Tahsin  Keskin

Lastik işçisini bu hale kim getirdi?

Tahsin Keskin

Ömrümün nerede ise yarısı İzmit Çınarlı Camii’nin orada geçti.

Zaman zaman mahelleye gider, dostlarımla sohbet eder, mümkün olduğunca da Kemal Ağabey’in sahibi olduğu Nokta Market’ten alışverişimi yaparım.

ÜÇ HARFLİLER (Bim, Şok, 101) her tarafı çepeçevrelerse de bunlara karşı direnen işini çok düzgün yapan Nokta Market, Kocaeli’nin en iyi mahalle marketlerinden biridir.

Nokta Market’te Kemal Ağabey yoksa kardeşi Şaban Bey ve Yasin Bey, ağabeylerini aratmazlar.

Dün akşam üstü de markete girdim, alışverişimi yaptıktan sonra Şaban Bey’le sohbete başaldık. Sonrasında eski tanıdıklar geldi, derken sohbette 5-6 kişi olduk.

Şaban Bey, yanındakine 58 bin lira emekli maaşı almak kolya değil, diye laf atınca ‘’Kocaeli’de 58 bin lira maaş alan işçi emeklisi var mı?’’ diye sordum.

Kocaeli’deki lastik fabrikasından emekli olan bu işçi arkadaşımız, gerçekten 58 bin lira emekli maaşı alıyormuş.

Eski zamanlarda lastik fabrikalarından çalışanların maaşı milletvekili maaşlarına denk olurmuş.

Emekliler de emekli milletvekili kadar maaş alırlarmış.

Lastik fabrikasından emekli arkadaşa ‘’Şu anda lastik fabrikalarında çalışanlar sizin emekli maaşını bile alamıyor. Böyle bir duruma nasıl gelindi. Ne oldu lastik işçisine’’ diye sordum.

Lastik işçisinin eski dönemlerde krallar gibi geçindiğini şimdi ise lastik işçinin halinin içler acısı olduğunu, suçun mevcut iktidarda olduğunu söyledi ama lastik işçinin sendikasına tek laf edemedi.

Emekli olmalarına rağmen hala Lastik-İş Sendikası’ndan korkuyorlar.

Nasıl bir sindirme yaşatmışlar işçilere?

Hala işçinin Lastik-İş Sendikası tarafından işverene ezdirildiğini ifade edemiyor, suçu siyasal iktidara atıyor.

Lastik işçinin söyleyemediğini ben söyleyeyim.

Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Abdullah Karacan dönemiyle başlayan işçi maaşlarındaki erime günümüzde de devam ediyor.

13 Kasım 2018 tarihinde ziyaret için gittiği Adapazarı Goodyear Lastik Fabrikası’nda yeri değiştirilen işçilerden birisi tarafından öldürülen Abdullah Karacan'ın muhteşem serveti 4 kızına kalmıştı.

Karacan'ın İstanbul Pendik ve Adapazarı’ndaki mülklerinin dışında Kocaeli'de onlarca daire, villa ve yalı, Adapazarı Çark Caddesi’nde çok büyük ve ultra lüks dev bir kafe, Pendik ilçesinin en işlek caddesi olan Gazipaşa Caddesi’nde 3 katlı dükkan ve çok yüklü miktarda da döviz ve altını olduğu biliniyordu.

Karacan'ın lüks yaşantıdan ödün vermeyen kızlarının Bahçecik’te deniz manzaralı 4 adet ultra lüks villada yaşadığı biliniyor.

Ayrıca aile bireylerinin Abdullah Karacan'ın ölümünden sonra kumarhanelerde çektirdikleri fotoğraflar çok konuşulmuştu.

Şu andaki yönetimin kumarhanelerden fotoğrafları daha basına düşmedi ama lastik işçinin hali dünden daha kötüye gidiyor.

İşverenle sendika el ele vermiş, işçi maaşlarını belirliyor.

Şu kadarını söyleyeyim, gerisini siz anlayın.

Lastik-İş Sendikası’nın işçinin promosyon ücretleri için bankalarla İstanbul’da yaptığı pazarlıklar ortaya çıksa işçi isyan eder.

Gerisini siz düşünün.

Gerçi fabrika içerisindeki bazı işçiler bütün bunları biliyor ve yeni bir yönetim oluşturmak için ciddi bir örgütlenme gösterseler de mevcut yönetim hemen harekete geçip, başkaldıran işçiyi gerektiğinde derdest bile ediyorlarmış.

Fabrikanın içinde bu yüzden sıkıştırılan çok işçi varmış.

Başkaldıranı hemen ezdiriyorlarmış, hem de arkadaşlarına…

Pasta çok büyük.

Lastik-İş Sendikası’nın eline geçen paranın miktarı akıl almaz boyutlarda yani.

Böyle paralar olmazsa milyonlarca dolarlık lüks otelleri nasıl yapacaklar?

Bir de ne lastik işçinin ne de aklı başında hiç kimsenin anlamadığı bir konu var.

İzmit’te çalışan işçinin aynı yerde neden beş yıldızlı lüks oteli olur?

Acaba Lastik-İş işçisi bir gün bile o otelde kalmış mıdır?

Otel kar ediyor, derseniz, o da yok.

Beş yıldızlı otel nedense her yıl zarar açıklıyor.

Öyleyse milyonlarca dolarlık beş yıldızlı lüks otel neden yapıldı?

Lastik-İş başkan ve yöneticilerinin görece misafirlerini ağırlamak için mi, yoksa Kocaeli’deki bazı beleşçi gazetecilerin kaçamak yapması için mi?

Daha neler var, neler?

Konuşacak o kadar çok şey var ki…

Zaman zaman bunu dile getirdim, yine devam edeceğim.

Yazarın Diğer Yazıları