KOCAELİ 20° Kocaeli Hava Durumu
  • 5.3589 TL
  • 6.0765 TL
  • 6.8620 TL
Kocaeli Zirve
Küresel güçlerin savaş alanı: Suriye
Küresel güçlerin savaş alanı: Suriye
Taylan Katak
Taylan Katak

Taylan Katak

taylankatak@kocaelizirve.com

14 Eylül 2018 Cuma - 09:11

Yazarın Tüm Yazıları

Küresel güçlerin savaş alanı: Suriye

Esad Rejimi’nin İdlib’e yapacağı operasyon sadece Suriye’nin geleceği açısından değil, bölgenin geleceği ve emperyalist devletlerin güç paylaşımı açısından da bir hayli önemli.

Stratejik analizleri bir kenara bırakacak olursak, bölgede insani bir trajedi yaşanması kuvvetle muhtemel. Ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda insani bakış açısı önemini kaybedebiliyor. Bu nedenle olsa gerek, bölgesel politikalardan bahsedilirken can kayıpları hep istatistiksel bir veri olarak değerlendiriliyor.

 

Türkiye kapasitesinin çok üzerinde mülteciyi barındırıyor. Ülke olarak, evrensel insani değerler gereği, savaştan kaçan masum insanlara kapımızı açtık. Yaptığımız insani davranışın ekonomik ve sosyal sonuçlarıyla mücadele ederken, yeni bir mülteci dalgasının altından kalkabilir miyiz, muamma. Savaştan kaçan insanlara kapıları kapatmak insani açıdan sorunlu bir durum, kapıları açmak ise ayrı bir sorunlu durum. Üç milyon Suriyeli mülteciye yenilerinin eklenmesi yeni sorunları da beraberinde getirecektir. Üstelik İdlib’den gelecek mültecilerin arasına teröristlerin sızması ihtimali de oldukça yüksek. Bu teröristlerin Türkiye’ye sızması halinde ülkemizin güvenliği ciddi biçimde tehlikeye girecektir.

 

Bazı strateji uzmanları mülteci sorununu aşmak için savaştan kaçanları Afrin’e yönlendirmenin iyi bir alternatif olacağı görüşünde. Bu da sorunlu bir plan. Ulusal çıkarlarımız gereği mültecileri kendi topraklarımızdan uzak tutmak istememiz bizim açımızdan doğal görünse de İdlib’den kaçanların Afrin’e yerleşmesi oranın demografik yapısına doğrudan müdahale olacağı için evrensel insani değerler gerekçesiyle uluslararası ilişkilerde uzun vadede zarar verebilir bize. Nereden tutsan elinde kalacak zor bir süreç.

Savaşın ve kaosun olduğu yerde insan hayatı ucuzlar. Bunun içindir ki Orta Doğu’da insan hayatı çok ucuz. Kendi halkını katletmekten çekinmeyen bir liderin İdlib’deki sivilleri umursaması söz konusu değil. Bu savaşın mağduru siviller olacak.

 

İdlib Operasyonu’nu Suriye’nin Kurtuluş Savaşı, Suriye’nin Büyük Taarruzu olarak görenler var. Suriye devletinin egemenlik alanındaki teröristleri temizlemesi meşrudur. Suriye’nin huzuru, istikrarı ve bütünlüğü başta Türkiye olmak üzere tüm komşularının çıkarınadır. Ancak kendi halkını katleden bir rejimin bizim onurlu Büyük Taarruzumuzla, Kurtuluş Savaşımızla kıyaslanması doğru değil. Baas Rejimi baskıcı bir rejimdir. Suriye İç Savaşı’nın çıkmasının nedeni bu baskı rejimidir. Baas Rejimi iç savaş döneminde de iç savaştan önce de halkına sayısız zulümler yapmıştır. İç savaş başladıktan sonra emperyalist güçlerin muhalifleri kışkırttığı ve Suriye’de bu büyük acıların yaşanmasında pay sahibi olduğu doğrudur; ama olayların temel nedeni, çıkış noktası Baas Rejimi’nin baskıcı yönetimidir. Bunu gözden kaçırmamak gerekir. Suriye geçmişte çok demokratik ve özgür bir ülkeymiş de hiçbir neden yokken bu olaylar başlamış gibi düşünmek, yanlış bir bakış açısıdır. Emperyalizm karşıtlığı diktatör seviciliğine sürüklememeli bizi.

 

Esad öncülüğündeki Baas Rejimi’nin Suriye’de bağımsızlık savaşı verdiği savı doğru değildir. Esad Rejimi Rusya ve İran güdümündedir. Onların desteği olmasaydı çoktan çökmüştü rejimleri. Bu nedenle asla Rusya ve İran’ın güdümünden çıkamaz, Esad. ABD karşıtı olmak kimseyi bağımsız yapmaz. Eğer Esad devrilseydi ABD’ye bağımlı bir Suriye olacaktı, Esad Rejimi var oldukça da Rusya ve İran’a bağımlı bir Suriye olacak. İki durumda da bağımsız bir Suriye’den söz etmek mümkün değil. Tabii üniter Suriye’den de. Gelecekte yapılması planlanan Suriye’nin yeni anayasasında ademi merkeziyetçi bir Suriye’nin hayata geçirilmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.

 

Çoğu kişi İdlib Operasyonu’nu yolun sonu, savaşın bitişi olarak görüyor; kesinlikle değil. İş bundan sonra başlıyor. Asıl ve büyük soru işareti Fırat’ın doğusunda. Rusya ile ABD arasındaki paylaşım anlaşması gereği Fırat’ın doğusu ABD’nin denetiminde, yani PYD’nin. Esad’ın bu oluşuma onayı yok. Fakat ABD’nin de buradan çıkmaya niyeti yok. Gelecekte işlerin daha da karışması kaçınılmaz. ABD’nin Suriye’deki varlığı PYD’ye endeksli. Onlardan vazgeçmeleri mümkün görünmüyor. Suriye’nin kaderini büyük ölçüde küresel güçlerin yeni paylaşım anlaşmaları belirleyecek. Onların masa başında verdiği kararların bedelini ise masum insanlar ödeyecek…

 

1586 defa okundu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları
Haber İhbar Hattı

YAZARLAR

ANKET

Twitter

KENT REHBERİ


Halı Yıkama
Yağız Kebap
Okşin Beçet
Almila
Davetiyem
Fidan Spor
KKG
Volka Proje
Akkurt İnşaat
Evdiz
Körfez Center AVM
Körfezin Sütçüsü
Kumpir
Bekiroğlu