bir kesiminde tedirginlik ve soru işareti var. Hukuk ve adaletle ilgili kaygıları olan insanların, hukuka ve adalete olan güvenin böylesine sarsıldığı bir ortamda verilecek idam kararlarının adil olup  olmayacağı ve bazı siyasi gruplar tarafından cezalandırma aracı olarak kullanılıp kullanılmayacağı konularında ciddi endişeleri var.

 

 İdam cezasına karşı olan kişilerin savunduğu en önemli argüman, Orta Doğu’daki bazı ülkelerde idam cezası uygulanmasına rağmen taciz ve tecavüz olaylarının önüne geçilememesi.  Yurttaşlarımızın önemli bir bölümü idam cezasının geri getirilmesinin cinsel istismar olaylarını azaltmayacağını, aksine hukuk alanında yeni sorunlara yol açacağını düşünüyor.

 

 Yaşadığımız toplumsal travmanın atlatılması ve bir daha böyle olayların yaşanmaması için cezaların caydırıcılığı kadar önleyici tedbirler de çok önemli. Eğitimin toplumsal açıdan hayati bir rolü var. Eğitim sisteminin yaşadığımız sorunları çözecek nitelikte olması şart. Yeni nesillere kadınlara, çocuklara, hayvanlara, doğaya, insana saygı duymayı ve sevmeyi öğretmeliyiz. İnsani değerlere sahip, erdemli nesillere ihtiyacımız var. Çıkarları için yaşayan değil, ilkeleri için yaşayan; vatanlarına ve milletlerine faydalı olmayı gaye edinmiş kuşaklar yetiştirmeliyiz. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

5352 defa okundu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

ANKET

SON YORUMLAR

Başiskele belediyesi sata sata bitiremedi

Yazan: hamdi

Yorum: satın bakalm füzüli ilere harcayın hesap günü gelir birgün ama bu dünyada ama öbür dünyada bu milletin geleceğini ona buna peşkeş çekin bakalım hesap günü gelecek birgün

AK Parti İzmit’ten Esnaf Ziyareti

Yazan: Hakan Aydın

Yorum: Ekonomiyi batıran iktidarın temsilcileri hangi yüzle esnaf ziyaretine çıkıyor acaba ?

Çarptıktan sonra öylece ortada bıraktılar!

Yazan: okur

Yorum: hayvanı o halde bırakmayan Ayten hanıma çok teşekkür ederim

Başkan ve yönetimi İSTİFA ETTİ!

Yazan: fethiye cd.

Yorum: zaten bir işe yaramıyorlardı bir görüşleride yoktu... rüzgarı takip eden arkadaşlardı. geç bile kalmışlar...

243 günde devrialem

Yazan: Güven Gök

Yorum: Beni kendine rakip görmen hem sevindirdi hem üzdü suan güneydoğu anadolu bolgesindeyim yarin gebzespor macinda olucam ordanda tura devam edicez ben balkanturunda iken sen turkiye turunu tamamlamis olucaksin

“Kriz sizin kafanızda var”

Yazan: Arif cerıt

Yorum: Gulmeyın başkan yok demeyin kriz bunu yasayan biliyor bence kriz sizin kafanızda yok

4 firmaya haksız kazanç cezası!

Yazan: Isa karaoz

Yorum: Firmaların isimlerinide vermeleri gerekiyor.Vatandaş ona göre tepkisini göstersin.

Yazan: abdullah turk

Yorum: baskan olabılırsın ama ınsan olamamıssın zabıtalara baskı yaparak neyın pesındesın abının hatrı olmasa coktan yıktırırdım o duvarı sen buyuklerımı dua et once ınsan olmak lazım

Yazan: asi

Yorum: *Darbe gecesi şeyhin olduğu iddia edilen “Fazlı Kerem Hoca” denilen zatın dağ başındaki evine kaçtığın doğru mu?

Yazan: Emre

Yorum: Yollarda site inşaatı yapanların arabaları, tuğlaları, biriketleri, iş makinaları, kumları, vs... araçların gelişi güzel iki taraflı park etmeleri netiesinde mahalle sakinleri yoldan geçemez durumda. artık belediyeden nasıl bir imtiyaz kopardılarsa..geçen gün uyku tutmadı.dolaşayım dedim, aklıma yedi yıldız geldi, dolaştım aradım bi tane bile yıldız göremedim.sonra arabam devrildi sandım. meğerse selin sürüklediği inşaat malzemeleri yolda birikinti yapmış, bende üstünden geçmişim.

KENT REHBERİ